<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title>
<link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi.  Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Güllü Gün</title>
<description> Dün, bugün, yarın ömrün törpüsü, Sağlık, spor, aşk, gezi ömür örtüsü, Aksi halde önündeki sırat köprüsü, Öte dünyayı bilmem de bu dünyada; Gününü gül et, allah’a kalsın ötesi.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/gullu-gun-siiri/</link>
<guid>2358761</guid>
<pubDate>2017-06-02T18:29:00+03:00</pubDate>
<author>Turan Yükseloğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Bowling</title>
<description>Spor deyince futbol gelse de akla, Oynayacağın birçok spor dalı var, Her sporda yarıştığın zaman hakla, Sevip başaracağın çok spor dalı var…  Bizim İnsanımız alışmış hep futbola, Tabi futbol koşarak oynanır ayakla, </description>
<link>https://www.antoloji.com/bowling-siiri/</link>
<guid>2356991</guid>
<pubDate>2017-05-28T16:24:00+03:00</pubDate>
<author>İhsan Hasan Kaya</author>
</item>
 <item>
<title>Yeter Ki İradenize Sahip Olun</title>
<description>Herkesin bir dolu zaafı var. Bunlar karşısında bir çoğumuzun iradesi zayıf düşüyor maalesef. Bu durumda da olanlar bize oluyor, eğer ki irademizi güçlendirmez isek, maddi manevi bir takım zararlara uğramamız da kaçınılmaz oluyor...   Eşeleyelim bakalım, ne zaaflarımız var ve bunları nasıl kontrol altına alırız? Almamızda lazım zaten yaş kemale erdi neredeyse dede olacak olgunluktayız. Ta çocukluktan beri devam eden şans oyunları hastalığımdan seneler önce kurtulmuştum lakin kurtulana kadar neler neler çektim, anlatsam ciltler dolusu roman olur. İşte birinci cilt... Önce kare şeklinde spor toto vardı, bizim yaşımız tutmazdı ve annemize imzalatırdık oynadığımız kuponu götürür bir bayiye yatırırdık. Bazen de o toto kağıtları ile amiral battı oynardık. Bir gün hiç unutmuyorum, cebimde param her nasılsa bol, tuttum otuz tane milli piyango bileti aldım. Olta mızı attık başladık beklemeye... Dokuz, on dokuz, yirmi dokuzunda çekilirdi hep bilirsiniz... Yok arkadaş yok, ne ola ki bir tanesine amorti çıksa, o da na mümkün. Sonra Sayısal Loto, şans topu, kazı kazan, daha sonrasında iddia, at yarışı, diğer bir adı da dıgıdıktır hastaları arasında... Düşünüyorum, düşünüyorum, sadece düşündüğüm ile kalıyorum bir yere varamıyorum. Hem param gidiyor, hem sağlığım, hem sinirim bozuluyor. En nihayetinde yok dedim Ahmet bu böyle olmayacak. Sen bu kadar iradesiz misin ki bunların esiri oluyorsun? Bir an önce kurtulman lazım bu saçmalıklardan. Kendi kendime telkinlerde bulunuyorum. ''Ahmet bilet alma bilet alma.'' duruyorum duruyorum tekrar... ''Ahmet Loto oynama Loto oynama bu hafta çekiliş yokmuş zaten oynama.'' aklıma geliyor tekrar ''Ahmet kazı kazan çekme kazı kazan çekme aslına bakarsan o kazı kazıklan kazı kazıklan, yapma Ahmet otuz milyon bilet var büyük para kazanan on kişi yapma etme, gitme.''   Böyle beyin yıkaya yıkaya, (Kendi beynim haliyle) seneler önce kurtuldum, bu işten ki tam da neredeyse bana plaket verecekmiş Şans Oyunları Genel Müdürlüğü... Aman canım istemez plaket milaket, benden uzak Allah'a yakın olun. Gölge etmeyin yeter... </description>
<link>https://www.antoloji.com/yeter-ki-iradenize-sahip-olun-siiri/</link>
<guid>2355260</guid>
<pubDate>2017-05-23T10:59:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Zeytinci</author>
</item>
 <item>
<title>Kutlama -  Mustafa Kemal Atatürk</title>
<description>** Aynı zamanda Ulusal Önderimiz Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün doğuşunun 136. yılı olan 19.Mayıs.2017 Gençlik Ve Spor Bayramımız Hepimize Kutlu Olsun...** </description>
<link>https://www.antoloji.com/kutlama-mustafa-kemal-ataturk-siiri/</link>
<guid>2354241</guid>
<pubDate>2017-05-20T00:08:00+03:00</pubDate>
<author>Işık German Ersoy </author>
</item>
 <item>
