<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title>
<link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi.  Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Kalbimize Yüklediğimiz İyilikleri</title>
<description>Pazar akşamı Yasemin Demir Hanımefendiyi dinlerken müthiş yüreğime işleyen bir cümle olmuştu ''Kalbimize Yüklediğimiz İyilikleri Diğer Aylara da Taşıyalım.'' Yasemin Turan Demir... Evet, evet her ne kadar mübarek Ramazan Onbir Ayın Sultanı olarak anılıyorsa da esas önemli konu Ramazan Ayında sevap adına, güzellikler adına ardına kadar açtığımız kapıları, Ramazandan sonra kapatmadan devam edebilecek miyiz?    İyilik yapan tabi ki iyilik bulacak eninde sonunda sabırlı olmak lazım. Bazılarının imtihanı gerçekten çok çetindir. Başlarına gelmedik kalmaz hem de peş peşe gelir olumsuzluklar, aksilikler. Yılmamak, direnmek, Rabbı bir an akıldan çıkartmamak lazım...   Bu gün ki dünyamızda savaşlardan, açlıktan, vahşetten geçilmiyor. Gün geçmiyor ki insanlar kıyıma uğramamış olsun. Neyi paylaşamıyoruz şu üç günlük dünyada neyi? Yarın bir gün sınırlı ve çok kısa olan ömrümüz son bulacak. Ahirette hesaba çekileceğiz, hem de çok çetin bir hesap bu hesap. O günün dehşetini ve şiddetini gözünüzün önün getirin bir kere... </description>
<link>https://www.antoloji.com/kalbimize-yukledigimiz-iyilikleri-siiri/</link>
<guid>2357379</guid>
<pubDate>2017-05-29T13:03:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Zeytinci</author>
</item>
 <item>
<title>Ödüldür</title>
<description>Ölümden sonrasını anlamak mümkün müdür Hayat mı ahiret mi hangisi bir ödüldür Alnımıza kazınan kalû bela mührüdür Hayat mı ahiret mi hangisi bir ödüldür.   Unutmak istesek de ecel kalpde yükümüz </description>
<link>https://www.antoloji.com/oduldur-siiri/</link>
<guid>2351157</guid>
<pubDate>2017-05-09T19:09:00+03:00</pubDate>
<author>Ülkü Kara</author>
</item>
 <item>
<title>Sözün Özü 15</title>
<description>Umutsuzluğa kapıldığında anla ki, bu sana şeytanın vesvesesinden başka bir şey değildir. Umutsuzluk; imansızlık boşluğuna atılan en tehlikeli adım olduğundan kötü sonun hazırlayıcısıdır, sakın ona teslim olma yanlışına düşme. Allâh'ın rahmetinden ümit kesmek; bir günahtan da öte kâfirlik alâmetidir. Çünkü; kâfirlerden başka hiç kimse Allâh'ın rahmetinden ümit kesmez. (Zumer 53). Unutma; İmanını ayakta tutan umudundur. Bu dünyada yediğin tüm darbelerin karşılığını alacağın bir ahiret var, unutma. Teslim ol, çünkü islamiyet; teslimiyet demektir. Çünkü, teslim olanlar kazanacak. Sen elinden geleni yaptıktan sonra gerisini Allâh'a bırak; tevekkül et. Olmuyorsa, olmuyordur. Belki senin için hayırlı olan budur. Sen olayları tüm yönleriyle göremezsin. Allâh ise; her yönüyle görür. Çünkü, sen acizsin, seni Yaratan ise sonsuz. Sen nefsinin mertebesi ve çizgisinde bakarsın, Basîr olan Allâh ise ebediyetiyle; tüm gizliyi görür. Belki, şer gibi gördüğün hayırdır. Bunu sen bilemeyebilirsin: ''Ve hoşlanmayacağınız bir şey olur ki, o sizin için bir hayırdır. Ve seveceğiniz bir şey olur ki, o sizin için bir şerdir. Ve (bütün bunları) Allâh bilir, siz bilmezsiniz (Bakara 216).Umudunu kaybetme; onu başka serüvenler için vasıta yap. Aksi takdirde, umudu bir vasıta olmaktan çıkarırsan; uzun ve dikenli yollarda bineksiz kalır ve sonu meçhul karanlıklar içinde kaybolursun... </description>
<link>https://www.antoloji.com/sozun-ozu-15-3-siiri/</link>
<guid>2346848</guid>
