<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title>
<link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi.  Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Sen Gideli (Osmanlı'ya Mersiye)</title>
<description>Bozuldu dünyanın tadı Sen gideli sen gideli Zalimler oynatır atı Sen gideli sen gideli  Akdeniz'im ağlar durur Karadeniz çağlar durur </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-gideli-osmanli-ya-mersiye-siiri/</link>
<guid>2358022</guid>
<pubDate>2017-05-31T13:14:00+03:00</pubDate>
<author>Ozan Ahmet Poyrazoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Artvin Şiir Şöleni Muhteşemdi</title>
<description>                                  ARTVİN ŞİİR ŞÖLENİ MUHTEŞEMDİ !.. Artvin "7 Bölge 7 İklim Şiir Şöleni'"nin ikincisi yapıldı. Şölene Yozgat 'tan biz de davetliydik. Uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra Trabzon'a ulaştık. Artvin belediyesinin tahsis ettiği bir otobüsle yolumuza devam ettik. Karadeniz kıyıları boyunca uzanan deniz ve yemyeşil arazinin güzelliği bizleri bölgeye hayran bıraktı. Yemyeşil bir manzara içinde otobüsümüz Artvin'e doğru ilerliyordu. Yüce dağları, eşsiz yeşilliği ve hırçın vadileri delip geçen tüneller gözlerimizi kamaştırıyordu. Bölgenin güzelliği insanı kendisine hayran bırakıyor. Çoruh Nehrine kurulan baraj doğal güzelliğe kılıç gibi çekilmiş. Vadi boyunca uzanan yollar kıvrım kıvrım uzanıyor ve bu güzellik saklı bir cenneti andırıyor. Üst üste binmiş gibi muhteşem bir manzara oluşturan Artvin evleri sahile akseden bir inciyi andırıyor. Gelen şair dostlarımızla tanışıp öğretmenevinde toplanıyoruz. Akşam yemeği için buradan Kafkasör Yaylasına çıkıyoruz. Boğa güreşlerinin de yapıldığı yayla orman içi doğa harikasını gibi; Güzelliği, yeşilliği ve serin havasıyla insanı adeta büyülüyor hayran bırakıyor. Akşam yemeği Kafkasör Yayla evinde hazırlanmış. Yemeğe Belediye Başkanı Mehmet Kocatepe de katıldı. Burada kısa bir şiir dinletisiyle tanışıyor kaynaşıyoruz. Dinletiye belediye başkan yardımcısıyla Sosyal Aile ve politikalar Bakanlığı Genel Müdürü de iştirak ediyor. Genel müdür şairleri Adapazarı'na davet ederek bizim de misafirimiz olun diyor. Arkadaşlarımız kitaplarını hediye ediyorlar; yöneticilerle kaynaşmaya çalışıyorlar. Şiir şöleni ertesi gün Ahmet Hamdi Tanpınar Kültür Merkezinde gerçekleştiriliyor. Salon güzel hazırlanmış, şair arkadaşların slaytları hazırlanarak güzel bir hazırlık yapılmış. Yani işi ciddiye almışlar ve şehrin tanıtımına katkı sağlayacağına inanmışlar. Artvin Valiliği, Artvin Belediye Başkanlığı, Kültür ve Turizm Müdürlüğü, 08 Kültür ve Turizm Derneği sırt sırta vermiş bu güzel programa katkı sağlamışlar. Dernek başkanı ve Artvinli Şair Gül'den Taş şölenin organizesini üstlenmiş ikinci kez halkın karşısına çıkıyor. Artvin 7 Bölge 7 İklim Şiir Şöleni'nin ikincisi gerçekleştiriliyor. Şölen güzel ve takdire şayan hazırlanmış. 21 ilden 24 şair şiirini seslendirerek Artvin halkının gönüllerine hitap ettiler. Şiir Programını TRT program yapımcısı ve sunucu Zeynep Köşker ile  yöre sanatçısı Oktay Köse birlikte sundular. </description>
<link>https://www.antoloji.com/artvin-siir-soleni-muhtesemdi-siiri/</link>
<guid>2354149</guid>
<pubDate>2017-05-19T15:36:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Sargın</author>
</item>
 <item>
<title>Cehennem'de Ağlarken Gülebilmek.!</title>