<title>Geliyor Geliyor</title>
<description>Geliyor Geliyor  Mavi mavi mas mavi Altın sarısı sırma saçlı Uzun boylu selvi soylu Samsun dan bir güneş doğar gibi Mustafa Kemal Atatürk </description>
<link>https://www.antoloji.com/geliyor-geliyor-3-siiri/</link>
<guid>2353842</guid>
<pubDate>2017-05-18T16:40:00+03:00</pubDate>
<author>Gül Keleş</author>
</item>
 <item>
<title>Sözden Ve Özden Azip Sapinca Insan</title>
<description>Evet sözdür, yasadigi hayatin birikimlerinden eleyip süzüp gözlemledigikleriyle kisisel varligini katan ve katki sunan büyümüs gelismisligin, bütün anlam icerik öznel nesnel deger ve kavramlariyla özbenligini karakterlesmeye dair  edep yahut edebiyat önce söz, sonra INSANDIR… Sözle baslar sözle biter sevgi saygi hak hukuk bilinc bellek yol yöntem yordam egitim inanc fikir düsünce ahlak irade aliskanlik cesaret söylem eylem kültür güven paylasim emek üretim yurt yuva huzur saglik yahut tersi, kin nefret garez yagma sömürü yalan talan sahtekarlik riyakarlik fitne fuhus furya hirs ihtiras tarumar tehdit saldiri kusatma isgal nefret soygun sefalet yozlasma eziyet tecavüz haksizlik hukuksuzluk bencillik gaddarlik maraz ve yikim INSAN degerliligi veya INSANLIK DISI MAHLUKLUK.. Bu yüzden sanatin bütün dallari ve siyaset edebiyat egitim bilim ekonomi teknoloji felsefe inanc ulasim iletisim dünyasi topraginda agaclarin arabalarin yollarin evlerin binalarin daglarin denizlerin derelerin tepelerin ortakca durdugu hayat zenginliginin sorumlulugunu en az kendi varligi degeriyle yüklnip tasirken, ayni zamanda sokaginin mahlesinin ilinin bölgesinin toplumunun aklinin fikrinin ahlakinin adaletinin iradesinin gözünün gönlünün davranisinin düsüncesinin tariminin topraginin kültürünün özünün itibarinin hakkinin hukukunun huzurunun dirliginin tarihinin dilinin dününün yarininin insanliginin ve dünyasinin da ayni degerde sahiplenip sorumlulugunu tasimalidir. Yoksa nasil olsa önüne ne gelirse caresizliginin kulluk  köleligine depesinden asagi dikip hic tereddütsüz midesine indiriyor yaklasimindan haram hrsiz soygun vurgun sömürü yagma yikim kazancina ortak haydut ve kahpeligin ASKi MEMNU`sunu bütün toplumsal cöküslere dondurup buzullastiran keyfibuyruklugun hic degismeyen kahir ve küfür malzemesi olarak yapistigi yerde defin receteligine yazilir bozulur sohbetsiz toplumsuz suskunlugu bagirip cagiran edep edebiyat ve söz… Kisik kurak köhne ve körükörüne siddeti nefreti ayrismayi bozulmayi AV NIYETIYLE güttügü toplumsuzluga köpürüp kusa kusa, bütün bulasmis kalemlerin en ön safta ekranda veya sayfada servislesmis dekorculuk yaptigini alismis afyonlasmis damar tikanikligindan yazan cizen yapan imar veya imal edenler, olusturduklari mükemmel sekilciligin kendinden öncesini devralip kendinden sonrasini kendine kapatip kusatan zangur zungur zirvaciliktan beyin ve beden cerahatciligi yaparlar. Bu yüzden cok tüketilenler arasinda olmaya bütün maharetini ve mahramiyetini teslim ederek kendine kutsanmis TANRICILIK ayari cekenlerin ön kapak ünlüleriyle sinema sanat moda müzik siyaset ekonomi resim mimari ilim bilim borsa egitim spor saglik tarikat gida türlü INSAN SEKTÖRCÜÜGÜ, hayatina uyusturarak müdahale ettikleri toplumun hangi harabeye yerlesip icinden cikamayacagi yenilmislik yitiklik kopukluk caresizlik talan tecavüz sömürü soygun yikim yozlastirmalara ugramisligini hic mi hic umursayip gaileye almaksizin, yani soyup sömürüp ezip bozduguyla birakan karli kszancin disinda hicbir sonraki insanlik ölümünün zerrece derdi cabasinda olmayan sorumsuzlugun daniskasini yaparken,ayati birbirinden bölüp parcalayip ayirip koparip kaliplara sokarak iliskisi iletisimi olmamanin sekilciligini suretlenip, Ask, Sevgi, Adalet, Yurt, Özlem, Baris, Demokrasi gibi karsiligi hic kendilerinde bulunmayan anlam deger ve kavramlari hic kimselere birakmaksizin örseleyip kurcalayip  yipranmis yozunmus harabeligin calismaz islemez haline koyarlar. Sonra da gida teknisyenleri bir taraftan sifa doktorcuklari diger taraftan tarikat din tezgahtarcilari her taraftan cinsel güc artirimcilari yandan kenardan ot cöp fal …kim kimi niye hangi dere kenarinda hangi bicakla nasil ve kimse görmeden everme bosama sabah aksamci salon kesmekescileri kiyidan köseden evet hayir tekkarar acik oturtma orturumculari en derin karanliktan fenerden trafodan….