<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title>
<link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi.  Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Kahvaltıya Gelirmisin</title>
<description>Pazar sabahı seni  kahvaltıya çağırsam  Gelirken iki simit alırmısın sevgilim Bende sofrayı kurup çayı demleyeceğim Pazar gecesi bende kalırmısın sevgilim  Bir romantik film alıp salonda seyrederiz Acıkınca dışardan  hazır yemek söyleriz </description>
<link>https://www.antoloji.com/kahvaltiya-gelirmisin-siiri/</link>
<guid>2355066</guid>
<pubDate>2017-05-22T20:12:00+03:00</pubDate>
<author>Fatih Tutuk</author>
</item>
 <item>
<title>Kendim</title>
<description>		 ARADIM ÇARŞI-PAZAR BULAMADIM İZİNİ  KARARDI GÖZLERİM GÖREMEDİM YÜZÜNÜ  GÖKYÜZÜNDE KABARAN BULUTLAR GİBİ YERYÜZÜ  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kendim-52-siiri/</link>
<guid>2354422</guid>
<pubDate>2017-05-20T18:43:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Ozdemir 2</author>
</item>
 <item>
<title>Çoktan Ölmüştüm Belki De</title>
<description>Öyle yıllar öncesi sıradan bir gün. Bir pazar günü Ankara'nın Yenimahalle semt pazarına gitmişiz. Bir saat kadar pazarda alış verişimizi yaptık, daha sonra elimizde ki malzemeleri o zaman ki arabamızın bagajına yerleştirip arabayı hareket ettirdik. Tam ana yola çıkarken önümüzden yıldırım hızıyla bir motosikletli geçti ki az kalsın çarpışıyorduk. Ramak kalmıştı sizin anlayacağınız. Ben yola çıkınca o da az önümde, motorun arkasında da bir kişi yani iki kişiler. Neresinden çıkardıysa kocaman bir bıçak çıkardı ve gösterdi bıçağı. Hani cart curt edersen seni gıdım gıdım doğrarım mı demek istiyordu neydi? Ben oralı olmayınca gazlayıp gittiler. Yanımda hanım, çocuklar. Kafaya takmış da peşlerine takılmış olsam belki de bu gün hani ...ok yoluna gitti Niyazi durumları da olabilirdi...   Bir gün Eskişehir yolunda kırmızı ışıkta durmuşum. Yanıma gayet lüks bir araba yanaştı. İçinde gayet yakışıklı iki tane delikanlı. Direksiyonda oturan gayet sakin camı açtı. Bana bakıyor bir anda göz göze geldik. Döndü bana ''Amca gel istersen anahtarına kapışalım mı?'' Allah Allah bana mı diyor bu velet hem Amca hem de kapışalım lafını? Baktım kırmızı ışıkta da bizden başka kimse yok. Ne desem ki şimdi ben buna? Baktım adamın arabası son model BMV benim araba ise orta direk arabası da sayılır yani Opel Astra... Biraz dalga geçsem şunlarla. Yok, yok dalgada geçmemeliyim. Adamlar iki kişi şimdi arabadan iner bana saldırır maldırırlar. Neme lazım. Döndüm gence ''Sen bu anahtara benim ne kadar zor sahip olduğu mu biliyor musun?'' dedim. Adamlar yeşil ışık yanınca bir topukladılar ki onların egzoz dumanından neredeyse benim araba kaybolacaktı... Bunun ile küçük abdest yarıştırsam, yarıştırmaya girsem kesin hayattan kopmuş, ahretin yolunu tutmuştum...   Geçmiş zamanın birinde, Kızılay da bir pazar günü arabamı park edip dolaşacağım. Tam kapıları kilitledim hemen yanıma ağzı leş gibi kokan, kafa tamamen dünyadan kopmuş pejmürde kılıklı bir adam yaklaştı. ''Ağabey arabana biz bakarız sen hiç merak etme.'' Ne yapabilirsiniz böyle bir durumda? Ya defol git almayayım ayağımın altına seni deyip o adam ile çatışmakta var. Ya da eline üç beş kuruş sıkıştıracaksınız. Onu yapmazsanız, arabayı bırakıp gittiğinizde her tarafı çizilmiş de bulabilirsiniz arabanızı, beş yüz lirada sonra boyatmaya verirsiniz. Görünen köy kılavuz istemez, adam sarhoş, verdiğiniz parayla yine içecek belli ki... Bıçağı çekip niye bana para vermedin diye sizi yaralayabilir, öldürebilir de... ''Eyvallah ağabeyim al sana beş lira iyi bak arabaya.'' Sen bakmazsan zaten arabanın hali harap yani... </description>
