<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title>
<link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi.  Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Parayı Sevmiyorum Kız</title>
<description>Ayyyy ay geçen gün gittim kuaförüme bir fön çektirdim, peşine saçlarımı boyattım, manikür pedikür, ardında da bir cilt bakımı. Kuaför de kuaför ama sosyete kuaförü Nejat, Necat da asıl adı ben hep Nejat derim, hatta bazen Neco bile derim. Hiç kızmaz darılmaz bana. Ay nasıl darılsın ki dünyanın parasını dökerim her seferinde. Bu sefer, çok uğraştı, Allah seni inandırsın otuz bin lirayı döktüm geldim Neco'nun kucağına. Zaten yirmi beş bin lirası bahşiş de siz yine de kimselere söylemeyin, aman duymasın kimse. Yok kız yok, vallahi zenginlikten değil billahi lüküslükten değil. Arkadaşım sevmiyorum parayı hakikaten sevmiyorum. Yoksa şeyimde değil. Ay şeyimde derken, işte yanlış anlamayın şeyin yerine gelmesi gereken o kelimeyi bulamadım, umurumda değil diyecektim. Burada şeyim umurum oluyor yani...   Kız inanmıyor musun bana? Hakikaten sevmiyorum ben bu parayı yaaaaa! Geçen gittim, baktım banka hesabıma ooooh bir dolu para göndermişler, yatırmışlar hesabıma, çalıştığım, mankenlik yaptığım ajanslar, dizilerde rol aldığım bölümlerin paraları bir de... Onlarda bilirler benim parayı sevmediğimi... Yeter da yeter, bu kadar para gönderiyorsunuz bu manken Damla ablanıza, O da dayanamıyor harcıyor. Burada ki (O)  ben deniz oluyorum az buçuk. Durur mu ben de para? Hemen gittim bir son model BMV araba aldım. Yok arkadaş yok para beni bozuyor ya, mezara mı götüreceğim, hemen harcarım. Altı ay önce aldığım geçen senenin BMV sini de bir gariban manken arkadaşıma hediye ederim artık, hediye ederim dediysem, parasını aldıktan sonra tabi, hediyesi yüz bin dolar olur canım, ben öyle aç gözlü bir insan olsam üüüüüf nelerim nelerim olurdu şimdiye kadar. Yatlar, katlar, kürkler, kotralar, uçaklar, hatta uçak gemileri... ''Duyamadım uçak gemisini şahıslara vermiyorlar mı dediniz? '' Olsun canım olsun, ben de sadece gemisi olmayan uçak alırım da dudağınız uçuklar... Bana da yakışır her türlü uçaklar...   Bir kaç gün önce, manken arkadaşlarımdan birisi aramaz mı? Pazar günü, hem de evdeyim. Evdeyim dediysem işte bahçede ki olimpik havuzda yahu anlayın, mahzun mahzun viskimi yudumluyorum. Olimpik dediğime bakmayın, yarı olimpik. Benim gibi gariban bir manken nereden yaptırsın, tam olimpik yüzme havuzunu hem de evinin bahçesine... Neyse uzatmayalım arkadaşım ''Hadi gel öğlen yemeğine İspanya'ya Madrid'e gidelim. Oradan da dönüşte bir Roma ile Atina yaparız. '' dedi... Bir kaç gündür de hesabım da baktım anormal para birikmiş. Durur mu orada o para? O arkadaşım da bilir benim parayı sevmediğimi haspa ''Hadi kız gidelim de bir öğlen yemeği yeyip döneriz. Madrid dediğin, Roma, Atina dediğin yer ne ki üç beş kuş uçuşu mesafesi, su yolu adeta bize.'' Benim hesabımda para olacak, ben de o parayı tutacağım, biriktireceğim, yastık altı yapacağım, yok dövizdi, yok borsaydı uğraşacağım. Yemezleeeeer! </description>
<link>https://www.antoloji.com/parayi-sevmiyorum-kiz-siiri/</link>
<guid>2320804</guid>
