<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title>
<link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi.  Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Anzelha</title>
<description>Ateş şirkin bağrında kavururken âlemi İbrahim’i sevdalar yüklenirken o demi Azer bir hoş olmuş gel gör beni âdemi Sen onu gördün mü Mezopotamya Anzelha? Güneş inanca doğar sen ağlarken sabaha  Nemrudi düşünceler sarmış engin ovayı </description>
<link>https://www.antoloji.com/anzelha-siiri/</link>
<guid>2359414</guid>
<pubDate>2017-06-04T19:28:00+03:00</pubDate>
<author>Tarık Torun</author>
</item>
 <item>
<title>Sözden Ve Özden Azip Sapinca Insan</title>
<description>Evet sözdür, yasadigi hayatin birikimlerinden eleyip süzüp gözlemledigikleriyle kisisel varligini katan ve katki sunan büyümüs gelismisligin, bütün anlam icerik öznel nesnel deger ve kavramlariyla özbenligini karakterlesmeye dair  edep yahut edebiyat önce söz, sonra INSANDIR… Sözle baslar sözle biter sevgi saygi hak hukuk bilinc bellek yol yöntem yordam egitim inanc fikir düsünce ahlak irade aliskanlik cesaret söylem eylem kültür güven paylasim emek üretim yurt yuva huzur saglik yahut tersi, kin nefret garez yagma sömürü yalan talan sahtekarlik riyakarlik fitne fuhus furya hirs ihtiras tarumar tehdit saldiri kusatma isgal nefret soygun sefalet yozlasma eziyet tecavüz haksizlik hukuksuzluk bencillik gaddarlik maraz ve yikim INSAN degerliligi veya INSANLIK DISI MAHLUKLUK.. Bu yüzden sanatin bütün dallari ve siyaset edebiyat egitim bilim ekonomi teknoloji felsefe inanc ulasim iletisim dünyasi topraginda agaclarin arabalarin yollarin evlerin binalarin daglarin denizlerin derelerin tepelerin ortakca durdugu hayat zenginliginin sorumlulugunu en az kendi varligi degeriyle yüklnip tasirken, ayni zamanda sokaginin mahlesinin ilinin bölgesinin toplumunun aklinin fikrinin ahlakinin adaletinin iradesinin gözünün gönlünün davranisinin düsüncesinin tariminin topraginin kültürünün özünün itibarinin hakkinin hukukunun huzurunun dirliginin tarihinin dilinin dününün yarininin insanliginin ve dünyasinin da ayni degerde sahiplenip sorumlulugunu tasimalidir. Yoksa nasil olsa önüne ne gelirse caresizliginin kulluk  köleligine depesinden asagi dikip hic tereddütsüz midesine indiriyor yaklasimindan haram hrsiz soygun vurgun sömürü yagma yikim kazancina ortak haydut ve kahpeligin ASKi MEMNU`sunu bütün toplumsal cöküslere dondurup buzullastiran keyfibuyruklugun hic degismeyen kahir ve küfür malzemesi olarak yapistigi yerde defin receteligine yazilir bozulur sohbetsiz toplumsuz suskunlugu bagirip cagiran edep edebiyat ve söz… Kisik kurak köhne ve körükörüne siddeti nefreti ayrismayi bozulmayi AV NIYETIYLE güttügü toplumsuzluga köpürüp kusa kusa, bütün bulasmis kalemlerin en ön safta ekranda veya sayfada servislesmis dekorculuk yaptigini alismis afyonlasmis damar tikanikligindan yazan cizen yapan imar veya imal edenler, olusturduklari mükemmel sekilciligin kendinden öncesini devralip kendinden sonrasini kendine kapatip kusatan zangur zungur zirvaciliktan beyin ve beden cerahatciligi yaparlar. Bu yüzden cok tüketilenler arasinda olmaya bütün maharetini ve mahramiyetini teslim