<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title>
<link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi.  Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Dört Ata Kimdir.?</title>
<description>İlk iki anne/baba, bunlarsız tütmez baca Sanat belleten usta, ilim öğreten hoca…  25/05/’17 </description>
<link>https://www.antoloji.com/dort-ata-kimdir-2-siiri/</link>
<guid>2355947</guid>
<pubDate>2017-05-25T06:30:00+03:00</pubDate>
<author>Hanifi Kara</author>
</item>
 <item>
<title>Sözden Ve Özden Azip Sapinca Insan</title>
<description>Evet sözdür, yasadigi hayatin birikimlerinden eleyip süzüp gözlemledigikleriyle kisisel varligini katan ve katki sunan büyümüs gelismisligin, bütün anlam icerik öznel nesnel deger ve kavramlariyla özbenligini karakterlesmeye dair  edep yahut edebiyat önce söz, sonra INSANDIR… Sözle baslar sözle biter sevgi saygi hak hukuk bilinc bellek yol yöntem yordam egitim inanc fikir düsünce ahlak irade aliskanlik cesaret söylem eylem kültür güven paylasim emek üretim yurt yuva huzur saglik yahut tersi, kin nefret garez yagma sömürü yalan talan sahtekarlik riyakarlik fitne fuhus furya hirs ihtiras tarumar tehdit saldiri kusatma isgal nefret soygun sefalet yozlasma eziyet tecavüz haksizlik hukuksuzluk bencillik gaddarlik maraz ve yikim INSAN degerliligi veya INSANLIK DISI MAHLUKLUK.. Bu yüzden sanatin bütün dallari ve siyaset edebiyat egitim bilim ekonomi teknoloji felsefe inanc ulasim iletisim dünyasi topraginda agaclarin arabalarin yollarin evlerin binalarin daglarin denizlerin derelerin tepelerin ortakca durdugu hayat zenginliginin sorumlulugunu en az kendi varligi degeriyle yüklnip tasirken, ayni zamanda sokaginin mahlesinin ilinin bölgesinin toplumunun aklinin fikrinin ahlakinin adaletinin iradesinin gözünün gönlünün davranisinin düsüncesinin tariminin topraginin kültürünün özünün itibarinin hakkinin hukukunun huzurunun dirliginin tarihinin dilinin dününün yarininin insanliginin ve dünyasinin da ayni degerde sahiplenip sorumlulugunu tasimalidir. Yoksa nasil olsa önüne ne gelirse caresizliginin kulluk  köleligine depesinden asagi dikip hic tereddütsüz midesine indiriyor yaklasimindan haram hrsiz soygun vurgun sömürü yagma yikim kazancina ortak haydut ve kahpeligin ASKi MEMNU`sunu bütün toplumsal cöküslere dondurup buzullastiran keyfibuyruklugun hic degismeyen kahir ve küfür malzemesi olarak yapistigi yerde defin receteligine yazilir bozulur sohbetsiz toplumsuz suskunlugu bagirip cagiran edep edebiyat ve söz… Kisik kurak köhne ve körükörüne siddeti nefreti ayrismayi bozulmayi AV NIYETIYLE güttügü toplumsuzluga köpürüp kusa kusa, bütün bulasmis kalemlerin en ön safta ekranda veya sayfada servislesmis dekorculuk yaptigini alismis afyonlasmis damar tikanikligindan yazan cizen yapan imar veya imal edenler, olusturduklari mükemmel sekilciligin kendinden öncesini devralip kendinden sonrasini kendine kapatip kusatan zangur zungur zirvaciliktan beyin ve beden cerahatciligi yaparlar. Bu yüzden cok tüketilenler arasinda olmaya bütün maharetini ve mahramiyetini teslim ederek kendine kutsanmis TANRICILIK ayari cekenlerin ön kapak ünlüleriyle sinema sanat moda müzik siyaset ekonomi resim mimari ilim bilim borsa egitim spor saglik tarikat gida türlü INSAN SEKTÖRCÜÜGÜ, hayatina uyusturarak müdahale ettikleri toplumun hangi harabeye yerlesip icinden cikamayacagi yenilmislik yitiklik kopukluk caresizlik talan tecavüz sömürü soygun yikim yozlastirmalara ugramisligini hic mi hic umursayip gaileye almaksizin, yani soyup sömürüp ezip bozduguyla birakan karli kszancin disinda hicbir sonraki insanlik ölümünün zerrece derdi cabasinda olmayan sorumsuzlugun daniskasini yaparken,ayati birbirinden