<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title>
<link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi.  Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Sin/İ/R</title>
<description>Sinir, Gözlerden kin olarak akan, Öfkenin surete hapsedilmiş hali O kadar ki gülünç.. Her bir öfkede </description>
<link>https://www.antoloji.com/sin-i-r-siiri/</link>
<guid>2357548</guid>
<pubDate>2017-05-30T00:49:00+03:00</pubDate>
<author>Tuba Okur</author>
</item>
 <item>
<title>Nedir Sevmek</title>
<description>  Evet acıdırki her şeyi mış gibi yapar olduk Dini yaşarmış gibi İnsanlığa üzülürmüş gibi,oysa cam bir fanus içinde korkarak kendi dünyamızda yaşamaktayız. Klavye kahramanlığı yapmaktayız oysa kendi acılarımıza merhemimiz bile yok Sevmek nedir diye sorsalar </description>
<link>https://www.antoloji.com/nedir-sevmek-5-siiri/</link>
<guid>2355074</guid>
<pubDate>2017-05-22T20:50:00+03:00</pubDate>
<author>Tuba Okur</author>
</item>
 <item>
<title>Öfkem...</title>
<description>İnsanları anlamamaktan yoruldum... ya ben iyi birisi değilim  insanların gözlerinde, ya da ben yanlış işler üzerindeyim... kötü birisi miyim diye kendimi sorguladım her ilişkimde... kötü insan nasıl olur...? kinci olur, senin yüzüne değil arkandan konuşur, acıma duygusu yoktur vs... bunlara ekleyebileceğim onca cümle varken sanırım en çok şu cümlede takıldım hep... kötü insan yoktur, sadece insanın içinde ki öfke kötülüğe sürükler insanı... içinde ki öfkeyi dışarıya atamayan insanoğlu, aklından dalaverelerin  geçmesine dur diyemez. ben dalavereci olmak istemedim hiç... sadece bu duruma getirildim ki yapmaya zorladım kendimi... kimse silah dayamadı alnıma... ben durulmayan öfkeme yenik düştüm hep... insanın içinde ki öfke hep bir yerde çatlak verir, onarılması zamanla olur... öfke duyduğum anlarım biriktikçe ben galiba kötü insan olmaya razıyım...   yıllarca biriktirdiğim öfkelerimi, gün gelecek salacağım gökyüzüne... kötülükten çıkıp, konacağım tertemiz yüreğime...  3 Mayıs 2017 </description>
<link>https://www.antoloji.com/ofkem-25-siiri/</link>
<guid>2353255</guid>
<pubDate>2017-05-16T12:32:00+03:00</pubDate>
<author>Şafak Kocabıçak</author>
</item>
 <item>
<title>Müflis</title>
<description>Hiç kırgınlıklar biriktirmedim hasretine karşı. Bu yüzden çoğalmadı öfkelerim. İçimin derin vadilerinde yankılanıp kendine dönen bir çığlık oldular her zaman. Sevdanın, o ele avuca sığmaz haşarı sarhoşluğu dahi kusturmadı onları , </description>
<link>https://www.antoloji.com/muflis-13-siiri/</link>
<guid>2349339</guid>
<pubDate>2017-05-05T00:33:00+03:00</pubDate>
<author>Çınar Göle</author>
</item>
 <item>
<title>9---Ele Sorma Kendini</title>
<description>Kişiliğin öğrenmekse maksadın Kalbine sor ele sorma kendini Budur doğruya er meye  ilk adım Özüne bak söze vurma kendiini  Vicdan doğruları diyecek sana O asla yanılmaz inan sen bana </description>
<link>https://www.antoloji.com/ele-sorma-kendini-siiri/</link>
<guid>2340817</guid>
<pubDate>2017-04-08T20:44:00+03:00</pubDate>
<author>Yusuf Değirmenci 3</author>
</item>
 <item>
<title>Yalnızlık</title>