ederek kendine kutsanmis TANRICILIK ayari cekenlerin ön kapak ünlüleriyle sinema sanat moda müzik siyaset ekonomi resim mimari ilim bilim borsa egitim spor saglik tarikat gida türlü INSAN SEKTÖRCÜÜGÜ, hayatina uyusturarak müdahale ettikleri toplumun hangi harabeye yerlesip icinden cikamayacagi yenilmislik yitiklik kopukluk caresizlik talan tecavüz sömürü soygun yikim yozlastirmalara ugramisligini hic mi hic umursayip gaileye almaksizin, yani soyup sömürüp ezip bozduguyla birakan karli kszancin disinda hicbir sonraki insanlik ölümünün zerrece derdi cabasinda olmayan sorumsuzlugun daniskasini yaparken,ayati birbirinden bölüp parcalayip ayirip koparip kaliplara sokarak iliskisi iletisimi olmamanin sekilciligini suretlenip, Ask, Sevgi, Adalet, Yurt, Özlem, Baris, Demokrasi gibi karsiligi hic kendilerinde bulunmayan anlam deger ve kavramlari hic kimselere birakmaksizin örseleyip kurcalayip  yipranmis yozunmus harabeligin calismaz islemez haline koyarlar. Sonra da gida teknisyenleri bir taraftan sifa doktorcuklari diger taraftan tarikat din tezgahtarcilari her taraftan cinsel güc artirimcilari yandan kenardan ot cöp fal …kim kimi niye hangi dere kenarinda hangi bicakla nasil ve kimse görmeden everme bosama sabah aksamci salon kesmekescileri kiyidan köseden evet hayir tekkarar acik oturtma orturumculari en derin karanliktan fenerden trafodan….`siz sakin ha yerinizden kimildamayin, gömülün yayilin devrilin ayilin bayilin biz sizin hayatinizi sizin icin  yasar size diledigini kiyakta tabut servis ederiz ` saglik ilim fen tip teknoloji edep sanat veya edebiyetciligi yikar yosar her kustugunu tereddütsüz tüketmekten baska caresizlige kalakalmis olan topluma. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sozden-ve-ozden-azip-sapinca-insan-siiri/</link>
<guid>2353790</guid>
<pubDate>2017-05-18T13:20:00+03:00</pubDate>
<author>Seyfi Karaca</author>
</item>
 <item>
<title>Kocaman Yürek</title>
<description>kocaman bir yürek içinde anlam içinde mana içinde iç var neyin gücü yeterki buna içinde İNANÇ var </description>
<link>https://www.antoloji.com/kocaman-yurek-2-siiri/</link>
<guid>2352291</guid>
<pubDate>2017-05-13T14:20:00+03:00</pubDate>
<author>Aydın Gürz</author>
</item>
 <item>
<title>Umudum Var</title>
<description>Ben hiç yıkılmadım Çünkü inancım ve umudum var İnanç ve umut her şeye yeter İnanç yoksa umut yoktur Umut ettim ben zindan içinde hür kalbimle Hasretimi hep duvarlara nakşettim </description>
<link>https://www.antoloji.com/umut-1031-siiri/</link>
<guid>2351719</guid>
<pubDate>2017-05-11T18:59:00+03:00</pubDate>
<author>Sinan Bayram</author>
</item>
 <item>
<title>Ne Varsa ...</title>
<description>Konuşmak istediğimi konuşamam da!... bazen üç beş satır yazarım ... Önemseme bahar sabahım ... Yazarım üç beş satır tüm kalabalık cümlelere ve susarım tüm kalabalık laflara inat önemseme ... yalnızca bak... </description>
<link>https://www.antoloji.com/ne-varsa-18-siiri/</link>
<guid>2351495</guid>
<pubDate>2017-05-10T20:19:00+03:00</pubDate>
<author>Engin Ertürk</author>
</item>
 <item>
<title>Uzaylı Gerçeği Kabullenilirse  5</title>
