<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title>
<link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi.  Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Yeter</title>
<description>Kaosun krallığı yüzyılları sarsan büyük savaşlar  Korku ve gözyaşı zafer ve kan Mekanın tarihin hazin yıkılışı durmadan üstüste binişi Geçmişten günümüze akan nehrin etten ve kandan köprüsü artık dur yeter! </description>
<link>https://www.antoloji.com/yeter-445-siiri/</link>
<guid>2357583</guid>
<pubDate>2017-05-30T04:45:00+03:00</pubDate>
<author>Ateş Han</author>
</item>
 <item>
<title>Hoş Geldin Ya Şehri Ramazan</title>
<description>Mübarek Recep ayını bitirdik, Şaban ayının da sonları yaklaşıyor, üç ayların sultanı Ramazan Ayına çok az kaldı. Daha ilk günden uhrevi bir hava yerleşiyor tüm memlekete ve İslam Alemine ya da en azından ben öyle gözlemliyorum, başkasına nasıl gelir bilemem... Şimdi beylik laflar ile size orucunuzu tutun, namazını kılın, zekatınızı verin diye nasihat etmeyeceğim, bunların bilincinde olan insanlar zaten yapıyor, yapmayanlarda umulur ki Allah'ın hidayet etmesi ile bir şekilde ibadetlerin bir ucundan tutarlar. ''Rahmetim gazabımı kat kat geçmiştir.'' diyen bir yüce yaratıcının Cenabı Allah'ın huzurundayız hepimiz...    Ne büyük mutluluk bizler için hem Müslüman hem de Türk olarak doğmuşuz. Bizlerden başka başka ülkelerde de sayısız Müslüman da Ramazanı karşılamaya hazırlanıyor. Savaşlar içinde olan, fakirlik ve açlık ile boğuşan bir dolu İslam Ülkesi var. Bizler burada rahat yataklarımızda uyurken, yatıp kalkarken o dindaşlarımız ağır bir imtihandan geçiyorlar, tabi aynı zamanda bizler de onlar ilgilenip ilgilenmemek konusunda imtihandan geçiyoruz. Allah yardım etsin bizlere de onlara da... Onlar sabırla, biz de yaptığımız ve yapacağımız iyilikler ile bu sınavları alnımızın akıyla verelim...   </description>
<link>https://www.antoloji.com/hos-geldin-ya-sehri-ramazan-11-siiri/</link>
<guid>2355967</guid>
<pubDate>2017-05-25T10:19:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Zeytinci</author>
</item>
 <item>
<title>Aynur'a Mektup 1. Bolum</title>
<description>Yarın beni terkediyorsun. sensizliğin arifesini on yıl kadar uzun ve mübarek bir bayramın son günü gibimi yaşamam gerekiyor şimdi? dakika sayısı sürekli artan durağan bir saat ya da mapushaneye ayarlı bir zaman dilimi modunda yarın başlayacak acıya bugünden yoğunlaşarakmı hazırlanmalıyım? inatçı ve güçlü kudurgan her iki eşit zıt duygunun, kudurgan bir gayretle birbirini örseleyerek kendi biçimini almaya almaya zorladığı durumda, hassas ruhumu düşen görev nedir aynur? can kaynağından berrak bir durulukla fışkırarak, az önce ile biraz sonra algısı arasında akıp giden yaşam çayının en bulanık yerine doğru sürükleniyorum. kendi satır aralarımda kendime tanıdığım o elzem hak tanınmıyor bana, küçücük bir bekleme süresi vermiyor insana hayat. Gönlümde taze filiz sırasını bekleyen duygu tohumu çekirdekleri, seni hiç bilmeden bu ayrılık bataklığına sürüklenip çürüyecekler mi? Öyle ise sen, yüreğimin derinliklerinden kutlu duygunu yüklenmiş kabene gelen o zengin sürre alayı kervanlarının kaderini