Portreler - Hayim Nahum Gerçeği

Recep Akıl
662

ŞİİR


6

TAKİPÇİ

Portreler - Hayim Nahum Gerçeği

Prof. Dr Necmettin Erbakan’ın Gazeteci Behiç kılıç’a vermiş olduğu bir röportajda anlattığına göre Lozan’ın hemen sonrasında işletilen bir Hayim Nahum doktrini vardır. ‘Nahum son noktanın konulduğu aşamada, Lozan’da İsmet İnönü’nün müzakerecileri içerisindedir.

Lozan görüşmelerinde Türk tarafının talepleri, Batı emperyalizminin “Büyük oyun’unu” bozacak unsurlar taşıyor. Avrupa tarafı kesinlikle bu anlaşmaları onaylamak istemiyor. Savaşın dayatılması konuşuluyor. Türk tarafı taviz vermiyor, Görüşmeler tıkanıyor. Bu tıkanıklığın önünü açmak için Hayim Nahum devreye giriyor. İngilizlerle temas kurup kapalı kapılar arkasında onlara şu mesajı veriyor.

“Uzatmayın, gördüğünüz gibi topla tüfekle istediğiniz sonucu alamıyorsunuz. Zamana ve siyasete bırakın. O zaman sonuç alınacağını göreceksiniz. Bırakın Türkiye şimdilik kendi belirlediği yolda ilerlesin. Yapılacak olan kilidi ‘içeriden’ açmaktır. Zamanı geldiğinde ve Türkiye’nin içini boşalttığınızda, amacınıza ulaştığınızı göreceksiniz. Bunun için sabır ve doğru yapılmış bir plan yeterlidir.” Lozan’dan bu yana Türkiye üzerinde oynanan oyun işte bu Hayim Nahum doktrini üzerinden sürdürülüyor.

Hayim Nahum’a göre yeni Türk devletinin içini boşaltmadan onu teslim almak mümkün değildir. Birinci Dünya Savaşı sonrasında Anadolu’nun işgalinin ana sebebi Siyonizm’in hedefi olan “Büyük İsrail Projesi’ni” hayata geçirmek, gerçekleştirmek. Amaç, vaat edilmiş topraklarda Siyonistlerce oluşturulacak çekirdeğin giderek büyütülüp Anadolu’yu da içine alacak şekilde genişletmek.

Bilinen bir gerçektir, İsrail bayrağının alt ve üst kenarlarındaki mavi çizgilerden birisi Fırat Nehri’ni simgeler. Diğeri de Nil Nehrini…

Fransızların Antep’i Maraş’ı, Urfa’yı işgali edişlerinin altında yatan asıl sebep bu amaca bir tür hizmettir. Ama bu işgal umdukları gibi gitmiyor. Çünkü bu topraklarda Sütçü İmamlar var. Yiğit Anadolu halkı bu işgali kırıp Fransızları Güney doğu Anadolu’dan sürüp atınca Siyonist proje akim kalıyor. Ama Yahudi bu, nihai amacına ulaşmak için asla vazgeçmez, vazgeçmiyor. Bu sefer de Hayim Nahum vasıtasıyla sözüm ona yapılacak barışta arabulucu olarak Lozan’da ortaya çıkıyor.

Evet, arayı da buluyor. İngilizlere vermiş olduğu stratejik öneme haiz “ Üzerlerine gitmeyin bırakın. Savaş Türkleri yıldırmaz. Yeni bir savaşa artık Avrupa da girişebilecek durumda değil. İstediklerinin hepsini değil ama bir kısmını verin. Bırakın kazandıklarını sansınlar. En iyi strateji kilidi içeriden açmak. Bu da zamanla olacak iştir. Sabır lazım.”

Dönüp geliyor İsmet Paşa ve Türk heyetine de “Türkiye’nin bir daha savaşacak gücü yok. Halk yılgın ve yoksul. Her şeyi almak mümkün değil. Biraz geri adım atmak ve geri kalanları almak için de zamana bırakmak gerek,” diyerek Türk heyetini ikna ediyor ve kilitlenen görüşmelerin önünü açıyor.