<description>İnanç, lazım ve gerçek üstelik de hakikat, Rab inancı muhakkak yükseltir seni kat kat…  Rab ise yalnız ALLÂH(c.c.) işine gelmese de, Netliği ürkütüyor sorun var nefislerde…  Dinmesin istiyorsun kargaşalarınızı, </description>
<link>https://www.antoloji.com/uzayli-gercegi-kabullenilirse-5-siiri/</link>
<guid>2347585</guid>
<pubDate>2017-04-30T20:14:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Tevfik Temiztürk</author>
</item>
 <item>
<title>Uzaylı Gerçeği Kabullenilirse  2</title>
<description>Bu bize ağır gelir çünkü durum hakikat, Bencilliklerimiz var kurulmuyor barikat…  Hakk’a yol olduğunda kargaşa tetiklenir, Hak hakkımız değil MASA’mız tetiktedir…  Konuşur yaşam yoktur konuşur UFO yoktur, </description>
<link>https://www.antoloji.com/uzayli-gercegi-kabullenilirse-2-siiri/</link>
<guid>2347582</guid>
<pubDate>2017-04-30T20:12:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Tevfik Temiztürk</author>
</item>
 <item>
<title>Buruk Bu 23 Nisan</title>
<description>Buruk bu 23 Nisan. Burukluk duyuyor insan. Ah! Demokratik Cumhuriyetimiz. Bu hallere düşer miydin? Sanayi toplumu olabilseydik, biz. 23.04.2017 F.L.A. </description>
<link>https://www.antoloji.com/buruk-bu-23-nisan-siiri/</link>
<guid>2344702</guid>
<pubDate>2017-04-22T17:38:00+03:00</pubDate>
<author>Fatih Lütfü Aydın</author>
</item>
 <item>
<title>Sanal Kültür Ve Yalan Medeniyeti Devam Edemez! .</title>
<description>Dedikodu, evham, tutku, heyecan, cehalet ve hırslar;  bazen pireyi deve yaptırır, bazen de olmamış bir şeyi, varmış gibi gösterir sahibine. Bunu önyargı, öngörü ve beklentiler de tetikler tabi. Sınama, araştırma, kıyaslama, sorgulama, test etme,  belgelendirme gibi yöntemlere de başvurulmayınca, bireyler gönüllü olarak yalan medeniyetinin ferdi oluverirler. Genel olarak dünyayı gözlemlediğimizde; Kişiler kendisiyle çelişkili, Ailelerde kavga var Mahallede kargaşa var </description>
<link>https://www.antoloji.com/sanal-kultur-ve-yalan-medeniyeti-devam-edemez-2-siiri/</link>
<guid>2340055</guid>
<pubDate>2017-04-06T14:19:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Rıza Malkoç</author>
</item>
 <item>
<title>15 Temmuz Unutulmayacak  4</title>
<description>Bu ne asi kalkışma bu ne büyük gaflettir! Bu ne büyük hainlik bu ne yoz ihanettir!  Unutur mu yarınlar böyle vicdansızlığı? Hakk’a layık görülen bu acımasızlığı…  Rab’den emredilen inanç ve din bu değil, </description>
<link>https://www.antoloji.com/15-temmuz-unutulmayacak-4-siiri/</link>
<guid>2334101</guid>
<pubDate>2017-03-22T16:58:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Tevfik Temiztürk</author>
</item>
 <item>
<title>Kargaşalarımız Hiç Dinmeyecekti</title>
<description>Bir şeylerimiz eksik yanlış düşünceler var, İnanç da kâr vermiyor bencilliklerimiz var…  Doymayı bilmiyoruz daha daha diyoruz, Dünya’yı verseler yine yetinmiyoruz…  Cennet için bile tersiz, kargaşa çıkartırlar, </description>
<link>https://www.antoloji.com/kargasalarimiz-hic-dinmeyecekti-siiri/</link>
<guid>2330365</guid>
<pubDate>2017-03-11T17:57:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Tevfik Temiztürk</author>
</item>
 <item>
<title>Mesele</title>