<description>Anladım ki en Sevgili yalnızlık..  Şimdi Yüzyıllık yalnızlığa düşsem,  Biri olsun  yanımda demem,  Tutup elimi kaldırsın istemem. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yalnizlik-1702-siiri/</link>
<guid>2339012</guid>
<pubDate>2017-04-03T16:47:00+03:00</pubDate>
<author>İrem Aslan</author>
</item>
 <item>
<title>Özlemi Yok Sayabilmektir Yaşamı Kolaylaştıran.</title>
<description>Çok kalabalık bir yaşam bu içinde bulunduğum düşlerin izlerini sürerken yoruluyorum artık… Başlı başına bir dünya bu, her düşüncenin bir başı, sonrada ortasını hızla geçerek dipteki bulantılarla başı boş uğraşlar bunlar… Yaşamda kalan düşüncelerimin tümünün içinde baş başa uğraşlarla karşıma çıkan hep senin dediklerin veya bana yazdıklarına bu kadar zaman sonra doğruda ne kadar kaldım doğru ile ne kadarıyla baş ettim bu hayatın tüm yaşamdaki an zamanları ile… Kendime ne kadar nefeslik zaman ayırdım ve içinde yaşadıkça kendimi zamanın şartları ile ne kadarıyla korundum ne kadarı savurdu attı beni?  O günden bu güne arkada kalan bir yaşamın içinde ter döktükçe, sevgiye dair verilen sözlerin arsında ne kadarına durabildik ve ne kadarından kendimi koruya bildim? Oysa ilk günlerin başlarında kalan zamanın ne kadarında var olabileceğimiz düşünmeden ömre yayılan sözlerle vaatler vardı yaşamımıza giren…. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ozlemi-yok-sayabilmektir-yasami-kolaylastiran-2-siiri/</link>
<guid>2337902</guid>
<pubDate>2017-03-31T12:04:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Yılmaz 4</author>
</item>
 <item>
<title>Soruyorum Cevap Veren Varmı?  </title>
<description>Bu kadar öfke, nefret, kin varken insan yüreğinde,  kardeş kardeşle savaşırken, namlunun ucu bir çocuğa dogrulmuşken, senin gibi düşünmeyene oh olsun derken, yaşadığın dünyayı sevgiyle cennet yapamazken, söylenecek o kadar şey varken susmak... Nasıl gözlerini kapatıpta düşler ki cenneti insan... Soruyorum cevap veren varmı? </description>
<link>https://www.antoloji.com/soruyorum-cevap-veren-varmi-siiri/</link>
<guid>2333895</guid>
<pubDate>2017-03-22T13:15:00+03:00</pubDate>
<author>Gülten Alp</author>
</item>
 <item>
<title>Onlar Bunu Hiç Bilmedi </title>
<description>Onların elinde taş vardı, bizim elimizde gül. Onların dilinde zehir vardı, Bizim dilimizde bal. Onların gözlerinde öfke vardı, bizim gözlerimizde merhamet. Onların yüreğinde nefret vardı, bizim yüreğimizde sevgi. İnsan olmanın özü, mayası sevgi değil miydi? Onlar bunu hiç bilmedi... </description>
<link>https://www.antoloji.com/onlar-bunu-hic-bilmedi-siiri/</link>
<guid>2333871</guid>
<pubDate>2017-03-22T12:59:00+03:00</pubDate>
<author>Gülten Alp</author>
</item>
 <item>
<title>Öfke Yüklü Bulutlar</title>
<description>Kara bir orak gibi dalarken ekinlere Öfke yüklü bulutlar gölgesi zeminlere  Bağırır avaz avaz yukardaki ormana Kanat vuran baykuşlar karışır toz dumana  Ağaçlar arasında yatar us fukarası </description>
<link>https://www.antoloji.com/ofke-yuklu-bulutlar-siiri/</link>
<guid>2332902</guid>
<pubDate>2017-03-20T16:14:00+03:00</pubDate>
<author>Tarık Torun</author>
</item>
 <item>
<title>Meral Meri Deniz Fenerine Yolculuk Yöneliş</title>