hiç hiç bilmeyecekmisin ? Bizden ortak yarınımızı alarak bildiğim sensizliği bana bırakıp hiç bilmediğim bensizliğe taşınırken, aşkının sözleşmeli işçisi yıllardır tam mesai çalışan duygularıma, ilişkimizin tek taraflı fes edilip artık işleyişinden kovulduklarını kim açıklayacak? Gözlerinin gönlüme çağırışı yaptığı o ilk seraba elverişli balkonu olan yaşanmışlıklarla örülü yaşanmaz anılar evi tazminatına hak kazandığımı kim açıklayacak ? Bana dönmeyeceğini bilerek yaşamaktansa ölmek dahamı dahamı iyidir aynur? Ya da sırf o balkon için yokluğunu solumaya değermiydi yoksa ? Hislerimin doğurduğu öz duyguları biyolojik olarak hissediyorum, lakin onları büyüterek bu boya sen getirmedin mi? şimdim sana bylesine muhtaçken beni bırakıp yarına mı gidiyorsun aynur? son yemeğim dünkü busen, yastığından aldiğim saçın elime verilmiş haşlanmış yumurta, ve sen giden ikinci annemmi olacaksın ? gçnlüm de o çocukl aynı kaderimi paylaşacak aynur ? ama sen o kadar acımasız sayılmazsın annem terkettiğinde ben küçüktüm daha, oysa sana dair duygularım kocaman oldular kendi başının çaresine bakabilirler öyle değilmi. Keşke bu o kadar kolay olsa aynur, hayat tabağında seni benzersiz bir nimet olarak tek güzel şey olarak önüme sunan yaşamın, her zerresini arsız ve aç bir his gurmesi iştahıyla öğüterek yarın sevgi açlığından ölecekmiş gibi yaşadım ben. Duygusal obezliğe şimdi ani bir sensizlik diyeti hisssel ölüm orucundan başka şey değil, olması imkansız olan ne olsa da gitmesen aynur. Güzel yazının bembeyaz kağıda, organik gülün kendi kokusuna, her tavrın sana, kuranın muhammede inancın allaha yakışması gibi yakışıktık birbirimize. Her güzel şeyi sana borçluyum bütün mutlulukların ilhamı sensin aynur. Yoksa ben ne bilirdim sevdiğinin bi çift eli sayesinde dünyayı avuçlarında tutabildiğini. Ne bilirdim görmek istediğin herşey bir insan gözü içine sığabiliyormuş. Nerden bilirdim bir insan balonunun gerçek bir sevgi ile üflendiğinde tüm evreni kaplayıp her bir yanını boşluk bırakmaksızın kaplayabileceğini. Eğer bizzat bana yaşatmamış olsan hangi söz hangi yazı bildirecekti banabu kutlu nefesin benim gönül ciğerimin içinde bulunabileceğini. Beni affetmeyeceğinin ürkiticü ihtimali düşüveriyor ağır bir şekilde üzerime, korkunçtan yüksek dehşetten alçak ara bir duyguyu sınıfsız bir ürperti ile karşılıyorum. Bunun tezahürü öyle şeyki aynur, bütün refleks mekanizmalarımı felç ediyor gardımla birlikte kalemim elim ayağımda düşü düşüveriyor sanki. Ama ne zamanki belki de gitmeyeceğinin ihtimali kalabalık olumsuzluklar içinden minicik başını uzatıyor, düşmüş gardımla birlikte parmaklarım da kendi yerlerinde canlanıyor o zaman. Öyle haylaz oluyorlarki sorma, hani tutki tutasın aynur. Yazıya dökülemeyen söylem, ve söylemi mümkün olamayan yazı ile dolu bir gönül arşivim var ya benim? İşte sanki oradan birşey bir, bir, işte birşeyi tasvir edecekmiş gibi oluyorki bu başarısız başarı bile edebiyatın ilahı gibi hissettiriyor insanı. Söylenmeye muhtaç o kadar kelime var ki dilimin hemen altında, kalemimden ırmaklar klavyeden ehirler akıtsam yinde yetersiz kalır satırlar. Dev gibi bir aşkı aynı büyüklükte coşkuyla