<link>https://www.antoloji.com/coktan-olmustum-belki-de-siiri/</link>
<guid>2351664</guid>
<pubDate>2017-05-11T13:48:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Zeytinci</author>
</item>
 <item>
<title>Ödeştik Mi?</title>
<description>Günlü, güneşli pazarları özlemişim Bir de senin bana o eski pazar gülümsemelerini Yoksun yine, yok yapacak hiç bir şeyim Seni düşünerek ben gülümsüyorum şimdi, ödeştik mi?...  7.5.2017 </description>
<link>https://www.antoloji.com/odestik-mi-siiri/</link>
<guid>2350512</guid>
<pubDate>2017-05-08T09:44:00+03:00</pubDate>
<author>Sezai Güler</author>
</item>
 <item>
<title>Hızar</title>
<description>Yılı ellili yaşların merdiven dip ucu Otuz nisan ve yine uğursuz bir pazar Güneş yine ölü bir doğumun yorgunu Ben çiçek açmış odun, aşk katilim hızar...  30.4.2017 </description>
<link>https://www.antoloji.com/hizar-3-siiri/</link>
<guid>2348413</guid>
<pubDate>2017-05-02T11:09:00+03:00</pubDate>
<author>Sezai Güler</author>
</item>
 <item>
<title>Havadan Sudan - 5 -</title>
<description>Pazar günü havalar güzel olunca, güneş tepede bütün güzelliği ile bize gülümseyince, ister istemez insanda havadan sudan yazılar yazıyor. Dün Cim bom maçı kazanınca bizim de haliyle koltuklarımız kabartma tozu sürülmese bile yine de kabarıyor. Başlıyoruz bugünkü Fener-Beşiktaş maçını beklemeye. Amaan boş verin ya! Fener şampiyon olsa ne olacak Galatasaray şampiyon olsa ne olacak biz bugünlerde her Türk erkeğinin olduğu gibi ekmeğimizin peşindeyiz, sonuçta hepsi yurdumuzun güzide spor kulüpleri. Yeter ki yöneticiler işi ağız dalaşına döndürmesin...  Pazar günleri bütün mesaim, çok önemli bir şey yoksa aileme ve çocuklarıma ait onu hemen söyleyeyim. Bu pazar da öyle oldu. Oğlan arkadaşlarına gitti, hanım da bayan bayana bir toplantıya, bendeniz de kızım ile doğru Gölbaşı'na. Baba kız oturduk bir kafe restoran türü bir yere, ortaya gelsin patates kızartması, yanına iki meyve suyu gel keyfim gel, değmesin yağlı boya. Bazıları diyor ''Kızarmış patates zararlı, bal tereyağı zararlı, kırmızı et zararlı beyaz et yiyin'' vallahi ben her şeyi yiyorum kolesterol de sıfır, tansiyon da, ölçtürmediğimden dolayı, işte böyle...  Göl haliyle deniz gibi değil daha sakin, dalgaları daha az, sanki daha bir dinlendirici denize nazaran. Bizler Ankaralı olarak denizden yana fazla nasibimiz olmadığı için, ufak tefek derelerle, çaylarla, göllerle idare ediyoruz ne yapalım. Ama şunun ile de kendimizi teselli edebiliriz, bizde de deniz olmadığı için İstanbul ve diğer deniz olan illere nazaran daha az kalabalık nüfusumuz vardır...  Göl kenarında Belediyenin güzel bir tesisi var çoğu zaman biz oraya gideriz. İçki satılmıyor, güzel kaliteli restoranları var, kıyı şeridi var çok düzenli veee içinde bir de tesiste tur attıran tren var, kızımda o trene bayılıyor. </description>
<link>https://www.antoloji.com/havadan-sudan-5-2-siiri/</link>
<guid>2347757</guid>
<pubDate>2017-05-01T08:38:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Zeytinci</author>
</item>
 <item>
<title>Havadan Sudan - 4 -</title>