`siz sakin ha yerinizden kimildamayin, gömülün yayilin devrilin ayilin bayilin biz sizin hayatinizi sizin icin  yasar size diledigini kiyakta tabut servis ederiz ` saglik ilim fen tip teknoloji edep sanat veya edebiyetciligi yikar yosar her kustugunu tereddütsüz tüketmekten baska caresizlige kalakalmis olan topluma. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sozden-ve-ozden-azip-sapinca-insan-siiri/</link>
<guid>2353790</guid>
<pubDate>2017-05-18T13:20:00+03:00</pubDate>
<author>Seyfi Karaca</author>
</item>
 <item>
<title>Top Yuvarlak Kazanan Dört Köşe Kaybeden Ters Köşe</title>
<description>Futbol günümüz dünyasında en popüler spor dalı olmayı açık ara sürdürüyor. Başka başka sporlar, boks gibi, basketbol gibi, atletizm gibi, zaman zaman tahtını zorlasa bile, onun seyirci potansiyeline ve insanları çekiciliğine çok da fazla yaklaşamıyorlar... Kazanmak her zaman gurur veriyor tabi ki sporda da başka başka şeylerde de... Son zamanlarda fanatiklik aldı başını yürüdü... Bu sadece bize özgü değil, bütün dünya da fanatizm futbolu, futbolcuyu ve seyirciyi avucunun içine aldı... Rakip takımın futbolcuları ve seyircileri adeta düşman bir ülkenin askerleri gibi gözüküyor öbür takımın taraftarlarının gözüne... Oysa böyle mi olmalı? Hani spor dostluk ve kardeşlikti... Hani sağlık ve zindelik için yapılıyordu bu spor ve onun bir şubesi olan futbol...   Bu gün futbol piyasası dev bir endüstri artık. Ülkeler ve o ülkelerin öne çıkan takımları hem bu işten milyarlarca dolar para kazanıyorlar hem de ülkelerinin reklamını, tanıtımını yapıyorlar... Biz Türkler ise yıllardır başarıya aç olduğumuz için, kazandığımız her başarı gözümüzde büyüyor ve adeta efsaneleştiriliyor, hem basın hem de halkımız tarafından... Hatırlarsınız mutlaka, Puşkaşlı Macaristan'ı elli sene önce 3-1 lik skor ile yendiğimiz galibiyet yıllarca kutlandı, basında ve her yerde konuşuldu durdu...   Eski zamanlarda maçlara giden büyüklerimiz anlatırdı, seyirciler karışık oturduğu halde hiç kimse de birbirine yan gözle bakmaz, kötü söz de söylemezmiş... Şimdi öyle mi? Maç bittikten sonra, cadde de bile rakip takım taraftarlarını görseler hemen paça kasnak dalıyor, dövmeye kalkıyor arkadaşlar. Neymiş, efendim üstünde Galatasaray forması ya da Beşiktaş forması varmış... Yapmayın arkadaşlar, hepimizi bu ülkenin vatandaşıyız. Milli maçlarda, var mı Galatasaray ya da Beşiktaş ayırımı? </description>
<link>https://www.antoloji.com/top-yuvarlak-kazanan-dort-kose-kaybeden-ters-kose-siiri/</link>
<guid>2351879</guid>
<pubDate>2017-05-12T10:38:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Zeytinci</author>
</item>
 <item>
<title>Gençlik Spor Bayramı</title>
<description>Gençlik Spor Bayramı Bir zafer abidesi Mutlu eder adamı Bu gençliğin gür sesi  Kurtuluş Savaşının Başladığı bu tarih. </description>
<link>https://www.antoloji.com/genclik-spor-bayrami-siiri/</link>
<guid>2351823</guid>
<pubDate>2017-05-12T01:32:00+03:00</pubDate>
<author>Kasım Kaplan</author>
</item>
 <item>
<title>19 Mayıs Bugün</title>
<description>On dokuz Mayıs bugün Tüm gençlik eğleniyor Bütün düşmanlar üzgün Türkiye seviniyor.  Gençlik Spor Bayramı Bir zafer abidesi </description>
<link>https://www.antoloji.com/19-mayis-bugun-3-siiri/</link>
<guid>2351820</guid>
<pubDate>2017-05-12T01:24:00+03:00</pubDate>
<author>Kasım Kaplan</author>
</item>
 <item>
<title>Havadan Sudan - 7 -</title>
