<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title>
<link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi.  Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Akdeniz Güneşi</title>
<description>Akdeniz güneşi altında doğmuş Ondan, sıcak gelir güzel bakışı Sevgi ateşine elini koymuş Tutunca ısıtır candan yakışı  Gözü, kanat çırpar aşk yuvasından Yüzü, çiçek açar gül arasından </description>
<link>https://www.antoloji.com/akdeniz-gunesi-6-siiri/</link>
<guid>2359044</guid>
<pubDate>2017-06-03T20:09:00+03:00</pubDate>
<author>Ali Gülsoy Göreleli</author>
</item>
 <item>
<title>Küçük Cihan Iı</title>
<description>Kıbrıs bizim Lazkiye bizim Akdeniz bize dardır Şu küçük cihan da Ata yadigarı vatandır </description>
<link>https://www.antoloji.com/kucuk-cihan-ii-siiri/</link>
<guid>2354309</guid>
<pubDate>2017-05-20T10:13:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Şanal</author>
</item>
 <item>
<title>Akdeniz Akşamları</title>
<description>Akdeniz akşamları, bambaşka olur gün inerken son ışıklarla denize Güneş nazlı nazlı süzülürken kanadını açan kartal gibi buluttan inişe Kızıllık sarar afakları muhteşemliğiyle gün akşam olur Akdeniz'de Deniz sütliman </description>
<link>https://www.antoloji.com/akdeniz-aksamlari-3-siiri/</link>
<guid>2344483</guid>
<pubDate>2017-04-21T16:45:00+03:00</pubDate>
<author>Hayriye Aygül</author>
</item>
 <item>
<title>Yürüyorum</title>
<description>Yürüyorum... Bir akdeniz akşamı Nisan yağmurun da  Kırık dökük hayallerim İçimde küçük bir umut olsa da  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yuruyorum-137-siiri/</link>
<guid>2341262</guid>
<pubDate>2017-04-09T22:35:00+03:00</pubDate>
<author>Ayhan Baydil</author>
</item>
 <item>
<title>Yolculuk</title>
<description>Uzun bir yolculuktu bu, bekliyor biri yolun sonunda  acaba ulaşmak istediğim kimdi, bilmiyordum ilk başta ki yalnızlıklar parmak izlerimdi, ardım sıra bıraktım geçtiğim her yolda kimi üzerine bastı, kimi umursamadı bile farkında olmadan.  Gitmek de nedir bilmiyor, içimdeki şu kalma duygusu sesin sesleniyor sesin, sesin Akdeniz kadar serin </description>
<link>https://www.antoloji.com/yolculuk-394-siiri/</link>
<guid>2327432</guid>
<pubDate>2017-03-01T00:46:00+03:00</pubDate>
<author>Güney Güneyan</author>
</item>
 <item>
<title>Zz 0013 / Akdenizin Ufka Doğru Mora Çalan Mavisi / Kıbrıs Çıkartması</title>
<description>AKDENİZİN UFKA DOĞRU MORA ÇALAN MAVİSİ  "Kim yeni terleyen bıyığına, sakalına sevdalanmışsa Ölünceye kadar bu daireden dışarıya ayak atamaz" -Hafız-  Yaz günleri beni hatırlamıyor. </description>
<link>https://www.antoloji.com/zz-0013-akdenizin-ufka-dogru-mora-calan-mavisi-kibris-cikartmasi-2-siiri/</link>
<guid>2322466</guid>
<pubDate>2017-02-12T17:33:00+03:00</pubDate>
<author>Onur Bilge</author>
</item>
 <item>
<title>Sesim Akdeniz</title>
<description>ellerimde birikiyor  yüzünün hayali birikip dökülüyor akdenize  ayaklanıyor önümdeki duvar göğe vuruyorum kanatlı şarkımı uzuyor çizgileri avuçlarımın </description>
<link>https://www.antoloji.com/sesim-akdeniz-siiri/</link>
<guid>2316447</guid>
<pubDate>2017-01-23T19:40:00+03:00</pubDate>
<author>Mediha İstanbullu</author>
</item>
 <item>
<title>Mersin</title>