bölüp parcalayip ayirip koparip kaliplara sokarak iliskisi iletisimi olmamanin sekilciligini suretlenip, Ask, Sevgi, Adalet, Yurt, Özlem, Baris, Demokrasi gibi karsiligi hic kendilerinde bulunmayan anlam deger ve kavramlari hic kimselere birakmaksizin örseleyip kurcalayip  yipranmis yozunmus harabeligin calismaz islemez haline koyarlar. Sonra da gida teknisyenleri bir taraftan sifa doktorcuklari diger taraftan tarikat din tezgahtarcilari her taraftan cinsel güc artirimcilari yandan kenardan ot cöp fal …kim kimi niye hangi dere kenarinda hangi bicakla nasil ve kimse görmeden everme bosama sabah aksamci salon kesmekescileri kiyidan köseden evet hayir tekkarar acik oturtma orturumculari en derin karanliktan fenerden trafodan….`siz sakin ha yerinizden kimildamayin, gömülün yayilin devrilin ayilin bayilin biz sizin hayatinizi sizin icin  yasar size diledigini kiyakta tabut servis ederiz ` saglik ilim fen tip teknoloji edep sanat veya edebiyetciligi yikar yosar her kustugunu tereddütsüz tüketmekten baska caresizlige kalakalmis olan topluma. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sozden-ve-ozden-azip-sapinca-insan-siiri/</link>
<guid>2353790</guid>
<pubDate>2017-05-18T13:20:00+03:00</pubDate>
<author>Seyfi Karaca</author>
</item>
 <item>
<title>Yabanci Kalibiyla Hayat Harabesini Yapilandirmak</title>
<description>Insan izledigi bir yol bakip seyrettigi bir hal katildigi bir durum katki sundugu bir eylem yordugu bir mantik yoruldugu bir soru zorlandigi bir sorun paylastigi bir duyum ortak oldugu bir duygu birlikte yürüttügü bir fikir derinliginde dolastigi paydas bir düsünce tanik oldugu bir  adalet gözlemleyip dinledigi yazi cizgi söz seyir siyaset yahut sanat araciligiyla hayati yükleyip tasiyan dal ve kollara ilgi duyup kendindeki yatkin yetenegi uyandirabilir elbette… Fakat kisinin kendi özgün zenginligine ait olan yatkinligindaki hayati degerlerin ortaya cikmasina herhangi bir sebeple aracilik eden hicbir özne olay veya nesne, sebep olup ortaya cikan baskasina ait kisisel veya toplumsal zenginligin hayatta islerlik veya deger karsiligini bulmada yönlendirip yönetme PATRON SULTASI hakkina sahip degildir. Bu yüzden cokca övülerek, sonunda övgü sinirini ve kayitsiz kaybolmalar seceresini amansiz basibozuklugun teslimatina birakan BASKASININ KALIBINDA kendini var etmeye cabalayip cirpinmak, sözün bittigi, sazin sustugu, salonun bosaldigi, isiklarin söndügü, resmin muglaklastigi, cizginin haddi astigi, yetkinin kontrolden ciktigi, yolun saptigi, kalabaligin azdigi, gürültünün kudurdugu, iradenin zorbalastigi, sorumlulugun soytarilastigi, sevginin sinsilestigi, egitimin ahmaklastigi, ahlakin cürüdügü, toplumun cöktügü, gecimin sefaletlestigi, huzurun sapkinlastigi, siyasetin sirketlestigi,  inancin kusku köhnesine özenip bezendirildigi….insanligin öldügü keyfi kutsanmalari kandirip doyurmakla kendini sahasinda TANRILASTIRANLARIN esaret cerezcisi durumunu giyer bürünür…. Yani siir sanat siyaset egitim güvenlik edep ahlak bilgi yol sevgi baris özgürlük adalet devlet millet veya insanlik; son sözünü en meshur olan ve en yakinlik duyulan her kim olursa olsuna sabitleyip mühürlemisse, sürekli özden kopuk devamsizligiyla pörsüyüp büzülen hayata son vermelerin ölüm fermanini cikartmiscasina her söylenecek sözü, yaziyi,tavri, tutumu, davranisi, söylemi, eylemi, karari tutsak alip esir edici  keyfiyete tanrilastirilmisligin müsadesi olmaksizin ve hep o tutsakliga benzemeye mutlak özen gösteren ÜRETIMSIZ TÜKENISLERi ören veran eder insana. Kendileri de (övüldükce alanlarinda tanrilastirildiklarina hic itirazi olmayan)  DISTAN CEVRiMLI tükenmisligin esareti kapsaminda özgün gelisimini toplumsal topragindan sagliyormus