<pubDate>2017-04-28T20:47:00+03:00</pubDate>
<author>Engin Çakar</author>
</item>
 <item>
<title>Bu Üniversitenin Öğrenci Sayısı Da Ne Kadar Çokmuş</title>
<description>Bizim üniversiteye başladığımız 1982 Yılında sanıyorum yurdumuzda yirmidokuz ya da otuz üniversite vardı. Vakıf üniversiteleri yeni yeni hayatımıza girmeye başlıyordu. Şimdilerde ise özel üniversiteler ile birlikte üç yüze yaklaşıyor bu rakam bildiğim kadarı ile... Tabi bunların içinde dünya standartlarını yakalayıp da ileri düzey de eğitim ve öğretim verenlerin sayısı çok da fazla değil...   Sahip olduğu öğrenci sayısı bakımından üç büyük il Ankara, İstanbul ve İzmir'de ki üniversitelerin öğrenci sayıları hayli fazla. Bir de Açık Öğretim Fakültesi var, sanırım o uzaktan eğitim olduğu için en yüksek öğrenci sayısı da onda... Aslında ondaydı, şimdilerde onun tahtı kuvvetli bir şekilde sallanıyor, nasıl mı? Nasılı var mı arkadaş, bir de Hayat Üniversitesi varmış. Onu da yeni öğrendim ben. Face de bir sürü arkadaşım, profiline yazmış, mezun olduğu okulun bölümüne ''Hayat Üniversitesi'' diye... Eee boşa yazmıyor ya bunlar.   Bu Hayat Üniversitesi de öğrendiğime göre çok ilginç bir üniversite. Hatta dünyanın en ilginç üniversitesi de diyebilirsiniz. Herkes çok memnun halinden burada yazılı ve sözlüden not almak yok. Burada geçen notlar hep kanaat notu... Ama o kanaat notu o kadar önemli ki notunuz zayıf oldu mu, notunuz düştü mü, yandığınızın resmidir. İnsanlar sizin üzerinizde iyi kanaate varmadılar mı, işinizde iyi gitmiyor, aşınız da doğru dürüst pişmiyor, başınızda çok ağrıyor, karınız, çoluğunuz çocuğunuzda size bağırıyor... </description>
<link>https://www.antoloji.com/bu-universitenin-ogrenci-sayisi-da-ne-kadar-cokmus-siiri/</link>
<guid>2346341</guid>
<pubDate>2017-04-26T22:26:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Zeytinci</author>
</item>
 <item>
<title>Sözümüz Söz</title>
<description>Nasıl bir şey bu söz vermek. Söz namustur, bir de yerine getiremeyeceğin şeyler için söz verme derler. Dürüst insanlar verdikleri sözlerinde duranlardır diye de bilinir. Ha bir de söz ağızdan çıkar başka bir yerden çıkmaz diye de söylerler...    Bizim toplumumuzda en çok söz veren kesim sanırım siyasetçilerdir. Benim bu düşünceme bir çoklarınız katılırsınız büyük olasılıkla. Yalnız bir de şu gerçek var, en çok söz verdikleri halde, sözlerini de yerine en az getiren yine siyasetçilerdir... Toplumsal hafızamız gerçekten zayıf bizim Türk Milleti olarak, bu da geçmişten dersler çıkarmamıza çok fazla olanak sağlamıyor. Zaman zaman hataları tekrarlıyoruz... Bindokuzyüzellili yılları yaşayanlar bilirler siyaset meydanlarında ''Yeter Söz Milletindir.'' diye de bir slogan herkesin diline pelesenk olmuştu. Söz milletin cümlesi çoğu kere lafta kalıyor ve laf ile de ne kaşar peyniri gemisi, ne de beyaz peynir gemisi yürümüyor. Meclise gönderdiğimiz siyasetçilerimizin bazıları, her türlü yolsuzluk ve gayrı ciddi işlere girebiliyorlar, tabi burada dürüst olanları tenzih ederek konuşuyoruz, onlara bir lafımız yok...   </description>
<link>https://www.antoloji.com/sozumuz-soz-2-siiri/</link>
<guid>2341984</guid>
<pubDate>2017-04-11T22:24:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Zeytinci</author>
</item>
 <item>
<title>Gönlünüze Misafir Olmaya Geldim</title>