<description>Neyse şu meşhur derbi de bitti de sonunda güzel yurdum rahata kavuştu. Bir aydır sanki memleketin başka sorunu yok gibi derbi ile yattık derbi ile kalktık. Fanatik taraftarlar ölüp ölüp dirildi nerede ise, bir bakıma takımlarını kendileri ile özdeşleştiriyorlar, takım yenildi mi yerle bir oluyor galip geldi mi isterse yüz milyar borcu olsun hiç başka bir şeyin önemi yok...   Yazık çok yazık hem de. Bu söylediklerim bir kulübü diğerinden ayırmadan düşündüğüm, yazdığım çizdiğim olsun. Çünkü az çok bütün kulüplerde fanatiklik var. Oysa Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ne demiş ''Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim'' var mı bunun ötesi. Hangi kulüpten olursa olsun şike yapan, doping yapan, hakemlere saygısızlık yapan ve bu gibi olaylara alet olan sporcuların bir an önce spor ile bütün ilişkileri kesilmelidir kanımca...   Mayıs ayı geldi, havalarda bir ısınmadı gitti güzel yurdumda. Sanki mevsimler birer ay kaydı gibime geliyor, nisan yağmurları da pek fazla yağmadı, yağmur mayıs da yağar oldu. Dünyanın dengesi değişiyor, düzeni tabiatı arızalanıyor gibi. Bunu da yapan başka kimse değil ha sakın öyle zannetmeyin biz insanlar. Londra Hayvanat Bahçesinde gidip görmüş olanlar az çok bilir, bir aynanın üstüne demir parmaklık gibi çizgiler çekilmiş ve üstünde de şu yazı ''Dünyanın en vahşi hayvanını görüyorsunuz'' tabi baktığınız zaman gördüğünüz kendiniz, yani insan. Hiç bir hayvanın, buna en vahşileri aslan, kaplan, çakal veya sırtlan da dâhil bir seferde yüz binlerce canlıyı öldürdüğünü gördünüz mü; ama insan denen vahşi yaratık Hiroşima'da yüz binlerce insanı, sade insanı da değil, hayvanı bitkiyi bir anda yok etti. Şimdi burada gel de aslanları ve kaplanları baş tacı yapma. Hem onlar hayatta kalmak için bir yerde mecburlar bu davranışa, ya insan? </description>
<link>https://www.antoloji.com/havadan-sudan-7-2-siiri/</link>
<guid>2351222</guid>
<pubDate>2017-05-09T20:56:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Zeytinci</author>
</item>
 <item>
<title>Tekkarelik Yikim Devreleri</title>
<description>Sözünü bahsini bahanesini kurup kotardigi ayarli kurulumlu gecim icabi kaynaklardan  sebeplenip istiflenen egitim bilim sanat müzik edep yahut edebiyat, hakki hukuku yolu sagligi dirligi bellegi kültürü ulasimi paylasimi sevgisi saygisi akli vicdani ilgisi  bilinci özgürlügü ve özgün iradeliligi tam tesekküllü toplumsal hayatin saglayici teminatina emek zahmet gayretler gütmek degilse amac sorumuluk ve niyeti, tüm bu yasamsal degerleri bozup hirsizin haraminin isgalcinin yobazin yagmacinin zorbanin  despotun yolsuzun ilkesizin tecavüzcünün  ipsizin zalimin sömürücünün basina buyruk keyfiyeti geregini yerine getirme dalkavuklugunca, cürütüp yikip bozguna ugratma gibi yetkisi de yoktur. Eger böyle YIKIM DEVRELERi araligina morali umudu niyeti akli vicdani ilgisi sagligi gayreti ahlaki inanci özgürlügü özgüvencesi bellegi bilinci kültürü aidiyeti bozuldukca hantallasan, amansiz cürümüslügün yönetip yönlendirdigi yilginlik ve vazgecmisligin sürekli cöküsleri yapilandiran teslimiyet teminatinda  kan revan durumundaysa insan, cevirecek baska filmi olmayan sinemaya, söyleyip yazacak baska sözü kalmayan edebiyata, cizip boyayacak baska mevzu ve manzarasi olmayan resim heykel mimar galariye,  hastalik dert sorun bela esaret ölüm zulüm üretip tüketmekten baska ahlaki egitimi ilgisi bilgisi emegi gayreti omaya büyük binali duvarlarin eritip cökertip cürütüp yuttugu marka ve market afisine dönüstürmüstür kendisini son sözünü söylemislige tahvilleyip takas eden insan… Tek karelik, tek tavirlik, tek durusluk, tek düzeylik, tek sukltalik, tek hükümlü, tek tekel, tek vaziyet, tek yön, tek secenek, tek buyruk, tek celse, tek sekil, tek irade, tek ses, tek cürüm,  tek yetki, tek kesit,….tahvili takasi teslimiyeti toplumsal imha