<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title>
<link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi.  Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Saçları Kınalı Gözleri Kahverengi</title>
<description>saçları kınalı gözleri kahverengi  kolunda gri saat tırnakları ojeli siyah saçları belinde inci gibi dişleri nefes aldıkça iyi ki doğmuş diyorum.  üzerinde pembe gömleği altında mor eteği siyah topuklu ayakkabısı elinde siyah telefonu </description>
<link>https://www.antoloji.com/saclari-kinali-gozleri-kahverengi-siiri/</link>
<guid>2357466</guid>
<pubDate>2017-05-29T18:55:00+03:00</pubDate>
<author>Fatma Saylak</author>
</item>
 <item>
<title>İyilik Perisi</title>
<description> sevgilim barışa koşan kavgada üryansın Gökte gri mantarlar açtı Dumanlı kızıl Söyle iyilik perisine uykusundan uyansın </description>
<link>https://www.antoloji.com/iyilik-perisi-3-siiri/</link>
<guid>2357417</guid>
<pubDate>2017-05-29T14:49:00+03:00</pubDate>
<author>Uğur Mir Ural</author>
</item>
 <item>
<title>Yeniden Doğmak Gözlerinde</title>
<description>Neden soruyorlar ki adımı durmadan? Bir dakika, şimdi hatırlayacağım… Tam da dilimin ucunda, ama bekleyin… Sahi, benim adım neydi? “Hadi söyle adını” diye ısrar etmelerinin nedeni ne olabilirdi? Ben hala uyuyor muyum ya da uyandım mı? Sanki bir salıncakta sallanıyor gibiyim. Her taraf tam aydınlık değil, hava sisli mi, yoksa güneş artık gri mi doğuyor? Gördüğüm rüya neydi ve ben neden hala aynı rüyayı görüyorum ya da bu rüya değil ve ben uyanmaya başlıyorum. Rüya bile olsa neden hiç kimse yok ve ben neden hiç kimseyi göremiyorum. Acaba uyansam mı, yoksa bıraksalar da ben olduğum gibi mi kalsam? Ha bire sağımı solumu çekiştiriyorlar. Canım yanıyor mu bilemediğim gibi, yoksa farkında olmadığım yabancı bir kentte miyim? Karanlığından bir türlü çıkamadığım sisler içinde yüzüyor gibiyim. Hem konuş diye ısrar ediyorlar, hem de dinlemiyorlar.  Peki, neden sesimi duymuyorlar benim? İkide bir yüzüme doğru eğilen ve soluğunu hissettiğim hatta ilk defa değişik gelen kokusunu bile soluduğum bu insan kim? Uzun uzun yollar, geçemeyeceğim kadar derin su kanalları, bir türlü berraklaşmayan bulanık sular ve ben hep içindeyim sislerin ve beni boğacak kadar coşkulu akan bulanık suların. Peki, bedenim ve ruhum aynı değil mi ya da ayrı ayrı mı duruyorlar? Sislerin içindeki bu yabancı yüzler kimin? Evet; derin, merdivensiz ve dipsiz bir kuyunun içindeyim ben. Çıkmam mümkün değil, hiç bir umut yok benim için…  Ne kadar ölen akrabam varsa hepsi bir arada… Tanıdık, tanımadık kim varsa beni çekiştiriyorlar. Kimi bırakalım gitsin, kimisi de gelmiş, gitmesin madem geldi diye bırakmak istemiyorlar. Bir yandan da ha bire beni uyandırdığını sanan ama benim canımı yakanlar da kim? Ben ne yapayım şimdi? Gitsem mi, kalsam mı, kime sorayım ki? Her taraf uçan hayaletlerle dolu… Beni de alıyorlar aralarına, beraber uçuyoruz, benim bilmediğim ama onların uçtukları yerlere…  Sisler dağılmak yerine sanki tüm dünyayı kaplıyorlar. Ben gri güneşi istemiyorum. Çıkarın beni buradan, hadi açın kapıları ya da perdeleri… Ya da nerede aydınlık varsa beni oraya götürün. Yoksa yüzümü keskin gagasıyla gagalayan ve keskin pençesiyle yavru kuzu sanıp, kokmuş leş gibi kaldırmak isteyen ve canımı yakan bu kartalların kanatlarının gölgesinde uçmak yerine onların pençelerinde can vereceğim. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yeniden-dogmak-gozlerinde-siiri/</link>
