Peygamber, Çiçeği..Millet, gülü

Necati Çavdar
124

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Peygamber, Çiçeği..Millet, gülü

Peygamber, Çiçeği
Millet, Gülü....
MUHSİN YAZICIOĞLU

Bozukta olsa;
Kurulu, düzenimiz
Başlamıştı;
“Demokrasi şölenimiz”
Duyuldu;
Milletin namuslarına emanet ettiği silahları,
Milletine çevirenlere;
“Namlusunu millete çeviren tanka selam durmam” diyen
Demokrasinin; “Dik adamı”
Boynu bükük Milletin; gür sesi
Sırtlan saldırısında ki Anadolu’nun; yiğit evladı:
“Muhsin, bizce bilinmezlikte”
“Her yeni oluş da ümit var” diye
Yarışa çağıran; kösler, sustu
.....
Peygamber, Çiçeği
Millet, Gülü
Vatan’ın yiğit evladı! ..
Nizam-ı Alem ülküsünün Serdarı

Ovalarda; at kişnemesi
Dağlarda; kurt ulusu
Göklerde; uçaklar..
Seheri soğuk,akşamı ayaz
Davanın derdinden dağlanan
Dumanlı Dağlarım, seni vermez..
Millet umutla
“döngel” der,
“Sonsuzluğun sahibine, teslime çoktan hazır:
O, “sonsuzluk yolcusu

Kader!
Cedit’e şahin gibi kon
Çağlayan gibi konuş
Yerköy’e...
Döngel’de..
Kanlıçukur..
Keşdağları..
Kurt misali,
Enginlere sığmaz
Dağlar; seni çekti.
Kefen; beyaz kar
Hür dağlar; mezar
Uğruna ölümü özlediğin
Toprak,dağ, ova, orman
Sahibiyim ben diye
Yeşillikler içinde bütün, vatan
Ve
Beyazlar giymiş yüce dağlarda;
Seni bekler;
Peygamber çiçekleri…
.....

Peygamber, Çiçeği
Millet, Gülü! …

Derler ki;
“Sevgi çiçeği”denen nadide çiçek
Ankara yaylalarında sadece Gölbaşında
Yalan! ..
Aynısı birde Göksun yaylalarında var
Ankara’da engerekler; kahpe, tuzaklar
Kim derdi ki, seni bekler?
Tüm masumlukları ile
Kahraman Maraş illerinde
Milletine deremediğin; çiçekler


....
Peygamber, Çiçeği
Millet, Gülü! …

Yukarda; kar, tipi,sisler var
Aşağıda da yavru kurtlar misali kardeşler
Haberler; “haberi” bekler
Bayraklaşma; işte öyle şey
Gönüllerde üç hilalli “bayrak” dı
Nakşediyor; kapkara kalplere, Yaradan
“Peygamber çiçeği”, koku saçıyor,
Kahredici zaman; ne de zor geçiyor? ..
Hakim-i Mutlak!
Dantel dantel,oya oya
Sana yer vermeyen gönülleri, açıyor
Dostlar;
Yanında olmak,
Kim bilir?
Yer bulmak için;
-Yad ellerden “nizam-intizam alanlar” bile-
“Niamı-ı Alem” evine koşuyor.

Sırrı bilemeyiz,biz
Oluşları;
Kim planlar, kim dizer?
Allah’dan gayrısına eğilmeyeni
Hak dilerse, kralları peşine düzer..

Artık sen varsın, milletin gözyaşında
İnsanları; renkleri ile sevdin
Tüm renkler göz dikmiş;
Bir muştu bekler,
Tanrı Dağı’na eş, hiyabanına
Suskun; teknoloji
Çaresiz; yetkililer
Millet yol gözler
Alçaklar da; hıyanet,
Kucaklamak için
Hesapsız dağlar; seni özler

....

Peygamber, Çiçeği
Millet, Gülü…

Al Bayrak-Gök Bayrak aşığı
Milletin yiğit evladı,
Ruhunu dinlendirme gayretinde Rüzgar,
Türkü çalıyor
Ezan dinleyen Dağlar,
Seni çağıyor:
Kelebek gibi gel
Fakat, arabalar yetmez..
Kartal gibi süzülerek,gel
Turnalar gibi uçarak, çabuk gel.
Ana sütünden ak
Karlar olsun sana kefen
Mezar, buruk gönüler
Açılmış bütün vatan

Peygamber, Çiçeği
Millet, Gülü! …

Enginler yetmiyor
Hür dağlar çağırıyor…
Sen; ”millet ve vatan” derdin..
Göz pınarlarından kopup gelen sen
Şahsında bire ermiş, ağlıyor; vatan..