maliyetine  kirpik sinik suskun pörsük  ezik bozuk ve her hakkindan muhaf…. Özgürlüge sagliga huzura akla vicdana düsünceye paylasima onura sevgiye saygiya deger toplumu, egitmek ögretmek bilgilendirmek yükümlülügünde kendini sorumlu saymayan umarsiz kayitsiz sanatin edebiyatin müzigin medyanin siyasetin ilimin ve bilimin, devlet yöneticisini holding sahibi, devleti holdinler toplulugu, toplumu milleti de soyulup sömürülüp esaretine kusatildigi kulluk kölelige dair kosulsuz tüketim bagimlisi ittatini sorunsuz zahmetsiz uymus uyusmus mükemmelligin donanmis MÜSTERi gibi alan satanlar tezgahinda her türlü insan bozulmuslugunun bütün cökertip cürüten kin ayrisma tembellik cöküs yikim afyon üretimsizlik bencillik kayitsizlik acimasizlik kacak igrenti tiksinti yilginlik bezginlik takinti sorun bunalim gerilim siddet nefret kusku siginti saplanti kavga kargasa atölyeleyip salgilama hakkini kendinde gören ayar -düzenegi verilmis sanat ilim bilim saglik spor egitim güvenlik siyaset market edebiyat müzik yol resim yöntem yordam din dinayet sebekeciligiyle, son sözünü katologlasmis ön kapak ünlü ünvanlilar listesine tahvil ve teslim etmis mükemmel donanimli  tek karelik, tekcil, tek vucut,  tek hükümlü hükümranliliga mecbur  ve muhaftir, gazap gayretinde yitikler güdümünde özgürlügü sevgiyi saygiyi elden aldirarak rezillige kepazelige soytariliga sinmislige siddete gerilime  cirkeflige meram ve egilim sara sara büyüdükce büyüyen beton celik tutsagi bahsi geckin insan. Ancak toplumsuzlastikca kacak carpik toplu vaziyet yagma yikim sorun sarmalinda anlasip söylesebilen ve bütün anlasmalarini hicbirseyde ANLASAMAMAK üzere yoluna yordamina koyandayanmis dösenmisligin, düzen carkini ceviren bütün soygun vurgun  sömürü talan ve yikim zincirinde tamamlayici halkalardan biri olarak sanat yol yöntem ilim bilim teknoloji egitim galeri salon sergi müzik sinema edebiyat siyaset veya medya marketlesmeler toplulugu, en güncel haliyle DENIZ FENERNDEN göz ve gönül karartici muazzam gammazligin ayan beyan gaspindan icinde saymakla bitmez kepazeligi mikroplasan Kadin-erkek ayartma cifligine ekran ayarlayip anten uydulamakta…. Tek karelik ve gözünde gönlünde kendini adandigi hayranligin kulu ve  kurbanliligina öldürüp bitirircesine hayatin bütün calinacak müziklerini veya söylenecek yazilacak sözlerini veya yasanacak yasatacak hikayelerini daima en öne cikarilarak kurulmus insanlik zindanlasmasinin kilitli kapagindaki ünlü ünvanlilara rehin verirse insan, elde avucta tazeledikce tazeleyen ilkeselligin darmadagin oldugu devamsizligin sürekli yasami birbirinden kapip kacarak daraltan kemirip sömürmelerin derdi belasiyla gün egirir ve gündem yogurur sorgusuz sorumsuz ve sahipsize kalan hayat. Son sözünü en sonuncu tapindigi film karesine veya türübündeki kaleyciyle tekkare karsi karsiya kalan avantaci golcüye veya pöfürtülü fosurtulu yazar cizer edebiyatciya veya mozaigi meshur mermerci betoncu imarmimara veya aldatildikca aldatmaktan sarayli saltanatliklari helai hos görülen siyasetciye vaad ve vakfettikce yasadigi hayati keklliklesip bülbüllesen kafeslerden hic de farkli görmeyen cingilli cingirdakli tek kare dförtduvar toplum dekorlasmasidir. </description>
<link>https://www.antoloji.com/tekkarelik-yikim-devreleri-siiri/</link>
<guid>2350369</guid>
<pubDate>2017-05-07T18:28:00+03:00</pubDate>
<author>Seyfi Karaca</author>
</item>
 <item>
<title>Köprüden Önce Son Çıkış</title>
<description>Orta okuldayız, bir hevesle bir hevesle okuyoruz zannediyorsanız aldanırsınız, tembel tenekenin tekiyiz, bize ders sormayın da onun dışında ne sorarsanız sorun, telefon ile joker hakkımızı bile kullanmadan, hatta arkadaşımız, can kardeşimiz Hakkı'ya bile sormadan cevaplarız ders dışında ki bilumum soruları... Derslerimiz kötü ise de beden dersinden on üzerinden on, on bir her türlü notu alırız, atletik bir yapımız var haliyle, dal gibi incecik sayılırız...    Beden Öğretmenimiz Eşref Bey çok cana yakın, atletik de üstelik, iyi bir Hoca. Eee ilkokuldan orta öğretime geçince öğretmenlerin hepsi bir an da Hoca olmuştu. Siz boş verin o eski dizilerden Hayat Bilgisinde ki hayali tip Afet Öğretmenin ''Hoca Cami'de Hoca Cami'de'' lafına... Hoca hem okulda hem de camide...   </description>