<description>Mesele;  Aynı inanç ve bakış açısında olup, Eleştiri yapmamak değil. Farklı inanç ve bakış açısında olup, Nefret dili kullanmadan, Konuşup, tartışabilmektir.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/mesele-62-siiri/</link>
<guid>2328805</guid>
<pubDate>2017-03-05T18:12:00+03:00</pubDate>
<author>Özcan Öztürk</author>
</item>
 <item>
<title>Odun</title>
<description>Bir insanın  Hayata bağlayan köklerini keserseniz. Aile, İnanç, Vatan, Bayrak... Unutmayın! Geriye benim gibi bir odun kalır.  27 Şubat 2013 </description>
<link>https://www.antoloji.com/odun-29-siiri/</link>
<guid>2328228</guid>
<pubDate>2017-03-03T12:33:00+03:00</pubDate>
<author>Özcan Öztürk</author>
</item>
 <item>
<title>Rab Kitaplar Göndermişti</title>
<description>Umurumuzda mıydı gibi yanlış tavırlar, Herkeste başıboşluk Hakk’a başkaldırılar.  Sanki namaz, oruç, haç üç beş ihtiyar için? Zekât, zaten yok gibi pek uymuyoruz niçin?  Bencilliğimizden mi inanç önemsenmiyor, </description>
<link>https://www.antoloji.com/rab-kitaplar-gondermisti-siiri/</link>
<guid>2324161</guid>
<pubDate>2017-02-18T01:13:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Tevfik Temiztürk</author>
</item>
 <item>
<title>Kutsalımı Mâdeb Yaptım Kendime...</title>
<description>Kadın adamın sol tarafına dokunup dedi ki; nedir beni burada kutsayan şey. Adam şöyle der; bir kalpten fazlasıdır elbet. Bir bilinç, bir var olma ve yok olmanın bilincidir. Kutsalını bu imanla kuran bir aşkın bilincidir. Kadın; anlamadı elbet ama şöyle dedi; bu dediklerin günah, hangi insan bir mabed olabilir ki yada kalbinde yarattığın mabede hangi kadın günahına ortak olmak ister ki.. Adam güldü elbet. sonra dedi ki; günaha bulaşmayan insan kutsala ihtiyaç duyabilir mi, mabed yaratabilir mi? hatta tanrı'ya bile ihtiyaç duyabilir mi? Kadın sustu ve adam susmadı elbet.. Bir cehennem ütopyasıyla yaşıyorsun kadın ve günahlarının kefaretini oraya saklıyorsun, bir bilinmeze satıyorsun her şeyi.. Oysa ben senle günaha bulaştım ve günahkarlığımı senin sunduğun cehennemde yaşıyorum. Ve aslında ‘’mabed'ime, kutsalıma söz uzatmak günah...’' Kadın susmadı, susmak günahların en büyüğüydü şimdi. Ve dedi ki mabedini yıkmak borcum olsun. Günahlarını bölüşmeye ve sende tekrar insan olmaya geleceğim. Adam, bu umudu zulasına koydu. İnançsızlık ve umutsuzluk bertaraf edildi kadın tarafından. beklemek ibadetti artık.. Ama gelmedi kimseler. Günahını-cehennemini bölüşecek kadın, kötü bir tanrı gibi ihanet etti. Ve o günden beri yaratılan mabed bir sığınak değil; acıyı tanrılarla, o kadınla bölüşemeyen bir adamın kendini her an öldürdügü bir yer olarak kaldı... Sonrası iskencenin bilinciydi sadece. Acı ile yoğrulmanın bilinci.. Ve İnsan olmanın zaafı, belki de insanoğlunun kendi intiharının meşru dayanağı.. Bu sefer de adam anlamadı, sustu öylece. Mabedini yıkacak inancsizligida cesaret edemedi, secdesinden de kalkamadı. Ve son sözünü düştü; tek başına bir hakikate inanmak eksik bir tanım biliyorum. Bu yüzden inancsizliğını sorgulayamam tanrı'çam. Çünkü dinime geçmen ateş pahası. Zira ateşi göze almakta inanç ister. Ve sen her temelde bunu taşıyamayacak kadar soyutsun ve inkarcı. O yüzden cehennemden sorumlusun.. Kutsal hakkı için; artık mabedimin her köşesinde-her zerresinde ateistsin... </description>