<description>Kızım daha okula gitmiyorken elinden tutar bakkala ya da markete götürürdüm, götürürken de marş söylerdik beraber ''Başka bir aşk istemez aşkınla çarpar kalbimiz, ey vatan gözyaşların dinsin yetiştik çünkü biz'' bilirsiniz bu marşı çoğunuz, ilkokulda söylemeyeniniz yoktur. Şimdi büyüdü artık eski kadar sık olmasa da yine söylüyoruz bazı bazı, maksat küçük yaşlardan vatan sevgisini öğrensin keratalar...  Şu sıralar herkes maça kilitlenmiş durumda olay oldu, sanki Türkiye'nin Fenerbahçe-Galatasaray maçından başka derdi yok. Adam asgari ücret ile dört kişilik ailesini zor geçindiriyor, hanımına da yalan söyleyip İstanbul'a maça gidiyor, yazık çok yazık anlamak zor gerçekten böyle insanları. Başkan da demeç vermiş ''Cimbom son maçta Fenerbahçe stadında kupayı kaldırırsa ben de kahrederim'' diye. Sanki biri başka ülkenin takımı, meydan muharebesi değil ha yapılan spor karşılaşması, fanatikliğin bu kadarına hiç lüzum yok bence...  Havalar iyice gevşedi, geçen hafta biraz uzandık Gölbaşı'na ama yine de ara ara yağmurlu günlerde olacak, olması da lazım çiftçiler açısından düşünürsek eğer...  Pazar öğleden sonra çıktım bir alışveriş merkezine. Bu sıralar araba ile fazla uzaklara gitmiyorum. Eee benzin aldı başını gitti, beş liraya doğru tırmanıyor, kolay değil arabaya benzin yetiştirmek. Hatırlıyorum da bundan bir buçuk sene önce iki lira yetmiş kuruş civarındaydı. Nerdeeen nerelere gelmiş fiyat. Maaşlara yüzde on zam, benzine yüzde seksen, oh ne âlâ, ben de yönetirim böyle güzel güzel ülkeyi... </description>
<link>https://www.antoloji.com/havadan-sudan-4-2-siiri/</link>
<guid>2344305</guid>
<pubDate>2017-04-20T21:40:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Zeytinci</author>
</item>
 <item>
<title>Homosapiens</title>
<description>Olmasa şu sınırlar Kalkıp gitsem bir pazar sabahı Dablin de bir kır kahvesine Otursam bir masaya Çiçeklerini entarisin de taşıyan Bir matmazel verse kahvemi Dökerken sütü fincana </description>
<link>https://www.antoloji.com/adem-37-siiri/</link>
<guid>2340442</guid>
<pubDate>2017-04-07T15:00:00+03:00</pubDate>
<author>Cem Öztekin</author>
</item>
 <item>
<title>Ne Yazar 2</title>
<description>Dilin kemiği yok yap gıybetimi Beni üç kuruşa sat pazar Pazar Ömrüne katkımı ve kıymetimi Dün bilmedin bu gün bilsen ne yazar  Seni işlemiştim canda özüme Başka ismi yasak ettim sözüme </description>
<link>https://www.antoloji.com/ne-yazar-2-3-siiri/</link>
<guid>2339179</guid>
<pubDate>2017-04-03T22:52:00+03:00</pubDate>
<author>Sedat Kocabey</author>
</item>
 <item>
<title>Azar Azar</title>
<description>Dilin kemiği yok yap gıybetimi Beni üç kuruşa sat pazar pazar Zaten bileceğin yok kıymetimi Beni sensizliğe at azar azar  Seni işlemiştim canda özüme Başka ismi yasak ettim sözüme </description>
<link>https://www.antoloji.com/azar-azar-21-siiri/</link>
<guid>2339178</guid>
<pubDate>2017-04-03T22:50:00+03:00</pubDate>
<author>Sedat Kocabey</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Pazar Kahvaltısı</title>
<description>Günlerden pazar Gökyüzündeki en kırgın bulut daha yeryüzüne inmedi Siyah bir çerçeveden bakıyorum kendime Günlerin soluğundan kaçar gibi biraz Siz bana bakıyorsunuz Ben size bakıyorum Bir gece nefessizliğine yakalanmışız </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-pazar-kahvaltisi-3-siiri/</link>
<guid>2338357</guid>
<pubDate>2017-04-01T20:59:00+03:00</pubDate>
<author>Melis Özler</author>
</item>
 <item>
<title>İstemem </title>
<description>İstemem gerekmez bana bu alem, Gönlüm deryasında yüzdükten sonra, Vuslatı aşk ile yaşarım her dem, Dosta kavuşmayı bildikten sonra,  Metah gibi pazar pazar satıldım, Dosta vardım meclisinden atıldım, </description>
<link>https://www.antoloji.com/istemem-227-siiri/</link>
<guid>2337294</guid>
<pubDate>2017-03-29T18:19:00+03:00</pubDate>
<author>Sadi Poyraz</author>
</item>
 <item>
<title>Yıkın Yıkabilirseniz</title>