<link>https://www.antoloji.com/kopruden-once-son-cikis-7-siiri/</link>
<guid>2349953</guid>
<pubDate>2017-05-06T11:51:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Zeytinci</author>
</item>
 <item>
<title>Havadan Sudan - 6 -</title>
<description>Sabah pazar oldu mu gerine gerine öyle yatıyor insan saat ona on bire kadar. Tembellik edesi geliyor, bir türlü kalkmak istemiyor insan yataktan. Bir zamanlar ''Tembellik Hakkı''diye bir kitap okumuştum galiba sanıyorum Fransız bir yazardı. Onu yazınca hemen Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün sözü de geldi aklıma ''Tek bir şeye ihtiyacımız var, o da çalışkan olmak'' acaba Tembellik Hakkı kitabını zamanında okusa ne düşünürdü Ulu Önder...  Hava ve su insanın iki temel hayat kaynağı, onlar olmadan asla olmaz, işte bu sebep ile biz de havadan sudan bahsediyoruz. Edebiyatta da ara sıra havadan sudan bahsetmek gerek hep ciddi hep ciddi konular yaz insan bunalıma girer kardeşim...  Ha bu arada benim yarışmamda başlamış şu Kenan Işık'ın sunduğu ''Kim Bir Milyon İster'' doğru düzgün televizyon seyretmem ama konu bilgi yarışması oldu mu hoşuma gider. Bazı yarışmacıları Kenan Işık'ın; tabi hak edenleri bozması da hoşuma gidiyor açıkçası, ilkokul çocuğunun dahi bileceği bir soruda zorlanıyorsan hiç çıkma oraya kardeşim sen de...  Öğleden sonra öyle aheste aheste Gölbaşına doğru seğirttik yine. Tabi oğulcuğum yine kendi başına takılmayı yeğ tuttu bizle olmaya, kızamıyorum ne yapalım, onun da kendi çevresi kendi arkadaşları var, haliyle bizimle zaman zaman takılsa da çoğu zamanda takılmak istemiyor. </description>
<link>https://www.antoloji.com/havadan-sudan-6-2-siiri/</link>
<guid>2348537</guid>
<pubDate>2017-05-02T17:07:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Zeytinci</author>
</item>
 <item>
<title>Havadan Sudan - 5 -</title>
<description>Pazar günü havalar güzel olunca, güneş tepede bütün güzelliği ile bize gülümseyince, ister istemez insanda havadan sudan yazılar yazıyor. Dün Cim bom maçı kazanınca bizim de haliyle koltuklarımız kabartma tozu sürülmese bile yine de kabarıyor. Başlıyoruz bugünkü Fener-Beşiktaş maçını beklemeye. Amaan boş verin ya! Fener şampiyon olsa ne olacak Galatasaray şampiyon olsa ne olacak biz bugünlerde her Türk erkeğinin olduğu gibi ekmeğimizin peşindeyiz, sonuçta hepsi yurdumuzun güzide spor kulüpleri. Yeter ki yöneticiler işi ağız dalaşına döndürmesin...  Pazar günleri bütün mesaim, çok önemli bir şey yoksa aileme ve çocuklarıma ait onu hemen söyleyeyim. Bu pazar da öyle oldu. Oğlan arkadaşlarına gitti, hanım da bayan bayana bir toplantıya, bendeniz de kızım ile doğru Gölbaşı'na. Baba kız oturduk bir kafe restoran türü bir yere, ortaya gelsin patates kızartması, yanına iki meyve suyu gel keyfim gel, değmesin yağlı boya. Bazıları diyor ''Kızarmış patates zararlı, bal tereyağı zararlı, kırmızı et zararlı beyaz et yiyin'' vallahi ben her şeyi yiyorum kolesterol de sıfır, tansiyon da, ölçtürmediğimden dolayı, işte böyle...  Göl haliyle deniz gibi değil daha sakin, dalgaları daha az, sanki daha bir dinlendirici denize nazaran. Bizler Ankaralı olarak denizden yana fazla nasibimiz olmadığı için, ufak tefek derelerle, çaylarla, göllerle idare ediyoruz ne yapalım. Ama şunun ile de kendimizi teselli edebiliriz, bizde de deniz olmadığı için İstanbul ve diğer deniz olan illere nazaran daha az kalabalık nüfusumuz vardır...  Göl kenarında Belediyenin güzel bir tesisi var çoğu zaman biz oraya gideriz. İçki satılmıyor, güzel kaliteli restoranları var, kıyı şeridi var çok düzenli veee içinde bir de tesiste tur attıran tren var, kızımda o trene bayılıyor. </description>
