<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title>
<link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi.  Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Yozgat Ağahefendi İlköğretim De Yazarlık Dersi</title>
<description>Ders çok,  konu da çok! Ancak okuma- yazma ve yazarlık dersi çok daha önemli bir şey! Çocukları okumaya- yazmaya alıştıracaksınız, okuyacaklar, yazacaklar ve "Kalem kılıçtan keskindir" sözünü uygulayacaklar; " Beşikten mezara kadar okumanın" farkına varacaklar. Okumayı bir Türk'ü kabul edecekler!  Yozgat Merkez Ağahefendi İlköğretim Okulu yöneticilerinin misafiri olduk. öğretmen arkadaşlarımız bizi okullarına davet ettiler: " Yazarlarla öğrencileri- Okur'ları buluşturuyoruz" projesi kapsamında öğrencilerle bir sohbet yapmamızı istediler. Bu davet üzerine Yozgat Şairler ve Yazarlar Derneği adına bu okulumuzu ziyaret ettik. Okuma yazma üzerine sohbetimizi gerçekleştirdik. Neden okumalıyız? Neleri, niçin okumalıyız? Okumanın bize katkısı ne olacaktır? Yazmanın insan hayatındaki yeri ve önemi? Şair ve yazar olmanın sırları neler olabilir? Gibi bazı sorulara cevap aradık. Anılarla şiirlerle okumaya duyulan özlemi ve okuma çilesini anlatmaya çalıştık. Başta öğrenciler olmak üzere: Ağahefendi İlköğretim Okulu Müdürü Satılmış Gündüz, Müdür Yardımcısı Erkan Turan, Türkçe Öğretmeni Nesrin Gürel, Sınıf Öğretmeni Necati Sargın ve Din Kültürü Öğretmeni Ahmet Akgün hocalarımızda sohbetimizi dinleyerek bize destek oldular kendilerine teşekkür ediyoruz. Yazarların öğrencilerle buluşması projesi önemli bir proje! Neden diyeceksiniz? Çünkü gençlerimize Okumanın önemi anlatılmalı, Kitabın vazgeçilmez olduğu vurgulanmalı, gelişmenin ve kalkınmanın esas temeli okumaktır eğitimdir bunun önemi belirtilmeli. Bunu en iyi yapacak olan da yazarlarıdır, şiirlerdir. Özellikle de eğitimci şair ve yazarlarımızdır. Bu konuyu çok önemsiyoruz. Kitap okumayan toplum gelişemez. Düşünmeyen yazmaya ve fikir üretmeyen aydınlarla bir yere varılmaz. Okuma eğitimin vazgeçilmez  bir parçası olduğu gibi yazma da eğitimin vazgeçilmezidir.  İşte o zaman kalem kılıçtan keskin olur. İşte o zaman beşikten mezara kadar Okumanın tadına varmış oluruz. Kendi değerlerimiz var bunları eğitimde değerlendirebiliriz. Yeter ki iyi niyetli samimi adımlar atılmış olsun. Ağahefendi İlköğretim Okulun da gördük ki: çocuklarımız bu konuya ilgi duyuyor Okumayı ve yazmayı seviyor. Öğretmenlerimiz de duyarlı; çocuklar görerek izleyerek okumanın önemini kavrasın istiyorlar. Yani isteyince olabiliyor. Gençlerimiz boş zamanlarını okuyarak yazarak değerlendirsin istiyoruz. Yazarı- Şairi şiirini tanısın onu örnek alsın yetenek ve kabiliyetini bu yönde kullanabilsin. Biz bunu önemsiyoruz, gelişmeye atılan ilk adım olarak görüyoruz. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yozgat-agahefendi-ilkogretim-de-yazarlik-dersi-siiri/</link>
<guid>2351412</guid>
<pubDate>2017-05-10T15:31:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Sargın</author>
</item>
 <item>
<title>Biri</title>
<description>Ne zor şey şu insan olmak,konuşmak ,yürümek ,anlamamazlıktan gelmek,öyle ama yapıyoruz işte diyerek beklemek,ne zor şey şu dinlemek.Bütün gücümü kendi kararlarım tüketirken başkalarına nasıl kızarım,hatırlamakta zorlandığım şeyleri özler sever oldum, anladığım kadarıyla ve ister istemez şimdiye kadar karşılaştığım bütün insanlarla ,avukatta olsam öğretmen de, yine karşılaşıcaktık sanki,fakat daha iyi biri olabilseydim belki yani dinlemek istediğiniz kişi, daha rahat uyurdum delirmekten korkmayan biri gibi...(YkslNl) </description>