<description>Sana dair neyle dolarsam dolayım;  Öfke,özlem,sevmek, Hayır hayır sevmemek, Tabii ki sevmek gibi, bir sürü duygu çarpışmaları arasından sıyrılıp Kendi memleketimden sana tebessüm ederken buluveriyordum kendimi. Elimde bir demet kır çiçeği, ve mor-pembe ufuk çizgilerini elde ederken gökyüzü Ve ben severken,izliyorum seni, </description>
<link>https://www.antoloji.com/meral-meri-deniz-fenerine-yolculuk-yonelis-siiri/</link>
<guid>2330703</guid>
<pubDate>2017-03-13T02:44:00+03:00</pubDate>
<author>Meral Meri</author>
</item>
 <item>
<title>Sorma</title>
<description>"Güzel insanlar güzel atlara binip gittiler." demişti ya Yaşar Kemal, "iyiler çok yaşamaz" demiş ya atalarımız, "güzelliğin on para etmez, bu bendeki aşk olmasa"  deyip gönüller tahtına oturmuş ya ışığa hasret kalan dünyasıyla bizi aydınlatan Aşık Veysel... İşte biz onlardan öğrenmiş, onlardan dinlemiştik aşkı, sevdayı, hüznü, vedayı.. Zaten öyle değil miydi? Şu masmavi gök kubbenin altında söylenmedik söz, yaşanmadık an(ı) , hissedilmedik duygu, üflenmemiş köz, öfke duymamış yürek var mıydı? Ama belki sevgide en kıskancımız ve en bencilimiz; " ben güzele güzel demem, güzel benim olmayınca" diye ünleyen Karacaoğlan'dı. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sorma-251-siiri/</link>
<guid>2328352</guid>
<pubDate>2017-03-03T17:24:00+03:00</pubDate>
<author>Ercan Demirci</author>
</item>
 <item>
<title>Tanrı Gibi Yarattın Yeniden Beni</title>
<description>Ne sıkıntılar çektim Ne özlemler büyüttüm yüreğimde Öfke duydum zaman zaman ''Boş ver''dedim çoğu zaman  Seni buldum hoşlandım yaşamaktan Sevgi selam verdi el salladı kapıdan </description>
<link>https://www.antoloji.com/tanri-gibi-yarattin-yeniden-beni-siiri/</link>
<guid>2326158</guid>
<pubDate>2017-02-24T19:45:00+03:00</pubDate>
<author>Bedri Karaarslan</author>
</item>
 <item>
<title>Sabır  Sabır</title>
<description>Sabır: acı, zorluk, haksızlık ve başa aniden gelen üzücü olaylara dayanma gücüdür. Bir üzücü olaya telaş ve feryat etmeden yaklaşmak ve sıkıntının sonuna kadar tahammül göstermek bir insanlık bilincidir.  İnsanın bu dünyada her an her şeyle karşılaşması muhtemeldir. İsyan ederek olaylara yaklaşmamız zararımızı daha da artıracaktır. Huzur ve esenlik için işte burada ortaya sabır çıkmaktadır. Kötüye karşı direnmek nefsini yönetmek insanın kendi öz görevi olmalıdır. Sabrın sırrı benliği olgunlaştırır. Yaşam sürprizlerle doludur, kimi mutluluğunu kaybedip hüsrana uğrar, karşı taraf istemese de onun hasret ve özlemiyle yanar, tutuşur, işte bu anda sabır ateşiyle yürekte pişer çekilen acılar ve ıstıraplar. Ayrılıklar yaşayabilirsin, bunu kendine elem ve çile yapıp hasreti, özlemi kucaklarsın. Sigara ya da içki ile paylaşırsın belki de, hiç birisi ilaç değildir bunlara, çözüm hiç değildir. Olayları sorgulamalı insan, nedenleri, niçinleri bilmeli, kendi payına düşeni ders almalı ve sabretmeli. Korku ve endişe üzerine yuva kurulmaz, ulaşılmaz isteklerin hasretini çekenler önce öz eleştirinizi yapınız. Yaşamın gerçeğinden hareket ediniz. Hiçbir insan ebedi değildir bu dünyada, hiçbir güzellikte hepsi gelip geçicidir, işte burada erdemli olmak