<description>  Yıl 1999,aylardan Ağustos,bu gece izinimin üçüncü,canlı canlı yaşadığımız depremin ise ikinci gecesi.. ! İşim dolayısı ile dört yıl gibi hayli uzun bir aradan sonra izin için geldiğim Adapazarı’nda, şehir stadının arkasındaki evimizin hemen ilerisinde,biraderimle beraber çimenler üzerine iğreti olarak alel acele kurduğumuz barakanın yanıbaşında arbanın içerisindeyiz.. Ve biz an itibarıyla tek iletişim aracımız olan arabanın radyosundan deprem sonrası gelişmeleri pür dikkat ve korkuyla dinliyoruz..! Bizler yaşıyor olmakla, ölmüş olmak arasında karar vermekte bocalayan,genelde beyinleri dumura uğramış,şoklar içindeki cadde sakinleriyiz.Allah’a şükürler olsunki,kısacık şirin sokağımızda yıkılan bir ev yok,tüm cadde sakinleri blokların önünde ki boşluklara kimi çadır kurmuş,kimi bizim yaptığımız gibi baraka yapmış,uykusuz, korku ve telaş içinde öylece bekleşiyoruz..! Depremin olduğu neredeyse 24 saat oluyor,artcılar 4.5-5 şiddetinde aralıksız devam ediyor,hepimiz beşiklerdeki çocuklar gibi sallanıyoruz.Bastığımız toprak sanki ayağımızın altından devamlı kayıyor,boş gözlerle bir birimize bakıp,beynimiz ise; karamsarlık içinde uçsuz bucaksız bir boşluğun derinliklerinde öylece başı boş dolaşıyor..! Binlerce yıkıntının olduğu,molozlar arasından iniltilerin, yardım isteyen feryadların yükseldiği böyle bir Cehennem ortamında hala yaşıyor olsak ta,yine de buradan sağ salim çıkabileceğimize hiç birimiz inanamıyoruz.Arşiv filmlerini seyrettiğim 2’nci dünya harbinde bile böylesine harap olmuş yıkıntılar içinde bir şehir ortamı görmemiştim..! Haber aralarında anonslar yapılıyor,insanlar sakin ve soğuk kanlı olmaya davet ediliyor..Kimsenin kulaktan dolma rivayetlere kulak asmamasını,gerçek bilgilerin yetkili ağızlardan radyo ve Tv. aracılığıyla verileceği ısrarla sık sık tekrarlanıyor.. Haberden biraz önce çarşıdan gelen yan komşu,şehir merkezinde insanların çok büyük telaş içinde hareket halinde olduğunu,herkes karanlığa,yolların kapalı,köprülerin yıkık olduğuna aldırmadan tarla yollarından şehir dışına,yüksek yerlere doğru kaçtıklarını,sebep olarakta "Yuvacık" barajının duvarlarının çatladığını,yıkılmak üzere olduğunu,Sakarya nehrinin de sularının 1,5 metre yüksekliğe ulaştığını,böyle giderse şehir sular altında kalacağını herkesin boğlacağını söyledi..! Arka koltkta oturan biraderim,"Abi,senin bana çok hakkın geçti,hakkını helal et,biz nasıl olsa buradan sağ çıkamıyacağız" demesi,ister istemez benimde moralimi sıfıra indirdi.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/cehennem-de-aglarken-gulmek-siiri/</link>
<guid>2353362</guid>
<pubDate>2017-05-16T23:07:00+03:00</pubDate>
<author>Mahmut Mücahit Özdemir</author>
</item>
 <item>
<title>Güneşin Doğuşunu Bekleyin Hem De Dört Gözle</title>
<description>Ne de güzeldir sabahın aydınlığı, sabah güneşinin ışıklarını dünyamızın üzerine salması... Ah o güneş, ah o aydınlık, hem dünyamızı, hem ruhumuzu, hem de bedenimizi ısıtır... Aydınlık bir gün, pırıl pırıl gökte parlayan sevimli bir güneş, moral de oluyor insana sabah sabah. Hele bir de kalkıp kıldı iseniz sabah namazını, değmesinler keyfinize... Hafif de camları açıp odanıza, yüreğinize baharın ve yazın güzellikleri doldu mu, daha ne ister insan?   Bir coğrafyada doğarken güneş, başka değişik bir coğrafyada da batıyor haliyle, dünya güneş etrafında döndüğünden. Her doğan güneş, her yeni gün, yeni bir güzellik, yeni bir umut olsun hepimize... Belki bu gün kimse bir töre cinayetine kurban gitmez. Belki bu gün hiç kimse trafikte birbirine küfür etmez, gözlerini karartmaz... Belki bu gün bomba, silah üreten fabrikaların patronlarının ruhunda derin yaralar açılmıştır, çocukların, kadınların televizyonlarda parçalanmış cesetlerini görünce...   Öyle dört dörtlük yerleşmiştir ki güneş gök yüzüne, tam da olması gereken yerde durur. Hatta bilim adamları güneşin dünyaya bir milim yakınlaşması veya bir milim uzaklaşmasının dünya da büyük bir felakete yol açacağını bile iddia etmektedirler... </description>
