<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title>
<link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi.  Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Beyaz Gül</title>
<description>Bürünür sevdânın beyaz tüllerine beyaz gül Gülümser seherin ayaz yellerine beyaz gül  Yeşil dağların karlı zirvelerinden estirir Serin rüzgârını hicâz çöllerine beyaz gül  Pamuk yüklü bulutları yollar vahalara </description>
<link>https://www.antoloji.com/beyaz-gul-62-siiri/</link>
<guid>2358780</guid>
<pubDate>2017-06-02T19:04:00+03:00</pubDate>
<author>Salih Şanlı</author>
</item>
 <item>
<title>Balalayka Türküsü</title>
<description>Bir beyaz peri masalıydı belki de beyaz geceleri andıran,  Ama hiç bitmeyecek bir balalayka türküsü bu O derin bakışların ardından </description>
<link>https://www.antoloji.com/balalayka-turkusu-siiri/</link>
<guid>2356588</guid>
<pubDate>2017-05-27T15:42:00+03:00</pubDate>
<author>Zafer Çarhacıoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Ayın Doğuşu</title>
<description>Larva beyazı dutlar kızıllaşmış yapraklar arasında. Dışarı çıkacağım ve onların yaptığı gibi beyazda oturacağım, Bir şey yapmadan. Temmuz’un özsuyu tamamlar onların özlerini.  Budala taçyapraklarıyla iştahı açılmıştır bu parkın. Beyaz kurtyemez ağacı çiçekleri yükselir, devrilir, Fırlatır değirmi beyaz bir gölgeyi onların ölümünde. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ayin-dogusu-siiri/</link>
<guid>2354843</guid>
<pubDate>2017-05-22T10:10:00+03:00</pubDate>
<author>İsmail Aksoy</author>
</item>
 <item>
<title>Yaz Öğretmenim Yaz</title>
<description> Tahta kara Tebeşirin beyaz Yaz öğretmenim yaz A B C uğruna can verdin ya sen Övün biraz Övün biraz </description>
<link>https://www.antoloji.com/yaz-ogretmenim-yaz-siiri/</link>
<guid>2354649</guid>
<pubDate>2017-05-21T16:39:00+03:00</pubDate>
<author>İsmail Büyükerol</author>
</item>
 <item>
<title>Beyaz Nedir ?</title>
<description>Beyaz nedir diye  sorarsan eğer  Bil ! Beyaz sadece bir renk değildir Anla ! Dünyamdaki ettiğin değer Bil! Beyaz sadece bir renk değildir  Beyazın, geçmişi geleceği yok Ama gönlümde ki, geleceği çok </description>
<link>https://www.antoloji.com/beyaz-nedir-2-siiri/</link>
<guid>2349412</guid>
<pubDate>2017-05-05T09:34:00+03:00</pubDate>
<author>Kerem Gürbüz</author>
</item>
 <item>
<title>Beyaz Savunma</title>
<description>Öfkem sevgiye açar herkese benden böyle Beyaz savunma yazar hasret içinde öyle  Belki yakışmaz kötü habersiz bir yemine İnsan ilkeyle yaşar bunu söyle demine  Her şey olacağına sonucu neden niye? </description>
<link>https://www.antoloji.com/beyaz-savunma-2-siiri/</link>
<guid>2349147</guid>
<pubDate>2017-05-04T15:29:00+03:00</pubDate>
<author>Tarık Torun</author>
</item>
 <item>
<title>Siyah Beyaz Fotograf Karesi</title>
<description>Oturup siyah beyaz bir fotoğraf karesinde çocukluğumun kulağını çınlattım. Çocukluk arkadaşlarım geldi aklıma, koşup oynadığımız sokaklar, şefkatle baktığım kedilerim. Komşularımız: bir tabakla kapıyı çalar, kokmuştur size de getirdim deyip tatlı bir gülümsemeyle ikram ederlerdi bir tas çorbada olsa paylaşılan (şimdi resimleri paylaşılır oldu) . Sobalarımız vardı. Her kış ailece başında otururduk, bir tarafında çay diğer tarafında kestane ve külünde patates olurdu. Sıcaktı, sımsıcak ısıtırdı içimizi sevgiyle bakan gözler. Samimiyet ve dostluk kokardı demlenen her çay... Odun, kömür döküldü mü kapıya bir mahalle taşırdı. Şimdi bir poşet taşımaz oldu insanlar...Yardım mı? Ya gösteriş için ya da zamanı gelince yüzüne vurmak için yapılır oldu. İnsan insana zor zamanında gerek diyen insanlar vardı. Komşulara emanet edilirdi kapı anahtarları. Siyah beyaz bir fotoğraf karesinde çocukluğumun kulağını çınlattım ve o eski güzel insanların varlığına şükrederek...  Gülten Alp </description>
<link>https://www.antoloji.com/siyah-beyaz-fotograf-karesi-siiri/</link>