gibi `Numara` cekmenin ötesine gecemeyerek hayran olmanin cevrimcisi fazlaina gitmeyen NECIP-NAZIM Edebiyat`ta ne idiyse, Siyasette Menderes, idarede ve Güvenlikte Natoculuk, Egitimde Yuro-amerikan Asosyalligi, Ekonomide borc girtlak batakcisi ithalata bagimli iflasci kumarhane, Sine-tiyatralda Ceri lewis ve Terminatör kivrimli lüküs hayat, Mimaride öldürücü korkunc carpikliktan insaninin ölüsü üstüne kepip outran trafik canavarli talan mülklü tarumar, resimde müzikte her sarhosluktan siddet ve gerilim manyagi asklasma bagirip bögüren afyon aranjman, kültürde inancta ahlakta huzurda güvende  MUTLAK DISA BAGIMLILIKTAN imdat medet uman yilmis yozlasmis ayrismis böünmüs egimli soygun sömürü isgal kusatmaciligi.. Kayitsiz sartsiz kendi iradesini özgüvenini birikimini gelisimini üretkenligini kararliligini benligini aklini vicdanini secimini farkini hayalini sorgusunu yükümlülügünü varligini duygusunu düsüncesini katilimciligini katmadan, tüm hayati söz ve yetki sahipliligine evvelinden sonraya sürekli ve hayata deger tarafi devrederek tükenen yakinlik duyup hayran olma tanrilasmasini cökertip oturttugu sebebiyle her gelen hic kendi kisi farkini koymaksizin Nazim Necip gibi siir yazmayi kendi kendinde parsel parsel putlastirip kabizlasti…Nazim –Necipten sonra gelenler daha sonra gelenlere, daha daha sonra gelenlerse, simdi bu siraladigim satirlara kudurmus azmiscasina DOGMA hir gürleyici öfkeler kusup `hep ben sana mecburum`dan Atilla ilhanlik veya Yagmurcu Nurullah Ataclamalik veye lamdada titreyen alevli Abdurrahman Karakocluk veya baska bire bir birbirine benzesik  devredilenlerden kendi kendileriyle yüzlesememeyi devralan milliyetcilik ve sosyalilik körükleyip köpürdetmekteler eskisinden beter halen. Onlarin tükendikce siir egitim siyaset inanc güven özgüven sanat söz saz ahlak onur irade sorumluluk özgürlük sevgi saygi emek üretim paylasim kabizlastirmalarini sapa saglama alma yövmiyeciliginden sosyallik milliyetcilik kültür dil din devlet millet alip satmaktalar firsati bastan beri kollayan talan yikim tarumar soygun isgal ve sömürü üretip yayan mevcut duruma hakim ve hükm sahibi PATRONTANRILAR… </description>
<link>https://www.antoloji.com/yabanci-kalibiyla-hayat-harabesini-yapilandirmak-siiri/</link>
<guid>2353254</guid>
<pubDate>2017-05-16T12:30:00+03:00</pubDate>
<author>Seyfi Karaca</author>
</item>
 <item>
<title>Solcular Sanatı Kendi Çiftlikleri Sanıyor</title>
<description>Sanat tarihi Hazreti Adem devrinde başlar, Solcular sanatı kendi çiftlikleri sanıyor. Solcuların çoğu kültür ile sanatı dışlar, Solcular sanatı kendi çiftlikleri sanıyor.  Dünya Allah'ın yarattığı sanatsal bir yerdir, Aydın geçinen çoğu solcuların ufku dardır. </description>
<link>https://www.antoloji.com/solcular-sanati-kendi-ciftlikleri-saniyor-siiri/</link>
<guid>2353016</guid>
<pubDate>2017-05-15T18:09:00+03:00</pubDate>
<author>Yusuf Tuna</author>
</item>
 <item>
<title>Sosyal Yaşantımız</title>
<description>hayat telaşı çekiyor bir yandan bir yandan edebiyat, sanat merakı hem sanatçı olmak hemde hayatçı olmak arasındayız sosyal yaşantımızın! </description>
<link>https://www.antoloji.com/sosyal-yasantimiz-siiri/</link>
<guid>2352300</guid>
<pubDate>2017-05-13T14:23:00+03:00</pubDate>
<author>Aydın Gürz</author>
</item>
 <item>
<title>Korku Istiflemeli Kan Ve Köpükcü Sarmal</title>