<pubDate>2017-02-06T14:45:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Zeytinci</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Doğum Günü Hikayesi</title>
<description>Aslında onu bu kadar özleyeceğimi hiç düşünmezdim. Özlemi hasreti bir başka dolduruyor içimi, bir başka arıyorum onu. Ayrılalı aylar oldu birkaç defa görüştük. Her görüşmede hasreti bir kat daha arttı içimde… ve dilimde ikimizin birlikte söylemekten zevk aldığı Zeki Müren şarkısı Sen benim özlediğim Yıllarca beklediğim Gel artık gel dediğim Biricik sevgilimsin Yoluna gül döktüğüm Resmini hep öptüğüm </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-dogum-gunu-hikayesi-3-siiri/</link>
<guid>2314586</guid>
<pubDate>2017-01-17T13:36:00+03:00</pubDate>
<author>Murat Şahbaz</author>
</item>
 <item>
<title>Otuz Beş</title>
<description>Yolun ortasında durmuş Orta boylu bel otuz beş Saçları gerdana vurmuş Zülfündeki tel otuz beş  Kaldırıp baktı başını Kalem sandım ben kaşını </description>
<link>https://www.antoloji.com/otuz-bes-4-siiri/</link>
<guid>2304717</guid>
<pubDate>2016-12-12T22:00:00+03:00</pubDate>
<author>Kara Osman Nalbant</author>
</item>
 <item>
<title>Ne Mutlu Iv</title>
<description>bir doğum günü çakıştı yine anneler günüyle doğana da doğurana da ne mutlu ne mutlu tertemiz </description>
<link>https://www.antoloji.com/ne-mutlu-iv-siiri/</link>
<guid>2290853</guid>
<pubDate>2016-10-28T07:51:00+03:00</pubDate>
<author>Necdet Uçan</author>
</item>
 <item>
<title>Yirmi Yediye</title>
<description>Bugün oğlumun doğum günü Daha nice yıllara deriz Yine kutluyoruz bu günü Doğum günü pastası yeriz  Hayırlı bir evlat istedik Dualar ederek bekledik </description>
<link>https://www.antoloji.com/yirmi-yediye-siiri/</link>
<guid>2281639</guid>
<pubDate>2016-09-25T12:36:00+03:00</pubDate>
<author>Osman Karahasanoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Hoş Geldin Bebek...</title>
<description>19/08/2016   Hoş Geldin Bebek…  Şimdi Yaşama  Sırası Sende… Senin Yolunu Gözleyeli Çok Oldu, </description>
<link>https://www.antoloji.com/hos-geldin-bebek-34-siiri/</link>
<guid>2272890</guid>
<pubDate>2016-08-20T00:29:00+03:00</pubDate>
<author>Deniz Gülyüz</author>
</item>
 <item>
<title>Bu Gün 22 Kasım</title>
<description>BU GÜN 22 KASIM Yetim’liğimin ve sensiz kalışımın ilk yaş günü Korkuyorum üşüyor,titriyorum sanırsın kalbimi saran büyük bir buz yığını Boğuluyorum,nutkum duruyor çözemiyorum bu bendeki düğümü Biliyorum bu İlahi bir emir bu bir vuslat lakin bu dayanılır bir acı değil BABAM. . BU GÜN 22 KASIM </description>
<link>https://www.antoloji.com/bu-gun-22-kasim-siiri/</link>
<guid>2270402</guid>
<pubDate>2016-08-08T11:35:00+03:00</pubDate>
<author>Murat Aktaş</author>
</item>
 <item>
<title>Ve Bir Öğretmen Okur Belki</title>
<description>Gökyüzüne indik ikimiz kelebek etkisi gülücükler ablasız çocuk hissi seni seviyorum hayat dua son kozumuz mor menekşeler serpelim vatan sevgisi üzerine </description>
<link>https://www.antoloji.com/ve-bir-ogretmen-okur-belki-siiri/</link>
<guid>2262469</guid>
<pubDate>2016-06-28T23:16:00+03:00</pubDate>
<author>Adnan Çatalbaş</author>
</item>
 <item>
<title>Bugün Benim Doğum Günüm</title>