<link>https://www.antoloji.com/kutsalimi-madeb-yaptim-kendime-siiri/</link>
<guid>2318199</guid>
<pubDate>2017-01-29T02:24:00+03:00</pubDate>
<author>Ayhan Bilen</author>
</item>
 <item>
<title>'“Teoloji” Yazım</title>
<description>Teoloji  Teoloji: İlahiyat, Yunanca “Theos”, “Tanrı” kökeninden; tanrıbilim. Güncelde, din bilimleri! Dini, bir bilim olarak ele almak, incelemek ile dini benimsemek ya da savunmak konusunu birbirinden ayıracak kadar bilmekte fayda var! Tanımlar üzerinde takılmadan ve çok fazla iddialı olmadan “Din” ve ona temel olan “Tanrı” konusunu irdelemek, “Din bilimi” kapsamında herkes için mümkün! “Din” ve “Tanrı” konusunun, insanlığın bilinç ve aklının gelişimiyle paralel olarak geliştiğini söylemek mümkün! Eski dönemlerde önemsenen ve insanların ihtiyacı olan şeylerin başında gelen güç, kudret gibi özellikleri temsil eden, “İlah” ve “İlahlık” konusu! İlk dönemlerde bu güç ve kudrete sahip olan insanlara “İnsan ilah” denilmiş, kabul görmüş! İnsan ilahların, ölmesi ya da hastalanması diğer insanların kabulünü azaltıyor, bunu aşmak veya ikna için “Yarı insan, yarı ilah” sunumu getirilmiş; daha sonraları İlahlar göğe çıkıyor ve yerde onları temsil eden “Put” ya da benzeri somut şeyler kullanılıyor. Aracılar ise yine insan! Bu alandaki aracılık, diğer insanlar ile “İlah” arasındaki bilgi ve emir alışverişi! Aracıların “Güven” konusu önem kazanıyor ve devamında aktarılan bilgilerin zaman içerisinde değişmesi konusu var! Pagan dönemlerde “Tanrı” daha somut olarak düşünülüyor; güç, kudret sahibi ve ihtiyaçların karşılanmasında yardım istenecek bir makam! Pagan dönemlerde “İlah” hem mekan veya özellik olarak tanımlanabiliyor hem de sahip olduğu güç ve kudretin cinsine göre sınıflanabiliyor; bazı da hepsi daha kapsamlı tek olanda toplanabiliyor! “Çok tanrılı” veya “Tek tanrılı” ayrımı, “Pagan” dönemi tek başına açıklamaz! İlahların işlevleri ve güçleri üzerinden “Çok tanrılı” anlayışlar, olduğu gibi tüm güçleri tek bir çatıda toplamak da mümkün! Toprak, hava, ateş, su unsurlarına hükmetmek, ayrı ayrı düşünüldüğünde “Yer tanrısı”, “Gök tanrısı” ve diğer unsurlar için düşünülebilir! Hepsini kontrol eden için “Tek” olan da düşünülebilir! Burada önemli olan, insanlığın somut elle tutulur ihtiyaçlarının karşılanması beklentisine dair oluşan birikim! Pagan dönemi bilgi birikintisi, somut elle tutulur ihtiyaçlara dair olmuş! Yukarıda “Din” ve “Tanrı” konusunun, insanlığın bilinç ve aklının gelişimiyle paralel olarak geliştiğini söylemiştim. İnsanlık gelişince temel olan inançlar da gelişiyor! Mesela “Çok tanrı” yerine “Tek tanrı” kabulü ağırlık kazanıyor! Tanrıya veya tanrılara mekan belirlemesi de ortadan kalkıyor! “Yerde”, “Gökte” gibi sınırlayıcı ifadeler yerine “Her yerde”, “Hiçbir yerde” şeklinde daha kapsamlı ve sınırsız anlayış geliyor! Pagan dönemde somut şekil üzerinden düşünülen “İlah” veya “İlahe”, erkek ve dişi gibi cinsiyet belirlemesi ile sınırlanıyor iken bu da değişiyor ve “Eşi benzeri olmayan, doğmamış, doğurulmamış” gibi sınırsız düşünülüyor! Pagan dönemde çok önemsenen  “Tanrıça”, dişi imajının ağırlık ve önem kazanmasına sebep gibi düşünüldüğünden daha sonraları “Tanrı” cinsiyetsiz