<guid>2348444</guid>
<pubDate>2017-05-02T13:23:00+03:00</pubDate>
<author>Hikmet Çavdar</author>
</item>
 <item>
<title>Teşekkürler Öğretmenim</title>
<description>2005 YILI İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ “BİR ZAMANLAR BEN DE ÖĞRENCİYDİM” KONULU “ÖYKÜ” YARIŞMASI ÜÇÜNCÜSÜ   Bazıları şehirlerin kokuları olduğuna inanır; bazıları ise tadı. Bazıları şehirleri kadınlara benzetir; bazıları ise çocuklara…Bense şehirlerin bir rengi olduğuna inanırım.  Burdur pembedir bence, pespembe…Babacığımın bana bayramlarda aldığı pamuk şekerinin tadında şeker pembe. Burdur denince aklıma çocukluğum gelir, ilkokula başlayışım, ilkokulum gelir. Adı gibi bir okul:” Şeker İlkokulu”  </description>
<link>https://www.antoloji.com/tesekkurler-ogretmenim-7-siiri/</link>
<guid>2345941</guid>
<pubDate>2017-04-25T19:27:00+03:00</pubDate>
<author>Derya Akgün 2</author>
</item>
 <item>
<title>Uzaylı Nordiklilerden Klon Uzaylılar</title>
<description>Grilerin grubunda üretilmiş klon türler, Tip bir gri türler için durmaz bol bol ederler…  (2012)   </description>
<link>https://www.antoloji.com/uzayli-nordiklilerden-klon-uzaylilar-siiri/</link>
<guid>2343713</guid>
<pubDate>2017-04-18T16:01:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Tevfik Temiztürk</author>
</item>
 <item>
<title>Yok Etme Bilincimiz Uzaylılarca Engellenemezse  2 </title>
<description>Sürekli gözlenmekte takip edilmekteyiz, Bilimin örtbaslarından bunu da bilmekteyiz…  Desen ki gri yaratık, bulursun tımarhaneyi, Desen ki uzaylılar var, denerler reddiyeyi…  Hiç reddedemez isen mutlak susturulursun, </description>
<link>https://www.antoloji.com/yok-etme-bilincimiz-uzaylilarca-engellenemezse-2-siiri/</link>
<guid>2334223</guid>
<pubDate>2017-03-23T15:33:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Tevfik Temiztürk</author>
</item>
 <item>
<title> Kör Lisan Lal İzah </title>
<description>          hayat mı bana ,ben mi hayata yakışmadım,bilmiyorum.aynı yöne bakmayı,birbirimizin zamanına sızmayı başaramadık.ben ona uzaktım o bana noksan.taşıp durdum onun boş görünen dolu bardağında.ona her yaklaştığımda azaldığımı farkettim.ondan her uzaklaştığımda ise mağlubiyetimi.güneşi güneşim olamadı.hiçbir vakit dünyanın aynı yüzünde karşılayamadık sabahı.o ay ile mehtabı meşk ederken,ben güneşin ışığı ile şarj ettim ruhumu.ben ay ışığına hüznümü defnederken o güneşin aydın yüzüne meftundu.ne aynı kaynağın suyu ile ıslandı dilimiz damağımız ne de aynı şifa ile derman buldu yaralarımız.ne o bana yaraşır bir hayattı ne de ben ona yaraşır bir yol arkadaşı.  yanılıyorum.ardarda belirsiz bir yanılma hali ile uğraşıyorum.tüm tahminlerim falso kaybediyorum yaşama ilerlediğim yollara,inanma gücümü kaybetmek ile karşı karşıyayım.yalnızlıktan şikayet ediyorum.güneşsiz ve susuz bir fesleğenim.bir dokunuş hissetmeyegörsün dalım,yaprağım hemen soluyorum.bir mahkumiyet bir hastalık gibi yalnızlığım.  