<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title>
<link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi.  Şiirleri
</description>
 <item>
<title>El Çantamın Sapı İle Kayışı</title>
<description>Oysa hayat ne güzel gidiyordu, ta ki el çantamın sapı ve kayışı bozulana kadar. Hayır bana bozulsalar iyi, ne yapar ne eder yine onların gönlünü alırım ama, neye bozuldukları da belli değil. Oysa ki o çantayı daha geçen sene çocuklarım babalar günü hediyesi olarak almışlardı bana. Bir esnaf için, ticaret ile uğraşan benim gibi biri için bundan iyi de hediye olur mu? Yapmayın Allah aşkına, olur mu diyorsunuz? Ha anladım, anladım, yeni bir araba filan alsalardı daha iyi olurdu diyorsunuz da, nerede biz de o para? Doğruya doğru, eğriye eğri bende de yok, çocuklarımda da. Nereden olsun ki şu ekonomik krizler ile boğuşurken hem ülkem hem de bizler...   Neyse gelelim yine çantamın sapı ve kayışına. Sade çantada mı oluyor sap? Hayatta da ne saplar, ne değişik insanlar var. Her yerde de karşınıza çıkar durur bu saplar. Saflar da bu saplara hiç sesini çıkartmaz. Neredeyse bir yıldan fazla geçmiş çocuklar bana o çantayı alalı. Daha bozulmasın mı sapı da kayışı da? Gerçi bozulmadan önce haber de vermiyor keratalar, kızıyorum. İnsan bir söyler sabah evden çıkarken değil mi ama? ''Biz bu gün, bozulacağız epeyce haberin olsun Ahmet ağabey.'' deyin bunu bana ciğerimi de canımı da yiyin benim her ikinizde. Öyle olur olmaz yerde de bozulmayın lütfen. Bir topluma, insanların içine girdiğimde lütfen çıkmayın yerinizden, rahat durun, oturun oturduğunuz yerde. Hayır sonra dedikodu oluyor, arkadaşlarım arasında. ''Nasıl bir adam bu Ahmet bey bozuk çanta sapı ve kayışı ile dolaşıyor da bir yenisini almıyor.'' diyorlar. Elin ağzı torba değil ki büzesin. Gıcık kapıyorum haliyle, yani dostlarımın bu konuşmaları kulağıma gelince...   Geçenlerde araba kullanırken, yan koltukta, baktım çıkmış kayış efendi, yan gözle bana bakıyor. Kırmızı ışıkta da durmuşum. Hazır durmuşken takayım şunu dedim, nasılsa burada çok uzun yanıyor kırmızı ışık. Uğraşırken, uğraşırken dalmışım, o arada yeşil yanmış. Arkamda da arabalar birikmiş, daaaaat, daaaaat diye kornalara basıyorlar. Son an da aynadan bakınca fark ettim. Tam ışık tekrar kırmızıya dönerken bastım gaza, o sırada da öbür tarafa yeşil yanmasın mı, zor kurtardım öbür arabalardan lakin epey de küfür yemişimdir herhalde... </description>
<link>https://www.antoloji.com/el-cantamin-sapi-ile-kayisi-siiri/</link>
<guid>2356111</guid>
<pubDate>2017-05-25T22:24:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Zeytinci</author>
</item>
 <item>
<title>Geri Gelin</title>
<description>Sevgi içinde kalan insanlık, mavi gök ve güneş, yitik pencereler Geri gelin, Yollarında yürüdüğümüz şehirler, hırçın dağlar ve kızgın yıldırımlar… Öfkenin adı ,büyük kavgalar çakallar ve kurtlar… Toprağı yırtan tohum, yalnızlığında boğulan adam, unutulmuş düşler… Geri gelin, Çoşan nehirler, büyüyen kalabalıklar ve türkü tadında hasret duyduğumuz bacılar </description>
<link>https://www.antoloji.com/geri-gelin-2-siiri/</link>
<guid>2355894</guid>
<pubDate>2017-05-24T22:15:00+03:00</pubDate>
<author>Ateş Han</author>
</item>
 <item>
<title>Görülmemiştir Böyle Bir Hile!.</title>
<description> Öyle büyük öyle  büyük ki ACIMIZ; Korun içinde yanıyoruz durmadan, ŞEHİT KANLARI OLDU, BAŞ TACIMIZ, VATAN DİYORUZ! Sebebini sormadan!..  Analar, babalar, eşler alacak canını; </description>
<link>https://www.antoloji.com/gorulmemistir-boyle-bir-hile-siiri/</link>
<guid>2352566</guid>
<pubDate>2017-05-14T00:39:00+03:00</pubDate>
<author>Ekrem Çiçek</author>
</item>
 <item>
<title>Ben</title>