<description>Bugün mü benim doğum günüm?  Bilmiyorum neyi kutluyorum ben. Ömrümden bir yıl daha eksildiğini mi? Bir yıl daha yaşlandığımı mı? Yoksa yüzümden okunan hüzünleri mi? Acıları mı? Sahte bir doğum günü kutluyorum aslında. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bugun-benim-dogum-gunum-76-siiri/</link>
<guid>2260949</guid>
<pubDate>2016-06-23T09:28:00+03:00</pubDate>
<author>Ömürlü Aksoy</author>
</item>
 <item>
<title>Doğum Günü</title>
<description>DOĞUM GÜNÜ  30.05.2016  Bu günde gelmişsin dünya yüzüne Nice nice yıllar hep mutlu yaşa Sevdiğin yanında olsun her zaman </description>
<link>https://www.antoloji.com/dogum-gunu-296-siiri/</link>
<guid>2258018</guid>
<pubDate>2016-06-12T00:37:00+03:00</pubDate>
<author>Hüseyin Parlakdemir</author>
</item>
 <item>
<title>Hayatın İçinden-1</title>
<description>NOT DEFTERİMDEN -1  Biri düzen kurar / Biri de gelip düzene konar / Sonra o da kalkar, bir başkası konar * Selam verdim almıyor / Merhaba dedim duymuyor / Bu kadar mı değişti nesil? / Kimse kimseyi anlamıyor * İstiyorum ki / Güzel olan örfler adetler hep devam etsin / Hadi canım sende, senin söylemini kim ne etsin </description>
<link>https://www.antoloji.com/hayatin-icinden-1-siiri/</link>
<guid>2246900</guid>
<pubDate>2016-05-05T13:51:00+03:00</pubDate>
<author>Mahir Odabaşı</author>
</item>
 <item>
<title>Oktay Akbal Yetmiş Yaşında: Senin Adın Aşk</title>
<description>Oktay Akbal denilince; akla önce hikâyeciliği gelir. Evet, O hikâyecidir. Sait Faik "çizgisi"nin sürdürücüsü olarak değerlendirilmiştir. Nitekim bir söyleşide "Kısa öykü türünde Sait Faik'ten çok şey öğrenmiştim" der. Bir başka yerde de (özellikle ilk kitapları için) , Sait Faik ile Sabahattin Ali'nin öykü anlayışlarına yakın olduğunu söyler. Yani Akbal, Sait Faik ile Sabahattin Ali'yi ayırmaz; tersine onları birbirlerine yaklaştırır. Edebiyat tarihi açısından bir değerlendirme yapma "zorunluluğu"nda kalsak, pekâlâ şöyle diyebiliriz: Oktay Akbal, Sait Faik ile Sabahattin Ali hikâyeciliğinin "bileşkesi"nin devamı bir çizgide yapıtlar vermiştir. Kısaca O'nda hem toplumsal durumları hem de "birey"i buluruz. Belki bireyi daha çok buluruz ama, birey genellikle bir "durum" içinde verilmek istenir.  Oktay Akbal'ın bugün doğum günü; 70 yaşı için merhaba diyoruz. 20 Nisan 1923 İstanbul doğumlu olan Akbal, belli ki dedesinden (Tepeyran)  de etkilenerek küçük bir çocukken, ilkokul çağlarında "yazar" olmaya karar vermiştir. Ortaokula geldiğinde (çocuk dergilerinde de olsa)  yazıları yayınlanır (1937, "Ateş") . Evet, ilk yazı 1937'de, tam 56 yıl önce; günlük bir gazetede (İkdam)  çıkan ilk hikâyesinin tarihi de 19 Mayıs 1939 (“Ana Katili”) . Yani Akbal’ın daha bıyıkları çıkmadan yazıları çıkmış; ve altmış yıla yakın bir süredir, öykülerini, yazılarını yazagelmiş. Yazmak O'nun için bir varoluş biçimi olmuş. Behçet Necatigil "Akbal öykücülüğü"nü şöyle tanımlıyor:  "Hikâyelerinin genel teması hayatının tekdüze akışını değiştiremeyen, değiştirmek istedikçe gelenek ve görenekler yüzünden çevrenin yadırgayış ve ayıplayışlarıyla gene eski çizgisine dönmek zorunda kalan insanin sıkıntılarıdır. İnce duygulu, aydın bir orta sınıf insanının toplum törelerine uyamazlık ve bireysel ümitsizliklerini belirten, bu yanıyla tekil birinci ve üçüncü şahısların iç monologları görünüşünde olan bu hikâyeler, gücünü uzak yakın, dağınık hayat parçalarını, uzatılmış düz şiirler biçiminde birleştirmesinden alır. Maskelenmek istenen otobiyografik izler, anılar, hayaller, kahramanın kendisiyle kararsız, sonuçsuz hesaplaşma ve çatışmaları; Akbal'ın hikâyelerinde bir eksen görevindedir."  