<description>Paydos buyruguna topragi ve tabiati önkosullanmamis insanlik dünyasiydi, hatirladigi kadariyla gözün alabildiginden uzak ve aklin hayalin yorulabildiginden daha ötelerden sinirsiz sonsuzlugunu kavrayip anlayabildigi degerliligin hangisine yetisir özümsenirse birdigeriyle cogalip zenginlesmeye kolkucak sardigi. Sevgi dedikce sorumluluga sorumluluk dedikce bilgiye bilgi dedikce cesarete cesaret dedikce katilimciliga katilimcilik dedikce özgüvene özgüven dedikce  özümsemeye özümseme dedikce emege emek dedikce vicdana vicdan dedikce akil fikir birikimine akil fikir dedikce düzene dengeye düzen denge dedikce sagliga huzura ve kaynagi bitmez tükenmez yasama sevincine, dönüp dolastigi dünyayi dara zora sokmadan ve yitirilmemis hayal ve düsüncenin hayata cagrilip söylenen büyük bestesinde ormanla denizle dereyle sincapla ugur böcegiyle  kurbagayla kuzuyla cimenle bulutla ayni nice ve nicelercesiyle duyan bilen sezen yüklenen ve  tasiyan damarlardan toplanip …. Yokluklariyla bunalip bogulmanin eninde sonunda dagi bagi suyu yagmuru cileyi örgüyü cicegi buydayi evi sokagi uru kökü soyu sülaleyi toplumu düzeni dünyayi bozup kurcaladigi kadar siddete kavgaya gecimsizlige nefrete küslüge kofluga kokusmusluga huzursuzluga ve mutsuzluga davetiye cikararak insanligi kangrene dönen kisiyi kiyassiz ölümcüllerle kapatip kilitleyecek olan kusatilmisliga henüz kendi haline terk sogulmamis sogumamis cöllesmemis coraklasmamisken her kisi… Cantayi esikten hasir kilim serili sekiye atar atmaz dünyasi parsel paftalariyla haciz damgasi yememis sinirsiz sonsuz kurdun kusun yozun kertenkelenin kaplumbaganin sümbülün salkimin sögüdün kevenin kengerin alicin alecigin akli fikri düsüncesi özü esasiyla yasama sevinci sonsuz ve sinirsiz cocukluk dünyasiydi… Sonra sanatin sinemanin müzigin egitimin ulasimin sevginin sayginin sorumlulugun aklin bilginin inancin kültürün birikimin  ilginin paylasimin emegin adaletin varligina hükmsüzdür manasina gelicilikle son vere vere, soygun sömürü yagma talan vurgun ganimetcilliginin aldatildikca aldatan gamimet servet saltanatciligi haydut haramilini egildi büküldü yamuldu yamandi ve tapindi insanligina son verdikce semirip serilmeyi sivtinip kertinen coraklik. Buna sebep ayni kurak kapali  giselilikten ekmegi suyu topragi akli fikri niyeti emegi gayreti planli programliligin kin kusucu ve nefret güdücü endiseli kuskulu kisitli ve karamsar kendi duvar duvara kalin kabuguna kapanmisligin derinlesmesinde yagma hirs haram sömürü soygun sapkinligini simsiyahlasmaktan baska hayati olmayan sinema sanat egitim müzik medya market ve edebiyat, ön kapaklara veya cadde yol kenarlari afislesmesine daima haril haril calisip isleyen aruzanin günlük menüsünü, dakkalik günlük aylik ünlülerini birincilerini kaynak aktarici ve duruma icat edilmis insan saglayicilari olarak listeye siralar veya yazili icabi bitmis listeleri yenileriyle gicirlastirip tazelestirirler. Stephan Hawking… </description>
<link>https://www.antoloji.com/korku-istiflemeli-kan-ve-kopukcu-sarmal-siiri/</link>
<guid>2351116</guid>
<pubDate>2017-05-09T17:50:00+03:00</pubDate>
<author>Seyfi Karaca</author>
</item>
 <item>
<title>Tekkarelik Yikim Devreleri</title>
<description>Sözünü bahsini bahanesini kurup kotardigi ayarli kurulumlu gecim icabi kaynaklardan  sebeplenip istiflenen egitim bilim sanat müzik edep yahut edebiyat, hakki hukuku yolu sagligi dirligi bellegi kültürü ulasimi paylasimi sevgisi saygisi akli vicdani ilgisi  bilinci özgürlügü ve özgün iradeliligi tam tesekküllü toplumsal hayatin saglayici teminatina emek zahmet gayretler gütmek degilse amac sorumuluk ve niyeti, tüm bu yasamsal degerleri bozup hirsizin haraminin isgalcinin yobazin yagmacinin zorbanin  despotun yolsuzun ilkesizin tecavüzcünün  ipsizin zalimin sömürücünün basina buyruk keyfiyeti geregini yerine getirme dalkavuklugunca, cürütüp yikip bozguna ugratma gibi yetkisi de yoktur. Eger böyle YIKIM DEVRELERi araligina morali umudu niyeti akli vicdani ilgisi sagligi gayreti ahlaki inanci özgürlügü özgüvencesi bellegi bilinci