<description>Size ne düşündüğümü söyliyim,kendime göre bile deliyim Yüreğime kazınanları seviyorum,akla gelmeyenlere göre diyelim Beklerken yorgun düşmüş ne yaptığını bilmeyen,farkında değilmiş meğer dilim Heyecandan nutku tutulmuş teskeresi unutulmuş,her gece kapına sarhoş gelirim...  ... Gemilerim yasunlu alkış tutmuş deniz ,bu limanda doğdu sevda denilen beceriksiz Öyle bir yudum aşkla sere serpe yere uzanılmaz, nerede babalar mertlikte dengesiz </description>
<link>https://www.antoloji.com/ben-1156-siiri/</link>
<guid>2349705</guid>
<pubDate>2017-05-05T23:32:00+03:00</pubDate>
<author>Yüksel Önal</author>
</item>
 <item>
<title>Babam İçin</title>
<description>Her günü bir gün etmişler kutlamaya. Bu gün BABALAR GÜNÜN KUTLU OLSUN. Böyle sözler yeter mi bilmem söylemeye. BU GÜN BABALAR GÜNÜN KUTLU OLSUN.  Yokluk içinde çalışıp bu güne kadar geldin. Dokuz çocuğu aç koymamaya direndin. </description>
<link>https://www.antoloji.com/babam-icin-16-siiri/</link>
<guid>2349682</guid>
<pubDate>2017-05-05T23:16:00+03:00</pubDate>
<author>Ramazan Özerli</author>
</item>
 <item>
<title>Şehit</title>
<description>Gökyüzü kapandı yıldılar söndü  Bulutlar yasa bağlandı agladı Nefese neşter atıldı Güneş ısıtmadı günü Ana babalar hayallerini rafa kaldırdı  Rüyalara şahadet damgası vuruldu Bayrak inmedi yarının filizleri yeşerdi </description>
<link>https://www.antoloji.com/sehit-59-siiri/</link>
<guid>2349160</guid>
<pubDate>2017-05-04T17:14:00+03:00</pubDate>
<author>Mahmut Çiçekdağı</author>
</item>
 <item>
<title>Babalar Ölmez İmiş</title>
<description>Geçse de uzun yıllar mahsun olsa da kullar Boşta kalsa da kollar babalar ölmez imiş  Solsa da güneş rengi kalmasa da ahengi Hüzünden olsa cengi babalar ölmez imiş  Varlığı ise denge yokluğuysa bir gölge </description>
<link>https://www.antoloji.com/babalar-olmez-imis-siiri/</link>
<guid>2348195</guid>
<pubDate>2017-05-01T22:15:00+03:00</pubDate>
<author>Tarık Torun</author>
</item>
 <item>
<title>Babam</title>
<description>Üç kardeştik, Seldiren diye bir dağ köyünde, kaçak odun ve kömür yaparak ve satarak bizi büyütmeye çalışan babamın, haram ve kaçak bir işi yapmamak için bizi Antakya ‘ya, zaten ne olduğunu sonradan öğrendiğimiz mutfağı ve banyosu olmayan, hepsi bir oda olan bir eve taşıdığında… Babam bir un fabrikasında günde 16 saat çalışıyordu, arada bir görüyorduk babamı, bayramı, pazarı yoktu zaten, öyle bize sarıldığını, öptüğünü, kokladığını da görmedim hiç, ramazan ve kurban bayramlarında sabah 2 saat geç giderdi işe de elini öyle öperdik… Sonra iki odalı bir gecekondu yaptı bize, sonra bir mutfak, iki oda daha ve bu arada 3 kardeşim daha olmuş, bir kız kardeşim ise vefat etmişti… Bu arada babam hep çalışıyor, asgari ücret tutarındaki maaşıyla bir yandan bizi okutmaya çalışıyor, bir yandan da evimize eklemeler yapıyordu, korkudanmıydı, sevdiğimizden mi bilmem çekinirdik babamızdan, saygıda kusur edemezdik, zamanla biz de çalışmaya yardım etmeye başladık elimizden geldiğince… Yıllarca babamda izlediğim bişey vardı;  yemeğini evden götürür, evde ne varsa, bazen artık bir aş, bazen soğan, domates, tuzluyoğurt, çökelek… Boş da gelmezdi çoğunlukla eve, sebze haline uğrar, ucuz ne bulursa alır, en az 3-5 km yolu omuzunda yükü, yürüyerek gider gelirdi.. Yemeğini evden götürmesini, işe yürüyerek gidip gelmesini, ucuz olsun diye sebze halinden almasını anlıyordum da, bazen cebinden çıkarıp anama verdiği, bazen aldıklarının arasında çıkan ve anamın dilimleyip bizlere paylaştırdığı bir (1)  elma, bir (1)  portakal, iki (2)  pasta, bir (1)  tatlı gibi yiyecekleri bir türlü anlayamıyordum, neden bir ya da iki taneydi, neden cebinde getiriyordu… Hep soru işaretiydi benim için… </description>
<link>https://www.antoloji.com/babam-719-siiri/</link>