<description> Gönlünüze Misafir Olmaya Geldim. Okuyan herkesi ALLAH'ın Selamıyla Selamlıyorum Yaratılmış varlıkların en şereflisi insanoğlu nereden geldiğini, neden geldiğini, vazifesinin ne olduğunu ve sonunda nereye gideceğini düşünmesi ve bilmesi gerekir. Bu bizim için elzemdir, bir tarzdır. Maalesef insanları, nefsi arzularının ve duygularının peşinde koşarken onlara musallat olan virüsler ve parazitler müslümanca yaşamamıza engel teşkil etmiş, heves ve hayal uğruna nefsani duygulara, insanları dûçâr eylemiştir. Nasıl ki bilgisayarımızı virüslerden antivirüsle koruyorsak kendimizi de yıkıcı ve parazit bilgilerden korumalı ve bilgi kirliğinden arındırmalıyız.'' Peki bu koruma işi nasıl olacak. Kendimize nasıl bir antivirüs paketi alacağız?''dediğinizi duyuyorum sanki. İslamda bunun çaresi elbette vardır o da 'zikri kalbidir'. Şunu da peşinen ifade edelim ki bir saat tefekkür bir yıl ibadetten hayırlıdır. Tefekkür kişinin aynası konumundadır. Huzurlu,mutlu bir birey olarak yaşamımızı idame ettirmek istiyorsak sözümüz zikirse sükutumuz fikir olmalı elbette. Allah‘ın koyduğu ölçüler çerçevesinde Kuran-ı Kerim'in ışığıyla aydınlanarak Sünnet-i Seniyye yolunda sağlam adımlarla ilerleyerek, neden ve niçin geldiğimizin bilincine haiz olarak, ahiret kökenli, kıble eksenli  bir yaşam tarzımız olursa her iki cihanda da mutlu oluruz hem de dünyanın süfli parazitlerinden,virüslerinden korunmuş oluruz. Söz mananın hizmetkârıdır derken peki biz Rabbimize ezelde Kalubelada söz vermedik mi? Ahdetmedik mi? Sen bizim Rabbimizsin demedik mi? O zaman amel hale, hal ilme dönüşsün. Bu vesileyle vatan sevdalısı yüreklere Gönlü ehl-i sünnet yolunda olan kıble eksenli İhvanlara selam olsun. Salih Kozan . </description>
<link>https://www.antoloji.com/gonlunuze-misafir-olmaya-geldim-siiri/</link>
<guid>2321679</guid>
<pubDate>2017-04-01T23:54:00+03:00</pubDate>
<author>Salih Kozan</author>
</item>
 <item>
<title>Güzergah   </title>
<description>Girizgahım yoktur, olsa ne fayda? Güzergahım haktır, bulun o safda. Dünya, ahiret gitmiyor bir rayda. Ahiret dünyamız olmalı bizim.  İman etmek gibi, olmaz keramet. Hakkı arayanı, bulur hidayet. </description>
<link>https://www.antoloji.com/guzergah-9-siiri/</link>
<guid>2334031</guid>
<pubDate>2017-03-22T16:04:00+03:00</pubDate>
<author>Baki Yaya</author>
</item>
 <item>
<title>Keşke</title>
<description>Fırıldak bir kalbim olsa keşke.. Kenarından bir tık vurup, Dünya yüzü beri gitse, Ahiret yüzü öne gelse, Gönülle yapamadığımı elimle yapabilsem keşke.. Melekut alemine nazar ederek, Leş yiyicilerin dünyasından hicret edebilsem keşke... </description>
<link>https://www.antoloji.com/keske-531-siiri/</link>
<guid>2331564</guid>
<pubDate>2017-03-15T23:48:00+03:00</pubDate>
<author>Kiko Caliente</author>
</item>
 <item>
<title>Köpek Sürükleyen Zorbaya</title>
<description>Çok şeyden habersiz ahmakça yaşamışsın, Çoluk çocuk dertlidir bundan utanmalısın…  Geleceğin var ise belki lanetlenecek, Lanetle anan kullar sana üzülecek…  Diyecekler, dedemiz hem cahil hem zalimmiş, </description>
<link>https://www.antoloji.com/kopek-surukleyen-zorbaya-siiri/</link>
<guid>2327687</guid>
<pubDate>2017-03-01T17:33:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Tevfik Temiztürk</author>
</item>
 <item>
<title>Her Şey  Yalan</title>
<description>Sevgiler derinden yaşansa Şu çirkinikler olmasa Hüznün yerini mutluluk alsa Ne güzel  olurdu  şu  dünya  Kimdir bunda karlı  çıkan Hepimizin sonu degil mi ahiret-i zaman </description>
<link>https://www.antoloji.com/her-sey-yalan-17-siiri/</link>