<link>https://www.antoloji.com/gunesin-dogusunu-bekleyin-hem-de-dort-gozle-siiri/</link>
<guid>2353181</guid>
<pubDate>2017-05-16T08:34:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Zeytinci</author>
</item>
 <item>
<title>Haydi Robot Efeler</title>
<description>''İstanbul Zeytinburnu'nda Bilgi Evleri'nde üretilen robot şınav, mekik çekiyor, takla atıyor, futbol oynuyor. Türkçe konuşup, dans eden robot oynadığı zeybek ile görenleri şaşırtıyor.'' BASINDAN    Bize, hem de Ege Yöresine has bir oyun zeybek tabi ki... Ya da şöyle söylemem lazım. Bize, ege yöresine has bir oyundu, şimdilerde robotlarda oynuyor demeli belki de... Müzik eşliğinde gayet de güzel zeybek oynuyor robotumuz. O değil de şimdi bir de bunların seri üretimini yapıp da hepsine birden toplu zeybek oynatırlar ise robotlardan kurulu bir folklor ekibimiz olur. İnsan çalar robot oynar da diyebiliriz. İtiraz eder mi robotlar yoksa çalgıcılarda robot olmazsa vallahi de billahi de oynamayız diye...   </description>
<link>https://www.antoloji.com/haydi-robot-efeler-siiri/</link>
<guid>2344925</guid>
<pubDate>2017-04-23T10:29:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Zeytinci</author>
</item>
 <item>
<title>Ümmet</title>
<description>Nerden geldik nereye gidiyoruz  Ne amaç ne de yol Bataklıktan çıkamıyoruz. Bazen yürüyoruz yanlış sahiller de Akdeniz ,Karadeniz sanıyoruz  Ters yönde ilerliyoruz </description>
<link>https://www.antoloji.com/ummet-5-siiri/</link>
<guid>2340844</guid>
<pubDate>2017-04-08T21:59:00+03:00</pubDate>
<author>Ayhan Baydil</author>
</item>
 <item>
<title>Gözlerim Nemli Benim </title>
<description>Gözlerim nemli benim mazluma ağlamaktan Şiirlerim duygulu inanca bağlamaktan  Rengim biraz uçuktur gökleri gözlemekten İçimde kutlu dava umudu özlemekten  Gözlerim nemli benim tıpkı bir nisan gibi </description>
<link>https://www.antoloji.com/gozlerim-nemli-benim-siiri/</link>
<guid>2338800</guid>
<pubDate>2017-04-02T23:27:00+03:00</pubDate>
<author>Tarık Torun</author>
</item>
 <item>
<title>Bende Kıymetin Var</title>
<description>Karadeniz ateşi ezgiler, çalıyor yüreğimde,  Bir aşk destanı yazsak, gönülden gönüle, Sevgi, saygı kıvamında, Ay ışığı da olur, deniz sahilide, Senin sahilinde, benim sahilimde, Buğular, yüreğe, göğe, vuslat niyetine, Dağılsın renkler her yerlerimize, </description>
<link>https://www.antoloji.com/bende-kiymetin-var-siiri/</link>
<guid>2337799</guid>
<pubDate>2017-03-31T07:53:00+03:00</pubDate>
<author>Yavuz Bayram Çalışkan</author>
</item>
 <item>
<title>Karadeniz</title>
<description>Üzerinde tam yedi yıl Kalbimizde yara deniz Bunu almaz hiçbir akıl Bildin mi be Karadeniz  Diyar diyar sürüldüler İlmek ilmek örüldüler </description>
<link>https://www.antoloji.com/karadeniz-122-siiri/</link>
<guid>2337402</guid>
<pubDate>2017-03-30T00:08:00+03:00</pubDate>
<author>Sedat Kocabey</author>
</item>
 <item>
<title>Biz Tutuyoruz Bu Ülkeyi Ayakta Biz</title>
