<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Abd&#252;lkadir Kalay Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Yollarda</title>
<description>Yorgun bir adam vardı biraz değil çokça yorgun Kelimelerini sıkıştırdı valizinin her yanına Söylenmemiş olanlar… Bıraktı kalemlerini masa üstüne. Öyle ya ne gereği vardı? Söylenmiş olanlar yerinde kalsın, </description>
<link>https://www.antoloji.com/yollarda-30-siiri/</link>
<guid>2003673</guid>
<pubDate>2014-05-26T14:03:00+03:00</pubDate>
<author>Abdülkadir Kalay</author>
</item>
 <item>
<title>Ah-u Vah</title>
<description>Aşk yalnız ten kafeste Gözler göresi değil Vuslatı son nefeste Canlar veresi değil.  Her lahza çekilen âh! </description>
<link>https://www.antoloji.com/ah-u-vah-2-siiri/</link>
<guid>1893941</guid>
<pubDate>2013-07-30T16:41:00+03:00</pubDate>
<author>Abdülkadir Kalay</author>
</item>
 <item>
<title>Semaname</title>
<description>Deli sevdalar savurmuş saçlarını Kıskanırlar ay ve güneş Nice volkanlar patlar yüreğinde Set kurabilirler mi o yamaçlara? Muhtaç dolu muhtaçlıkta Can ne yapsın Cancağızsız? </description>
<link>https://www.antoloji.com/semaname-siiri/</link>
<guid>1808133</guid>
<pubDate>2012-12-26T21:14:00+03:00</pubDate>
<author>Abdülkadir Kalay</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Yeni Ankara Hikâyesi</title>
<description>Ona lacivertler şehri derlerdi. Bazıları da siyah-beyaz... Oysa şahsa özelmiş renkleri, meğersem renkli imiş. Herkese ayrı renk, ayrı pencere… Herkesin gözü farklı, hepimiz ahu gözlüyüz amma bakışlar aynı, görünen farklı.  Engin denizler, esen meltemler cezp eder yorgun insanı. Ya bozkırlar yok mudur onların âşıkları, sırdaşları? Kimine masmavi sular serin dalgalar, kimine sarı buğday başakları, yanık benizli Anadolu insanı. Kimine yeşil doğa, çam ağaçları, kimine yalnız dönüm başı çınarları. Kimine dere, tepe, kimine harman sayvanı.  Ankara Garının devasa pencerelerinden, vitrayca düşen ışık huzmelerinin hikâyesidir, ana düşendir, sıra, sıra geliveren cümleler. O gara yaklaşan, katar, katar çekilen trenin sesi, lokomotifin serzenişi.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-yeni-ankara-hikayesi-siiri/</link>
<guid>1691321</guid>
<pubDate>2012-03-12T20:01:00+03:00</pubDate>
<author>Abdülkadir Kalay</author>
</item>
 <item>
<title>Ayasofya</title>
<description>Sevdaları koyabilir misin fanusa Bilet kesebilir misin kapısında Kıyabilir misin pabuçlarınla basmaya Sen bunlara razı mısın Ayasofya?  Hazırlarken minare niyetine mimar, destekleri </description>
<link>https://www.antoloji.com/ayasofya-25-siiri/</link>
<guid>1515600</guid>
<pubDate>2011-02-15T16:26:00+03:00</pubDate>
<author>Abdülkadir Kalay</author>
</item>
 <item>
<title>İncesaz</title>
<description>Bir incesaz, çalar. Asude. Tanıdık bir tını ulaşır kulağa, Müjdeci olmalı..  Galiba, </description>
<link>https://www.antoloji.com/incesaz-3-siiri/</link>
<guid>1454705</guid>
<pubDate>2010-09-21T00:48:00+03:00</pubDate>
<author>Abdülkadir Kalay</author>
</item>
 <item>
<title>Şiirle Gelen</title>