<guid>2325186</guid>
<pubDate>2017-02-21T11:56:00+03:00</pubDate>
<author>Kerem Çakır</author>
</item>
 <item>
<title>Bencilliklerimizle Doğrulardan Ayrıldık</title>
<description>Ne namaz ne oruç ne hac ne de zekât kaldı, Duygularımız eksik ya da içi boşaltıldı…  Sanki ahiret yok da mal mülk biriktirilir, Nefsin istekleriyle şüphe geliştirilir…  Maneviyatımız mı önemsenmiyor artık? </description>
<link>https://www.antoloji.com/bencilliklerimizle-dogrulardan-ayrildik-siiri/</link>
<guid>2319561</guid>
<pubDate>2017-02-02T18:44:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Tevfik Temiztürk</author>
</item>
 <item>
<title>Kayıt</title>
<description>Çaresiz zayıf bedenlerde  Öyle gözler gördüm ki Bilmem nedendir Aklıma hep Ahiret için kayıt tuttukları gelir </description>
<link>https://www.antoloji.com/kayit-11-siiri/</link>
<guid>2315211</guid>
<pubDate>2017-01-19T15:36:00+03:00</pubDate>
<author>İbrahim Balic</author>
</item>
 <item>
<title>Aşikar Olur</title>
<description>Kendini beğenen nefis, Cümleyi cücede görür! Nicesini gömdü ellerimiz, Bizi de gömen bulunur.  Dünya Ahiret tarlasıdır, Ne ektinse, o toplanandır! </description>
<link>https://www.antoloji.com/asikar-olur-3-siiri/</link>
<guid>2312944</guid>
<pubDate>2017-01-11T10:45:00+03:00</pubDate>
<author>İkram Gökhan Akcebe</author>
</item>
 <item>
<title>Deneme - İnanmak Veya İnanmamak</title>
<description>İnanmak ya da inanmamak.. Bu herkesin kendi elinde olan bir kavramdır. Kimseyi bir şeye zorla inandıramazsınız.. İşte bu yüzdendir ki, cennet de, cehennem de, kişinin kendi özgür seçimine bırakılmıştır. Cehennemlikleri bekleyen hâlihazırda bir ateş yoktur. Her cehennemlik, dünyâdaki kötü seçimiyle, zulmetiyle kendi kıvılcımını canlandırır ve alevlerini kendisi götürür, âhiret kervanına...  Belki, insanoğlu önce şüphe eder, sonra doğruyu bulur. Belki de, dünyânın aldatıcılığıyla, düşünmeyi bile gereksiz bulur, ölümün soğukluğunu unutur... Peyami safa'nın dediği gibi, 'şüpheden doğmayan iman piçtir' teorisi de savunulabilir.. Ki, bir bakıma bu en mantıklı olandır denilebilir. Çünkü imanın tahkik mertebesine erilir; anneden, babadan ve kültürden alındığı gibi (taklîdi olarak)   değil de araştırarak, Kurânı (tek gerçeği)   derinlemesine anlamaya çalışarak ve zamanla hissederek, yaşayarak.... Belki bir serçenin kanat çırpışından, yuva yapışına kadar, doğanın her seyrinde, aklımıza gelebilecek tüm muazzam sanat eserlerini dahil edip, beyni yetkin kullanarak tefekkürün tadına varmaktır, imânın tahkik meselesi.. İşte bu da bazılarına göre şüphe ile başlar ve zamanla belirli düşünme eylemleri ve çalışmalarla kuvvetlendirilir.. Şüphe beraberinde merâkı getirir.. Her merak, doğruyu bulmak için atılan bir adım, bir arayıştır. Çeşitli araştırmaların yapılması, düşünmeye sevkettiği gibi, tefekkürün de tadına ulaşılmasını sağlar.. Bu itibarla imânın yapı taşları, sağlam temellere dayandığından taklîdi imânda olduğu gibi, her zelzelede sarsılmaz... Kısacası imânı tahkik yoluna gitmek için, beynin tüm şüphelerini gidermek gerekir.. Ki, imânımız gerçek ve kalıcı olsun da biiznillâh, bizi ebediyete dek korusun ve huzurun dinmeyen demlerine taşısın. Aksi takdirde taklîdi imânın (yâni dünyâya gözlerimizi açtığımız an itibariyle bize öğretilen, belki de dikte ettirilen inanmışlığın etkisi)   kalıcı bir etken olmayacağı gibi, her an sönmeyi bekleyen bir mum misâli yanar ve bir zaman gelir ki, erimenin vermiş olduğu tükenmişliğin etkisiyle, korunamayacağı için, ölmeye yüz tutar.. İmânın tahkik meselesinde ise bir mumun etkisiz halinden söz etmek mümkün değildir. Evet o da yanan bir ateştir fakat sönmesi zor olan bir ateş; belki bir yanardağın kaynayan bağrını, buna örnek olarak verebiliriz...  