çıkar ortaya, kemale ermek, nefsini terbiye etmek, gerçeklerden uzaklaştığınızda hayal âlemindeki yollar sizi üzecek yollardır. Amacını öğren, gözlerinin istediğini değil, gücünün yeteceğini kucakla, ağır taşlar kaldırırsan altında kalabilirsin. Düşün ve duygudaşlık yap, onun yerine kendini koymayı dene, bir işe veya insana ruhunla ve yüreğinle bak, pozitif bak, ondaki değerleri iyi tanı, yoksa sonucunda kendini teselli edemezsin, sabır hiç edemezsin. Ulaşmak istediğin hedefi tanı, bu sevgili olur, iş olur aş olur, aşk olur, sevda olur fark etmez. Bir adım sapmadan hedefine yürü eksileri ve artıları iyi tart, ışığı sen ver karşıdakinde arama, yolunu hiç şaşırma, birini seveceksen başka gönüllere uçma arı misali bal toplama, yolunu şaşırıp elindekinden de olabilirsin. Değer ver insana, test et yola çıkacağın insanı, kalbine bir ortak arıyorsan yudum yudum özümse, içtenliği kat sevgine, ışığı ol, güneşi ol sevgilinin, acelecilik insanı üzüntü ve pişmanlığa götürür, her insanın bir değeri vardır bu değeri ölç ve değerinden fazla değer verme, yoksa yanarsın. Kişiyi anla ve tanı ne istediğini bil, kendinin de ne istediği çok önemli, örtüşmeli yaşananlar, tuzaklar vardır yaşam boyu, sinsi tuzaklar, tanıyamazsın insanı, gizler huylarını ve öz amacını, tedbirli ol, sabırlı ol, ama mutlaka bir gelecek umudun olsun. İnsanları nankör eden hırslardan uzak dur. Bir gün bu taşıdığın bütün güzelliklerin ve gençliğin ağır ağır tükendiğinde anlayacaksın ki, tüm yaşamının sabır olduğunu. Öfke ve zarardan uzak bir gün yaşamanız dileği ile, yaşamınız boyunca karşınıza uyum sağlayacağınız ve mutlu olacağınız insanların çıkması temennilerimle, hayatı dolu dolu yaşayın.  Yavuz Bayram Çalışkan (Şiirhan) 27 Ocak 2010 Çarşamba İstanbul </description>
<link>https://www.antoloji.com/sabir-sabir-6-siiri/</link>
<guid>2323835</guid>
<pubDate>2017-02-17T08:40:00+03:00</pubDate>
<author>Yavuz Bayram Çalışkan</author>
</item>
 <item>
<title>Aşkın   Yazgısı</title>
<description>AŞKIN   YAZGISI  Ben şimdi bu aşktan özge Zulümlere boğun eğdim eğmecesine Hepimizi sardı baştan ayağa öfke Öfke bir yaban mersini her dem taze Sevgiler gül çiçeği güzel kokulu bahçe </description>
<link>https://www.antoloji.com/a-a-siirleri-askin-yazgisi-siiri/</link>
<guid>2323207</guid>
<pubDate>2017-02-15T09:34:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Kemal</author>
</item>
 <item>
<title>İyi Bilirim Ayrılıkların Tadını</title>
<description>Eğer bir gün duyarsan nasipten öte bir hayatın varolduğunu,beni hatırla.İmkansızlıklar içinde imkanların da soyutlanarak gün yüzüne nasıl çıktığını görürsün.Güneşin her sabah aynı ısıyla yer yüzüne yansımadığını daha iyi anlarsın.Tan yeri ağarınca bir tek bülbüller açtığını göremediği gülün ardından feryat etmez.Seven yürekler de gözlerini kamaştıran ışığa baktığında içine bir başka akar her güneş doğduğunda.Bunu yaşamadan bilemezsin ama, öğreneceksin biliyorum. Bir erkeğin en çaresiz anıdır gözlerinden dökülenler.