<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title>
<link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi.  Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Ekici Ve Çoban Gruplar Diretişi 18</title>
<description>En önemlisi de göçerlerin ilahi meslekleri bilen bu yetenekleriyle göçtükleri bir alan içindeki ham bir araziyi, bir tarla, bağ, bahçe haline getirip; araç gereçlerini hazırlayabilir olmanın uzmanlık kapasitesi içinde olmalarıydı. Bir kır denen yazıyı, yaban olan savanı; otlak alanı bağ, bahçe, tarla gibi mülk yapabilirlerdi.   İkinci bir en önemli yan da böylesi donanımlı bu kişilerin El adaletine fikren iman bağlılığı içinde inanmış inşacılar olmalarıydı. El tasarruflu özel mülkiyetçi söylem içinde; El söylemli vaatler, hayli albenili söylemlerdi. Bu söylemler içinde ittifakı zenginlik kaynakları üzerindeki bir hesapla çalışmadan takdirle mal mülk sahibi olunacağının telkinleri, vardı.  Telkin edilenlerle kavranır olan şey; El vaatli rızk verme kavramı üzerindeki sahiplik içinde kazanılacak, muktedirlikti. Ön ittifak içinde kovulup göçenler bu muktedirliğin cazibesini kendi üzerine yansıtmanın büyüsüne kapılmış olan kişilerden oluşmaydı. Bu tür manaya iman (ahdi kavil-sözleşme- bağlılık yemini) etmiş kişilerdi.  Yani kendi emekleri ile ortaya koyacakları mülkü, bu telkinlerden bekler olmanın kolaycılığı nedenle kolektifin mülkünü El’in mülkü saymaya, çoktan yatkındılar. Eğriyi gözetiyorlardı ki, El terazisine göre doğrultunlardı. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ekici-ve-coban-gruplar-diretisi-18-siiri/</link>
<guid>2357809</guid>
<pubDate>2017-05-30T22:50:00+03:00</pubDate>
<author>Bayram Kaya</author>
</item>
 <item>
<title>Gidin Başka Yerde Oynayın Zihniyeti</title>
<description>Lanet tavırlarımız yerin dibine insin! Komşuluklarımıza kalmamış saygın sevgin…  Bahçeye top gelmiştir ev sahibi bağırır, Başka yerde oynayın, diyerek azarlatır…  Bahçe, dersen boş toprak ekilemez biçimde, </description>
<link>https://www.antoloji.com/gidin-baska-yerde-oynayin-zihniyeti-siiri/</link>
<guid>2353934</guid>
<pubDate>2017-05-18T19:59:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Tevfik Temiztürk</author>
</item>
 <item>
<title>Percembahar</title>
<description>Sen vardikca irmak sana cark damla sana caglayan  Sen güldükce gül sana bahar nergis sana hayran bal badem sana cerci Sen yandikca cira kandil ve ben sana…. Sen ask olup sevildikce bagrim yarasinda sizlayan yarim Sinem silam gurbetim Dünya diyarim ve gönül evimdir bahtin Yazim kisim tüm ömrüm barkimla bir </description>
<link>https://www.antoloji.com/percembahar-siiri/</link>
<guid>2353253</guid>
<pubDate>2017-05-16T12:29:00+03:00</pubDate>
<author>Seyfi Karaca</author>
</item>
 <item>
<title>Şehir İnsanı</title>
<description>Toplayıp bavulu vurup kendini asvaltsız yollara, şehirden kaçmalı. Kuş sesleriyle uyanmalı, deniz kokmalı her sabah. Başak tarlaları arasında gelincik toplamalı çocuklugumuza götüren. Bahçe sohbetleri, semaverde çay, gramofonda eski şarkılar. Derin bir nefes almalı yaşama dair. Daralttıkca daraltıyor bu şehir insanı...   </description>
<link>https://www.antoloji.com/sehir-insani-siiri/</link>
