Prof. Dr. Sadık Kılıç ile Okumak Üzerine ...

Durdu Şahin
929

ŞİİR


5

TAKİPÇİ

Prof. Dr. Sadık Kılıç ile Okumak Üzerine Bir Mülakatım

- Sayın hocam, niçin okumalıyız?

- Okumak aydınlanmaktır. Kendin, toplum, içinde yaşadığın evren, varlığın sırları, mebde' ve mead, olgular, tarih ve yönetim; din, Tanrı, inanç ya da inançsızlık., vb. konularda aydınlanmak için okunur. Umûmî bir biçimde söylersem, bilgisizlik okyanusunda bilgiye ve aydınlığa doğru bir adım ilerle¬yebilmek gayesiyle. Kur'an'ın ebedî sözcükleriyle de, bütün mükevvenatı yaratan, insanı bir damla meniden var eden ve ona öğrenme, bilgiyi geliştirme yetenekleri veren Rabb'in adını, isimlerini, sıfatlarının tecellilerini öğrenmek için..

- Günümüz insanı neden az okuyor?

- Günümüzde, insanımızın büyük bir kısmı az okuyor dersek, daha doğru söylemiş oluruz. Kuşkusuz okumaya hâlâ saygı duyan ve onu bir varlık meselesi olarak algılayan kimseler yok değil.. Öte yandan, az okuma sorunu, özellikle bizim toplumumuzun bir hastalığı.. Meselâ Batı'da, Amerika ve Japonya'da hem basılan gazetelerin, kitapların tirajı bir hayli yüksek, hem de okuma oranı...

Bunun temelinde yatan en büyük etkense kanaatimce, insanımızın öğrenme, tecessüs, keşif ve evrene açılım ruhu ve coşkusunun diri olmaması; bir başka ifadeyle, ruhunun ve hayat ateşinin porsumuş, sönmüş bulunmasıdır... Tarih içinde diri kalmak isteyen toplumlarsa, bir yandan dimağlarını, bir yandan da dünyalarını sürekli biçimde yenilemek ve geliştirmek zorundadırlar. Ve esasında mesele, aileden sokağa ve bütün kurumlara kadar bir eğitim ve yetişme meselesidir.. Nitekim, Batı toplumlarında, durakta, otobüste ya da trende, öyle aylak aylak bakan kimseyi göremezsiniz; herkes mutlaka bir şeyler okuyordun. Bizdekinin aksine, bu durumlarda okumak değil, okumamak yadırganır.. 'Okudum, bitti! ' olmaz; bilgi sınırsız bir olgudur, gerek nitelik, gerekse nicelik bakımından mütemadiyen büyür., öyleyse okumak için, Hz. Pey-gamber'in ölmez sözleriyle, 'beşikten mezara kadar bir süreçtir', diyebiliriz.
Çok yakında yayınlanmış bir anketin sonuçlarına göre (Bkz. Yeni Yüzyıl, 21/8/1998) , Türkiye'de okuma oranı her geçen gün düşmektedir.. Ülkemizdeki üniversi¬telerin sayısının arttığı, tüm dünya ile birlikte 'bilgi toplumu' olma sürecine girildiği bir zaman diliminde hem de.. Bunun sebepleri üzerinde düşünmek lâzım.. Adı geçen ankette, bunun baş sorumlusu olarak da, televizyon gösterilmektedir.. Ama, aslında suçlu televizyon mudur? Yoksa, onu bu konuma yükselten sosyal, ekonomik, siyasi, vb. şartlar mı?

Bence, ikincisi; çünkü halkımız bıkkın ve yılgın; iyice çekilmez hâle gelen hayattan, geçim sıkıntısından,psikolojik örtülü baskılardan, hayatına sürekli biçimde müdahale edilmesinden, yaşam özgürlüğüne gayrı insanî sınırların çizilmesinden, gelecek endişesinden., vs. Bu bunalmış ruhlar kendilerini can havliyle televizyonun karşısına atıyor.. Yani televizyon, bir psikoterapist, bir guru gibi, onun sıkıntılarını vakumluyor, onu hissizleştiriyor, alıklaştırıyor, âdeta uyuşturuyor, ve ona yalancı bir rahatlık sağlıyor. Anlayacağınız televizyonlar, ruh müsekkinleri hâline gelmişler; sanal müsekkinler! Keder vakum (ayıcıları.. O halde, televizyon insanımızdan pek çok şeyi alıp götürüyorsa, bunun baş sorumlusu, onu buna iten şartlar ile, bu şartların hazırlayıcılarıdırlar! ..

Kaldı ki, insana çıkışmazlar mı: 'Niçin çok okuyalım ki? ' Çünkü, anket yapılsa görülecektir, en çok işsizler, aşsızlar, belki de mutsuzlar 'çok okumuşlar' arasından çıkacaktır. Pragmatist açıdan bakıldığında, somut hiç bir getirişi olmayan okumak ne ifade eder ki? Bir lüks, bir fantezi,,
Bir başka engel de, mâlî.. Bu soruyu soran arkadaşımız da biliyor ki, kitaplar cidden pahalı.. Böyle bir ortamda, bilhassa öğrenci ve alt gelir guruplarının düzenli biçimde kitap satın almaları, gazete okumaları biraz zor görünüyor. Bu gerekçeyi öne sürenlerin de zaten, 'Bize kitap verildi de biz okumadık mı? ! ' dediklerini duyar gibiyim.

-Ne tür kitapları, nasıl okumalıyız?