<guid>2332279</guid>
<pubDate>2017-03-18T15:32:00+03:00</pubDate>
<author>Gülten Alp</author>
</item>
 <item>
<title>Siyah Melek</title>
<description>Saçında cennetin altın sarısı Cehennem yangını ona değmez ki Göğsümün altında durur yarısı Melekler sadece beyaz giymez ki  Elleri okyanus ateşi gibi Gözleri ruhumun güneşi gibi </description>
<link>https://www.antoloji.com/siyah-melek-2-siiri/</link>
<guid>2331550</guid>
<pubDate>2017-03-15T23:24:00+03:00</pubDate>
<author>Nedim Saatcioğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Kar Tanesi</title>
<description>Kar Tanesi Yine bir yalancı akşamdan gelen karanlık Karanlığa inat etrafımı saran sessiz beyazlık  Her yer beyaz ipekten müzeyyen bahçeler Ufuklarda bembeyaz uzanan suskun vadiler  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kar-tanesi-134-siiri/</link>
<guid>2331126</guid>
<pubDate>2017-03-14T13:24:00+03:00</pubDate>
<author>Rahmi Kızıltoprak</author>
</item>
 <item>
<title>Şair'in Gözyaşları</title>
<description>Şair, ağlayınca göz yaşları kaleminden akar... O yüzden ''DOLMA KALEM''.... .....ve TÜKENMEZ KALEM anlar Şairi....! ! ! ! ...Ya da ''KARA KALEM''...!  Ya ''beyaz'' kağıda ''kara'' kalemle yazsa şair... ...yinede kirlenmez...! </description>
<link>https://www.antoloji.com/sair-in-gozyaslari-2-siiri/</link>
<guid>2330192</guid>
<pubDate>2017-03-11T03:49:00+03:00</pubDate>
<author>Tekin Bekar</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Siyah Bir Beyaz Fare</title>
<description>Hayat durmuyor akıyor  İnsanda arıyor çare Gece gündüz kemiriyor Bir siyah bir beyaz fare  Bir günü yirmidört saat Hayatı dolu bolca vaât </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-siyah-bir-beyaz-fare-siiri/</link>
<guid>2329452</guid>
<pubDate>2017-03-08T09:55:00+03:00</pubDate>
<author>Şahin Tokmak</author>
</item>
 <item>
<title>Beyaz Meleğim</title>
<description>Hastane yolunda sarı yapraklar Sende solmayasın beyaz meleğim Senden yana olsun tüm mutluluklar Çile dolmayasın beyaz meleğim  Tabipler neylesin gönül yarama Dermanım sendedir benden ırama </description>
<link>https://www.antoloji.com/beyaz-melegim-10-siiri/</link>
<guid>2329298</guid>
<pubDate>2017-03-07T14:15:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Çakır</author>
</item>
 <item>
<title>Beyaz Gülüm</title>
<description>Güller arasından, ben seni seçtim, İçimde başka renk, yok beyaz gülüm… Seninle bu aşkın, narına düştüm, Beni alevinle, yak beyaz gülüm…  Sensin damarımda, deveran-ı dem, Sensin gözlerimden düşen hisli nem, </description>
<link>https://www.antoloji.com/beyaz-gulum-4-siiri/</link>
<guid>2328297</guid>
<pubDate>2017-03-03T16:05:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Çakır</author>
</item>
 <item>
<title>Sarnıç</title>
<description>Dağın eteğine beyaz minareleriyle sarılmış bu şehrin lisesi, zaman geçtikçe daha canlı, daha berrak hatıralarla bize döner, bizi tekrardan içine alırdı. Biz, herhangi bir sınıftık. Herhangi bir son sınıf olduk. Ön avlusu, aynı zamanda burunları, kolları kırık heykellerle süslü bir müze bahçesi, ancak son sınıf talebeleriyle muallimlerin gezindiği bir yer olan liseyi, bir gün ardımıza dönüp bakmadan başkalarına bıraktık. Bir daha buraya ömrümüzün sonuna kadar talebe olarak giremeyeceğimizi bile bile. Bu müthiş bir şeydi! Biz ne kadar seviniyorduk! .. Sanıyorduk ki, mütemadiyen bir güzel şeyi geride bırakacak, bir daha ona sürünemeyecek, onun içine giremeyecek, bir anı bir daha yaşayamayacaktık. Önümüzde hayat… Her gün bir başka uykuya yatıp bir başka rüya göreceğiz. Halbuki zaman, ağır ağır bizimle beraber akan nehir, bir göle varıyordu. Bu gölde artık biz akmıyor, dalgalanıyorduk. Yahut bana öyle geliyordu. Çoğumuz evlenmiştik. Birbirimizi liseden beri bırakmayan dört arkadaş hepimiz birer kız almıştık. Aynı mahallede oturuyorduk, aynı yolları tepiyor, evimize varıyor; aynı kadını her akşam