<guid>2352237</guid>
<pubDate>2017-05-13T09:41:00+03:00</pubDate>
<author>Gülten Alp</author>
</item>
 <item>
<title>Oda Özgürlükleri</title>
<description>Biri hürriyetini veriyorsa unutma, Oda özgürlüğüdür, bahçe ile bir tutma. </description>
<link>https://www.antoloji.com/oda-ozgurlukleri-siiri/</link>
<guid>2351404</guid>
<pubDate>2017-05-10T14:55:00+03:00</pubDate>
<author>Kazım Karagöz</author>
</item>
 <item>
<title>İslam</title>
<description>Meyve vermese bahçe, örülmez önüne duvar. Öyle ya İslam'a giden her yolda pusu var... </description>
<link>https://www.antoloji.com/islam-36-siiri/</link>
<guid>2351389</guid>
<pubDate>2017-05-10T12:52:00+03:00</pubDate>
<author>Ramazan Talan</author>
</item>
 <item>
<title>Ermenek' De Bahar</title>
<description>Nev bahar gelince, bizim dağlara Durulmaz bağlarda, kuş seslerinden Mor sümbül açar’ da bizim bağlarda Kokusu gelirdir, esen yellerden.  Gidip’ de gezersen bizim bağlarda Çok vardır görürsün, teyin bağlarda </description>
<link>https://www.antoloji.com/ermenek-de-bahar-siiri/</link>
<guid>2348536</guid>
<pubDate>2017-05-02T16:51:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Yüksel Şanlıer</author>
</item>
 <item>
<title>An O An</title>
<description>?? Bülbüllerin öttüğü bir saat vardır ya hani İşte saat, o saat An, o an İçim cennetten bahçe Sen ben Hep böyle kalsa </description>
<link>https://www.antoloji.com/an-o-an-siiri/</link>
<guid>2346479</guid>
<pubDate>2017-04-27T14:04:00+03:00</pubDate>
<author>Ümit Göker</author>
</item>
 <item>
<title>Ayılara Saygı Gösterme Günü, Şiiri</title>
<description>Ayılar dost canlılar bizlerden sevgi bekler, Dünyalı olduğundan onlar, bizden biriler…  Kış uykusundan kalkıp aramıza sızmışlar, Aç ve susuz bir hâlde park bahçe dolaşırlar…  Eksikleri varsa dil, eğitim sorunları, </description>
<link>https://www.antoloji.com/ayilara-saygi-gosterme-gunu-siiri-siiri/</link>
<guid>2346182</guid>
<pubDate>2017-04-26T15:51:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Tevfik Temiztürk</author>
</item>
 <item>
<title>Gitmeli</title>
<description>Toplayıp bavulu vurup kendini asvaltsız yollara şehirden kaçmalı.  Kuş sesleriyle uyanmalı, deniz kokmalı her sabah, başak tarlaları arasında gelincik toplamalı çocuklugumuza götüren. Bahçe sohbetleri, semaverde çay, gramofonda eski şarkılar. Derin bir nefes almalı yaşama dair. Daralttıkca daraltıyor bu şehir insanı...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/gitmeli-51-siiri/</link>
<guid>2344172</guid>
<pubDate>2017-04-20T12:16:00+03:00</pubDate>
<author>Gülten Alp</author>
</item>
 <item>
<title>Kış Geldi.</title>
<description>Güneş gizli gizli buluta perdelenmiş Yetmemiş bulutu ufak ufak rendelemiş Kar dolu yağmur etmiş elek elek elemiş Yaz gelmiş bunlar tümden mişli mişli geçmiş...    </description>
<link>https://www.antoloji.com/kis-geldi-22-siiri/</link>
<guid>2340627</guid>
<pubDate>2017-04-08T00:10:00+03:00</pubDate>
<author>Niyazi Sakar</author>
</item>
 <item>
<title>Çocukluğa Gönderme</title>
<description>Çocukluğun geri gelsin istiyorsan; şekerleri sev, bir daha şekerleri, Yeni alınmış bir ayakkabıyı yastığının yanına koy; bağırsın kokusu, bayramların olsun yine/ Annen artık yoksa benim gibi, eski mutfakta dokunduğu tel dolabı öp, </description>