- 'Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim' demiş filozof.. Bunun gibi, 'Bana meraklarını, öğrenmek istediklerini, endişe ve korkularını, kaygılarını, ümitlerini; kültür düzeyini ve kavramsal dokunu, dil haritanı, dimağında ya da ruhundaki boşlukları söyle, ben de sana hangi tür kitapları okuman gerektiğini söyleyeyim'. O halde hangi tür kitapları okuma sorunu, bir adequatio; yani, kendi durumumuza uygun ve denk düşen eserleri okumak meselesidir.. Bu bağlamda şunu da söyleyebilirim ki, elementer bilgilere sahip olunmadan, konu ve üslûbu seviyemize uygun düşmeyen, fikrî ve ruhî gelişimimiz açısından zamanı henüz gelmemiş, kavramsal ihata ve nüfuz itibariyle henüz hazır olmadı¬ğımız kitaplar, en sona bırakılmalı.. Bizim hazır olacağımız, onun da olgunlaşacağı bir vakte..

Sonra kimi kez, bir kitabı okuyabilmek için, daha önce pek çok kitap okumak gerekebilir. Bunun için bu hususa dikkat etmek lâzım.. Yani işe doğru tarafından başlamak, çalıyı ucundan değil, kök kısmından tutarak sürüklemek gerek. Yoksa okumuş gibi yapan, gerçekteyse okumamış olan kimse durumuna düşeriz.

Nasıl okumalıyız? Buna farklı cevaplar verilebilir.. Çünkü herkese özgü bir okuma üslûbu olabilir.. Ben şahsen, ilgi duyduğum ve arayışlarıma cevap verebileceğini düşündüğüm bir kitabı, bütün varlığımla okumaya, onu içselleştirmeye çalışıyorum.. Kimi zaman göz, dudak ve dimağ ile; kimi zaman sadece göz ve dimağla... Acele etmeden, tefekkür ederek, okuma esnasında bizzat düşünce üretmeye çalışarak.. Arada, bir kitabı okurken, bir kaç kitaba daha müracaat ederek.. Elime kalemi alıp, önemli, etkileyici ve çarpıcı gördüğüm ifadelerin altını çizerek.. Derkenar notlar, açıklamalar düşerek; hatta, mısralar yazarak.. Kitaplar kaç kere okunur? İmamı Gazali, ömrünün on yılını, daha önce okumuş olduğu kitapları yeniden okumaya vermiş.. Ve ondan sonra, Tehafüt'ü, ihya'yı kaleme almıştır.. O halde kitap hep okunur; onu okumanın kere'si olmaz! Hep tazedir çünkü o. Ben, modası geçmiş kitap düşüncesini kabul etmiyorum.. Kişisel bir tecrübe olarak belirtmeliyim ki, defâatle okuduğum, her yeni okuyuşta satır altlarını farklı renkteki kalemlerle çizdiğim pek çok kitap oldu; olacak da..

Kitap okuma ile at yarışı arasında hiç bir bağlantı yoktur! Bu nedenle, hızlı kitap okuma yöntem ve seanslarını, hazsız ve derinliksiz bir okuma biçimi olarak düşünüyorum. Hızlı okuyup, ondan haz ve pay alamayan bir toplum olmaktansa, hızsız okuyup, daha çok haz ve pay olan bir toplum olmayı önemsi¬yorum.. Zira insanlar, düşünce derinlikleri ve bilimsel ufuklarıylayarışıyorlar; okuma süreleriyle değil..

- Okumanın yaygınlaşmasın! engelleyen sebepler nelerdir?

- Bunun bazı nedenlerini ikinci maddede kısmen açıkladım. Burada, şunu eklemek istiyorum: Kabahat sadece okurda, sosyal şartlarda mı? Yazarın çizerin hiç mi kabahati yok? Eğri oturup doğru konuşmak lâzım.. Okumanın yaygınlaşmamasında yazarların, araştırmacıların da payı var! Nasıl mı? Son yıllarda kamu¬oyunu sarsan, büyük hayranlıklar uyandıran, en gencinden yaşlısına kadar herkesi cezbeden, hem içeriği, hem de malzemesi ve biçimi harikulade olan kaç eser duydunuz, gördünüz? Şişirilmiş rakamların ve kuşkulu övgü yazılarının ötesinde, tiraj rakamlarını gerçekten allak bullak eden kaç roman, kaç şiir, kaç bilimsel, tarihsel, felsefî, dinî kitap., biliyorsunuz? Hiç mi yok; elbette var, ama sayıları bir elin parmaklarını geçmez..

En mühimi de insanımızdaki motivasyon eksikliği.. Niçin, neden okumalı? Bu konuda insanımız, büyük bir durgunluğun ve suskunluğun içine düşmüş veya düşürülmüş gibi gözüküyor.. Onun için, okuma konusunda insanımızın ruhuna, heyecan ve coşku tohumları atılmalıdır..

Okumanın başaracağı büyük hedefler, büyük maceralar, büyük hazlar, mutluluk haritaları çizilmelidir..

Ne yazık ki, okuyanların, diplomalı pek çok kimsenin sefil olduğu, aç ve perişan, kalın mercekli gözlükler gerisinden dünyayı seyrettiği; buna karşın, okumayla olan ilişkileri, kol düğmelerini iliklemekten daha az olanların baş tacı edildiği, ulaşılmaz modeller olarak sunulduğu bir toplumda insanları, okumanın faziletine zor inandırırsınız! ..■

Durdu Şahin
Kayıt Tarihi : 7.9.2007 19:45:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Durdu Şahin