Bugün hâlâ ülkemiz üzerinde oynanan oyunun temelinde İsrail devletinin nihai amacı olan vaat edilmiş toprakları elde edebilmek hayali yatıyor. “Abartı” denilebilir ama asla değil. ABD ve İngiltere’nin başını çektiği Siyonist maşaları da bu hayalin karakter oyuncularıdır.

Bu ne kadar mümkün olabilir? Dün Sütçü İmam gibi vatanseverlerin sayesinde bunu gerçekleştiremediler. Bu gün de Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde bu toprakların namuslu yiğit insanlarının direnişi sayesinde başaramayacaklar.

Ve tabi bu durumda bir şey asla unutulmamalıdır. Siyonizm her dönem Hayim Nahum gibileri bulmuş ve kullanmıştır ve halen de kullanmaktadır. Bundan böyle de bulup kullanmak konusunda hiç zorluk çekmeyecektir. Bize düşen bu hainlere göz açtırmamak tuzaklarını başlarına geçirmektir. Buna bizim gücümüz yeter. Yeter ki vazgeçmeyelim.

NOT: Şimdi burada “Bu saatten sonra 50 küsur yıl önce ölmüş birisi niçin gündeme getirilir?” Diye sorulabilir. Cevap basit: Geçmişi bilmeyen geleceğini yönetemez.

___________________ /

HAYİM NAHUM KİMDİR?

Haim Nahum (1873’de Manisa’da doğdu. Babası küçük bir memurdu. Genç yaşta büyükbabasıyla Filistin'e giderek İbranice ve Arapça öğrendi. Ülkeye döndüğünde arzusu İstanbul'da İslam hukuku ve diplomatlık eğitimi görmekti. Ailesinin maddi olanakları yeterli olmadığından 1891’de “Alliance Israelite Universelle” kuruluşuna başvurarak hukuk teoloji ve diplomatik öğrenimi görmek için yardım istedi.

İsteği kabul edilen Nahum, 1893-1897 arasında Paris Ruhani Okulu'nda öğrenim gördü. 1897'de haham tayin edilmeden 1895'te Teoloji Yüksek Okulu'ndan; 1896'da ise yaşayan Doğu dillerinden edebi Arapça ve Farsça bölümlerinden diploma almayı başardı. Aynı yıllarda Paris’teki Yahudi okullarında ders verdi. Paris’te bulunduğu sürece sürgündeki Jön Türklerin çevresine katıldı. Kurmuş olduğu ilişkiler, İstanbul’a döndüğünde politik yaşamında büyük yararlar sağladı.

Nahum 1897'de İstanbul'a dönüşünde Ruhani Okulu'nda ders vermeye başladı. Aynı zamanda hahambaşılığın yönetiminde de görev aldı. Çalışmaları, Alliance tarafından desteklenen Nahum 1898'de Bulgaristan, 1902'de ise Roma baş hahamlığına aday gösterildiyse de seçilemedi. 1908'de II. Meşrutiyet'in ilanıyla görevinden istifa eden Moşe Levi'nin yerine hahambaşı seçilen Haim Naum bu görevini 1919'a kadar sürdürdü.

Görevinden istifa ettiği 1919'dan Kahire baş hahamı seçildiği 1926'ya kadar Paris'te oturan Nahum, bu dönemde de siyasetle ilgilendi. Özellikle Fransız basınında kurulmakta olan Türkiye Cumhuriyeti ve Kemalist akımla ilgili demeç ve röportajları yayımlandı. 1922'de Cumhuriyet'in ilanından önce yeni bir kampanyayla büyük güçlerin Ankara hükümetiyle barış anlaşmaları imzalamaları için çaba gösterdi. Kemalistlerin propagandasını yaptı. 1923'te Türk heyetinde yer alarak Lozan Barış Konferansı'na katıldı. Bu hizmetinden ötürü Türk hükümeti tarafından Efendi unvanı verilerek ödüllendirildi.

Nahum 1926'da baş hamam seçilmesi üzerine Kahire'ye yerleşti. Kısa bir süre sonra senatör tayin edildi. 1960 yılında Kahire’de öldü.

Araştırma ve Derleme: RECEP AKIL

Recep Akıl
Kayıt Tarihi : 25.10.2020 02:37:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!