çabalıyorum inanın.sevmek ve sevilmek için.olmuyor.işte kadere olan inancım burada gösteriyor kendini.kader deyip avunuyorum.yaşamak için mecburum.bazı şeylerin üzerini örtüp sorgulamıyorum.evet korkağım.korkmaktan utanmıyorum. kalabalık çıktığım tüm yolculuklar bir yerden sonra hep yalnız devam etti.madem böyle dedim,tüm yolculuklarıma tekil devam ediyorum.varken yok saymak çok daha zordu.toprağında hükmeden çiçekler ne muhteşemdir değil mi?ama koparılmaya görsün sayılı gündür ihtişamı kurur,solar,dökülür.o manzaraya şahit olmaktansa kuru çiçekler biriktiriyorum artık.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kor-lisan-lal-izah-siiri/</link>
<guid>2333954</guid>
<pubDate>2017-03-22T14:47:00+03:00</pubDate>
<author>Melahat Kırtekin</author>
</item>
 <item>
<title>Günce</title>
<description>İnsan mahzun olunca Tat almazmış ekmekten, Bihabermiş suyun elzem olduğundan.  İnsan mahzun olunca Bihabermiş umutlardan Yanıbaşındaki tablo tadındaki manzaradan. </description>
<link>https://www.antoloji.com/gunce-136-siiri/</link>
<guid>2330673</guid>
<pubDate>2017-03-13T00:07:00+03:00</pubDate>
<author>Kadri Polatlı</author>
</item>
 <item>
<title>Ruhumuzu Sarmış Gri Rengin Yüzkarası</title>
<description>Bakışlarımız manasız, anlamlar yitirmiş birbirimizi Suskun hisler, duygular nemli, gözler ağlamaklı Ruhumuzu sarmış gri rengin yüzkarası Dönüp baktığımız hatıraların düşmüşüz peşine Dolanıyoruz boşluklarda görmediğimiz birbirimizle. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ruhumuzu-sarmis-gri-rengin-yuzkarasi-siiri/</link>
<guid>2328823</guid>
<pubDate>2017-03-05T19:05:00+03:00</pubDate>
<author>Yakup Icik</author>
</item>
 <item>
<title>Uzaylılarımızdan Yardım Alınmalı</title>
<description>Kargaşa bitmeyecek aksine daha artar, Bebeklerim saldırgan yürekleri yaralar…  Zetalı dostlarımız ayar çekemezler mi? Şu GRİ kardeşlerimiz yardım edemezler mi?  Bizde sabır kalmamış tahammülümüz de yok, </description>
<link>https://www.antoloji.com/uzaylilarimizdan-yardim-alinmali-siiri/</link>
<guid>2324199</guid>
<pubDate>2017-02-18T08:26:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Tevfik Temiztürk</author>
</item>
 <item>
<title>Gökyüzüm Gri</title>
<description>Gökyüzüm Gri  Gri, tozlu bulutlar kaplar gökyüzümü, Soldurulmuş mavilerim nerde hani? Rengârenk umutlarım, pembe hayallerim, Tuale çizdiğim resmin nerede şimdi? Şırıl şırıl akansularım, şelalelerim nerede? </description>
<link>https://www.antoloji.com/gokyuzum-gri-siiri/</link>
<guid>2320981</guid>
<pubDate>2017-02-07T09:59:00+03:00</pubDate>
<author>Yavuz Bayram Çalışkan</author>
</item>
 <item>
<title>Ağıtsız Günler Mutlu Sayılmaz</title>
<description>Gögün mavisi hüzünlü, gri bulutlar örtmüş yüzünü Kızıl akşamlar düşleyip süslenmeyin ey sevgililer. Beklemeyin mor geceyi, venüsü, pembe şafakları Ağıtlarınıza dokunmadan geçen gün mutlu sayılmaz. </description>
<link>https://www.antoloji.com/agitsiz-gunler-mutlu-sayilmaz-siiri/</link>
<guid>2320285</guid>
<pubDate>2017-02-04T16:21:00+03:00</pubDate>
<author>Yakup Icik</author>
</item>
 <item>