İçine sığdıramamıştır özlemini,hasretini.Yüreğinde depreşen duyguların dile gelemediği andır kirpiklerden yanaklara süzülenler.Biriken öfkelerdir yağmura nispet edip rüzgara karışanlar.Bağrını dayasaydın esen yönüme,görürdün gözlerimin aynasından yansıyan seni.Sen de seni severdin,özlerdin ama öfke de duyardın.dokunsan hayallerime uçsuz bucaksız çöllerde inşa ettiğim bahçelerde dolaşırdın ömrünce.Bir bedevinin çatlamış dudaklarında,yanan gözlerinde,kavrulan yanaklarında ve bulgur bulgur dökülen terinde umutlanamadığı yerden koparıp aldım gerçekleri.Kimsesizlik değil,topraksızlık ta değil,bu düpedüz bir hayattı.İki kişilik ve iki kişinin beraberinde sürüklediği milyonlarca hayat.İçinde korkunun barınmadığı,ümitlerin,heveslerin diri kaldığı bir hayat. Ne zaman unutursam gözlerinin içini ve ne zaman duyarsız kalırsam acılarına bir karıncanın su içtiği yerden vur beni.Hayallerimin kırıldığı yerden alıp bir serçenin gözyaşında boğ gitsin beni.Kırılırsam sana,bir an huysuzlaşırsam ve bir an tereddüt edersem gözlerine bakmaktan,yüreğine akmaktan,bu canın hayrını akbabaların boynuna bırakayım.Aç bir kurdun çetin bir kış ortasında aç kalmış haline bırakayım bu bedeni.Ya da sen al dipsiz bir uçurumdan sal gitsin,dönüp ardına bile bakma.Bir an ah edersem, feryat edersem namerdim. Seni seviyorum,bir annenin emzirdiği çocuğuna merhameti gibi sığındım yamacına.Al sar beni en huysuz yanına,en kırılgan duygularınla kundakla acılarımı.Hançerler delip göğsümü akıtsın cenabet eşkiyaların ayaklarının altına.Yemin ederim kırılmam sana. Ben tadını iyi bilirim ayrılıkların,özlemlerin.Özleyip te ulaşamamanın.ulaşıp ta dokunamamanın verdiği boşluğu bacımın mezarı başında öğrendim.Bir de uzansam dokunacağımı sandığım,seslensem duyacağını sandığım,ağlasam göreceğini sandığım senden öğrendim her istediğimin olmayacağını.Yüreğimin kanayan anlarını biliyorsun.Ağladığım köşeleri,içimi döktüğüm kaldırımları ve feryadımı gizlediğim barakaları biliyorsun.en çok ta ne zaman özlemlerimin boyumu aşıp beni boğduğunu biliyorsun.Hayata tutunduğum yerden alıp koparıyorsun ellerimi.Önce hiç kimsenin bilemediği yaralarımı sarıyorsun ve sonra hiç kimsenin dokunamadığı yerden kanatıyorsun.Sen de biliyorsun ki,bana en çok sen iyi geliyorsun.Senden başkası hiç olmadı ve hiç bir zaman da olmayacak.Hayatımda en çok sana kırıldım,en çok sana öfkelendim.Bir çıkıp gelseydin belki bu kadar kanamazdı içim, aradaki mesafelere kızmazdım bu kadar.Ben seni beklerken hiç yorulmadım,her gün ayrı bir özlemle bekledim yollarını.Geleceğini bilmek beklemenin kutsallaştığı,anlam taşıdığı andır.Bunu sen bilemezsin.Kaç bardak avuçlarımın arasında parçalandı,kaç cam kesiği var gözlerimde bilemezsin.Sen gün batımında yakalayamadığım,tutamadığım kayıpların içinde olduğunu bilsen,kaybettirdiğin günlere lanet ederdin.Oysa ben o günleri de çok seviyorum.Hepsinde sen varsın,hepsinde.Senin içinde olmadığın ne günüm var,ne gecem.Hiç bir sofraya sensiz oturmadım ve hiç bir sigaramı içtikten sonra yere atmadım,avuçlarımda söndürdüm.Kimseye de susamadım seni özlediğimi.Biliyorum kızdığını,gizli saklı kalması gerekenleri ayyuka çıkardığım için.Ama ben hiç bir zaman utanmadan anlattım.bilsinler herkes sana olan özlemim,sensiz geçen anlarda nasıl öfke saçtığımı.Ayıplasınlar beni umurumda değil.Yeter ki sen içime sığmayıp kirpiklerimden dökülenlere avuçlarını yumma….. </description>