<description>Ben işçi, ben köylü, ben memur, ben esnaf, ben ev kadını, ben öğrenci... Biz tutuyoruz bu ülkeyi ayakta biz. İşçiyim üretiyorum, alın terimdir ürünlere kattığım. Geçinmekte zorlansam da her şeye rağmen baş kaldırmıyorum, asilik yapmıyorum kimselere. Yüreğimde iman, dolu dolu vatan sevgisi ve çalışkanlık. Çorba da benim de tuzum olsun diyerek harı harıl emek harcıyorum. Kimi zaman araba üretiyorum, kimi zaman mobilya, kimi petrol çıkarırken görürsünüz beni, kimi inşaatların çatılarında ölüme meydan okurum. Yitip giderim kimi zaman da iş kazası der geçer giderler, yine de gıkı çıkmaz geride bıraktıklarımın. Evvel Allah kadere teslimiyetimiz tamdır.   Bazı bazı karnını yararım toprağın, kazma ile kürek ile kimi traktörlerin üstünde. İyi bakarsam toprak bire on, bire yirmi verir, bakmadım mı beni yere serer devirir. Biliriz ki her şey Allah'ın dilemesi ile oluyor. Rızkı veren de odur, alan da, bundan gayrisi bizlere yalandır. Ben üretmesem nice olur haliniz. Nasıl ekmek yersiniz, nasıl soğana yumruk vurup cücüğünü bir lokmada yutarsınız, ayran içersiniz, ekmeklere bal reçel sürersiniz? Ben üretmesem, aç kalır bebeleriniz, süt bile içemezler. Gözleri görmez, kulakları duymaz olur. Hava yerine zehir solurlar.   Ben tutuyorum bu ülkeyi ayakta, Trafik Polisi olarak, ben. Kaç kere rüşvet teklif etti şoförler, hem de kaç kere, hepsini elimin tersi ile geri çevirdim. Çorba parası da nedir? Biz kendi çorbamızı alnımızın teri ile kazandığımız zaman içeriz hanımımızın, kızımızın elinden dedik, defalarca, anlamadılar tehditler savurdular, doğuya süreriz seni diye. Olsun, ne fark eder orası da vatan dedik, ama kursağımızdan haram lokma geçirmedik, bundan sonra da geçirmeyeceğiz. Bir banka da güvenlik görevlisi oluruz ya da vergi dairesinde memurluk yapışır sıfatımıza. Gümrüklerde bazı bazı kontrol memuruyuzdur. Zırnık koklatamazlar rüşvet ya da hediye adı altında, vazife kutsal, görev namustur, bizler onun için yaşarız. Şimdiye kadar gelen teklifleri geri çevirmemiş olsak, bulunduğumuz şehrin en zenginleri bile olurduk ki aslında şimdilerde çok daha zenginiz ''Paradan başka harcayacak hiç bir şeyi olmayanların aslında çok fakir ve de hakir insanlar olduklarını biliyoruz az çok.'' Yarın bir gün ahiret yolculuğuna çıkınca, cenazemizde, Hoca sorduğu zaman ''Merhumu nasıl bilirdiniz? '' diye, herkes gönülden ve içinden gelerek ''İyi bilirdik.'' desin, arkamızdan kötü konuşmasınlar. Sadece bunun için yoruyoruz kendimizi... </description>
<link>https://www.antoloji.com/biz-tutuyoruz-bu-ulkeyi-ayakta-biz-siiri/</link>
<guid>2331380</guid>
<pubDate>2017-03-15T11:39:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Zeytinci</author>
</item>
 <item>
<title>Anlat Karadeniz</title>
<description>Anlat Karadeniz derdini anlat Çağlayıp çağlayıp durduğun yeter Artık şu matemi üzerinden at Kendini boş yere yorduğun yeter  Adın gibi gözün kara bilinir Öfken ile nice izler silinir </description>
<link>https://www.antoloji.com/anlat-karadeniz-siiri/</link>
<guid>2329290</guid>
<pubDate>2017-03-07T14:09:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Çakır</author>
</item>
 <item>
<title>Hey Gidi Karadeniz...</title>
<description>Hey gidi Karadeniz, hamsimin gözyaşları, Suları soğuk temiz, karayel savaşları,  Oynaşır balıkları, hangi çeşit istersen, Yunuslar tanıkları, yakınlık gösterirsen,  Deniz ile beraber, uzanır hep kıyılar, </description>
<link>https://www.antoloji.com/hey-gidi-karadeniz-siiri/</link>
<guid>2309527</guid>
<pubDate>2016-12-28T13:42:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Arslan 3</author>
</item>
 <item>
<title>Seven Ele Bakar Mı</title>