<title>Göklerde Umut, Mutluluk Var</title>
<description>Kızıllık yarıyor, gri bulutlar pembe renginde Hazza eriyor akşamlar, başlarken mor geceye Venüs daha doğmadan ay almış yerini Parlıyor gümüş renginde, aşkına yaratılan evrende. </description>
<link>https://www.antoloji.com/goklerde-umut-mutluluk-var-siiri/</link>
<guid>2318346</guid>
<pubDate>2017-01-29T21:34:00+03:00</pubDate>
<author>Yakup Icik</author>
</item>
 <item>
<title>Gri Siyanür</title>
<description>Az önce ayrıldık Bir koy ilkokuluna çığ düşer gibi ansızın; Gırtlakları kesen kelimelerle veda ettin yasadığın bedenime ne A Rh pozitif bir 'kal' bulabildim ne de 0 grubu negatif bir 'burukluk', donakaldığım evin içinde!  Kanım, orman basan cinlerin sabahın ilk ışıklarıyla </description>
<link>https://www.antoloji.com/gri-siyanur-siiri/</link>
<guid>2314617</guid>
<pubDate>2017-01-17T15:53:00+03:00</pubDate>
<author>Küçük İskender</author>
</item>
 <item>
<title>Sevilenin Güzelliği, Sevende Çok Özel</title>
<description>Susamış nice sevdalar solup, bir bir ölüyor Aşkların umurunda mı sanki şu bedenler? Yanmadan küle dönmüş, çöllerde savruluyor Kumtanelerini andırır sanki güz gibi renginde.  Kaç sevgili bilir ardına bakmadan sevildiğini? Bilir mi ki, nice canların nasıl yanıp kavrulduğunu? </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevilenin-guzelligi-sevende-cok-ozel-siiri/</link>
<guid>2304263</guid>
<pubDate>2016-12-11T14:38:00+03:00</pubDate>
<author>Yakup Icik</author>
</item>
 <item>
<title>İnsan 5</title>
<description>Mamon,  kolektif bilinci ve kolektif gücün müktesebatını kişisel eştirir olmanın bir mana anlamasıydı. Mamon'i anlamanın bey erki içinde olan; imge güç olan El, köle adamı (insanı)  karşısına oturtuyordu. Ön ittifaktan öğrendiklerini adama, sanki kendi marifetiymiş gibi okuyordu, El.  Bu "öküz" diyordu EL; karşı totem meslekli hüner içinde olmasıyla ön ittifaklı deneyimlerin bilgisine. EL, zaten totem mesleği olmuşla adlandırılmış kullanımları; ‘adama her şeyin adını bellettim’ diyordu.  Öğrettim dediği bu ön ittifaklı bilgi içinde öğrendiklerini Mamon (kişileştirilmiş mana): ön ittifak içinin bir uygulaması olan öküzü; "öküzü adam tarlasını sürsün diye ben yarattım" diyordu. Çünkü bu söz ön ittifakın ortaklık hafızasını silmenin gayretiydi. Ön ittifakın yerine insanı kontrol edeceği geri beslen imli, imgeleri koymanın gayretiydi.  Aslında süreci nesnel geri beslenme referansı ileri akıtıyordu. Ama siz bu akma işini imgelerden biliyor ve imgelerin söylemi olduğuna inandığınız anlamlarıyla akıyor sanıyordunuz. Enerji bir düşünme bir oluşmanın zıttı olmakla boşluk devinmesi olan holleri de oluşuyordu. </description>
<link>https://www.antoloji.com/insan-5-4-siiri/</link>
<guid>2298315</guid>
<pubDate>2016-11-22T00:20:00+03:00</pubDate>
<author>Bayram Kaya</author>
</item>
 <item>
<title>Geç Kaldık</title>