düşünülüyor ve bu tepki dişiler aleyhine bir birikimi de tetikliyor! Sonraları dişiler, öğretilerde eski önemini kazanamadığı gibi geriye doğru da savruluyor! Pagan dönemindeki “Din”, bu işlevsel bilgilerin birikimi şeklinde açığa çıkıyor! Sonraki aşamalarını biliyorsunuz! İnsanlık, ilk dönemlerde somut ihtiyaçlarına, somut çözüm aramış; geliştikçe, soyut ihtiyaçlarının da olduğu görülmüş ve soyut çözümler de geliştirilmiş! Kapsam, somuttan soyuta doğru genişlemiş! </description>
<link>https://www.antoloji.com/teoloji-yazim-siiri/</link>
<guid>2315693</guid>
<pubDate>2017-01-21T05:14:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Bektaş</author>
</item>
 <item>
<title>İnanç Cennet Hallidir</title>
<description>İnanç cennet hallidir cennet halde başta cennetten çıkma fikir çok olur İnançsızlık cennetsiz hallidir cennetsiz halde başta cennetten çıkma fikir yok olur Sedat hünkar (Karamecnun delioğlan) </description>
<link>https://www.antoloji.com/inanc-cennet-hallidir-siiri/</link>
<guid>2311683</guid>
<pubDate>2017-01-06T15:24:00+03:00</pubDate>
<author>Sedat Hünker</author>
</item>
 <item>
<title>Kurban Kutsal İnanç</title>
<description>Kurbandan kutsal inanç kutsal inançtan güzel amel baş hal çıkar güzel halden baş kalp göz dil kulak güzel çok doğar Kurbansızlıktan kutsalsız inanç kutsalsız inançtan çirkin amel baş hal çıkar çirkin halden baş kalp göz dil kulak güzel yok doğar Hazreti yazır </description>
<link>https://www.antoloji.com/kurban-kutsal-inanc-siiri/</link>
<guid>2310112</guid>
<pubDate>2016-12-30T21:20:00+03:00</pubDate>
<author>Sedat Hünker</author>
</item>
 <item>
<title>'“Belirsizlik” Yazım</title>
<description>Belirsizlik  Kuantum fizikteki “Belirsizlik ilkesi” konusunu hatırlayalım yeterlidir. Fizikçilerin çok daha kapsamlı olarak bildikleri bir konu olması nedeniyle o konuyu onlara bırakmakta fayda var. Belirsizlik üzerinde felsefe yapmak daha kolay gibi görünse de içine girince kolay olmadığı anlaşılıyor!  Kuantum alanda (2. Boyut)   “Belirsizlik”, gözlemci (1. Boyut)   tarafından çökertilir ve 3. Boyuta, bu çökertme sonucu belirlenen yansır! 3. Boyut için yani madde alanı için “Gözlem” ile sınırlanan bir alan söz konusudur. 3. Boyutta “Belirsizlik” mümkün değildir! Çünkü 3. Boyuta çıkan bir madde, zaten belirlenmiş ve belirsizlik durumu çökertilmiştir; yoksa 3. Boyutta zaten olmazdı!  “Belirsizlik”, her şeyin-halin olma ihtimalinin potansiyel olduğuna işaret eder! “Belirlemek” ise bu potansiyel alanda yapılan bir sınırlamayı işaret eder! Yani belirlenen “Kader”, 2. Boyutta levhada yazılır, 3. Boyutta “Kaza” şeklinde maddi alanda oluşur! </description>
<link>https://www.antoloji.com/belirsizlik-yazim-siiri/</link>
<guid>2307574</guid>
<pubDate>2016-12-22T00:27:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Bektaş</author>
</item>
 <item>
<title>İnanç Çağı</title>
<description>İNANÇ ÇAĞI  Suyun altından boğaz, iki koldan geçildi Marmaray, Avrasya’yla; yeni bir çağ açıldı…  20/12/’16 Hanifi KARA </description>
<link>https://www.antoloji.com/inanc-cagi-siiri/</link>
<guid>2307285</guid>
<pubDate>2016-12-21T11:49:00+03:00</pubDate>
<author>Hanifi Kara</author>
</item>
 </channel>
</rss>