<link>https://www.antoloji.com/iyi-bilirim-ayriliklarin-tadini-siiri/</link>
<guid>2312790</guid>
<pubDate>2017-01-10T19:28:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Zafer</author>
</item>
 <item>
<title>Korku Ve Öfke</title>
<description>savaşın yıkımı silahın soğukluğu yansımış yüzüne modun düşmüş endişeli bakışında korku ve öfke var çocuk </description>
<link>https://www.antoloji.com/korku-ve-ofke-siiri/</link>
<guid>2312141</guid>
<pubDate>2017-01-08T12:02:00+03:00</pubDate>
<author>Necdet Uçan</author>
</item>
 <item>
<title>Unutmadığımı Hatırlatacaklar</title>
<description>garip hayaller içindeyim garip.. gününü şaşırmış takvimin kopartılmayan yaprakları gibi  buruşturup atılan kağıtlar arasında ki öfke gizli okunmuşluğunda silinemeyişin izleri gibi </description>
<link>https://www.antoloji.com/unutmadigimi-hatirlatacaklar-siiri/</link>
<guid>2307829</guid>
<pubDate>2016-12-22T21:08:00+03:00</pubDate>
<author>Gülden Işık</author>
</item>
 <item>
<title>Kan Kan İle Yıkanmaz</title>
<description>Dünyanın en büyük gerçeklerinden biri ölüm. Yüce Allah'ın da adaletinin tecelli ettiği en güzel alanlardan birisi kanımca. Yüz yıl da yaşasan bin yıl da sonun da onun buyurduğu üzere ''Bütün nefisler ölümü tadacaktır, sonra bize döndürüleceksiniz.'' Ankebut/57 ayetinin neticesinde, canımızı o mübarek meleğe yani Azrail as.'a teslim edeceğiz.    Hepinizin bildiği gibi dünyanın çeşitli coğrafyalarında her dakika her saat kan ve gözyaşı dökülüyor. Tabi ki Yüce Rabbim ve melekler olup bitenlerin hepsini saniyesi saniyesine kayıt altına alıyor. Orta Doğu asırlardan beri kaynayan kazan zaten. Orada epeydir sükunet ve barış olmadığı bilinen bir gerçek. Başta petrol olmak üzere diğer doğal zenginlikleri ile de emperyalizmin baş hedefi konumunda. ABD'nin güdümünde ki İsrail ve diğer Arap ülkeleri her an birbirlerini boğazlamak için fırsat kolluyorlar. Yerle bir olmuş ve sadece adı olan bir Filistin Devleti, yanı başında İsrail ve Hamas gibi, Hizbullah gibi, bilumum küçük ve orta çaplı oluşumlar. Kimisinin terör örgütü dediği, kimisinin de bağımsızlık savaşçısı olarak adlandırdığı marjinal gruplar. Bu coğrafyada çocuklar, bebekler de dahil çoğu kimse eceli ile ölmeye hasret artık. Ya bir şarapnel parçası ile, ya kimyasal bir silah ile ya da uçaktan atılan bir füze ile ruhunu Rahman'a teslim ediyor...   </description>
<link>https://www.antoloji.com/kan-kan-ile-yikanmaz-siiri/</link>
<guid>2304572</guid>
<pubDate>2016-12-12T14:07:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Zeytinci</author>
</item>
 <item>
<title>Öfke,Haset Ve Kibirden Uzak Dur</title>
<description>Akıl ve imân-ı kemâl bulmayan insanlar; öfke, haset ve kibre esir olurlar.-Süleyman Hilmi Tunahan.  İnsanlar için tehlikeli olan, Öfke,haset ve kibirden uzak dur. Şeytandan insanlara miras kalan, Öfke,haset ve kibirden uzak dur.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ofke-haset-ve-kibirden-uzak-dur-siiri/</link>
<guid>2298847</guid>
<pubDate>2016-11-24T15:02:00+03:00</pubDate>
<author>Yusuf Tuna</author>
</item>
 </channel>
</rss>