ifadeye girişip sayfalarca çaba sonunda minicik söylemler üretmek, en büyük insan beceriksizliği bu olmalı aynur. Eğer ben, Sen demişsem, mümkün olan en üst düzeyde neyi tam kimi hangi duyguyu anlatıp vurgulamışım hangi boyutta bir önemi vurgulamışım içimde sana dair ne var bunu eksiğinden arındırıp ifade etmenin imkanı yok aynur. İnsan için dünyayı anlamak onu insansala indirgeyip küçük damgasını basmakmış, bizim evrenimizle karıncaların evreni bir değilmiş ya hani aynur ? o sebep gönül anlayışı ile sözün anlatımı daha baştan kusurlu kalıyor. Ne yazarsam yazayım duygu ve hislerimdeki mükemmeliyetin insan eli ile bir biçime sığdırılmak zorunda kalınılıyor. Oysa bu durum dünyayı fındık kabuğuna sığdırma beyhudeliğinden başka şey degil. Aşkın gönlümüzde oluşturduğu tezahürleri aşık olduğuna ulaştırabilmek karınca sırtına tonlarca amacı yükleyerek fizana tşımasını ummaya benziyor. Analamının güneşi anlatımın bulutları ile kapatılıyor aynur. Ama sende biliyorsunki senin her halinin kökleri benim varlığımın en derirnindeki toprağa geçmiştir. Bendeki herşeyin kendi öz vatanındadır özdür, ve böylesi iç içe işleyiş aşk kelimesi ile bile kimlik kazanmıyor aynur. Varlığımda hiçlik gibi görünen bir yere hızla yaklaştığım şu noktada dahi, yeni hissel imgelerini ve duygusal karakterlerini oluşturmaya devam edip bunları kara sevda beyaz aşk pembe sevgi biçimine dönüştürmeye devam eden ahmak bir gönüle sahibim aynur. Sana muhtaçlık süremi kısaltması için kime yalvarmalıyım. Ne kadar yazsam tüm satırlar en başa dönecek biliyorum, doldurduğum tüm ard satırlar daha önümdeki boş alan gibi hiç yazılmamış gibi duruyor. Anlatarak bağırp çağırarak can yakarak ulaşmak istenilen amaca susarak daha hızlı ulaşabilir belki de insan. Fakat acı cekmek çırpınma refleksi oluşturuyor insanda, insanın ayrılığa ve onun ayrılık acısına geliştirdiği korku türü ölüme oranla çok daha ürkütücü boyutta ortaya çıkıyor. Çünkü ölüm mutlak olan son, zihnimiz onu en arka odalarında kapalı tutsa da bir şekilde kabullenmiş olmalı kaygı olsada korku duymuyoruz bundan. Lakin ayrılık bizim için netice beklentili bir durum değil ve buna hazır duygusal ruhsal varlıksal anlamda kabülü zor. Belki ondandır şimdi en çaresiz insan zavallılığına düşmemiz. Doğanın fiziki imkanları sayesinde ete kemiğe bulanmışız yaşıyor canlıyız muhakkak, lakin yaşamın yaşamanın bütün hazzına güzelliklerine ancak senden ulaşabiliyor mutluluğa ancak üzerinden bağlanabiliyorum ben. Şimdi duygularından umut kesilip hislerimin gönlün tarafından fişi kesildikten sonra, ilahi kudret ünitesinde yaşatılarak nefes alıp verişim sağlanmış ne hazzı var aynur ? İşte bu yüzden seni benden ayırman mümkün değil, benim benden büyük parçamı sökebilirsin ancak. Ve byle bir koparılış elle tutulur şekilde yüreğimi fiziki şekilde avuçlayıp yerinden sökülüşü kadar canlı ve kanlı olmayacaktır elbet. Dayanabileceğim değil tamam bunu düşünmüyorsun, ama dayanabileceğin ölçü de acı çektir. Ben kendim istesem kendi tırnağımı söktürebilirmisin yanında bana ? hayır değilmi aynur çünkü kıyamazssın. O halde sırf kan göremeyeceksin diye parçalara bölmesenmi beni aynur ? Sayısız kusur