<description>Gecelerin ayazı, giyinmiş kar beyazı, Öyle bir baktı bana, çok sevdim ben bu Laz’ı.  Yüreğine, özüne, gözüm kaldı gözüne, Bırakın yanacağım ateşine, közüne.  Boyu boyuma karar, her zaman beni arar, </description>
<link>https://www.antoloji.com/seven-ele-bakar-mi-siiri/</link>
<guid>2307979</guid>
<pubDate>2016-12-23T11:01:00+03:00</pubDate>
<author>Adem İmdat Kesici</author>
</item>
 <item>
<title>Karadeniz Rüzgârı</title>
<description>Çalsın tulum, kemençe, kalkın horon kuralım, Yeter ağladığımız, biraz da oynayalım.  Bahar geldi, şenlendi, açtı çiçekler sarı, Bu sene başka esti Karadeniz rüzgârı.  Türküler söyleyelim, atın kederi, yası, </description>
<link>https://www.antoloji.com/karadeniz-ruzgari-2-siiri/</link>
<guid>2307977</guid>
<pubDate>2016-12-23T11:00:00+03:00</pubDate>
<author>Adem İmdat Kesici</author>
</item>
 <item>
<title>Sevmeyenler Utansun</title>
<description>Dağlar karını bekler, seven yarını bekler, Arı konar çiçeğe, gül baharını bekler. Bahar geldi şenlendi, ben da özledim yâri, Bu sene başka esti Karadeniz rüzgârı. Dere gelur sel olur, yar unutur el olur, İki yürek bir ise sevdaluk güzel olur. Yansun ortaluk yansun, uyuyanlar uyansun, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevmeyenler-utansun-siiri/</link>
<guid>2307938</guid>
<pubDate>2016-12-23T09:30:00+03:00</pubDate>
<author>Adem İmdat Kesici</author>
</item>
 <item>
<title>Karadeniz Kızları</title>
<description>Sabahtan erken kalkar, Karadeniz kızları, Gider kuzina yakar, Karadeniz kızları.  Elinden her iş gelir, sevdiği yâri alır, Sevdası için ölür, Karadeniz kızları.  Öyle her söze kanmaz, çalışmaktan usanmaz, </description>
<link>https://www.antoloji.com/karadeniz-kizlari-5-siiri/</link>
<guid>2307699</guid>
<pubDate>2016-12-22T12:43:00+03:00</pubDate>
<author>Adem İmdat Kesici</author>
</item>
 <item>
<title>Ey Gidi Eski Günler</title>
<description>Köydeki evimizin tutmaz oldu ocağı, Eski sevdalıkların kapandı gitti çağı.  O bizim Serender’in açan yok kapısını, Herkes yaptı şehirde betondan yapısını.  Giderdik değirmene, kurardık düzenini, </description>
<link>https://www.antoloji.com/ey-gidi-eski-gunler-3-siiri/</link>
<guid>2307242</guid>
<pubDate>2016-12-21T09:21:00+03:00</pubDate>
<author>Adem İmdat Kesici</author>
</item>
 <item>
<title>Şahlandı Karadeniz - 19</title>
<description>Şahlandı Karadeniz, Dağların Arkasından. Selam Söyleyin Yare, Bağların Ortasından... * * * * * Nak: Dalgalandı Dalgalar, ) Köpürdü Karadeniz.  ) </description>
<link>https://www.antoloji.com/sahlandi-karadeniz-19-siiri/</link>
<guid>2306260</guid>
<pubDate>2016-12-17T21:53:00+03:00</pubDate>
<author>Bahtiyar Keskin</author>
</item>
 <item>
<title>İlçe İlçe Köylerim Canlarım - 14</title>
<description>Karadeniz Sahili, Cennet Vatan Yeridir. Ordunun Konakları, Ana Kucak Evidir...  Nak:  Canlarım Karadeniz,  ) Sahilleri İlimiz.            ) </description>
<link>https://www.antoloji.com/ilce-ilce-koylerim-canlarim-14-siiri/</link>
<guid>2306189</guid>
<pubDate>2016-12-17T20:35:00+03:00</pubDate>
<author>Bahtiyar Keskin</author>
</item>
 <item>
<title>Ortaokul Yıllarım - 4</title>
<description>Kazıkbeli Yaylâmız, Kadırga'yı Aratmaz. Tatilciler Geliyor, Göçler Yolları Almaz...  Nak: Duman Dağları Aştı,  ) Yamaçlar Doldu Taştı. 2 </description>
<link>https://www.antoloji.com/ortaokul-yillarim-4-siiri/</link>
<guid>2306012</guid>
<pubDate>2016-12-16T23:07:00+03:00</pubDate>
<author>Bahtiyar Keskin</author>
</item>
 </channel>
</rss>