Oktay Akbal, hikâyenin yanı sıra roman, anı, günce, deneme türleri olmak üzere çok çeşitli türlerde ürün vermiştir. Birçok yazısında da türler arasındaki ayrıma inanmadığını, türlerin birbirinin içine geçtiğini de yazmıştır. "Öykücük" dediği deneme-anı tarzını da içeren hikâyeleri, denemeleri, hatta köşe yazıları bile vardır. Oktay Akbal "ikinci işim" dediği ve 1956'dan beri yazageldiği köşe yazıları için şöyle der: </description>
<link>https://www.antoloji.com/oktay-akbal-yetmis-yasinda-senin-adin-ask-siiri/</link>
<guid>2242213</guid>
<pubDate>2016-04-19T11:06:00+03:00</pubDate>
<author>Atilla Birkiye</author>
</item>
 <item>
<title>Her Cani Bir Gün Ölümü Tadacaktır!</title>
<description>Azrail, sürprizler yapan bir melektir ey Kaddafi!  O, bazılarının canını doğum günü mumlarını üfler gibi alır, bazılarının canına Afrikalılar vesaittir. son kullanma tarihin daha ilk geldiğin anda bitmişti, ki 40 yıldır kusuyoruz bize içirdiğin zehiri. işte senin paralar döküp önümüze koyduğun kiralık katillerle, beş kuruş almadan savaşıyoruz, iyi mi? ! </description>
<link>https://www.antoloji.com/her-cani-bir-gun-olumu-tadacaktir-siiri/</link>
<guid>2235897</guid>
<pubDate>2016-03-28T12:13:00+03:00</pubDate>
<author>Alper Gencer</author>
</item>
 <item>
<title>Meleklerle Randevu</title>
<description>yüzün çarpıyor… beni zülfünle ince tellere ayırıyorsun. Mikail’in emirle düşürdüğü bir rüzgâra denk geliyor alnın ki saçlarınladır. yıldızları soğutuyorum uzay denilen gökte. sonra ansızın venüs… çırpınan tövbelerle giyiniyor üstünü. [not al: atları terbiye eden ellerde bile Cebrail vardır! ]  sana bu donuk turuncuyu buldum. yasaksa kızıl, ancak bu kadar yanmana el veriyor gönlüm. rüzgâr eserse senin zülfün bu ormanları elime tutuşturur. geyikler yanar geyik eti olurlar. ben erirsem… bir ihtimal aşk olurum bir ihtimal cehennem. [not al: mahşerde türkü söylemek yasak değilse yırttık! ] çarpıcı bir kıyamet manevrasıyla boynumu senden çeviriyorum. ve o an İsrafil çıkıp geliyor, eline benzer bir şeyde düdüğe benzer bir şey var. o düdüğe benzer şeyi ağzına benzer şeye götürene kadar bir süre… sana benzer her şeyden dönüyorum. [not al: şirk detektörünü ölmeden kim susturmuşsa helal! ] bu düzene simetrik sıyrıklarla yaşlanıyorum. ortancanın açtığı, çiçekler arasında gizli bir kıskançlık ve bahardır. senin açtığın, çıplak omzunla ilgili binbir türlü yük bu aksak develer kervanına. çöl ağlıyor kuma amors. ölümü ezbere okuyan her şey yaşıyordur. [ not al: doğum günü mumlarını Azrail mi üflüyor? ] </description>
<link>https://www.antoloji.com/meleklerle-randevu-siiri/</link>
<guid>2235875</guid>
<pubDate>2016-03-28T11:54:00+03:00</pubDate>
<author>Alper Gencer</author>
</item>
 <item>
<title>Spartalı</title>