<guid>2347832</guid>
<pubDate>2017-05-01T12:29:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Yurdakul</author>
</item>
 <item>
<title>Kirli Savaşların Acıları</title>
<description>Gün gelir zulüm; zalimine cellat olur.  Omuzunda nazar boncuğu, muskalar Gözlerinde inci dizisi, yaşlar Bahar fışkırıyor sanki gamzelerinden Yaralı, biçare, kan içinde  </description>
<link>https://www.antoloji.com/suriyeli-kiz-cocugu-siiri/</link>
<guid>2346273</guid>
<pubDate>2017-04-26T20:45:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Aydın 18</author>
</item>
 <item>
<title>Analar Günü Kutlu Olsun</title>
<description>Elinde değildi elbet, dünyaya geldin. Çocuktun, candan sevdin, sevildin. Dün gibi, ana kucağında süt emerdin, Büyüdün, seçtin, sevdin evlendin, Çocuklara ana-baba yine sendin O.  Sana ruh üflendiğinde bir kadının karnında, </description>
<link>https://www.antoloji.com/analar-gunu-9-siiri/</link>
<guid>2341083</guid>
<pubDate>2017-04-09T18:19:00+03:00</pubDate>
<author>Turan Yükseloğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Babalar</title>
<description>Sevgisi yüreğinde acısı içinde Yavrusuna bir başka  yanar  babalar Sesiz sedasız  türlü  biçimde Yavrusuna  bir  başka yanar  babalar   Dert   ile  yatar  gam  ile  kalkar </description>
<link>https://www.antoloji.com/babalar-24-siiri/</link>
<guid>2339650</guid>
<pubDate>2017-04-05T12:53:00+03:00</pubDate>
<author>Hasan Akar</author>
</item>
 <item>
<title>Anneler İki Kere Ölür</title>
<description>Erkekler ağlamaz Babalar hiç ağlamaz Babalar ağlarsa anneler iki kere ölür </description>
<link>https://www.antoloji.com/anneler-iki-kere-olur-siiri/</link>
<guid>2339092</guid>
<pubDate>2017-04-03T20:47:00+03:00</pubDate>
<author>Suat Tekin</author>
</item>
 <item>
<title>Babam </title>
<description>Yıllar geçtikçe özlemin artıyor Ne kadar özledim seni bir bilsen Nasıl tütüyorsun burnumda Yokluğun şimdi daha çok sızlatıyor  Yutkunamıyorum seni andıkça Hatta nefes bile alamıyorum </description>
<link>https://www.antoloji.com/babam-711-siiri/</link>
<guid>2335000</guid>
<pubDate>2017-03-23T20:11:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Yunus Aytek 2</author>
</item>
 <item>
<title>Hoyratlık</title>
<description>haşmetli padişahlara kalmadı sana mı kalacak bu dünya babalar gibi satasın diye bu hoyratlıklar niye  </description>
<link>https://www.antoloji.com/hoyratlik-siiri/</link>
<guid>2332014</guid>
<pubDate>2017-03-17T12:13:00+03:00</pubDate>
<author>Necdet Uçan</author>
</item>
 <item>
<title>Ya Ülkesi</title>
<description>40 yaşına kadar, kariyer yapmaya çalışıp evlenmeyen bacım. 50'sine kadar, gününü gün edip evlenmeyen braderim, Tek çocuk yeter deyip, ona sırçadan saraylar hazırlayan kardeşim, İki çocuk yeter deyip, onlara parlak bir gelecek hazırlayan anne, babalar. 20-30 yıl daha böyle gidersek, Belki herkesin parlak bir geleceği olacak, Ama Ya Ülkesi? </description>
<link>https://www.antoloji.com/ya-ulkesi-siiri/</link>
<guid>2328002</guid>
<pubDate>2017-03-02T15:21:00+03:00</pubDate>
<author>Özcan Öztürk</author>
</item>
 <item>
<title>Bu Nasıl Bir Sevgililer Günü</title>
<description>Nasıl düşünmeyeyim, nasıl düşünmeyeyim. Geldi kapıya dayandı neredeyse bir sevgililer günü daha. Bir aydır, yok yok altı aydır onu düşünüyorum şu on dört şubat gelse de; ki kendileri az buçuk ''Sevgililer Günü'' oluyorlar, ben de sevgilime bir şeyler alsam. Karım da bu duruma hayatta kızmaz ha, neden derseniz; bizatihi karım aynı zamanda sevgilimdir de ondan, bilmem anlatabildim mi?    Yahu arkadaşlar bu meret, yani sevgililer günü yeni icat oldu sanırsam, yoktu bizim gençliğimizde böyle özel günler fazla. Biz bir anneler gününü, bir de babalar gününü, bir de Kabotaj Bayramı'nı bilirdik gerisi hikâye ve hatta seri halinde fotoroman bile diyebilirsiniz...   Bakayım dedim şöyle bir iki gün öncesinden vitrinlere, bir de fuar var başkentte. Allah razı olsun adamlardan ne güzel düşünüyorlar da sevgilileri fuar yapıyorlar, her bir şeyleri ayağınıza kadar getiriyorlar. Herkes bütçesine göre sevgilisini düşünsün artık. İsteyen saç tokası alsın ya da bir demet çiçek, isteyende milyarlık saat alsın. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bu-nasil-bir-sevgililer-gunu-siiri/</link>