<link>https://www.antoloji.com/cocukluga-gonderme-siiri/</link>
<guid>2339111</guid>
<pubDate>2017-04-03T21:15:00+03:00</pubDate>
<author>Ali İhsan Konuklu 2</author>
</item>
 <item>
<title>Sen, En İyisi Sınıfına Git, Kalk Laf Dinleme! 15        </title>
<description>Lafsa, ortada laf yok, konuşulan gürültü, Biraz da dedi kodu içinde az ürküntü…  Toplanmamış olsaydık çıkardık koridora, Ya da bahçe içinde uğratmazdık zarara…  Acaba yer mi dar da kalk diye ittirirsin, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-en-iyisi-sinifina-git-kalk-laf-dinleme-15-siiri/</link>
<guid>2338603</guid>
<pubDate>2017-04-02T15:18:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Tevfik Temiztürk</author>
</item>
 <item>
<title>Yön Değiştirir</title>
<description>Bu bahçe hepimizin. hepimiz farklı çiçekler olsakta...  Diken yoktu hiç aramızda kenetlenişimizle hayranlık uyandırırız ahenkle rüzgarla </description>
<link>https://www.antoloji.com/yon-degistirir-2-siiri/</link>
<guid>2338430</guid>
<pubDate>2017-04-01T23:29:00+03:00</pubDate>
<author>Nuran Karaca</author>
</item>
 <item>
<title>Bahçe Kapılarımıza Ayaklarımız Sıkışıyor </title>
<description>Sorunlarımız çoktur çözemiyoruz bile, Bahçe kapılarından basamıyoruz zile…  Takılıveriyor, yakalanıveriyoruz, Sonra itfaiyeden yardım bekliyoruz…  Oysa demirlerimiz üç santim dar olsalar, </description>
<link>https://www.antoloji.com/bahce-kapilarimiza-ayaklarimiz-sikisiyor-siiri/</link>
<guid>2337002</guid>
<pubDate>2017-03-28T18:44:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Tevfik Temiztürk</author>
</item>
 <item>
<title>Mahzun Tarafım</title>
<description>Benim mahzun bir tarafım vardır.  Bakmayın neşeli olduğuma; Sanki bir başkası içimde; Pişman dünyaya geldiğine. Bağ, bahçe,deniz kenarı, Güzel manzara faydasız; Ben hazdan bitiyorum, </description>
<link>https://www.antoloji.com/mahzun-tarafim-siiri/</link>
<guid>2319411</guid>
<pubDate>2017-02-02T10:53:00+03:00</pubDate>
<author>Oktay Rifat</author>
</item>
 <item>
<title>Gözlerindeki Dünya</title>
<description>Ya açık denizlerde  özgür bir yelkenli olurum Y a da ormanda kaybolmuş karanlıkta ürperen bir çocuk; Ya yaprağına sabah sevinci taşıyan bir çiğ tanesiyim Ya da papatyalarla bezenmiş </description>
<link>https://www.antoloji.com/gozlerindeki-dunya-3-siiri/</link>
<guid>2314484</guid>
<pubDate>2017-01-16T22:19:00+03:00</pubDate>
<author>Turna Uzun</author>
</item>
 <item>
<title>00000 140 Kar Anekdotları</title>
<description>Özledim lapa lapa, diz boyu yağan karı... Otuz iki yıl oldu, ne kar yağdı ne dolu! Antalya'nın kışı yok, gelir hep ilkbaharı; Ayazın cefasını, çeker tüm Anadolu...  Gel de benim kentime, yaşamayı bir dene! Kardan, cıvık çamurdan acırsın her gidene... </description>
<link>https://www.antoloji.com/00000-140-kar-anekdotlari-siiri/</link>
<guid>2313420</guid>
<pubDate>2017-01-12T16:52:00+03:00</pubDate>
<author>Halil Şakir Taşçıoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Kurak</title>
<description>O yıl çok kurak geçti Ne bağ ne bahçe Ne toprak etkilendi Vicdanlar kurudu Kaskatı kesti Bir daha da yeşermedi Böyle şuursuz </description>