sahibi insan olarak kusursuz bir aşığım ben, şu halde bile uzağından yaydığın duygupatik dalgaların kalbime vuruşunu tüm varlığımda hissedebiliyorum. Bu coşkunun sihiri altında dünyamı şu halde bile habersiz büyütüyor varlığını her kademede merkezileştiriyorsun aynur. Tüm bu hallerime rağmen her biri ayrı tezahürünü taşıyarak gönlümde uçuşan kelebeklerin ürkütüyorlar seni artık benden. Zira ben kalbinde sana doğduğum ilk günki gibi çırılçıplak bir aşık olarak utanmadan dimdik duramıyorum duygun karşısında artık. Senden bağımsız senden habersiz utanıyorum onlardan, ve bütün senli benli hislerime sarınıp sarmalanmak bile ayıbımı kapatmıyor. Zihnimdeki fikrin, ruhumdaki hayalin, gönlümdeki saflığından utanıyorum. Yaptığım herşeye hatadır denilemez, elimde olmayan sebepleri de duygu durumumla senkroniZe edip kendime mazeret programı çıkaracak değilim. zira hiçbir mazeret neticeyi etkilemez. Fakat senin bendeki ağırlığın dünyayı tartar, evet seni üzdüm aynur, aşk insana istemediği şeyler de yaptırabiliyor. Bilincini yitiriyor insan bazen, kendinden daha güçlü işleyen bir girdapa kaptırıyorsun kendini. Ahlaksızlıktan insanı ayıran mesafeyi bile koruyamıyorsun. aşkın gözü gerçekten kör, hem iyiye hem kötüye bilmeden gidiyorsun. Herşey için çok üzgünüm çok pişmanım, devletlerin soğuk yasaları duygudan yoksun kurşun gibi ağır maddelerden oluşmasına rağmen etkin pişmanlık hükmüne yer verip etkikisiz bir iyi hal uyguluyor cezadan. Sen sırf duygudan oluşan etten kemikten insan, gönlümün büyük haimi olarak bana bu hakkı tanımazmısın aynur ? Gönlünde kendince bir mantığı var ama aksak işliyor, doğruları biliyordum hep bildi ama uygulamada yanlışlarımla hareket ettim. beni mistik aşkın dergahına sokmuş yaşayan bir evliya varken ben şeytana uydum belki cehennemi hak ediyoum ama sensizliği değil aynur. Gidiş saatinin üzerime doğru yaklaşımının korusuna karşı son kalan cesaretimle sözlerimi kalışının önüne yetiştiremem biliyorum. Tüm yazdıklarımı silmekle en küçük satıra tutunabilmek arasındaki endişeli mektubumu bitirirken, yaşam da ölümün zıddı ama hiç onayımızı almadan bizi köpri yaparak birleşiyor biz neden ayrılıuoruz aynur. Dünyanın en büyük batığından yazıyorum sana bu sözleri,içimde yaşamın yaşamanın en büyük keşfi sen. Elbetteki hiçim aynur, hiçim de bunu en çokta kendimi seninle kıyasladığımda anlıyorum. Sana baktığım ana kadar gözlerim hiç işe yaramamamıştı sanki,sevgin benim olana kadar değerli hiçbir şeyin sahibi olmadım. Bir beşinci mevsimiz biz, baharın tomurcuğunu, yazın sıcağını ve kış soğuğunu aynı anda barındıran. Her günde yirmi beşinci saatimiz, altmış birinci dakikamız var, hayatın içinde fazladan bir yaşamımız var bizim gitmesenmi aynur... Bilmediğin yönlerim de olduğunun en kötülerini gördün öğrendin, fakat ben yine bildiğin kişiyim. O büyük aşkın sahibi küçük insan benim aynur...   </description>
<link>https://www.antoloji.com/aynur-a-mektup-1-bolum-siiri/</link>
<guid>2347771</guid>
<pubDate>2017-05-01T10:27:00+03:00</pubDate>
<author>Abdullah Aydın</author>
</item>
 <item>
<title>Korku-Yorum</title>