<description>	Akdeniz masmavi, Toroslar beyaz, Kışın ayrı geçer, bambaşkadır yaz, Her dönem tadına hiç doyum olmaz, Dört mevsim kartpostal gibisin Mersin!  Akdeniz de balıkların başkadır, Sen de olmayanın sözü keşkedir, </description>
<link>https://www.antoloji.com/mersin-24-siiri/</link>
<guid>2311122</guid>
<pubDate>2017-01-03T22:33:00+03:00</pubDate>
<author>Cafer Aksay</author>
</item>
 <item>
<title>Gündüzleri Avanos'ta Yaşarım</title>
<description>Beni anlatayım  biraz da sana Bir zerreyim şu feleğin dehrinde Pek şanslı değildim sevgiden yana Heder oldum  ihanetin zehrinde  İsyan etmem yazılmışsa  kadere Meyletmem nankörün   gittiği yere </description>
<link>https://www.antoloji.com/gunduzleri-avanos-ta-yasarim-siiri/</link>
<guid>2297394</guid>
<pubDate>2016-11-18T17:29:00+03:00</pubDate>
<author>Osman Zekai Yüksel</author>
</item>
 <item>
<title>Akdeniz Salgını</title>
<description>-halikarnas balıkçısı’na-  I  Öyle bir alaşımdır ki seninle deniz Bir açık deniz Bakınca hiçbir şey göremediğin </description>
<link>https://www.antoloji.com/akdeniz-salgini-siiri/</link>
<guid>2294439</guid>
<pubDate>2016-11-09T16:28:00+03:00</pubDate>
<author>Edip Cansever</author>
</item>
 <item>
<title>Güle Güle</title>
<description>Güle güle sevdiğim, gittiğin yer Akdeniz olsun. Gülücükler açsın yüzünde, hüzün çiçekleri solsun. Lâkin yeşersin sümbüller, erguvanlar, leylaklar. Daha çilem dolmadı benim, sana mutluluklar. </description>
<link>https://www.antoloji.com/gule-gule-219-siiri/</link>
<guid>2291175</guid>
<pubDate>2016-10-28T22:53:00+03:00</pubDate>
<author>Ömer Şimşek</author>
</item>
 <item>
<title>Eynime Giymişim Sinem Uruşan</title>
<description>Eynime giymişim sinem uruşan Hak için çekerim namusu arı Dinle bahar olur açılır güller Çağrışır turnalar gelir Ali'den  Sökün kuşu her dem havalı uçar Arş yüzüne çıkmış kanadın açar </description>
<link>https://www.antoloji.com/eynime-giymisim-sinem-urusan-siiri/</link>
<guid>2289083</guid>
<pubDate>2016-10-22T14:28:00+03:00</pubDate>
<author>Derviş Muhammed</author>
</item>
 <item>
<title>Akdeniz</title>
<description>şimdi  bildiğim tüm denizler: Akdeniz seninle mavisi mavi seninle ay vurur yakamoz hepsinden daha önemlisi seninle ter temiz...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/akdeniz-86-siiri/</link>
<guid>2269804</guid>
<pubDate>2016-08-06T00:47:00+03:00</pubDate>
<author>Aydın Gürz</author>
</item>
 <item>
<title>Ege</title>
<description>Kapısında zeytin dalı uzanmış evler var. Çoğunun kapısında mavi boya, Penceresinde el işi dantel var. Havası deniz kokar. Ocağında ot pişer.. Onları görünce içim coşar. İçimi Akdeniz güneşi </description>
<link>https://www.antoloji.com/ege-26-siiri/</link>
<guid>2254587</guid>
<pubDate>2016-06-01T00:05:00+03:00</pubDate>
<author>Seçim Seziş</author>
</item>
 <item>
<title>Adanam</title>
<description>Adana Yeşilova Ortasında bir yeşil deniz var Akar durur maviye aşkla Akdeniz vuslatı bekleyen sevgili Adana çiçek cenneti Kokusu sarar havayı Adana emekçi yurdu. </description>
<link>https://www.antoloji.com/adanam-3-siiri/</link>
<guid>2253933</guid>
<pubDate>2016-05-30T14:27:00+03:00</pubDate>
<author>Seçim Seziş</author>
</item>
 <item>
<title>Sen On Dokuz</title>