İnanmak veya inanmamak bu kavram kişinin kendi elindedir. Lâkin inanmamanın da bir inanmak olduğunu unutmamak gerekir.. Aslında imânsızların da, vicdanlarıyla beraber kaldıklarında bir kaç saniye, dakika da olsa, belli süre zâfında, inanmaya başlıyor olması bize gösteriyor ki, tamamen inançsız bir insan düşünülemez. Çünkü, düşünme yetisi Halıg olan yüce Yaratıcı tarafından her insana kutsal nimet olarak sunulmuştur.. İnsan düşünmeden duramayacağı için, düşünmeyi yaratanı da bulması çok zor olmayacaktır.. Evet bulması hiç de zor olmaz; bir süre inanmaya başlar, fakat kafasındaki soru işaretleri barındıran nice şüpheleri cevaplayamadığı ve bunlarda sonuca varamadığı için, inançsızlık kuyusuna düşer ve böylelikle kaybolmaya yüz tutar, imânın ışığı... Bunun için, inancı tasdikleyerek, sönmeyen bir nûra gark olmanın en sağlam yolu, beyni karıncalandıran şüphe boşluğundan, tefekkür iksiri ile düze çıkmaktır... Tefekkürün kalitesi de bilimsel verilerin iyice araştırılmasından geçer. Çünkü, yaratılış sanatı ne kadar çok incelenip, bilimsel olarak tasdiki göz önünde bulundurulursa, tefekkür rengimiz de o kadar yeşilimsi ve sürükleyici olacaktır.. Belli bir vakitten sonra tefekkürsüz edemeyip, 'Samed' olan; her an kendisine muhtaç olduğumuz, bizlere hava veren, su veren, kısaca hayat veren; 'Hayy' olan Rabbimize daha da yakınlaşıp, bu dünyâ metasının sonu, âhiret gerçeğinin ise başlangıç noktası olan ve de takvâ ehli dışındakilere buz gibi soğuk gelen ölüm gerçeğini, sıcacık yaşayacak nitelikte, ölümün yeni bir başlangıç olduğunu anımsayarak, ferahlığın verdiği huzur içinde olunacaktır...  Tekrar etmekte fayda vardır, hiç inanmayan insan veya cin, kesinlikle düşünülemez. Elbette ki, o da bir şeylere inanıyordur. Kendisini yoktan var eden Allâh'a inanmaz belki ama, şeytana inanmıştır. Farkında olmadan şeytanın hileli kucağına oturmuştur da, bundan dolayı, morfin yemiş insan misâli, pek düşünme çabasına girmek istemez.. Ama canlı ve cansız yaratılan her sanat eseri, sürekli göz önünde olan doğa harikaları, insanı ister istemez düşünmeye iletecektir. Bu doğanın değişmez kanunudur. İnsan düşünmeden yaşayamaz.. İnsan, yaşamın her ânında düşünme eylemi sayesinde çıkış yolları bulur ve doğruyla yanlışı ayırt edebilecek kapasiteye bürünür.. Çünkü bizleri yoktan var eden yüce Yaratan düşünme yetisini, bize has kılmıştır.. Hayvanlar düşünemez... Maalesef bazı insanlar da var ki, nedense düşünmek istemez, sahip olduğu bu koca nimeti israf eder, araştırmak sıkar onu, çünkü eğer inanırsa, özgürlük sandığı, sınır tanımayan edebsizlikleri bırakmak zorunda kalacaktır... </description>
<link>https://www.antoloji.com/deneme-inanmak-veya-inanmamak-2-siiri/</link>
<guid>2309306</guid>
<pubDate>2016-12-27T23:10:00+03:00</pubDate>
<author>Engin Çakar</author>
</item>
 <item>
<title>Toprak</title>
<description>Biz alırken mizana vurduk.  24 ayar altını nurda bulduk. Bakıra talip olanlara sorduk. Dediler biz hazıra konduk.  Emek olmadan yemek olmaz Çalışan çabalayan yolda kalmaz </description>
<link>https://www.antoloji.com/toprak-303-siiri/</link>
<guid>2307696</guid>