kültürü aidiyeti bozuldukca hantallasan, amansiz cürümüslügün yönetip yönlendirdigi yilginlik ve vazgecmisligin sürekli cöküsleri yapilandiran teslimiyet teminatinda  kan revan durumundaysa insan, cevirecek baska filmi olmayan sinemaya, söyleyip yazacak baska sözü kalmayan edebiyata, cizip boyayacak baska mevzu ve manzarasi olmayan resim heykel mimar galariye,  hastalik dert sorun bela esaret ölüm zulüm üretip tüketmekten baska ahlaki egitimi ilgisi bilgisi emegi gayreti omaya büyük binali duvarlarin eritip cökertip cürütüp yuttugu marka ve market afisine dönüstürmüstür kendisini son sözünü söylemislige tahvilleyip takas eden insan… Tek karelik, tek tavirlik, tek durusluk, tek düzeylik, tek sukltalik, tek hükümlü, tek tekel, tek vaziyet, tek yön, tek secenek, tek buyruk, tek celse, tek sekil, tek irade, tek ses, tek cürüm,  tek yetki, tek kesit,….tahvili takasi teslimiyeti toplumsal imha maliyetine  kirpik sinik suskun pörsük  ezik bozuk ve her hakkindan muhaf…. Özgürlüge sagliga huzura akla vicdana düsünceye paylasima onura sevgiye saygiya deger toplumu, egitmek ögretmek bilgilendirmek yükümlülügünde kendini sorumlu saymayan umarsiz kayitsiz sanatin edebiyatin müzigin medyanin siyasetin ilimin ve bilimin, devlet yöneticisini holding sahibi, devleti holdinler toplulugu, toplumu milleti de soyulup sömürülüp esaretine kusatildigi kulluk kölelige dair kosulsuz tüketim bagimlisi ittatini sorunsuz zahmetsiz uymus uyusmus mükemmelligin donanmis MÜSTERi gibi alan satanlar tezgahinda her türlü insan bozulmuslugunun bütün cökertip cürüten kin ayrisma tembellik cöküs yikim afyon üretimsizlik bencillik kayitsizlik acimasizlik kacak igrenti tiksinti yilginlik bezginlik takinti sorun bunalim gerilim siddet nefret kusku siginti saplanti kavga kargasa atölyeleyip salgilama hakkini kendinde gören ayar -düzenegi verilmis sanat ilim bilim saglik spor egitim güvenlik siyaset market edebiyat müzik yol resim yöntem yordam din dinayet sebekeciligiyle, son sözünü katologlasmis ön kapak ünlü ünvanlilar listesine tahvil ve teslim etmis mükemmel donanimli  tek karelik, tekcil, tek vucut,  tek hükümlü hükümranliliga mecbur  ve muhaftir, gazap gayretinde yitikler güdümünde özgürlügü sevgiyi saygiyi elden aldirarak rezillige kepazelige soytariliga sinmislige siddete gerilime  cirkeflige meram ve egilim sara sara büyüdükce büyüyen beton celik tutsagi bahsi geckin insan. Ancak toplumsuzlastikca kacak carpik toplu vaziyet yagma yikim sorun sarmalinda anlasip söylesebilen ve bütün anlasmalarini hicbirseyde ANLASAMAMAK üzere yoluna yordamina koyandayanmis dösenmisligin, düzen carkini ceviren bütün soygun vurgun  sömürü talan ve yikim zincirinde tamamlayici halkalardan biri olarak sanat yol yöntem ilim bilim teknoloji egitim galeri salon sergi müzik sinema edebiyat siyaset veya medya marketlesmeler toplulugu, en güncel haliyle DENIZ FENERNDEN göz ve gönül karartici muazzam gammazligin ayan beyan gaspindan icinde saymakla bitmez kepazeligi mikroplasan Kadin-erkek ayartma cifligine ekran ayarlayip anten uydulamakta…. Tek karelik ve gözünde gönlünde kendini adandigi hayranligin kulu ve  kurbanliligina öldürüp bitirircesine hayatin bütün calinacak müziklerini veya söylenecek yazilacak sözlerini veya yasanacak yasatacak hikayelerini daima en öne cikarilarak kurulmus insanlik zindanlasmasinin kilitli kapagindaki ünlü ünvanlilara rehin verirse insan, elde avucta tazeledikce tazeleyen ilkeselligin darmadagin oldugu devamsizligin sürekli yasami birbirinden kapip kacarak daraltan kemirip sömürmelerin derdi belasiyla gün egirir ve gündem yogurur sorgusuz sorumsuz ve sahipsize kalan hayat. Son sözünü en sonuncu tapindigi film karesine veya türübündeki kaleyciyle tekkare karsi karsiya kalan avantaci golcüye veya pöfürtülü fosurtulu yazar cizer edebiyatciya veya mozaigi meshur mermerci betoncu imarmimara veya aldatildikca aldatmaktan sarayli saltanatliklari helai hos görülen siyasetciye vaad ve vakfettikce yasadigi hayati keklliklesip bülbüllesen kafeslerden hic de farkli görmeyen cingilli cingirdakli tek kare dförtduvar toplum dekorlasmasidir. </description>