<description>Korku-yorum İnsan, insandan korkar mı? Ben korkuyorum!  Belki beni yemezler İşkence de etmezler cismime belki Ama kırarlar kalbimi </description>
<link>https://www.antoloji.com/korku-yorum-2-siiri/</link>
<guid>2346067</guid>
<pubDate>2017-04-26T09:34:00+03:00</pubDate>
<author>Derya Akgün 2</author>
</item>
 <item>
<title>Yeni Sistemle</title>
<description>Kriz devri kapandı, o günler dünde kaldı Yeni bir çağ açıldı, küffâra korku saldı…  17/04/’17 </description>
<link>https://www.antoloji.com/yeni-sistemle-siiri/</link>
<guid>2343552</guid>
<pubDate>2017-04-18T05:50:00+03:00</pubDate>
<author>Hanifi Kara</author>
</item>
 <item>
<title>Hurafe</title>
<description>korku battaniyesidir  primat ninemizin dokuyup örttüğü üzerimize her yeni masalla büyür kara çürümüş köklerini salar benliğimize </description>
<link>https://www.antoloji.com/hurafe-10-siiri/</link>
<guid>2342212</guid>
<pubDate>2017-04-12T17:15:00+03:00</pubDate>
<author>Konyalı Dost</author>
</item>
 <item>
<title>Korku</title>
<description>KORKU					 HASTANE ODASINDA KÖŞESİNE ÇEKİLMİŞ ZAMANSIZ GELEN HASTALIKLA BOĞUŞAN PENCERESİNDE ISSIZ SOKAKLARI SEYREDEN HAYATA KÜSKÜN BİR YOLCUYUM  KORİDORDA HAFİFTEN ÇIĞLIK </description>
<link>https://www.antoloji.com/korku-447-siiri/</link>
<guid>2340502</guid>
<pubDate>2017-04-07T17:37:00+03:00</pubDate>
<author>Hayrullah Ertekin</author>
</item>
 <item>
<title>Ruha Dolmasa</title>
<description>Herkes yarınlarda yaşamak ister Ah, şu gizli korku ölüm olmasa. Son kez yaşamını zamana göster Ecel de kapını birden çalmasa  Yarına ulaşmak yarında ölmek İkiside mümkün, mümkün mü gülmek? </description>
<link>https://www.antoloji.com/ruha-dolmasa-siiri/</link>
<guid>2339397</guid>
<pubDate>2017-04-04T19:26:00+03:00</pubDate>
<author>Hüseyin Durmuş 3</author>
</item>
 <item>
<title>Korku Korku </title>
<description>Korku korku aktım kaybın yollarında Aklımda Allah’ın O güzel kulu, Ümitsizlik çökmüş gönlüme iflah olmaz, Yaşanmış yıllar ve yaşanamayacaklar, Eceli bilir de ayrılığı hiçbir kitap yazmaz.  08.03.2017 </description>
<link>https://www.antoloji.com/korku-korku-siiri/</link>
<guid>2336578</guid>
<pubDate>2017-03-27T14:30:00+03:00</pubDate>
<author>Tamer Arabacı</author>
</item>
 <item>
<title>Bu Sabah</title>
<description>Yalnızlık bir düşünce   Akrep gibi ruhumu sokan Sığınmışım kör vicdanalara Yanacağımı bilmeden. El uzattığım eller Kor gibi diller... Kucağıma bıraktıkları </description>
<link>https://www.antoloji.com/bu-sabah-171-siiri/</link>
<guid>2329639</guid>
<pubDate>2017-03-08T21:57:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Göktaş</author>
</item>
 <item>
<title>Zorla Zorda Kalma</title>
<description>Zorla  yapılan hiçbir işten gelmiyor, hayır Sevdiğin iş,  başarı getirir Güven sihirli kelime, güven yoksa korku başlar Güven kalmadı, kargaşa halinde dünya  Çürük dal oldu güven,kime tutunsan elinde kalıyor Bencillikler arttı,huzurevleri, kreşler revaçta şimdi </description>
<link>https://www.antoloji.com/zorla-zorda-kalma-siiri/</link>
<guid>2327994</guid>
<pubDate>2017-03-02T14:43:00+03:00</pubDate>
<author>Eminnur Acar</author>
</item>
 <item>
<title>Evet Hayir Basitlemeli Toplumsal Dekor</title>