<link>https://www.antoloji.com/biri-70-siiri/</link>
<guid>2349717</guid>
<pubDate>2017-05-05T23:37:00+03:00</pubDate>
<author>Yüksel Önal</author>
</item>
 <item>
<title>Döver</title>
<description> BAYRAK TÖRENİNİ NE BİLSİN SOYSUZ. NEREDEN GELDİĞİNİ HİÇ SORGULAMAZ. DÜNYADA TEK GAYESİ YOK SORUMSUZ. BU GÜN ÖĞRETMEN YARIN KİMİ DÖVER.  MARŞIN ANLAMINI HİÇ BİLMİYORSA. </description>
<link>https://www.antoloji.com/dover-siiri/</link>
<guid>2348882</guid>
<pubDate>2017-05-03T20:38:00+03:00</pubDate>
<author>Ramazan Özerli</author>
</item>
 <item>
<title>İlköğretmenim</title>
<description>Yağlıtepe, Kapıkaya’lar, daha aşağılarda hemen köyün biraz üstündeki Koçyatağı yöreleri karla kaplıydı. Çok yakında köy içlerine de kar yağar, zor geçecek kış ayları başlayabilirdi. Her ne kadar ambarlara ekmeklik buğday,  arpa, çuvallara haşlanmış bulgur, toprağa açılan kuyulara doldurularak üstü kapatılan patates ve lahana dürmeleri, içine çökelek doldurulup ağzı aşağı gelecek şekilde toprağa gömülen küpler kışın aç kalmamak üzere stoklanmış olsa da bin bir türlü zorlukların başlayacağı kara kışa katlanmak hiç de kolay değildi. Tekmezar Ormanlarından bin bir güçlükle at, eşek, kağnı arabalarıyla yayla evlerine; oradan da sekiz on saat süreli çileli bir uğraşıdan sonra köye indirilmiş, daha çok gürgen ve köknar ağaçlarının kurularından üretilen odunlar; evlerin kuytularına ya da samanlıkların bir köşesine kışın teneke sobalarda yakılmak üzere istif edilmişti.   Soğuktu hava. Rüzgâr buz gibi esiyordu kuzeyden. Bacalardan duman çıktığına bakılırsa belli ki bazı evlere soba bile kurulmuştu. Köyün erkekleri, sığır ve koyunlarını otu iyice kıtlaşmış tarlalara, otlaklara salmışlar; kendileri de fırın duvarının dibinde rüzgârdan korunacak şekilde toplanarak akla hayale gelmedik şakalaşmalarla vakit geçirmeye çalışıyorlardı. Kadınlar daha çok yemek, bulaşık, ev, ahır ve samanlık temizliği gibi gündelik işleriyle uğraşıyorlardı. Köyde okul yoktu. O nedenle köyün çocukları orada burada koşarak, bağırarak,  bazen de ahlât ağaçlarına tırmanarak,  birdirbir ya da arası kesme, çelik çomak oynayarak ortalığı şenlendiriyor,  kasvetli köy havasını dağıtmaya çalışıyorlardı. Ayaklarında genellikle de arkaları yarık, altları delik, üzerlerinde: “ Canik” yazan kara lastikleri; birer iple bellerine tutturdukları paçaları kısa, arkaları ve diz bölümleri yamalı pantolonları, üstlerinde el dikimi gömlek ve annelerinin ördüğü kollu kolsuz yün kazaklarla; babalarının, makasla koyun kırkar gibi kestiği saç tıraşlarıyla oldukça ilginçtiler. Evlerin “ tavan”  dedikleri çatı aralarına serilerek kurutulmuş ahlâtları gizlice alıp gömleklerinin içine doldurarak, acıktıkça birer ikişer çıkarıp arkadaşlarını kıskandırarak yiyorlar, saplarını birbirlerinin yüzlerine fırlatarak kaçıp kovalamaca oynuyorlardı… Köyün kızları; genellikle divitinden el dikimi uzunca entari, yırtık pırtık kazak, ayaklarında da erkeklerde olduğu gibi, eski püskü çorap ve kara lastiklerle dolaşıyorlardı. Köyde okuma yazma bilen Mehmet Çavuş’la Kemal Çavuş’tu sadece. Asker Ocağı’nda öğrenmişlerdi onlar da…   Ertesi gün yağmur yağdı köye. Her taraf çamurlandı. Sokağa, araziye çıkanlar çamura batıyor, zorlukla yürüyorlardı. Etrafın çamurlu oluşu çocukların umurunda bile değildi.  Koşuşturuyor, bağırıp çağırıyorlardı köy içlerinde. Bir de soruyorlardı babalarına: </description>