<pubDate>2016-12-22T12:40:00+03:00</pubDate>
<author>Şahin Tokmak</author>
</item>
 <item>
<title>Kan Kan İle Yıkanmaz</title>
<description>Dünyanın en büyük gerçeklerinden biri ölüm. Yüce Allah'ın da adaletinin tecelli ettiği en güzel alanlardan birisi kanımca. Yüz yıl da yaşasan bin yıl da sonun da onun buyurduğu üzere ''Bütün nefisler ölümü tadacaktır, sonra bize döndürüleceksiniz.'' Ankebut/57 ayetinin neticesinde, canımızı o mübarek meleğe yani Azrail as.'a teslim edeceğiz.    Hepinizin bildiği gibi dünyanın çeşitli coğrafyalarında her dakika her saat kan ve gözyaşı dökülüyor. Tabi ki Yüce Rabbim ve melekler olup bitenlerin hepsini saniyesi saniyesine kayıt altına alıyor. Orta Doğu asırlardan beri kaynayan kazan zaten. Orada epeydir sükunet ve barış olmadığı bilinen bir gerçek. Başta petrol olmak üzere diğer doğal zenginlikleri ile de emperyalizmin baş hedefi konumunda. ABD'nin güdümünde ki İsrail ve diğer Arap ülkeleri her an birbirlerini boğazlamak için fırsat kolluyorlar. Yerle bir olmuş ve sadece adı olan bir Filistin Devleti, yanı başında İsrail ve Hamas gibi, Hizbullah gibi, bilumum küçük ve orta çaplı oluşumlar. Kimisinin terör örgütü dediği, kimisinin de bağımsızlık savaşçısı olarak adlandırdığı marjinal gruplar. Bu coğrafyada çocuklar, bebekler de dahil çoğu kimse eceli ile ölmeye hasret artık. Ya bir şarapnel parçası ile, ya kimyasal bir silah ile ya da uçaktan atılan bir füze ile ruhunu Rahman'a teslim ediyor...   </description>
<link>https://www.antoloji.com/kan-kan-ile-yikanmaz-siiri/</link>
<guid>2304572</guid>
<pubDate>2016-12-12T14:07:00+03:00</pubDate>
<author>Ahmet Zeytinci</author>
</item>
 <item>
<title>En Büyük Sır Kul Hakkı...</title>
<description>Dünya nimetlerine                                  hayır,                                                                                                             diyebilirsen,                                                                                                  Zevki sefayı bir kenara,                                                                                                          koyabilirsen,                                                                                                 Yunus gibi ilahi aşkla,                                                                                                             dolabilirsen,                                                                                                   O zaman ki,                                                                                                                   bir tarafa atmışsın gafleti,                                                                                                            Hak etmişsindir Rab ’den                                                                                                        vaat edilen cenneti…  Bilesin ki, ahiret sıla,                                                                                                                bu dünya gurbet,                                                                                                           Yaşadıkça yetimi koru,                                                                                                              yoksulu gözet,                                                                                                           Almak güzeldir, ama