<guid>2322988</guid>
<pubDate>2017-02-14T11:57:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Zeytinci</author>
</item>
 <item>
<title>Sevgililer Günü</title>
<description>On dört şubat sevgililer günü Yılın sadece bir günü gibi görünüyor ama Sen öyle düşünme Sevgini hisset bir ömür yüreğinde  İnsanın kalbindedir mutluluğu aramak Kısa bir zamanda büyük sevgiler tatmak </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevgililer-gunu-237-siiri/</link>
<guid>2322770</guid>
<pubDate>2017-02-13T18:47:00+03:00</pubDate>
<author>Cihan Coşkun</author>
</item>
 <item>
<title>Aşk Nerede Başkadır</title>
<description>Yeni bir 14 Şubat, yeni bir Sevgililer Günü yaklaşıyor. Bir çoğumuz biliyoruz ki bu özel günler, Sevgililer Günü, Anneler Günü, Babalar Günü, Dedeler Günü, Görümceler Günü, Eltiler Günü, Kayınçolar Günü, kapitalizmin çarklarını daha iyi çevirebilmesi için ortaya çıkmış ve millete pompalanmış günler kategorisine girerler. Yoksa insan ne babasını, ne annesini ne sevgilisini, ne de kayınçosunu bir gün için hatırlamaz, bir gün için sevmez. Sevgi, sevmek hem de içten gelerek dolu dolu sevmek çok başka bir şeydir, emek ister, yürek ister, adet olmuş işte herkes bir şeyler alınca sevdiğine bizlerde o furyaya uyup alıyoruz anamıza, babamıza, sevgilimize hediyeler...    İlanların birinde gördüm çok kısa zaman önce ''.......Alışveriş Merkezinde aşk başkadır.'' Reklam olmasın diye yazmadık tabi alış veriş merkezinin ismini. Bak, bak sen, alış veriş merkezinde nasıl başka başka ve değişik bir aşk olabilir ki benim bir türlü buna aklım ermedi... Hayır ne oluyor o alış veriş merkezine gelince kadın ve erkekler daha mı çok seviyorlar birbirlerini... Ya da kimsenin olmadığı asansöre binip orada bir takım cinsel fantezileri mi gerçekleştiriyorsunuz? Vücutlarınız daha çok mutluluk hormonu, serotonin mi salgılıyor? Ya da birbirlerine olan bağlılıklarınız mı artıyor? ''İyi ki gelmişiz buraya aşkım, burada aşk hakikaten başkaymış, ne güzel sevgililer gününü burada geçirmek yahu, bundan sonra her sevgililer gününde burada hazır bulunalım mutlaka canım benim.'' Bunu mu diyorlar sevgililer...   </description>
<link>https://www.antoloji.com/ask-nerede-baskadir-siiri/</link>
<guid>2321891</guid>
<pubDate>2017-02-10T10:25:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Zeytinci</author>
</item>
 <item>
<title>Erzurum</title>
<description>Bir şehir donarmı  Donar Bu şehirde tütsün diye ocaklar Sobalarda ömür yanar Ve Erzurum'da bu yüzden Hep Erken Ölür Babalar  </description>
<link>https://www.antoloji.com/erzurum-85-siiri/</link>
<guid>2321269</guid>
<pubDate>2017-02-08T01:53:00+03:00</pubDate>
<author>Tayfun Karakaş</author>
</item>
 <item>
<title>Güney Doğuda Doğan Bir Çocuk</title>
<description>Bir ana rahmıne düşerken  yaşamın ılk evresıne başlarsın çocuk Ve o andan sonra ılk mukaddes çığlığa ulaşmaya çalışırsın sana ılk armağanı hayatın Doğarsın ve ağlarsın  o küçüçük kalçalarında Kocaman bır kızarıklık cabası olur </description>
<link>https://www.antoloji.com/guney-doguda-dogan-bir-cocuk-2-siiri/</link>
<guid>2320132</guid>
<pubDate>2017-02-04T02:48:00+03:00</pubDate>
<author>Ercan Uces</author>
</item>
 </channel>
</rss>