<description>Neymis demek ki…dogdugu dünyasina günaydin oldugu hayati ayni hosgelmislikle karsilayip büyütüp besleyip barindiran degerlilikle akil fikir düsünce tutum davranis sorumluluk aidiyet onur ar namus sevgi saygi amac  gaye kalp ve gönül birlikteligi olmayan rastlanti saplanmisligina tek gecelik veya tek gündüzlükmis gibi icinde her türlü iliski bozuklugunun villa saray kösk hane kondu siginak derme catmaligini yapip donatsa da insan, saglik dirlik birlik huzur buldugu evcillesmeye asla bir türlü erisip kavusamamakta. Bütün azgin amansiz gayret hirs ve cabalari sonucu sadece basari grafigine veyahut beklenti saplanmisligina göre hayati varligini sekillenip konuslandiran sabit soyutluluk, ulastigi kasilip kibirlenen muhtesem görünümlü erk güc donanim cepecvrelenmisligi olsa bile, cogu zaman insanligi elden avuctan gitmis makina düzenekliligin zora dara endiseye  baskiya korkuya sehvete dehsete salginakavgayagürültüye hasede fesada yalnizliga yabancilasmaya sevgisiz saygisiz hukuksuz onursuz  temel dayanikliliklarla akilsizligi bilgisizligi bagnazligi karanligi bunalimi övüp kutsayan yollardan kamcilanip kiskirtilarak kendini örüp bina etmis canavarlasmanin bizzat kendisidir…. Böyle bir dibi delik temeltavansizligin kisiyi kusatip kontrolüne aldigi beklenti ve basari bagimisi güdümlülük esaretinde,  insani bütün degerleriyle birlikte hiclige hortumlayip götüren basibozuklugun yersiz yurtsuz ilgisiz iletisimsiz ucsuz bucaksizligina yorulup üzülen bütün akil bilgi samimiyet sorumluluk özgürlük ilgi sevgi emek caba yakinlik fedakarlik sahipliligi yine cogu zaman her türlü cöküs cürüyüs bozuklklarini göze alip hayati varligina yedirmis savruluslar karsisinda tipki kimi kolon kiris yön ayaklari yikik köprüler gibi yasamsal deger dengesini bulamayacagindan zayifa ve yorguna sarsilip sekteye ugrayacaktir. Insandan insana ugragi iliskisi ulasimi iletisimi olmayan silik soyut kasilip kalmisligin icine düstügü yalnizliga yabancilasmis kör karanlik kusatma  kuyulanisinin, kedini hic yerine koyup akil fikir paylasim sevgi saygi sorumluluk güven özgüven  yokluguyla cevrilmis donatilmisliga azat eden dengesiz durumsuz savrukus sarsintilarinaysa asla yasamin hakki hukuku huzuru sagligi dirligi birligi fedakarligi samimiyet  sakinligi ve kaynagi tükenmez güvencesi yerlesip oturmasi mümkün ve müsait olmayacaktir. Bu tür körlük darlik zorluk zorbalik zorunlulklarina serpilmis savrulmus insan piyasa dolasimi, soran sorgulayan anlayan bilen gören farkeden gelisip büyümesini temeli tümden ucuk göcük soygun vurgun kacak korku baski siddet nefret yilginlik bikkinlik yorgunluk kültürsüzlük akilsizlik düsüncesizlik hukuksuzluk  haram hurda harabesiyle düse kalka sivriltip kabuklastigi sebebiyle, timsahlarin köpeklerin yilanlarin sansarlarin insanla hicbir ayirdimi omadiginin sürekli heran herseyin DEGiSIME ugradigini ve her degisen seyin en az insanla yerdegistiren dengede hatta insandan daha yükseklikte üstün degerde oldugunun algisini bulanip bunayarak, git gide iliskisi bozuk karakter tapinmisligini evine odasina minderine sofrasina yatagina yerlestirip yayip tasiyacak kadar (hizla bütün insani