<description>YIKIN YIKABİLİRSENİZ  Üzerime günahları Yıkın yıkabilirseniz Yüreğime silahları Sıkın sıkabilirseniz  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yikin-yikabilirseniz-siiri/</link>
<guid>2331251</guid>
<pubDate>2017-03-14T20:37:00+03:00</pubDate>
<author>Sedat Kocabey</author>
</item>
 <item>
<title>Cumadan Alıştırıyorum Kendimi</title>
<description>Sensiz bir cumartesi yaprağı var yine takvimde sırada Sonra yine bir tatil keyfi olmayan pazar, olamayan aslında Cumalardan alıştırıyorum kaç vakittir kendimi, yine yok diyorum Ama sen üzülme olur mu? Bizsizlik ne cumanın ne pazarın umurunda...  S.Güler-10.3.2017 </description>
<link>https://www.antoloji.com/cumadan-alistiriyorum-kendimi-siiri/</link>
<guid>2330052</guid>
<pubDate>2017-03-10T15:05:00+03:00</pubDate>
<author>Sezai Güler</author>
</item>
 <item>
<title>Sidik Zoru</title>
<description>Bu pazar, bu dünyadaki on yedi bin beş yüz yirminci günüm Sekiz bin beş yüz dördü dolu dolu, her bir günü doğum günüm Sonrasını sorma, sonrası sidik zoru, bitkisel hayat, yoğun bakım Hele sen gittikten sonra usta, aldığın o söze kefensiz, kabirsiz ölüm...  S.Güler-5.3.2017 </description>
<link>https://www.antoloji.com/sidik-zoru-2-siiri/</link>
<guid>2328955</guid>
<pubDate>2017-03-06T09:25:00+03:00</pubDate>
<author>Sezai Güler</author>
</item>
 <item>
<title>Pazar Günü Başka...</title>
<description>Başkadır bazı şeyler insana, başka film, başka şiir, başka şarkı Meselâ ben, yalnızlığını sevmiyorum ama pazarın başka anlamı Çünkü ben her pazar ya kendime babamı yazıyorum ya da sana aşkı...  S.Güler-29.1.2017 </description>
<link>https://www.antoloji.com/pazar-gunu-baska-siiri/</link>
<guid>2318445</guid>
<pubDate>2017-01-30T10:15:00+03:00</pubDate>
<author>Sezai Güler</author>
</item>
 <item>
<title>Yaşanmıyor Pazar</title>
<description>Sevmiyorum pazar günlerini Ne gün doğarken ne batarken Geçmiyor gün, gözbebeklerim aşkı görmüyorken  Yeni değil, hiç sevmedim ki Ne gençken ne de yaşlanırken Yaşanmıyor pazar, aşk kokusuz ve o koku gözümde tüterken... </description>
<link>https://www.antoloji.com/yasanmiyor-pazar-siiri/</link>
<guid>2316207</guid>
<pubDate>2017-01-23T09:18:00+03:00</pubDate>
<author>Sezai Güler</author>
</item>
 <item>
<title>Eylül Ve Aşk</title>
<description>şiir okur, şiir yazar, gezer, dolaşır dağ, bayır, cadde, sokak, çarşı pazar. aşk arar, meşk arar, arar, aranır, kadın erkek, börtü böcek. böyle geçer günler, eylüldeysek eğer. </description>
<link>https://www.antoloji.com/eylul-ve-ask-2-siiri/</link>
<guid>2313270</guid>
<pubDate>2017-01-12T12:21:00+03:00</pubDate>
<author>Mevlüt Kılınç</author>
</item>
 <item>
<title>Ocak</title>
<description>Evi tuttuğumuz gün Ocaktı aylardan içeri girer girmez mutfakta sevişmiştik, güç alıyorduk tezgahtan oysa perdelerimiz bile yoktu, hem kime ne perdelerin ardında kalan mutluyduk, çünkü Ocaktı aylardan.  O ki bir pazar sabahıydı, Ocaktı aylardan ekmek kızartmıştın bana, mis gibi sen kokan </description>
<link>https://www.antoloji.com/ocak-23-siiri/</link>
<guid>2311840</guid>
<pubDate>2017-01-07T00:37:00+03:00</pubDate>
<author>Güney Güneyan</author>
</item>
 <item>
<title>Çürük Çarık</title>
<description>O akşam tam pazar kapanırken gelen yaşlı güzel kadın tezgahını kapamak  üzere olan satıcının birisine...-  Oğlum patlıcan kaldı 'mı.. deyince genç pazarcı gülümsedi. -  Kaldı 'da hanım teyze hepsi çürük çarık sana yaramaz... </description>
<link>https://www.antoloji.com/curuk-carik-siiri/</link>
<guid>2308623</guid>
<pubDate>2016-12-25T01:38:00+03:00</pubDate>
<author>Işık German Ersoy </author>
</item>
 </channel>
</rss>