<link>https://www.antoloji.com/havadan-sudan-5-2-siiri/</link>
<guid>2347757</guid>
<pubDate>2017-05-01T08:38:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Zeytinci</author>
</item>
 <item>
<title>Kuşumuz Uçmaz Kedimiz Kaçmaz Fino Desen Hanım Kork</title>
<description>Kuşumuz Uçmaz Kedimiz Kaçmaz Fino Desen Hanım Korkar   Hayvanları seven de var sevmeyende, bendeniz sevenler takımın dahil olduğum için kendimi her zaman bahtiyar hissetmişimdir... Kedi cinsi de köpek cinsi de beni çok seveler, Ahmet ağabey derler de başka bir şey demezler, yok yok onu da demezler de ben uydurdum... Nasıl konuşsun ki kedi köpek biraderler, amaan işte hayvanatlar diyecektim... İnanır mısınız, beni gittiğim banka şubesine kadar takip edip kapıda bekleyen sokak köpeği bile var. Yok vallahi ben demiyorum, cebimde para var gel korumam ol diye, öyle tin tin tin geliyor peşimden...   Eve hayvan alalım mı almayalım mı tartışması bizim çocuklar büyüyünce iyi alevlendi. Kızım ve oğlum köpek de köpek illa diye tutturdular. Bendeniz kedilerden yana kullanıyorum oyumu. Kedi olmazsa kuş da olabilir diye de antiparantez bir düşüncem var... Bizim hanım da ne kedi istiyor ev de ne de it, ay it mi dedim, köpek işte anlayın. Kuşa bir derece, az da olsa sıcak bakıyor onu da kafesten çıkartmamak kaydı ile... Ben de acırım haline kuşun tabiatı ile hapis hayatı yaşayacak kuş kafeste. Arada çıkarmak da lazım, hanım da ''Her yere pisliyor altını da bağlayamayacağımıza göre kafes de kafes illa'' diyor. Ben onun ardı sıra gezer bilumum büyük ve küçük abdestlerini temizlerim Hanım diyorum, oralı olmuyor. Durun canım, durun, daha almadık. Bunlar ev de aramızda geçen tartışmalar sadece birbirimizi üzmeden, kırmadan, dökmeden... </description>
<link>https://www.antoloji.com/kusumuz-ucmaz-kedimiz-kacmaz-fino-desen-hanim-kork-siiri/</link>
<guid>2345657</guid>
<pubDate>2017-04-25T12:09:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Zeytinci</author>
</item>
 <item>
<title>Havadan Sudan - 4 -</title>
<description>Kızım daha okula gitmiyorken elinden tutar bakkala ya da markete götürürdüm, götürürken de marş söylerdik beraber ''Başka bir aşk istemez aşkınla çarpar kalbimiz, ey vatan gözyaşların dinsin yetiştik çünkü biz'' bilirsiniz bu marşı çoğunuz, ilkokulda söylemeyeniniz yoktur. Şimdi büyüdü artık eski kadar sık olmasa da yine söylüyoruz bazı bazı, maksat küçük yaşlardan vatan sevgisini öğrensin keratalar...  Şu sıralar herkes maça kilitlenmiş durumda olay oldu, sanki Türkiye'nin Fenerbahçe-Galatasaray maçından başka derdi yok. Adam asgari ücret ile dört kişilik ailesini zor geçindiriyor, hanımına da yalan söyleyip İstanbul'a maça gidiyor, yazık çok yazık anlamak zor gerçekten böyle insanları. Başkan da demeç vermiş ''Cimbom son maçta Fenerbahçe stadında kupayı kaldırırsa ben de kahrederim'' diye. Sanki biri başka ülkenin takımı, meydan muharebesi değil ha yapılan spor karşılaşması, fanatikliğin bu kadarına hiç lüzum yok bence...  Havalar iyice gevşedi, geçen hafta biraz uzandık Gölbaşı'na ama yine de ara ara yağmurlu günlerde olacak, olması da lazım çiftçiler açısından düşünürsek eğer...  Pazar öğleden sonra çıktım bir alışveriş merkezine. Bu sıralar araba ile fazla uzaklara gitmiyorum. Eee benzin aldı başını gitti, beş liraya doğru tırmanıyor, kolay değil arabaya benzin yetiştirmek. Hatırlıyorum da bundan bir buçuk sene önce iki lira yetmiş kuruş civarındaydı. Nerdeeen nerelere gelmiş fiyat. Maaşlara yüzde on zam, benzine yüzde seksen, oh ne âlâ, ben de yönetirim böyle güzel güzel ülkeyi... </description>
<link>https://www.antoloji.com/havadan-sudan-4-2-siiri/</link>
<guid>2344305</guid>