<description>Ak Deniz  Şiirimdesin maviliğinle Hep mavi kal Dedelere rüzğar ol Çocuklara masal Benim insanım melekler kadar güzel </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-on-dokuz-siiri/</link>
<guid>2252532</guid>
<pubDate>2016-05-26T02:04:00+03:00</pubDate>
<author>Hamdi Oruç</author>
</item>
 <item>
<title>Akdeniz</title>
<description>İzmir'li bir kadın akdeniz e gulumserse Akdeniz olmak isterim... Turunç bır zeytinle sevişirse Bir zakkumun ahı bırakmaz dudaklarımızı! ... </description>
<link>https://www.antoloji.com/akdeniz-85-siiri/</link>
<guid>2245778</guid>
<pubDate>2016-05-02T11:38:00+03:00</pubDate>
<author>Sedat Kılıç</author>
</item>
 <item>
<title>Günaydın</title>
<description>Tepede ay parlar Karşıda karlı dağlar Masmavi deniz -GÜN doğuyor Veda ediyor -AY Akdeniz Kalbimde a- DIN </description>
<link>https://www.antoloji.com/gunaydin-422-siiri/</link>
<guid>2243194</guid>
<pubDate>2016-04-22T05:56:00+03:00</pubDate>
<author>Berna Ocakçıoğlu</author>
</item>
 <item>
<title>Tülsü’Yü Sevmek</title>
<description>“Seni Seviyorum TÜLSÜ”  …..yazılı telgrafımı alınca bu da ne demek oluyor, Tülsü de kim oluyor diye şaşırmış olmalısın. Aklı başında bir insanın yazacağı bir şey değildi doğrusu; ama o telgrafı çekerken tam olarak aklımın başında olduğunu söyleyemem, o gün bir uyur gezer gibiydim; istencim dışında o telgrafı çektim sana…  Yabancısı olduğum dünyanın bu sayılı kalabalık kentinde bir haftadan beri ilk o gece bir başıma kalmıştım. Yabancı bir kentte insanın yalnızlığı daha da katmerleniyor. Yalnızlıktan içinde bulunduğum hava sanki yoğunlaşıp ağdalandı ve ben bu ağda içinde zorlukla kımıldıyorum. Bu ruh hali içinde bilincimi içkide yitirip, kendimi unutmaktan başka umarım yoktu. Kaldığım otel dolaylarındaki pahalı restorantlara gazinolara gitmek istemedim. Çünkü kolalı insanlar kolalı masa örtüleri, kolalı konuşmalar değil; buruşuk insanlar, buruşuk masa örtüleri, buruşuk konuşmalar arasında salt kendimle baş başa kalmak istiyordum.  Yan sokaklara daldım çıktım, öyle ki bir zaman sonra o büyük kentin içinde kendimi kaybettim. Yabancısı olduğum büyük kentlerde kendimi kalabalığın akışına bırakıp yitirmeyi seviyorum. Nasil olsa bir taksiye binip otele dönebilirim… Gönlümce bir kaç içkili yer buldum. Kiminin kapısından girip, kiminin dumanlı pencere camından baktım. Tek başıma kalabileceğim, bos masası olan bir yer buldum. Bir tek masa kalmıştı boş, vestiyer yolu üzerinde olduğundan boş kalmış olacaktı! Hoşuma gitti. Konuşmaların uğultusunda bile alkol kokusu vardı. </description>
<link>https://www.antoloji.com/tulsu-yu-sevmek-siiri/</link>
<guid>2242573</guid>
<pubDate>2016-04-20T11:34:00+03:00</pubDate>
<author>Aziz Nesin</author>
</item>
 <item>
<title>Ada Dörtlemesi, Romanların İzinde...</title>