<description>Şiirle gelen her ne varsa Gelmedi boşu boşuna Emekledi sevgi eskidi dizleri Palazlandı oldu aşk erken erdi ergene Demek bundan vasıl oldu muhabbet.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/siirle-gelen-siiri/</link>
<guid>1437471</guid>
<pubDate>2010-08-10T19:31:00+03:00</pubDate>
<author>Abdülkadir Kalay</author>
</item>
 <item>
<title>Serdengeçti</title>
<description>terse düştü baş tepetaklak tam terse börk düştü baştan yenini içeri alan askerden düştü kaldırılan kazanlardan aştan ve dahi başına dikilen taştan </description>
<link>https://www.antoloji.com/serdengecti-6-siiri/</link>
<guid>1405790</guid>
<pubDate>2010-06-08T19:44:00+03:00</pubDate>
<author>Abdülkadir Kalay</author>
</item>
 <item>
<title>Salıncak Altı</title>
<description>Yere değmez ayaklarım sallanırım bir salıncakta Salınırım kolon kolon bağlanan ağaç dalında Toprak akar altımdan sucasına Akar, akar – dere, dere – nehir, nehir Âdemoğlu Âdemler akar.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/salincak-alti-siiri/</link>
<guid>1364082</guid>
<pubDate>2010-03-24T00:05:00+03:00</pubDate>
<author>Abdülkadir Kalay</author>
</item>
 <item>
<title>Belde-i Tayyibe</title>
<description>Bir bakışın ufkunda silûet hatları Sonsuz noktalar birleşir İstanbul olur Tarih bir gencin not defteri yazılan çizilen Zaman tarih kırıntıları not düşülen Damlasa Boğaziçine yakalar şehir hatları.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/belde-i-tayyibe-2-siiri/</link>
<guid>1362498</guid>
<pubDate>2010-03-20T23:46:00+03:00</pubDate>
<author>Abdülkadir Kalay</author>
</item>
 <item>
<title>Dediler</title>
<description>dediler  gel git bakalım gel git gibi med cezir gibi varabilirsen kıyıya </description>
<link>https://www.antoloji.com/dediler-73-siiri/</link>
<guid>1349600</guid>
<pubDate>2010-02-26T14:27:00+03:00</pubDate>
<author>Abdülkadir Kalay</author>
</item>
 <item>
<title>Düş Düş Üstüne</title>
<description>Sözler duydum, sesler duydum, Makam zirgule... Durak verdim nokta ile virgüle, Kulak verdim ölümün küçük kardeşine. Gözler gördüm, Ben düşümde gözler gördüm, </description>
<link>https://www.antoloji.com/dus-dus-ustune-siiri/</link>
<guid>1341914</guid>
<pubDate>2010-02-13T17:07:00+03:00</pubDate>
<author>Abdülkadir Kalay</author>
</item>
 <item>
<title>Ben Serhat Şehri Edirne</title>
<description>Günebakanlar gibi döndü kubbeler güneşe Pınarlar fışkırıp kırk yiğit er başlar güreşe Eski Sarayın nâmı derin düşünce Kanunî Mimarinin adı şanı verilmiş izler Sinanî Şimdi seyrane geldi Hasan Sezai Gülşenî Çizilir Eski Caminin yeni duvarlarına </description>
<link>https://www.antoloji.com/ben-serhat-sehri-edirne-siiri/</link>
<guid>1315594</guid>
<pubDate>2010-01-04T00:33:00+03:00</pubDate>
<author>Abdülkadir Kalay</author>
</item>
 <item>
<title>Zaman Bendi Bursa</title>
<description>Bir lodos eser Keşiş Dağından, Uludağ'ın ıslığı olur gelir, İlk uğraktır kiremitler, Tutunurlar Bursa'ya bacağından.  İki cengâver izler Gümüşkubbe'yi, </description>
<link>https://www.antoloji.com/zaman-bendi-bursa-siiri/</link>
<guid>1311605</guid>
<pubDate>2009-12-28T19:12:00+03:00</pubDate>