Gün, Perşembe
Hak dostları bilir! “Cuma akşamı”..
Ey Osmanlı..
Cumhuriyetin, yiğit “adamı”!
Sana.....
Aşığı olduğun;
Üç Hilal’e karanfiller ekleyip
“Al bayrak”la “Gök Bayrak” serdim
Zira..
Derdimiz aynı dert..
Dava, bir..
Ev, perişan olsa da
Sönmesin, son yanan ocak
Millet; var oldukça
Yeniden derilecek
....

Peygamber, Çiçeği
Millet, Gülü! …
Kellemi alsalar da,
Açıkça ret ettiğim “darbelere” inat;
Sözde düşüncemin iktidarında
Hapsolduğum ev, dar
Sokaklarını dolaşıyorum,
Her sonucu kabule,dualar var
“İktidarı” elinde tutan(!) Ankara;
Çaresiz..
Millet; seni bekler, sessiz
Gönüllerde sen, dillerde dua..
Aynı Çankırı yaylalarımdaki gibi
Rahmet bulutları,
Tek fark,
Gözyaşları döker gibi sarmış, vatanı
Herkes aynı düşüncede millet; sesiz
....

Peygamber, Çiçeği
Millet, Gülü! …

Gidip vardım, otağına..
Öznurlar, yolara düşmüş
Öksüzler, otağda
Buğlar, aynı sadakatle, nöbette
Ruhu; sinelerine sinmiş Başbuğu’nu bekler..
O kapı! ..
Bekledim,
Ses versin!
Fakat..
Gözler nemlenip
Gözyaşları yüreğimize akarken
Yine boğazımız düğümlenip
Dilimiz dönmediğinde “Hal dili” ile anlaşmak üzere;
Dil, gönül bir olunca, kıyamet gürültüsünde bile
Yürekten kopan ÇIĞLIK’ı alan..
Elin biçtiği sınır, dar gelir
Millete çok zorluk verir..
Son vatan parçasına yaban gözü var
Pay kapmak için pusu kurar,
Eldekini sıkı tutmak gerek
Düşlerimiz Kaf dağı..
Sırtlanların parçalayıp, çakallar elindeki
Alparslan otağı,Kanuni yurdu
Bizim Kafkasya,
Canımız Bağdat, Basra
Selahattin yadigarı.. Cevher; kanı
Kan kaynayan Filistin..
Yaralı Türkistan
Esir coğrafya,
Şamil’in hülyası; Çeçenistanı,
Fatih’in rüyası; Bosna, tüm rummelini
Çağrıbey’den Piri Reis’e
Mimar Sinan’dan, Barbaros’a
Yelken açtığımız okyanusa yolculuğu..
Dolaştığımız uazak-yakın illeri bizim illeri..
Yeni oluşa gebe,zemin arayan;
İvik ivik köhne Bizans arayan
Haç’ın koynunda mayalanan iklimi
Kainat planında:
Ay, ne ki?
Nebülozlar ötesine
Işık hızına eş,“Ufuk turunda” kat ettiğimiz
zaman –mekan ötesini konuşmak üzere, desin ki;
“Gardaş,buyur”,
Ses, yok!
Dağlarımda uyur, Muhsin..
Elbet, her daim Hakk’a teslim.
Ümit bu ya,
Bekleşiyorlar yiğit kardeşler;
Buruk,mahzun..
Şahidi; Işık Dağı..
Kaybedip de bulduğumuz
Aydos’dan Karatekin bucağına indiği gibi..
“Belki de geliyor, başkan Muhsin..

.....

Peygamber, Çiçeği
MİLLET, Gülü…
Vatan’ın yiğit evladı! ..

Kader,
Enginlerde rant savaşı..
İhanete eş, kalleşlikler
Peşinde pusu.
Engerekler, çakallar
Vakur
Kahpe planlara; dimdik duruş
Yalpalamadan gaye; hedefe varış
Yarış? ..
El kol bağlı,
İmkan dar, ne kadar koşarsan koş..
Dava; büyük
Yol; uzun,
Ömür; kısa
Sen; gönüllere konuş
....