<pubDate>2017-04-20T21:40:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Zeytinci</author>
</item>
 <item>
<title>Dünya Oryantiring Günü</title>
<description>Bu bir davetiye hedeften okullara, Spor zamana karşı her yaştan her yaşlara…  Gönüllülerimiz var onlar bilinç aşılar, Milletimiz de hazır dolsun taşsın alanlar…  Bu tanışma zamanı oryantiring sporlarla, </description>
<link>https://www.antoloji.com/dunya-oryantiring-gunu-siiri/</link>
<guid>2341894</guid>
<pubDate>2017-04-11T18:16:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Tevfik Temiztürk</author>
</item>
 <item>
<title>Hayvanları Koruma, Savunma Kanunlaşmalıydı</title>
<description>Artık çok geç kalındı canlar korunamadı, Eğitim gerekliydi, yapılandırılmadı…  Hayvanlarımız öldü soy sop tümden tükendi, Yaşayacaklarına pek çok nefes kesildi…  Kimine spor denildi talanla yok edildi, </description>
<link>https://www.antoloji.com/hayvanlari-koruma-savunma-kanunlasmaliydi-siiri/</link>
<guid>2341091</guid>
<pubDate>2017-04-09T18:50:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Tevfik Temiztürk</author>
</item>
 <item>
<title>Milli Eğitim Vakfı Bağış Bekler  3</title>
<description>Araç gereç sağlamada eğitimin içinde, Sağlık veya benzeri gerektiren işlerde…  Öğretmenevleri ve mahalli yerellerde, Bağışın hizmet demek eğitim öğretimde…  Öğrenci yurtlarımla huzur evlerim için, </description>
<link>https://www.antoloji.com/milli-egitim-vakfi-bagis-bekler-3-siiri/</link>
<guid>2340797</guid>
<pubDate>2017-04-08T19:51:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Tevfik Temiztürk</author>
</item>
 <item>
<title>O Potaya Değebilmek İçin Neler Neler Yapmadım Ki</title>
<description>Lise yıllarındayız, genciz, başımızda kavak yelleri ile daha adını bildiğimiz, bilmediğimiz bir sürü ağacın da yelleri... Okuduğumuz lise olan Bahçelievler Deneme Lisesi hem Ankara'nın hem de Türkiye'nin sayılı, parmakla gösterilen liselerinden birisi. Lisemiz adeta bir sporcu fabrikası... Saysam bizim liseden mezun olup da Türk Sporuna katkı yapan isimleri dudağınız uçuklar. Bu vesile ile çok da gurur duyarız her zaman için okulumuz ile... Eskilerden Fenerbahçeli rahmetli Selçuk Yula, Şenol, basketçilerden eski Tofaş ve Milli Takım Antrenörü Tolga Öngören, Burç Alp Yücel, Fenerbahçe Basket Takımından Fatih, adı aklıma gelmeyen daha da bir dolu arkadaşımız var...   Bu kadar spor ile hem futbol, hem de basketbol ile iç içe olan bir lise olur da bizde kıyısından köşesinden ilgilenmez miyiz spor ile hem de basketbolla? Çok uzun boylu hem de iyi basket oynayan çocuklar var lisemizde, biz de onlara özeniyoruz ara ara lakin boy fukarasıyız onların yanında, e tabi boyda dilenemiyeceğimize göre Allah ne boy verdiyse onun ile idare edeceğiz... Boyumuz kısa olduğu için kimse de bize ''Allah boy vermiş kapıp da koy vermiş.'' gibi bir espride yapamıyor. (Çok da kısa değilimdir ha 1.74 şimdilik)   Basket maçlarına gidiyoruz arkadaşlarla hafta sonları Atatürk Spor Salonuna... Amerikan yapımı Beyaz Gölge dizisi izlenme rekorları kırıyor o sıralar televizyonlarda... Ankara takımlarından birinde Ömürden adlı bir gard var, boyu basket için uzun sayılmaz, ama bir zıplıyor aklınız durur, çift, tek, her türlü basıyor potaya o boyla. Biraz ondan ilham kapıp, biraz da lise de ki arkadaşlarımızı kıskanmak mı dersiniz, artık bilemem, ben de basabilir miyim bu çembere diye aklıma düştü bir kere... Ne yapmak lazım, ne yapmak? Sınıfta basket takımında olan çocuklar var. Onlara sordum, bacak kaslarını iyice kuvvetlendireceksin birader, bir de iyi besleneceksin, bal yumurta filan, dediler. Ahmet durur mu? Hemen koyuldum işe... </description>
<link>https://www.antoloji.com/o-potaya-degebilmek-icin-neler-neler-yapmadim-ki-siiri/</link>
<guid>2339676</guid>
<pubDate>2017-04-05T15:09:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Zeytinci</author>
</item>
 </channel>
</rss>