<author>Abdülkadir Kalay</author>
</item>
 <item>
<title>İstanbul Lastiklerimin Altında</title>
<description>—Kim demiş eşyaların sesi duyulmaz diye? Ne kadar da onları cansız varlıklar olarak bilsek de, onları sadece kullanmaya layık görsek de... Bizlerse farkında değiliz; onlara eşya oluruz, bir ayna misali. Bu aynaların arkasında görünmeyen sırla, yansıtırız onlara kâinatta her ne varsa, ne kadar bencil olsak da. Bizden yansıyan laftan kıymetli sözlerimizin, düşten kıymetli düşüncelerimi-zin, kalpten kıymetli gönüllerimizin kırıntıları zerre miktarı da olsa, aslında biz olur çıkarız işin sonunda. Öyleyse kulak verelim eşya âlemine, bakmayalım - görelim, işitmeyelim – dinleyelim! İyice açalım gözümüzü, kulağımızı. Gözümüz göz, kulağımız kulak olsun. Bakın, bakın! Sesleri duyulmaya başladı inceden, inceden. Dinleyene, duyabilene aşk olsun vesselam.  Diyorlar ki Yunusça: Çünkü o çok konuştu onlarla.  “Bilmeyen ne bilsin bizi, bilenlere selam olsun, Görüp, duyanlara dize dizenlere selam olsun. </description>
<link>https://www.antoloji.com/istanbul-lastiklerimin-altinda-siiri/</link>
<guid>1310004</guid>
<pubDate>2009-12-25T20:35:00+03:00</pubDate>
<author>Abdülkadir Kalay</author>
</item>
 <item>
<title>Rıhtımsız Yalnız - Hattat Hâfız Osman</title>
<description>Sokak, sokak dolaşmadayım İstanbul’u, Yalnızlar rıhtımına bağlasam gemimi, Bulamadım yok böyle bir liman, Yalan! Yalan! Rıhtım olsa da yalnızın, Olur elbet anlık bir uğrak. </description>
<link>https://www.antoloji.com/rihtimsiz-yalniz-hattat-hafiz-osman-siiri/</link>
<guid>1271002</guid>
<pubDate>2009-10-17T16:43:00+03:00</pubDate>
<author>Abdülkadir Kalay</author>
</item>
 <item>
<title>Değilim</title>
<description>Okumuşum bunca kitap Meğerki okur değilim Dinlemişim onca rebap Değer ki yanar değilim  Altın sandım tenekeyi </description>
<link>https://www.antoloji.com/degilim-33-siiri/</link>
<guid>1204922</guid>
<pubDate>2009-06-23T01:49:00+03:00</pubDate>
<author>Abdülkadir Kalay</author>
</item>
 <item>
<title>Şair Ceketli Adam</title>
<description>Geziyor, Şair ceketli adam, geziyor ve yazıyor.  Zor tırmanır Çamlıca’ ya, Çamlıca kıyamda. Atsa adımını iner Paşakapısına, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sair-ceketli-adam-siiri/</link>
<guid>1123796</guid>
<pubDate>2009-02-15T23:26:00+03:00</pubDate>
<author>Abdülkadir Kalay</author>
</item>
 <item>
<title>Aşk İle</title>
<description>Sıcak akıntılar karşılaşırsa soğukla, Eşya bellidir zıddıyla. Kalp çatlarsa tam ortasından, Gönül fışkırırsa nurunla büyük kâinata, Büyük sığmıştır küçük kâinata.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ask-ile-14-siiri/</link>
<guid>1106405</guid>
<pubDate>2009-01-21T21:57:00+03:00</pubDate>
<author>Abdülkadir Kalay</author>
</item>
 <item>
<title>Vefa</title>
<description>Yakalanmışım söz verme hastalığına, O hastalığın şifası vefa, Şifa şifa ey şifa! Şifa vefada.  Kimin köyüsün Vefa? </description>
<link>https://www.antoloji.com/vefa-85-siiri/</link>
<guid>1070257</guid>
<pubDate>2008-11-25T22:14:00+03:00</pubDate>
<author>Abdülkadir Kalay</author>
</item>
 </channel>
</rss>