<link>https://www.antoloji.com/ilkogretmenim-siiri/</link>
<guid>2347425</guid>
<pubDate>2017-04-30T11:04:00+03:00</pubDate>
<author>Öcalan Mustafa</author>
</item>
 <item>
<title>Benim Adım Güneş</title>
<description>İlkokul Sınıf öğretmeni 1. sınıfa yeni kaydolan öğrencilerini denemek için - Dünya neyin çevresinde dönmektedir... deyince arka sıralardaki bir çocuk ayağa kalkarak - Benim çevremde dönmektedir öğretmenim dedi. Bunun üzerine öğretmen gülerek - Peki nasıl ispat edeceksin.. - Çok kolay öğretmenim benim adım Güneş </description>
<link>https://www.antoloji.com/benim-adim-gunes-2-siiri/</link>
<guid>2346941</guid>
<pubDate>2017-04-29T01:55:00+03:00</pubDate>
<author>Işık German Ersoy</author>
</item>
 <item>
<title>Şehitlerle Hasbihal</title>
<description>Aslında ben daha güzel ölürdüm  Arka bahçede askercilik oynarken Tahta tüfeğimle toprağa uzanır Annemin sesiyle doğrulurdum hemen —Çabuk kalk üstün kirlenecek hınzır! Yerdeyim yine bak anneciğim Ne´olur kızma adımı çağır </description>
<link>https://www.antoloji.com/sehitlerle-hasbihal-3-siiri/</link>
<guid>2345942</guid>
<pubDate>2017-04-25T19:28:00+03:00</pubDate>
<author>Derya Akgün 2</author>
</item>
 <item>
<title>Teşekkürler Öğretmenim</title>
<description>2005 YILI İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ “BİR ZAMANLAR BEN DE ÖĞRENCİYDİM” KONULU “ÖYKÜ” YARIŞMASI ÜÇÜNCÜSÜ   Bazıları şehirlerin kokuları olduğuna inanır; bazıları ise tadı. Bazıları şehirleri kadınlara benzetir; bazıları ise çocuklara…Bense şehirlerin bir rengi olduğuna inanırım.  Burdur pembedir bence, pespembe…Babacığımın bana bayramlarda aldığı pamuk şekerinin tadında şeker pembe. Burdur denince aklıma çocukluğum gelir, ilkokula başlayışım, ilkokulum gelir. Adı gibi bir okul:” Şeker İlkokulu”  </description>
<link>https://www.antoloji.com/tesekkurler-ogretmenim-7-siiri/</link>
<guid>2345941</guid>
<pubDate>2017-04-25T19:27:00+03:00</pubDate>
<author>Derya Akgün 2</author>
</item>
 <item>
<title>Anneciğim Seni Seviyorum</title>
<description>PAŞAM’A  2004 Yılı ESDERin düzenlediği “Öğretmen “ konulu yarşmada ilçe 3.sü “Anneciğim Seni Çok Seviyorum”(Düzyazı)  Anneciğim Seni Seviyorum Mini mini küçücük ellerini sımsıkı yummuş,avazı çıktığı kadar bağırıyordu.Hastane odası tüm hastane odaları gibi kasvetli ve o kendine has kokusu ile insanın içini bayıltacak kadar da ağırdı. Narkozun etkisinden yavaş yavaş uyanan çiçeği burnunda anne, refakatçisine duyulmayacak kadar kısık bir sesle sordu: </description>
<link>https://www.antoloji.com/annecigim-seni-seviyorum-2-siiri/</link>
<guid>2345904</guid>
<pubDate>2017-04-25T19:05:00+03:00</pubDate>
<author>Derya Akgün 2</author>
</item>
 <item>
<title>Kardelenler Kara İnat Büyür</title>
<description> Kardelenler Kara İnat Büyür Batman'ın  dağlarında bir kardelen büyür, Karın acımasız soğuğuna inat Ulaşır güneşe, buluşur dünyayla, Bazen bir Mustafa'dır o, bazen bir Murat.Öğretmen Mustafa gençti, idealistti. Gözleri pırıl pırıl, yüreği sevgi dolu. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kardelenler-kara-inat-buyur-2-siiri/</link>
<guid>2345716</guid>
<pubDate>2017-04-25T13:58:00+03:00</pubDate>
<author>Derya Akgün 2</author>
</item>
 <item>