vermek,                                                                                                          ne büyük nimet,                                                                                                             Bağışla, sabırla seni,                                                                                                               horlayıp üzeni,                                                                                                             O zaman kurulur ancak,                                                                                                           merhamet düzeni…  Her şeyin sırrı bilesin ki,                                                                                                                   kul hakkında saklı,                                                                                                              Kul hakkı yemeyen, ahrette,                                                                                                          bellidir farkı,                                                                                                              Böyle buyurmuş yaratanım,                                                                                                     yok gizli, saklı,                                                                                                              Hayatın ne ezeni olsun,                                                                                                             ne ezileni,                                                                                                           O zaman, herkesin cennette,                                                                                                        hazırdır yeri…  Samsun-1982 </description>
<link>https://www.antoloji.com/en-buyuk-sir-kul-hakki-siiri/</link>
<guid>2303416</guid>
<pubDate>2016-12-09T14:12:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Arslan 3</author>
</item>
 <item>
<title>Merhamet Kalıcıdır</title>
<description>Merhametsiz düşünce insanlık için zarar, Apaydınlık ortamda kendini zora sokar…  Merhamet hususunda takmış kafasına der, Sevgi, nedir denilse mal, mülk ifade eder…  Hakikate uymaz daima yalancıdır, </description>
<link>https://www.antoloji.com/merhamet-kalicidir-siiri/</link>
<guid>2301469</guid>
<pubDate>2016-12-03T17:23:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Tevfik Temiztürk</author>
</item>
 <item>
<title>Ölüm Son Olmamalı</title>
<description>Kaç düşünce var ki sonrayı düşünmesin?  Sonraki hayatına hesaplar düşürmesin…  Sonramız daima var ahiret denilen yer, Şimdiden kaybederler, hesap edemeyenler…  Çoluk çocuk sonramız, yeme içme sonramız, </description>
<link>https://www.antoloji.com/olum-son-olmamali-siiri/</link>
<guid>2297896</guid>
<pubDate>2016-11-20T20:15:00+03:00</pubDate>
<author>Mehmet Tevfik Temiztürk</author>
</item>
 <item>
<title>Ahiret Yolculuğuna Hazırmısınız</title>
<description>Onca nimetleri yedin ve içtin Şeytan yada hak yoldan geçtin Kendince doğru olanı seçtin Ahiret yolculuğuna hazırmısın  Amel defterine sevap koydunmu Uyurken sabah ezanı duydunmu </description>
<link>https://www.antoloji.com/ahiret-yolculuguna-hazirmisiniz-siiri/</link>
<guid>2294352</guid>
<pubDate>2016-11-09T12:38:00+03:00</pubDate>
<author>Ender Akyüz</author>
</item>
 </channel>
</rss>