<description>300 Ispartalıdan sadece biriydi Konuşması oturması kalkması değişik biriydi Bekar evi maceralarımızın tek sebebiydi Kısacası onun adı Halil Sarıdır...  İşten kaçmaz adamlığıyla tanınır İtinayla altınlarınız kasasında saklanır </description>
<link>https://www.antoloji.com/spartali-siiri/</link>
<guid>2233741</guid>
<pubDate>2016-03-22T19:43:00+03:00</pubDate>
<author>Yaşar Danışman</author>
</item>
 <item>
<title>Kanto Xxxvı</title>
<description>(Doğum Günü Kutlaması)   Bana sormayın bilmem ki Bir çiçeğin gümüş rengi vaktinden doğduğumu Güneş karanfillerin içindeyken Ve babam güvercinlere yem vermeye gitmeden Mayısın yirmisinde </description>
<link>https://www.antoloji.com/kanto-xxxvi-siiri/</link>
<guid>2229783</guid>
<pubDate>2016-03-11T10:43:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Ada</author>
</item>
 <item>
<title>Hilal İ Ahmer</title>
<description>Kızılay (Resmî adı: Türkiye Kızılay Derneği, Türk Kızılayı olarak da bilinir, eski adı Hilal-i Ahmer Cemiyeti) , Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi'nin temel ilkeleri olan “insanlık, ayrım gözetmemek, tarafsızlık, bağımsızlık, hayır kurumu niteliği, birlik ve evrensellik” çerçevesinde çalışan bir yardım kuruluşudur  DEĞERLİ ARKADAŞLARIM, DOSTLARIM SEVGİLİ GENÇLER MERHABA  İnsanın mutlu yaşaması ve sevdiklerini yaşatması için gayesinin olması gerekir Gaye nedir şimdiki gençliğin bildiği amaçTIR </description>
<link>https://www.antoloji.com/hilal-i-ahmer-siiri/</link>
<guid>2226959</guid>
<pubDate>2016-03-03T20:15:00+03:00</pubDate>
<author>Yüksel Nimet Apel</author>
</item>
 <item>
<title>Savruldum</title>
<description>Hiç üfleyemeyeceği mumlara dilek tutmak istiyor bazen insan İşte o mumların yakıldığı yaşsız doğum günü pastasının sahibi sensin Bazen de hiç oturamayacağı evlerin zilini çalmak istiyor insan İşte o kötürüm yolların sonundaki ak çatılı çıkmaz sokak adresi sensin Sen de koyverdin ya beni karanlık boşluklara, ah bir anlasan Bir rüzgârın önüne katıldım, savruldum savruldum, işte o rüzgârda sensin...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/savruldum-12-siiri/</link>
<guid>2222500</guid>
<pubDate>2016-02-19T09:21:00+03:00</pubDate>
<author>Sezai Güler</author>
</item>
 <item>
<title>Eskiden Bir Kahvenin Gaziantepli Bestekar-Şair Erol Güngör Şiiri</title>
<description>Eskiden bir kahvenin, kırk yıl hatırı varmış Bu devirde yıllarca, bir şeyler paylaşarak Yüzlerce hatırayı, gönlünde saklasan da Bazıları hepsini, bir anda unutuyor…  Sevmek ve sevilmekle, hiçbir yol, kısalmıyor Bilakis zaman zaman, taş doluyor yollara </description>
<link>https://www.antoloji.com/eskiden-bir-kahvenin-gaziantepli-bestekar-sair-erol-gungor-siiri-3-siiri/</link>
<guid>2222401</guid>
<pubDate>2016-02-18T21:07:00+03:00</pubDate>
<author>Erol Güngör</author>
</item>
 <item>
<title>Mezar Taşında Doğum Günü Görmek</title>
<description>Senelerce bizimkilerle mezar başlarına gittim. Hep sorguladım. Çocuk kafasıyla, Bunlar nasıl sakin böyle? Nasıl hatırlatırlar yıldönümlerini? Birini görmesem de, Bir anım vardı onunla. </description>
<link>https://www.antoloji.com/mezar-tasinda-dogum-gunu-gormek-siiri/</link>
<guid>2218341</guid>
<pubDate>2016-02-07T16:01:00+03:00</pubDate>
<author>Muharrem Güney</author>
</item>
 </channel>
</rss>