<title>28 Şubat</title>
<description>Bu tarihi duyunca benim yaşım ve üzerindekiler için İslami değerlerin Ankara’nın Sincan ilçesinde yürüyen tankların altında kaldığı gizli darbe aklıma geliyor. Neden Sincan? Çünkü bu ilçe İslami modelin yaşandığı bir nevi köy-şehir karışımı bir yerdi. O dönem ki İslami liderlerin çeşitli zamanlarda Filistin’e destek vermek dahil olmak üzere, çeşitli tiyatroların, sohbetlerin yapıldığı ve çokça buna karşı bir kesimi rahatsız eden uç açıklamaların sergilendiği yerdi.   Bu tankların görüntüleri uzun zaman televizyonlarda görüntülendi. O zamanki rahmetli Erbakan ve Tansu Çiller arasındaki koalisyon hükümeti istifa ettirilip, Refahyolsuz başka bir hükümet kuruldu. İşte bu hükümetle hızlıca Müslüman kişiler hedef alındı.  Kamuda çalışan başörtülü öğretmen, memur ne varsa istifaya zorlandı. Sanki, kötü bir kadınmış gibi, itilip kakıldı. Hakaretler edildi. Benim eşim o dönemde Ankara’nın Bala ilçesinde öğretmenlik yapıyordu. Bala, Ankara’ya 70 km uzaklıkta, gelmesi-gitmesi zaten zor şartlar altında yapılabiliyordu. Eşim, her akşam eve geldiğinde ağlıyor,  başına ne geliyorsa anlatıyor, adeta geceleri kabus ve sıkıntı içinde geçiyorduk. Her gece, ne yapalım diye tartışıyorduk. Eşim her gittiğinde karşı görüşlü öğretmenlerce aşağılanıyordu çünkü. Bu duruma son vermeye karar verdik. Benim  maaşım yeter dedik. Eşim göz yaşlarıyla, kahrola kahrola istifa etmek zorunda kaldı. Eşim gibi olan o kadar çok öğretmen olmuştu ki… En azından biz şanslıydık, benim güzel bir işim vardı. Ama  bir çoğunun yaşantısı bozulmuş ve ağır bir sınavdan geçiyorlardı, geçim sıkıntısı yönünden.  Asker olan subay ve astsubaylar bundan farklı değildi. Eğer eşleri kapalıysa, yaş kararları çerçevesinde, askerlikten çıkarılıyordu. Askerlikten başka mesleği olmayan bu kişiler, her türlü işi denediler. Onlardan da dostlarım vardı. Herkes sanki onlara öcüymüş gibi bakıyor, kapılarını çalmıyor ve yalnızlaştırılıyordu. Askeri törenlerde, eğer öğrencinin annesi kapalıysa tören alanına giremiyordu. Kısacası eğer kadın kapalıysa, Ülkeye zarar verecek gibi, terörist gibi görülüyordu. Üniversiteye baş örtüyle giderek okumak isteyen kızlarımızın baş örtüleri zorla çıkarılıyordu. Çıkarmak istemeyen ve cebinde parası olanlar, dünyanın bir çok ülkesine hicret ederek üniversite mezunu oldular. Eğtimlerine, üniversiteden mezun olmadan bırakan o kadar çok kızımız oldu ne yazık ki… </description>
<link>https://www.antoloji.com/28-subat-10-siiri/</link>
<guid>2326593</guid>
<pubDate>2017-02-26T18:04:00+03:00</pubDate>
<author>Safet Kuramaz</author>
</item>
 <item>
<title>Ana Baba Tutmuş</title>
<description>Ana baba tutmuş çocuk elinden Hele varak şu okula demişler Laf dinlemez yaramazın elinden Şu dertlerden kurtar bizi öğretmen  Her gün evde hır gürümüz oluyor Seslerimiz hep ayyuka çıkıyor </description>
<link>https://www.antoloji.com/ana-baba-tutmus-siiri/</link>
<guid>2319645</guid>
<pubDate>2017-02-02T20:10:00+03:00</pubDate>
<author>Kemal Berk</author>
</item>
 <item>
<title>Çınaraltı Çocukları</title>
<description>Savaştepe İlçesinde  Asrın en güzel mektebinde Koca Çınarın gölgesinde Nice hayallere daldık Öğretmenlik hevesiyle Yanıp tutuşan canlardık  </description>
<link>https://www.antoloji.com/cinaralti-cocuklari-siiri/</link>
<guid>2316129</guid>
<pubDate>2017-01-23T02:51:00+03:00</pubDate>
<author>Melahat Çetinkaya</author>