<link>https://www.antoloji.com/tekkarelik-yikim-devreleri-siiri/</link>
<guid>2350369</guid>
<pubDate>2017-05-07T18:28:00+03:00</pubDate>
<author>Seyfi Karaca</author>
</item>
 <item>
<title>Sanat</title>
<description>Sanat bir duygudur bazen baş kaldırmayı bazense organize olmayı sağlar; ahlaksız olduğunda ahlaklı olmanın meziyetlerini açığa çıkartır ve her haliyle sanat bir bakış açısıdır.Sanat için ağlanmaz ağlamak için sanatı hissetmeliyiz, süregelmiştir ki her duygunun gelişiminde yaşanmışlığın sonu alışmaktır hallere ,olaylara, gelenlere ve gidenlere fakat insan oğlu sevinmeye ve üzülmeye alışamamıştır sürekli sevindiğimiz de Pollyanna’ya sürekli üzüldüğümüz de bitkin bir insan haline bürünüyoruz sanat bu gibi dengesizlikleri teraziye yerleştiren bir hayat ağacıdır bizlere elimizde bulunan imkanlarla mucitliği bulunmayan imkanlarla da yaradılışımıza uygun olarak acizliğimizi olgunlaştırma yoludur.Sonuç olarak amaç bir baş yapıt olabilme halidir… (ykslnl) </description>
<link>https://www.antoloji.com/sanat-73-siiri/</link>
<guid>2349712</guid>
<pubDate>2017-05-05T23:35:00+03:00</pubDate>
<author>Yüksel Önal</author>
</item>
 <item>
<title>Kuzulaga Körpeye</title>
<description>Kuzulaga körpeye Kaf dagina zümrüt ormana Yön tutup yol veren cember carki cocuk Uzatma…! Ariza cikarip degistirme konuyu saz söze Söz sanata Sanat  hukuka Hukuk kalbe </description>
<link>https://www.antoloji.com/kuulaga-korpeye-siiri/</link>
<guid>2347495</guid>
<pubDate>2017-04-30T13:18:00+03:00</pubDate>
<author>Seyfi Karaca</author>
</item>
 <item>
<title>2017, 20. Hikmet Okuyar Ödüllü Şiir Yarışması</title>
<description>2017,20.hikmet Okuyar Ödüllü Şiir Yarışması'na katılacak şair, ozanlarımıza başarılar..   2017, 20. HİKMET OKUYAR ÖDÜLLÜ ŞİİR YARIŞMASI ŞARTNAMESİ yayınlandı.. * '' TÜRKİYE ŞİİRLERLE TANITILACAK.. / Hikmet Okuyar '' diyerek başlatılan uzun soluklu ve engin ufuklu yolculuk devam ediyor.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/2017-20-hikmet-okuyar-odullu-siir-yarismasi-siiri/</link>
<guid>2346524</guid>
<pubDate>2017-04-27T16:51:00+03:00</pubDate>
<author>Müzeyyen Keskin</author>
</item>
 <item>
<title>Ana Ve Baba</title>
<description> Ana baba sağ sol iki kanat Bulunmaz onlar gibi misilsiz eser-i sanat Ellerinde ayaklarında birer beraat Böyle bilmeli cümle yar cümle kainat  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ana-ve-baba-4-siiri/</link>
<guid>2346231</guid>
<pubDate>2017-04-26T18:44:00+03:00</pubDate>
<author>Cebrail Akbaş</author>
</item>
 <item>
<title>Toplumun Dört Ayağı  </title>
<description>Beslenmeye ziraat, giyinmeye sanat Barınmaya inşaat, güvenliğe siyâset…  20/03/’17 </description>
<link>https://www.antoloji.com/toplumun-dort-ayagi-siiri/</link>
<guid>2332982</guid>
<pubDate>2017-03-21T07:18:00+03:00</pubDate>
<author>Hanifi Kara</author>
</item>
 <item>
<title>Cuma Mesajları  423</title>
<description>Yerküre âlemini eserlerinle donat, Gururlanarak de ki; “işte bendeki sanat”. Hepsini çöpe atar Allah’ın yarattığı Küçücük sinekteki harikulade kanat. *** (03 Mart 2017) </description>
<link>https://www.antoloji.com/cuma-mesajlari-423-siiri/</link>
<guid>2328807</guid>
<pubDate>2017-03-05T18:17:00+03:00</pubDate>
<author>Sezayi Tuğla</author>
</item>
 <item>