<link>https://www.antoloji.com/kurak-10-siiri/</link>
<guid>2309952</guid>
<pubDate>2016-12-30T09:42:00+03:00</pubDate>
<author>Süleyman Demirsoy</author>
</item>
 <item>
<title>Anılarım1</title>
<description>1.Bölüm Gözümdeki çapağı silip ayağa kalktığımda,sızlanıyordum.Annem çökelikle dürüm yaptığı yufkayı elime tutuşturup ahıra gitti,hayvanlara yem verecekti. Ben ile annem ayrılmaz ikili,kırmızı entarisinin eteğine yapışınca hiç kimse beni koparamazdı annemden...Ahıra gitmeden bir bakır maşraba ayranı da yanıma yere koydu.O zamanlar masa sandalye,tabak kaşık,çatal olmazdı.Kullanılan bütün kaplar herşey bakırdandı.Sitil,tencere,derin kaseler,sini, bakır taslar (Erzincan işi) ... Kuru şeyler elle yenilirdi.Sadece sulu yemekler için ağaç kaşıklar kullanılırdı.Daha evvel çatal hiç görmemiştim. Evimiz tek gözlü büyük bir damdı.Penceresi yoktu,yukarıda annemin soğuk olmasın diye geceleri çaputlarla tıkadığı iki uzun delik vardı.Sordum,neden penceremiz yok? ''Eskide eşkiya devriydi,kimse büyük pencere yapmazdı,buna karşılık tek kapılı damın girişi geçilmez kale gibiydi,dedi'' Bu dam 1920'ler de yapılmış,büyük bir oda gibiydi.Bir tarafı mutfak niyetine tezgah yapılmıştı.Tezgah üzerinde haşı denilen içi buğday dolu büyük çuvallar ile keçi kılından dokunan içi un dolu daha küçük çuvallar dizilmişti.Tezgahların altına da kapalı kaplarda eşya saklanıyordu.Tavanda krişler vardı,önemli şeyleri sepetlere koyar krişlere asarlardı.Tezgahtan ötesini, ahır soğuk olunca dam ortasından ikiye ayrılır,hayvanlar oraya alınırdı.Böylece hepimiz için ocakta yanan kütük ortalığı ısıtırdı. Hayvan dediğim; iki inek,birkaç koyun,bir keçi gibi... Tabii ki,ben annem ve babam kış aylarında yalnız olduğumuz zamanlarda yani 1952-53 gibi hayvanları damın içine alırlardı.Hatta kurt sürülerinden kurtulmak adına köpeğimizi bile annem içeri alırdı.Bazen kurt sürüsü köye inince silah sesleri duyardık.Bu model çiftlikleri eski Alman evlerinde görünce,şaşırmamıştım.Demek ki Doğu Roma dönemi kültürü olmalıydı,diye düşündüm. Hatırladığım kadarıyla 1950'li yıllarda daha fazla sığır,keçi ve koyunlar vardı.Bizim köylerde çoban olmazdı,her ev hayvan sayısına göre davara sırasıyla giderdi.Ayrıca eşek ve katır taşımacılıkta kullanılırdı.At zengin işiydi,belli evlerde beslenirdi.Ben annemle davara gidişimi hiç unutmam,biraz az duyduğu için her tarafa ben dikkat ederdim,o bana nereye gideceğimi söyler,beni yönlendirirdi. *Bizim oralarda aşiretler vardır. Dedelerimiz yaklaşık M.S.970 yıllarında Moğol istilasından kaçarak Anadolu'ya gelen Türkmenlerdir.Hayvancılık yaparlamış,konup göçerlermiş.Belli bir yerleşim yerleri yokmuş.Üç kardeş aile ve muritleriyle Murat Karasu havzasına yerleşmişler.Kardeşlerden Sarısaltuklar göç edip Trakya'ya gitmişler.Babamansurlar Bağene,Seyyid Mahmud Hayrani Nazımiye'ye yerleşmiş.Bunlar kimilerine göre yedi,kimilerine göre dokuz kardeştirler.Yedi kardeşten biri olan Gulin bizim dedemizmiş. </description>
<link>https://www.antoloji.com/anilarim1-siiri/</link>
<guid>2308614</guid>
<pubDate>2016-12-25T00:55:00+03:00</pubDate>
<author>Hayriye Aygül</author>
</item>
 </channel>
</rss>