iliskilerinden kacarak kendi saplantisina uyar ahlak inanc iliski iletisim bozuklugunu her canli cansiz varliga kendine dahi ilgisi yakinligi omayan soyut sahte yapilmis uydurulmus insanlik giydirip donatmaya kalkisarak)  hastalikli illetli sapkin asosyallesme dürtülerine egilir ve bükülür. Kabaca bilinen seydir ki hic kimse dogustan ne seytandir ne melek. Onu bu tanimlara yaklastiran yahut uzak tutan sey, dogustan insanligiyla birlikte özelliklestigi ve yasami boyunca hicbir zaman tümüyle kökten kazinip varligindan siyrilamayacagi duygu his duyum algi ve duyarliliklarini nerde ne zaman hangi amac niyet güdüm egilim yöneim ve maksatlara yogunluklu kullandiginin yaklasim sonucudur. Yine kabaca ayan beyan  bilinen seydir ki, siddet nefret hirs  bencillik hasetlik keder tasa özlem sadakat sevgi saygi ilgi merak nispet zorbalik tiksinti dislama horlama kayirma fedakarlik gibi tüm olumlu olumsuz egilimler hickimseyi temelden kutsayacak veya lanetleyecek sekilde kacinilmaz kesinligi olan kisiye has zimmetli belirginlikler degildir. Her kiside zaten dogustan varolan bütün bu insani özellikleri her  kim ne kadar azaltip kontrol altinda tutarak veya cogaltip hayatinin tüm cogunuguna yayip yogunlastirarak git gide gelisip olgunlasan aliskanliklara karakterlestigi iyi kötü; yahut melek seytanliga cagristirir kendini. Gerek edinip kazanirken veya umursamayip kaybederken takindigi tutum tavir durus fiil ve eylemlerinde elbetteki her durumda yönetip yönlenduren akil ve vicdan otoritesi etkin ve belirleyici olacaktir. En az anne baba ve cevrenin egitip ögrettigi kadar, eger saglikli bir bünyenin bütün birbirini önemseyen ve birbiriyle kacinilmaz surette ilgili dengeli dayanakli sorumlu bagli doku ve organlari gibi insanin icinde ve insana hakim SiSTEM devir daimliligi beyin-kalp (akil-vicdan)  otoritesinin denetim ve yönetimine sorumlu-yükümlü kilindigi gibi, saglikli duyarli huzurlu birlik beraberligi olan toplumlarin da bütün hayati güvenini sorumlulugunu yükümlülügünü üstüne emanet alan DEVLLET`de ayni düsünsel ve bedensel bütünlügü olan sistemin akla vicdana dayali OTORiTE sahibidir. </description>
<link>https://www.antoloji.com/evet-hayir-basitlemeli-toplumsal-dekor-siiri/</link>
<guid>2326154</guid>
<pubDate>2017-02-24T19:27:00+03:00</pubDate>
<author>Seyfi Karaca</author>
</item>
 <item>
<title>Gecenin Sesleri</title>
<description>rüzgar,  bir şeyler söyler gece kulak verip dinlerdi... gece, bir şeyler söyler korku durup dinlerdi... korku, </description>
<link>https://www.antoloji.com/gecenin-sesleri-siiri/</link>
<guid>2326099</guid>
<pubDate>2017-02-24T17:09:00+03:00</pubDate>
<author>Fikret Turhan</author>
</item>
 <item>
<title>Anladım...</title>