daha fazla sevmeye çalışıyorduk. Aynı mezarlık karşımızda idi. Seneler böyle geçtiği halde aynı sarışın, esmer, ayakları çıplak çocuklar hiç büyümeden aynı servi ağaçlarına tırmanmaya çalışıyorlar, aynı ölülerin taşları arkasında saklambaç oynuyorlardı. Birdenbire her şeyin bir saniyede duruverdiğini görmüştük. Daireden evimize, ticarethanemizden fakirhanemize iki arkadaş döndüğümüz günlerde bir mahalle mescidindeki iptidai mektebini, bahçesinde bir Roma belediye reisinin burunsuz heykeli dikili lisemizi, İstanbul’u, darülfünunu, bir iki darülmuallimat kızını hatırlar ve bu kadar süratle geçmiş bir zamanın hesabını tutardık. Arkadaşım: — Hatırlar mısın? derdi. İptidai mektebimiz Kirazlı Mescit’ti. Bir gün Şeker Hoca derste idi. Bizim Şükrü, minareye sabahleyin kimse görmeden çıkmış, paldır küldür iki teneke devirmişti. Hoca ile beraber sokağa nasıl fırladığımızı hatırlamaz mısın? — Hatırlamaz olur muyum? Hatırlamaz olur muyum? — Şeker Hoca mektebin karşısına dikilmiş, biz arkasında… O bir şeyler mırıldanır, sureler okurken birden Şükrü, mektep kapısında, elinde tenekeler gözüküvermişti. –Ya! Ya! Ama iyi adamdı! .. Şükrü’ye ceza bile vermemişti. Saçlarını çeker gibi okşamış, “Yaramaz,” demişti, “bir daha yapma emi! Bizi korkuttun.” Bu sözlere ikimizin de gözü yaşarırdı. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sarnic-13-siiri/</link>
<guid>2321107</guid>
<pubDate>2017-02-07T16:12:00+03:00</pubDate>
<author>Sait Faik Abasıyanık</author>
</item>
 <item>
<title>Şair Ressam</title>
<description>Şairler de ressamdan sayılır!  Beyaz tuval yerine, beyaz kağıt Fırça yerine, kalem tutar elleri Dışımıza taşanlara bakarak, İçimizin resmini çizmektir işleri. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sair-ressam-siiri/</link>
<guid>2318864</guid>
<pubDate>2017-01-31T11:41:00+03:00</pubDate>
<author>İkram Gökhan Akcebe</author>
</item>
 <item>
<title>Sana O Derin Denizden Söz Edeceğim</title>
<description>Sana o derin denizden söz edeceğim dalgalarının beyaz köpüklerinde yüzdüğüm. Sana o büyük kederden söz edeceğim, Seni sevemediğim günlerden.  Sana göklerin uzaklığını anlatacağım beyaz bir bulutun havada soytarılık ettiği, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sana-o-derin-denizden-soz-edecegim-siiri/</link>
<guid>2318856</guid>
<pubDate>2017-01-31T11:24:00+03:00</pubDate>
<author>Nigar Hasanzade</author>
</item>
 <item>
<title>Beyaz Bir Sayfa Gibisin  Çocuk</title>
<description>Beyaz bir sayfa gibisin  Çocuk  Beyaz bir sayfa gibisin  çocuk Bir uyarım var sana çocuk  Ey çocuk Beyaz bir sayfa gibisin  kirlenen   hayat yolunda... </description>
<link>https://www.antoloji.com/beyaz-bir-sayfa-gibisin-cocuk-siiri/</link>
<guid>2318555</guid>
<pubDate>2017-01-30T14:26:00+03:00</pubDate>
<author>Hamdi Oruç</author>
</item>
 <item>
<title>Beyaz Ölüm! ..</title>
<description>BEYAZ ÖLÜM! ..  AKLINI BAŞINA TOPLA OCAK; ZEMHERİNİN AYAZINI GETİRME BEYAZ ÖLÜM! Şehidimin kanı sıcak, İNSANLIĞI, MERHAMETİ BİTİRME! .. </description>
<link>https://www.antoloji.com/beyaz-olum-15-siiri/</link>
<guid>2316063</guid>
<pubDate>2017-01-22T21:05:00+03:00</pubDate>
<author>Ekrem Çiçek</author>
</item>
 <item>
<title>Yardan Haber Verin Kuşlar</title>
<description>YARDAN HABER VERİN KUŞLAR = = = Soğuktan buz tutar teni Kar esir almış hücremi Sis kapatır göz perdemi </description>
<link>https://www.antoloji.com/yardan-haber-verin-kuslar-siiri/</link>
<guid>2313215</guid>
<pubDate>2017-01-12T09:05:00+03:00</pubDate>
<author>Türkan Yılmaz</author>
</item>
 <item>
<title>Göğün Melekleri</title>
<description>beyaz...beyaz... saf...saf... fizik ötesi melekler gibi gökten gelmekte o kar taneleri sabah ezanı eşliğinde </description>
<link>https://www.antoloji.com/gogun-melekleri-siiri/</link>
<guid>2312373</guid>
<pubDate>2017-01-09T07:33:00+03:00</pubDate>
<author>Fikret Turhan</author>
</item>
 </channel>
</rss>