<description>Yaşar Kemal “Bir Ada Hikayesi” başlıklı dörtlemesini bitirdi, son roman olan Çıplak Deniz Çıplak Ada (Yapı Kredi yay.)  Ekim’in başında yayınlandı. Öteki üç roman şöyle: Fırat Suyu Kan Ağlıyor Baksana(1998) , Karıncanın Su İçtiği (Nisan 2002)  ve Tanyeri Horozları (Eylül 2002) . Dördüncü cildin yazımı 8,5 yıl sürmüş; bunun temel nedeni yazarın hastalığı; belki biraz da dörtleme’nin getirdiği yazınsal açmaz! Dolayısıyla daha önce yer alan öykü/öykücükler tamamlanmış oluyor. Bu kadar uzun zaman sonra dördüncü cilt yayınlanınca ister istemez birazcık “unutma” da oluştu. En azından kendim için böyle söyleyebilirim. Dörtleme’nin tamamlanması da edebiyatımız için önemli. Yaşar Kemal “Akçasazın Ağaları” üçlemesini tamamlamadı. Demirciler Çarşısı Cinayeti (1974) , Yusufçuk Yusuf’tan (1975)  sonra üçüncü cildi yazmadı. Bence yazamadı değil, özellikle yazmadı. Anladığım kadarıyla, “O iyi insanlar o güzel atlara bindiler çekip gittiler” ya, “yeni insanları” yazmak istemedi. Evet, tamamlayamadı değil, yazamadı değil, yazmak istemedi, tamamlamadı. Dolayısıyla, bundan sonra sağlığı elverse de (ki uzun ömürler dileriz kendisine) , üçüncü cildi yazmayacağını düşünüyorum. Bu konuda yanılmayı o kadar çok isterim ki!  Ütopya ve Ada nerede? Bilindiği gibi Yaşar Kemal dörtlemesinde mübadele sorununu gündeme getiriyor, konu ediniyor. Eleştirel yaklaşıyor, insan için bir utanç olduğunu söylüyor. Zaten onun romancılığında “insan”ı macerasıyla buluyoruz: trajik olan, komik olan, sevinç, coşku, endişe ama korku, en çok da korku. Hep zulme, baskıya, haksızlığa karşı ve bir umut yeşertiyor, Yaşar Kemal. Bu dörtleme için de böyle denebilir (genellikle de böyle dendi) . Öte yandan bu dörtlemeyi bir “ütopya” olarak da düşünüyorum ve baştan beri hep böyle okudum! Birinci romanın başındaki Poyraz Musa’nın Karınca Adası’na çıkmasından beri. Zaten mekânın “ada” olması da bu “ütopya”yı güçlendiriyor. Baştan beri takıldığım bazı şeyler de var. Örneğin Ada, Ege Denizi’nde, İda Dağı’nın karşısında ve başka küçük adalarla da çevrili. Ama bana hep Marmara Denizi’nde izlenimini veriyor. Öyle algılıyorum. Dört romanda da sık sık vurgulanan Çanakkale Savaşı’nda Ada’daki kilisenin hastane olarak kullanılması. Bunu Osmanlı Ordusu kullanıyor; yani İtilaf Devletleri değil. Anlayamadığım Boğaz ablukaya alınmışken hatta bir ara bir Fransız tugayı Anadolu tarafındaki Kumkale’ye çıkmışken, Ege’deki bir adaya nasıl yaralı getirilir! Gerçeklikte (tarihte)  böyle bir şey var mı? Doğrusu bilmiyorum! Ama çok mantıklı gelmiyor; üstelik adalar, Gökçe ve İmroz hariç Cihan Savaşı öncesinden Osmanlı’dan çıkıyor, bildiğim kadarıyla. Kuşkusuz bu çok önemli değil. Yazar romanda tabii ki böyle bir kurgu yapabilir ve bunun da oluşturmak istediği “sanatsal fikre”, yazınsallığa uygunluğu vardır. Nitekim romanın önemli karakterlerinden Melek Hatun’un Kazdağlı oluşu, oradan İda ve mitoslarına yol almak; hatta bir Kaf Dağı imgesi oluşturmak söz konusu; İonya’yı birleştiren ya da “bütünlüklü” algılamaya çalışan bir düşüncenin yazınsal karşılığı belki Ada’nın Ege’de olması; zaten bu bütünlüğe romanda zaman zaman vurgu yapılıyor. Pekâlâ bu biçimlerde okuyabiliriz ki bunların göndermesi de epeyce. Ayrıca Ege’de oluşu dolayısıyla Ada’nın birbiriyle savaşmış, “düşmanlık”la beslenen politikalar gütmüş iki devletin arasında oluşu anlamına geldiği gibi, Ege de Akdeniz uzantısı. Yani yazarın Çukurova’yı “yaşamsal/yazınsal” bir tema “benimsemesi/seçmesi” ile örtüşmüyor mu? </description>
<link>https://www.antoloji.com/ada-dortlemesi-romanlarin-izinde-siiri/</link>
<guid>2242168</guid>
<pubDate>2016-04-19T10:45:00+03:00</pubDate>
<author>Atilla Birkiye</author>
</item>
 </channel>
</rss>