<description>Canın yandığında canımın yandığını anladım sonra,gözlerimin kapanmasından anladım.Ne kadar vursan da beni derinden senden kopamadığımı anladım.Gözlerin baktığında bana senin yaşadığın yerin kanadığını anladım.Ben kendimi bile değil seni sevdiğimi anladım.Ben gülüşünü özlediğimi,Ağladığımda anladım. Ben sensiz yaşayamayacığımı sevmiyorum dediğinde anladım.Ben hayaller kurarken hayallerimin bittiğini gözlerinden anladım.Anladım Anladım.İlk söylediğinde inanmadığıma ben bu yazı yazarken inandım.Ben gözlerinsiz edemem bilirsin,ama yinede sen yokken ağladım.Ben ağladım yokluğuna,yalvardım Allahıma,basitçe gidişine değil gözlerinin bakışına ağladım.Ben dünya gözüm yok artık çekip gidemem.Sen de bilirsin gülüm gözlerinsiz edemem.. Yaşam korku verirmiş insana,insan ne bilsin derdimi.Vuslatıma süre yok,Geleceğine inandırdım kendimi.Artık çaresi olmayan yaralara koşmayı bıraktım.Senin gözlerinin içine bakarak Seni Seviyorum demek için her sabah kalktım.İhtiyacım yoktu sevmek için seven bir kalpe,ben yanlızlığımla sevmeye alıştım.Ben seni,yalnız seni severken mutluluğa ulaştım... </description>
<link>https://www.antoloji.com/anladim-415-siiri/</link>
<guid>2323379</guid>
<pubDate>2017-02-15T20:15:00+03:00</pubDate>
<author>Batuhan Şengül</author>
</item>
 <item>
<title>Ölüm Denilen Korku</title>
<description>Olursan ki eğer sen ölümü haktan bilen, Aklına bile gelmez korku ölüm denilen... </description>
<link>https://www.antoloji.com/olum-denilen-korku-siiri/</link>
<guid>2323030</guid>
<pubDate>2017-02-14T15:29:00+03:00</pubDate>
<author>Kazım Karagöz</author>
</item>
 <item>
<title>Biz Yalnızız, Korku Yalnızıyız</title>
<description>Biz yalnızız, korku yalnızıyız, bir başkasındadır tek dayanağımız, her söz bir orman gibi olacak bizim bu yolumuzda. İstem, sadece rüzgârdır bizi iten, döndüren ve kovalayan, biz kendimiz </description>
<link>https://www.antoloji.com/biz-yalniziz-korku-yalniziyiz-siiri/</link>
<guid>2320690</guid>
<pubDate>2017-02-06T09:44:00+03:00</pubDate>
<author>Rainer Maria Rilke</author>
</item>
 <item>
<title>Korku Devleri</title>
<description>Köşe başlarını tutmuş Korku devleri... Her sokak başı, Her mahalle, Her cadde... Yeni bir iklim, Yeni bir coğrafya, </description>
<link>https://www.antoloji.com/korku-devleri-siiri/</link>
<guid>2319093</guid>
<pubDate>2017-02-01T00:47:00+03:00</pubDate>
<author>Nurzal Keser</author>
</item>
 <item>
<title>Korku</title>
<description>Bir kalbim varki benim, sevdiğinden burkulur: Kahredenden ziyade, sevilenden korkulur... </description>
<link>https://www.antoloji.com/korku-445-siiri/</link>
<guid>2318464</guid>
<pubDate>2017-01-30T10:59:00+03:00</pubDate>
<author>Necip Fazıl Kısakürek</author>
</item>
 <item>
<title>Silemedim Ben</title>
<description>Şu fani dünyaya geldim giderim Elimden tutacak dost bulamadım Yazan kara yazmış benim kaderim Yazılan yazıyı silemedim ben  Kırılsın feleğin dümeni çarkı Kalmadı iyinin kötüden farkı </description>
<link>https://www.antoloji.com/silemedim-ben-siiri/</link>
<guid>2316444</guid>
<pubDate>2017-01-23T19:15:00+03:00</pubDate>
<author>Mustafa Doğan Tokat</author>
</item>
 <item>
<title>Korku Tutsaklıktır, Umut Özgürlük!</title>
<description>“ Umut özgürlük! ”   Kendinden hep emin, olmalı insan Bahtı kapkaranlık, olsa kömürlük! Cesaret özünde, bulmalı insan Korku tutsaklıktır, umut özgürlük! </description>
<link>https://www.antoloji.com/korku-tutsakliktir-umut-ozgurluk-siiri/</link>
<guid>2312462</guid>
<pubDate>2017-01-09T15:27:00+03:00</pubDate>
<author>Seçkin Erdoğan</author>
</item>
 </channel>
</rss>