<title>Sözlerim Cüssesine Ağır Ama...</title>
<description>O göz diye bakıyor gözlerime, bana O'nun gözleri hayat O beden diye bakıyor tenime, bana O'nun teni Rabbimden sanat Haklısın usta, haddimi aşıyorum bazen, sözlerim cüssesine ağır ama O kalp diye duyuyor da atışını, bilse, bana O'nun kalbi aşka verdiğim vaat...  S.Güler-4.3.2017 </description>
<link>https://www.antoloji.com/sozlerim-cussesine-agir-ama-siiri/</link>
<guid>2328485</guid>
<pubDate>2017-03-04T09:14:00+03:00</pubDate>
<author>Sezai Güler</author>
</item>
 <item>
<title>Zor Sanat</title>
<description>Karanlığa kibrit çakmak kolayda, Karanlıkta çivi çakmak zor sanat… Mehmetçiğe kına yakmak kolayda, Mehmetçiğe ağıt yakmak zor sanat…  Eğer sevilmezsen sevmek ne fayda, Karşılıklı ise aşk ortak payda, </description>
<link>https://www.antoloji.com/zor-sanat-4-siiri/</link>
<guid>2327605</guid>
<pubDate>2017-03-01T16:29:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Çakır</author>
</item>
 <item>
<title>Derman</title>
<description>Kim ki dertle hemhal ise, aramalı dermanı. Çare üçün tek müracaat, padişahın fermanı, Hem öyle bir padişah ki, ol der olur kainat, Olmayanı var ediyor, böyle kutlu bir sanat.   10.02.17 </description>
<link>https://www.antoloji.com/derman-11-siiri/</link>
<guid>2322127</guid>
<pubDate>2017-02-10T23:54:00+03:00</pubDate>
<author>Süleyman Ergül</author>
</item>
 <item>
<title>Çünkü Zordur Sevgi Özdeyişler, Düşünceler, Gözlemler</title>
<description>ERKEK VE KADIN, SEVGİ VE EVLİLİK ÜSTÜNE  Sevmek iyidir, çünkü zordur sevgi. İnsan olarak bir başkasını sevmemiz, belki de yükümlü kılındığımız en çetin, en ağır bir görev, en büyük sınanma ve sınav, bütün ötekilerin yalnızca hazırlık oluşturduğu bir çalışmadır. Bunun içindir ki gençler, her bakımdan bu toy kişiler sevginin altından kalkacak durumda değildir, henüz öğrenmeleri gerekir sevgiyi, bütün varlıkları, bütün güçleriyle her çarpmada kabaran yalnız ve ürkek kalpleri üzerine odaklanıp sevgiyi ilkin öğrenmeleri gerekir. Ama öğrenim dönemi kendi içinde kapalı, uzun bir zamanı kapsar. Dolayısıyla, sevmek uzun bir zaman parçasını kucaklayan, yaşam süresinin hayli ilerisine kadar uzanan bir yalnızlıktır insan için, tek başınalıktır yoğun ve derin. Sevgi bir kez bir başkasında çözünüp erimek, kendini bir başkasına adamak, bir ikinci kişiyle birleşmek değildir; çünkü henüz durulmamış, gelişim sürecini tamamlamamış, düzenden yoksun birinin bir başkasıyla birleşmesi ne anlam taşır? Sevgi yüce bir nedendir tek kişinin olgunlaşıp kendi içinde bir varlık sahibi olmasını, dünya olmasını, bir başkası uğrunda dünya olmasını sağlayan. Sevgi, alçakgönüllülük tanımayan istektir bir kişiye yöneltilmiş, onu başkaları arasından seçip büyük bir misyonu gerçekleştirmeye buyur eden çağrıdır. (MEKTUPLAR,  Wiesbaden 1950.Baskıya hazırlayan: Karl Altheim1. Cilt)  *  İnsan ne kadar birikimliyse, tüm yaşantıları o kadar zengin nitelik taşır. Derinlikli bir sevgiye ulaşmak isteyenin tutumlu davranması gerekir; böyle biri toplayıp devşirecek, sağdan soldan bulup buluşturduklarıyla bal üretecektir. (MEKTUPLAR,  Wiesbaden 1950.Baskıya hazırlayan: Karl Altheim1. Cilt) </description>
<link>https://www.antoloji.com/cunku-zordur-sevgi-ozdeyisler-dusunceler-gozlemler-siiri/</link>
<guid>2320692</guid>
<pubDate>2017-02-06T09:45:00+03:00</pubDate>
<author>Rainer Maria Rilke</author>
</item>
 <item>
<title>Şiirler Ve Şairler</title>
<description>Serbest şiir yazarmış, estetikten bigâne, Ne hece ölçüsü var, ne vezin, ne kafiye. *   *   * Böyle şiir olur mu, yok mu okura saygın? Ne güzellik var bunda, ne de bir sanat kaygın. *   *   * Kimi vakit kaybıdır, yazmak için yazılmış, </description>
<link>https://www.antoloji.com/siirler-ve-sairler-6-siiri/</link>