Peygamber, Çiçeği
Millet, Gülü…

..
Gardaş!
Sorular içinde sorular çok
Sorulara cevap, yok
Söylerlerdi;
Batı ayarlı kurmaylar(!)
Yerin altını
Dağın içini
Denizin derinini
Göklerin katlarını “gözleyen donanımız” var.
Vicdan sahipleri, dağlar delen çığlıkta..
Bırakın,
Milletin bağrındaki yangını soğutacak bir çift söz,
Seda bile yok.
Radarlar; suskun..
Taşkışla paşaları
NATO cenirılları
Milletin hissiyatına ters
Her hayırlı harekete tepkili
Resepsiyonlarda etkili
İşleri dışında “tam” yetkili
Yağ, gürle, es
Lazım olunca dil yut, nefes kes
Bu; sesizlikten öte sağırlık?
Nato’nun “our boys”ları!
Atmışlardı, ölmeden “tabutluk” denen mezara
Ne tesadüf?
Konacak yer için Batman’ı seçin
İnemezseniz, turlar atıp paslar geçin
Neden, niçin,kime?
Cirit atıyor Avaks’lar semalarımızda,
Katiller(! ,) operasyon mu...?
Pentegon patentli
Yeni planlar mı var?
Korkarım; öyle değildir, manzara
Zira..
Başlar döndü,
Yetkililer; şapşal..
An; perişan..
Zaman; isyanda..
Ajanslara aydınlık değil,”Kaos” düşüyor,
İnsanlar, halden hale geçiş yaşıyor
Sıcak yuvasında ki vatandaş, üşüyor
İmdada ancak ilahi sabır yetişiyor

....

Peygamber, Çiçeği
Millet, Gülü…
Vatan’ın yiğit evladı…

Beton “Tapulukta” nöbet tutanlar;
“Uçan tabuttan”almak için yoldalar
Sevenlerin peşinde..
Akla mı gelir?
Tapuluklarda çekilen çile
Sana kelepçe olanlar bile
Koşsa da, gidemez!
Değil ulaşmak, yön bulamaz..
Üstünü örtüyor;
-kainat ayağa kalksa yapılamaz-
Kristal kristal kar
Duman, sis
Teknoloji, iflas!
Devlet, çaresiz
Millet, perişan
Ve tek yürek
Cuma dualarında, karıncalanmış eller

Üşümek ne?
Dağlar buz kesiyor
Gücünü millete zorlayan, imkânları elinde tutan o derin(!) devlet; dondu
Gücünü devlete sebil eden
İmkanlardan yoksun, engin imanlı millet; buldu..

Hüküm, kesilmiş,
“Dualar gibi yükselip”
Dinlenmek için Ruh,
Çoktan asıl vatana varmış!
“Zikre dalmış her şey”
Ah o..Ümitlerimiz..
Fizik imkanlar, zorlanıyor..
“Ay yıldızlı” dağlar, saklıyor
“ Tabiat ana”, tüm yolları bağlıyor
..........

Peygamber, Çiçeği
Millet, Gülü! …
28 Mart 2009, Dağlar saralı, tam üç gün oldu
Batını, bilemeyiz
Zahire bakarız elbet,

Uzaklardan,
Çoook uzaklardan haber mi var?
Davet ediyor, sanki:
”Kekik kokulu koyaklardan aşarak”,
“Güvercinler ülkesinden”, koşup gelen
-Pencereme konan- bir çift güvercin;
“Aradığı çeşme başı”!
O’nu dağlar gibi kar kandırmaz
Fırat kenarında, susuzluğa mahkum,
“sevgi çiçeği”Hüseyin misali;
Rahmet pınarlarından kana kana içmek için
Bir tek “Bilen”in alim olduğu yereuçarak,
Dünya zulmünden “Kurtulup”
“Sonsuzluğun sahibi”ne teslim olan;
Mis kokular içinde,
”Peygamber Çiçeği”
Milletin; umudu,
Kızılelma’nın; bahadırı
İla-i Kelimetullah’ın, Alperen’i
İnsanlar arasından bir Muhsin!
Sonsuzluk yolcuları;
“Uçmağa” gitti! …
....

Birliğe, yolculukta:
Vahdet’e ermek için..
“Toyumuz var,
HOŞ GELDİNİZ.”
Necati Çavdar-28 Mart 2009-Er Yaman

Necati Çavdar
Kayıt Tarihi : 30.3.2009 23:52:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Muhsin Yazıcıoğlu,nun vefatı resmen açıklanmadan kaleme alınan..

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Yasin Büyükdağ
    Yasin Büyükdağ

    Şiiriniz derin, riyadan uzak, samimi duygularla örülmüş. Acı ve hüznü belagatli bir şekilde yansıtıyor. Muhsin beye Allah'tan rahmet, sevenlerine ve Türk milletine başsağlığı diliyorum.

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (1)

Necati Çavdar