</item>
 <item>
<title>İmtihan</title>
<description>en iyi öğretmen hayat'tır sizi hep dost bilip güvendiklerinizle imtihan eder ya uğruna can verebileceğiniz kardeşleriniz olur yada ömür boyu çekeceğiniz yürek sızısı </description>
<link>https://www.antoloji.com/imtihan-86-siiri/</link>
<guid>2308902</guid>
<pubDate>2016-12-26T12:54:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Ulvi Tutkun</author>
</item>
 <item>
<title>İlkokula Başlayacak Çocuk  4</title>
<description>İlkokul yakın, çünkü yaşın dörtten ileri, Bebeklikten çıkmışsın ne bu bebek bezleri?  Arkadaşların kınar bağlı, dolaştığından, Kurtulman gerekirdi bez ve muşambalardan?  Annen gelmek üzere öğretmen haber vermiş, </description>
<link>https://www.antoloji.com/ilkokula-baslayacak-cocuk-4-siiri/</link>
<guid>2306215</guid>
<pubDate>2016-12-17T20:53:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Tevfik Temiztürk</author>
</item>
 <item>
<title>Öğretmen</title>
<description>Saygı duyun öğretmene hey dostlar  Cahilin bendini yıkar öğretmen. Minik yavruları ilimle besler Kalemden yazıyı döker öğretmen.  Oku ve okut der  Hazret-i Allah Övmedi mi onu ol Resulüllah? </description>
<link>https://www.antoloji.com/ogretmen-210-siiri/</link>
<guid>2305986</guid>
<pubDate>2016-12-16T21:03:00+03:00</pubDate>
<author>Recep Marangoz</author>
</item>
 <item>
<title>Öğretmen</title>
<description>Herkes uyur Öğretmen okurdu. Ay doğar, güneş vurur O yıldızlarla konuşurdu.  Kah ateş yakardı öğretmen Kah ışığa koşardı. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ogretmen-209-siiri/</link>
<guid>2305376</guid>
<pubDate>2016-12-14T16:04:00+03:00</pubDate>
<author>Mevlüt Kaplan</author>
</item>
 <item>
<title>Öğretmen!  Cevher! ..</title>
<description>ÖĞRETMEN! .  MUHTEŞEM BİR MANZARA; ÖĞRETMEN, BAYRAK ve ESERLERİ DÜŞÜRMEZ RABBİM DARA, ÇIKARIR ORTAYA CEVHERİ! ..... </description>
<link>https://www.antoloji.com/ogretmen-cevher-siiri/</link>
<guid>2304127</guid>
<pubDate>2016-12-11T00:19:00+03:00</pubDate>
<author>Ekrem Çiçek</author>
</item>
 <item>
<title>Öğretmen Olana Selam</title>
<description>Ömrünü okulun yolunda harcar Vefâkâr Öğretmen olana selam. Kalemi tebeşir ilminde harcar Cefakâr öğretmen kalana selam.  Gecesi gündüzü bir harf öğreten Âlemi kurtarır câhil illetten </description>
<link>https://www.antoloji.com/ogretmen-olana-selam-siiri/</link>
<guid>2301997</guid>
<pubDate>2016-12-04T15:59:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Okur</author>
</item>
 <item>
<title>Anladım Ki Öğretmen</title>
<description>Öğretmenim seni ben, anlamakta geciktim, Oyun oynamak bana, dersten hoş geliyordu, Sen koskoca öğretmen, ben küçücük çocuktum, Anladım ki öğretmen, iyilik diliyordu. </description>
<link>https://www.antoloji.com/anladim-ki-ogretmen-siiri/</link>
<guid>2299144</guid>
<pubDate>2016-11-25T17:22:00+03:00</pubDate>
<author>Sinan Karakaş</author>
</item>
 <item>
<title>Öğretmenler Gününüz Kutlu Olsun...</title>
<description>-  Gerek Arkadaş Grubumdan gerekse sitemizdeki gruplarımız üyesi olan birbirlerinden değerli Saygın Öğretmen arkadaşlarımız...  **  ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN...** </description>
<link>https://www.antoloji.com/ogretmenler-gununuz-kutlu-olsun-3-siiri/</link>
<guid>2298938</guid>
<pubDate>2016-11-24T22:13:00+03:00</pubDate>
<author>Işık German Ersoy </author>
</item>
 </channel>
</rss>
