Parasız bir dünya mümkün müdür? Bir çığl ...

Uygar Yeni
379

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

Parasız bir dünya mümkün müdür? Bir çığlık atsam kendi sesimi duyabilir miyim?

Çok eşyamız,
Çok mülkümüz,
Daha yüksek statümüz olmalı…

Çocuklarımız olmalı, onlara gelecek hazırlamalıyız
Onları da bu yarışa hazırlamalıyız…
Çok malımız,
Az borcumuz olmalı…

Ekmeğimiz olmalı
Suyumuz olmalı
Başımızı sokabileceğimiz bir hanemiz olmalı…
Bir zaman sonra o da yetmez; yarınlar içinde birkaç tane daha edinmeliyiz…

Ve bütün bunlar için
Daha çok paramız olmalı,
Daha çok çalışmalı
Daha çok biriktirmeliyiz…

İşimiz yoksa bir iş bulmalıyız,
İşsiz kalmışsak yeniden koyulmalıyız iş aramaya
Yaşam zor ve daha biriktirmek zorunda olduğumuz çok şey var…

Daha yarınlar var, tüm bu zorunlulukları yetiştiremeyeceğimizden korkarız.
Çok korkarız aç kalmaktan, açıkta kalmaktan, statüsüz olmaktan
Eşyasız olmaktan, malsız olmaktan, mülksüz olmaktan…

Her şey alınıp da satılıyor bu dünyada; alıp da satacak bir şeyler bulmalıyız.
Satacak bir şey bulamıyorsak emeğimizi satmalıyız, varsa imkân ve gücümüz; beynimizi satmalıyız
O da yoksa bedenimiz de satılıktır varsa bir alıcısı…

Malı mülkü, barınağı işi, parası statüsü olan; kaybetmekten korkar.
Olmayan; büyük bir çaresizlik içinde, yokluktan- yoksunluktan korkaklaşır gittikçe…

Bütün insanlar, bütün dünya bir korkaklar cehennemidir artık.
Sahip olmadıklarımızdan da olduklarımızdan da korkarız…
Kimisi zenginliğin, malın mülkün, servetin ve eşyanın verdiği kudretle egemendir, efendidir
Bilendir, öğretendir, kendinden emindir. Ama onlar çok korkar sahibi olduğu şeyleri kaybetmekten,
Bu duygu gün geçtikçe yüreklerini kemirir. Ve bilcümle kasalara saklanır, silahlarla korunur, onları korumak için ordular kurulur, yasalar yazılır, hapishaneler inşa edilir, sistemler kurulur; , vergiler, cezalar, mahkemeler, ve bütünüyle bir korku cehennemi inşa edilir o zengin küçücük dünyalarının etrafında… Bilcümle kaybetme korkusunun eseridir onlar artık… Kaybetmekten en çok onlar korkarlar ve hatta o korku durmaksızın kendisini yenileyerek üretir, büyütür, yüceltir, devasa bir sarmal haline gelir…

Ve yığınlar vardır ki zenginlerdir örnekleri; yokluklarını telafi etmeleri gerekir, daha çok yolları var kat etmeleri gerekli,
Ya da bilirler asla o yolları kat edemeyeceklerini;
Gittikçe korkaklaşırlar, umutsuzlaşırlar, kaybederler…
Sahip olmadıkları şeyleri daha korkunç kaybederler… yasalar, cezalar, polisler, askerler, savaşlar, vergiler ve bir bütün sistemler onlara bir korku cehennemidir ve çaresiz o devasa yığınlar ufacık korkuların içine hapsolmuş birer fil gibidirler…

Mal, mülk, eşya, iş, statü, yoksulluk, akıl, fikir ve para ve para ve para;
Yasa, sistem, ceza, ödev, sorumluluk, dürüstlük, namus, borç, borç ve borç…
İnsana dair her şey bu korkular üzerine kuruludur artık…
Korkağız, çaresiziz ve gittikçe korkmaktayız… Bu akıl almaz evrendeki şu küçücük gezegende varlığımızı korkular üzerine inşa ederiz ve bu devasa bir sarmal; insan denen yaratığı bitirene kadar sürüp gidecek bir sarmal olmuştur artık…

Oysa kimsenin aklına gelmez;
Aklımızı, fikrimizi, bedenimizi, varlığımızı esir alan o korkunç çaresizliği
En çok da bu çaresiz bağlarımızı koparmaktan korkarız…

Oysa çoğumuz bilemez mülksüzlüğün gerçek sevgiyi,
İnsanın içindeki gerçek çocuğu açığa çıkardığını...
Bütün bu sarmalı kıracak tek şey bir çocuk gibi basit sorular sormaktır…

Mesela, mutlu muyum? Bana çizilen bu yoldan yürümezsem mutsuz mu olurum? Bana dayatılan bu devasa, korkunç sarmalın içinden çıkamaz mıyım? Mesela ben bu sarmalın dışına çıksam, ‘ben’ olamaz mıyım? Her şeyden önemlisi; parasız, statüsüz ve mülksüz mutlu olamaz mıyım? Yoksa mülksüzlük bana özgürlüğün kapısını mı açar?
Parasız bir dünya mümkün müdür?
Bir çığlık atsam kendi sesimi duyabilir miyim? Ben yaşıyor muyum gerçekten?

Uygar Yeni
Kayıt Tarihi : 18.1.2014 00:36:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!