<description>Geç kaldık Geç kaldık mutluluk için  yalan yanlış düşlere kapıldık, huzuru kaçırdık.                                                     Yanı başımızdayken mutluluk onu hep uzaklarda aradık.                                                                                                 Sonra bir sevdaya kapıldık, kurtaran olmadı.                                                                                                 Mavi idik gri olduk, yana yana  kavrolduk,                                                                                                  zaman değişti değişeli  biz koşamaz olduk,                                                                                                  herkes hiç utanmıyor,                                                                                                                                  aşıkları boyanır  oldularda göremedik daha gerçek nurlarını.                                                                   Kaçırdık en güzel insanları aşk uğruna hemde en beyazlarını.                                                                   Yanlış limanda yanlış gemiye binmişiz,                                                                                                                               bir çocuk geçmiş olsun diyor elleri anasında ve biz geçmiyor çocuk geçmiyor diyoruz.                        Ve, geç kaldık çocuk çok geç kaldık, yetişemeyiz doğru limanlara ve                                                       sevda gemileri battı bir bir gönlümüzün limanında.                                                                                                       Geç kaldık çocuk biz hep geç kalırız olurda bir gün yetişmişiz,                                                                                       bilki o gün tam adam olduk çocuk… </description>
<link>https://www.antoloji.com/gec-kaldik-34-siiri/</link>
<guid>2293027</guid>
<pubDate>2016-11-05T01:04:00+03:00</pubDate>
<author>Yunus Caf</author>
</item>
 <item>
<title>Gecenin Rengi</title>
<description>.  Gecenin perçeminde Gri bir gölgeydi Şiirin silûeti ve yalnızlığın ıssız sureti Kim bilir..  </description>
<link>https://www.antoloji.com/gecenin-rengi-33-siiri/</link>
<guid>2292697</guid>
<pubDate>2016-11-03T20:20:00+03:00</pubDate>
<author>Nuray Küsem Gültekin</author>
</item>
 <item>
<title>Sen Aklımda, Herşey Mazide Kalacak</title>
<description>Gün ışığını kırarken, kızıl akşamları İçimde başlıyor sevgili dert nöbetleri Ayrılığa gem vurdum, duygularım kederli Aşkımız böyle mi olacaktı sevgili, hederli.  Şimdi senden kalan gri, solgun hayaller Gün batımında kopan amansız fırtınalar </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-aklimda-hersey-mazide-kalacak-siiri/</link>
<guid>2289192</guid>
<pubDate>2016-10-22T16:23:00+03:00</pubDate>
<author>Yakup Icik</author>
</item>
 <item>
<title>Bahar Olacak, Sen Güz Gibi</title>
<description>Sana benden hikayeler kalacak yazılmamış Bir tek sen okuyacaksın, herkes bilecek bunu Bir tek sen yanacaksın için için, elalem gülerken Hiç bir fayda etmeyecek, gözyaşların içine akarken.  Benden sana tebessümlerim kalacak, yanağın buruk Pembe şafakların olmayacak, her uyandığında gri </description>
<link>https://www.antoloji.com/bahar-olacak-sen-guz-gibi-siiri/</link>
<guid>2289184</guid>
<pubDate>2016-10-22T15:59:00+03:00</pubDate>
<author>Yakup Icik</author>
</item>
 </channel>
</rss>