<guid>2319936</guid>
<pubDate>2017-02-03T15:18:00+03:00</pubDate>
<author>Yılmaz Örmeci</author>
</item>
 <item>
<title>Düşe Çağrı</title>
<description>Severim gerçekçi edebiyatı. Bu yaşa değin en çok onun ürünlerini, o yolda yazılmış hikayeleri, romanları, hep o çığırı öven denemeleri, eleştirmeleri okudum. Bir hikayede, bir romanda anlatılanların, gerçekte olanlara benzememesi, çok kimseler gibi benim için de büyük bir suçtur. Peri masallarından, dev masallarından çocukluğumda bile pek hoşlanmadım. Olmayacak şeyler, benzerleri görülmeyecek insanlar anlatan hikayeler arasında beğendiklerim yoktur demeyeceğim, ama onlarda da gerçeği aradım: "Bütün bunlar gene bir doğruyu söylüyor, ancak yazar gerçeği bir düşle örtmüş, kaldırın o örtüyü, arasından bakın, gerçeğin ta kendisini, çırılçıplak doğruyu bulursunuz" diye düşünürüm.   Bunun içindir ki bugünkü yazarlarımızın çoğunun gerçekçiliğe özenmelerine göneniyorum. Bize hayatı anlatıyor, her gün gördüğümüz insanları tanıtıyorlar, okurlara çevrelerindekilerin de kendileri gibi düşünen, duyan, dertler çeken birer varlık olduğunu sezdiriyorlar. İnsanoğlu, çoğu bencildir, yalnız kendiyle ilgilenir, kendi kendisiyle uğraşır da başkalarının gerçekliğini kavrayamaz. Benliğimiz içine kapanır kalırız. Bu kabuğu dışarıya değinmemize, yani temas etmemize bırakmayan bu benlik kabuğunu ancak edebiyat, gerçekçi edebiyat kırabilir. Hani şiir okumayı, hikaye okumayı boş bir iş sayıp da kendilerine yakıştıramayan kimseler vardır, siz onlar arasında başkalarını anlayan, başkalarının dertlerine, kaygılarına ortak olan birini gördünüz mü hiç? ... Onu ancak edebiyat aşılar. Batılıların edebiyata "humanites" yani "insanlıklar", kişiye insanlığı, insanca duyguları, düşünceleri aşılayan bilgiler ne denli gerçekçi olursa bu ödevini o denli iyi başarır.  Evet, severim gerçekçi edebiyatı, gerçekçi sanatı, bütün çığırlar arasında onun en üstün olduğuna inanırım. Ama düşünüyorum da: "bizi alıp düşler acununa götüren bir edebiyat da gerekli değil mi? " diyorum. Bu günün birçok yazarları sanatın toplumsal görevi üzerinde türlü türlü sözler söylüyorlar. Okurları düşler acununa alıp götürmek de edebiyatın toplumdaki görevlerinden biri değil midir? Biz gerçek içinde yaşıyoruz, duvarlarını yıkıp aşamadığımız bir gerçek içinde. Onun da güzellikleri var elbette ama pek alıştığımız için göremiyoruz, tadamıyoruz o güzellikleri. Edebiyat, sanat bize o güzellikleri sezdirsin. Madame Rachilde'in (Madam Raşild)  "Güneş satıcısı"nı "Le Vendeur du Soleil" (Lö Vandör dü Soley)  bir türlü unutamam, çok anlattım onu okurlarıma, bir kez daha anlatayım:  Paris'in bir köprüsü üzerinde bir satıcı, bağırıyor, dil döküyor, sattığı nesnenin eşsiz güzelliklerini anlatıyor. Başına toplananlar merakla bekliyorlar: nedir acaba o adamın sattığı? En sonunda söylüyor: "Size güneş, her gün gözlerinizin önünde duran, ama sizin bakmadığınız, güzelliğini göremediğiniz güneşi satıyorum. Bakın; bakın! Sizin bütün hülyalarınızdan güzel değil mi? " Dinleyenlerin çoğu omuzlarını silkip gidiyor, ancak bir iki kişi: "Sahi! Ne de güzelmiş! " diyorlar. </description>
<link>https://www.antoloji.com/duse-cagri-siiri/</link>
<guid>2319221</guid>
<pubDate>2017-02-01T15:47:00+03:00</pubDate>
<author>Nurullah Ataç</author>
</item>
 <item>
<title>Ucuz Sanat</title>
<description>Bir gece ay ışığında çizmelisin umudu Gül dalında kızarmalı şafağa inat Sabahları titreyen avuçlarında Ucuz bir gülümseme olmamalı sanat   Burhan GÜNGÖR </description>
<link>https://www.antoloji.com/ucuz-sanat-siiri/</link>
<guid>2318273</guid>
<pubDate>2017-01-29T14:19:00+03:00</pubDate>
<author>Burhan Güngör</author>
</item>
 </channel>
</rss>
