Onbir Meridyende Sürgün Keder ve İbrişim

Selim Temo
16

ŞİİR


36

TAKİPÇİ

Onbir Meridyende Sürgün Keder ve İbrişim

şiirin İstanbul’una giderken
on bir meridyende sürgün, keder ve ibrişim

gecenin sır olduğu camlarda
Mavi Tren uykusu
yorgun yana sır değil aksimizin
iyi bakarsan
en önde kavaklar

bir kadını anneme benzetirim
sabaha karşı üstümü örter
sabaha karşı Gevaş olaydı keşke

zeytuniye kesmiş bir çift kederle
siyah ibriğim kemerlerden
doğuya doğru gidersen
belki de Batman
yarına yetişecekmiş telaşıyla sisli
bir kontranın elinde yeni kırılmış bir dal
ve baygın petrol kokusu her akşam
bıttım kavuran çarşılar
ve faili meçhuller, evladiyelik!

ve zencefil derim en fazla Diyarbekir
ve melamin şeker kaseleri
çocuklar ilik oynar surlarında

Kızıltepe tarlaları evin bağlarken
Dicle yatağına dönüyor
kumlanmaya dinmiş aks-i suda
ayakları nemlenen şehirli kızın romantizmi
yapay ve yüzü kadar beyazdır
köylüler süt sağarken akşamına

kirli yeşil bir geceye benzer Kurtalan
bebekler sıtmaya açar gözlerini
ötesine tren gitmez bu yüzden!

en akşam-üstü Adil cevaz!
Erciş’in bir avaz yankısında
netsen sığmaz nazarına
Van Gölü evde unutulmuş bir denizdir
Van Gölü anasından ayrı, sahipsiz
Hasan Bildirici öykülerinde dingin, saydamsı
hava raporlarında mutedil dalgalı
karnında feribot gezdirir

katarlar yorulur Tatvan çıkışında
içmeler ekşi ve soğuk kaynarken
bilmem ki yol İran’a mıdır?

Suruç’ta bir gündüz düşü
alır kızların elini kirmenden
bir serap doğrulur yağmur yağdı mı
usulca uzansan Karacadağ
sıvasız evlerin eyvanından
höykürdükçe çoğalır bulutlar
gölgelir kuzeyden güneye Mardin Eşiği
yine de Nusaybin deme
ne olur, sızıyor yaramdan

yol kıyısına atılmış ceset gibi Ergani
yenikliğin kavrukluğunda yeşerir Siverek
ve fakat Silvan diyemem, ağlarım; çocukluğumun başkenti!

“Bitlis’te beş minare”
bilemezsin nasıl geçerim Başkale’den
bilemezsin nasıl ağlarım
ah canan mısın Şemdinli
ne kaçak geçtim üstünden
şimdi Bingöl’de güneşe bakarak
Malazgirt ovasından koyun peynirini
karıncalı sesimde aşk ilanlarımı
ve o mahcup Garzan Çayı’na değen ayaklarımı
Lice’nin taranmış bir kahvesinde
esmer alınlı bir ihtiyara dersem
az doğrulup Mutki tütününden sararız, biliyorum
kötü kaynamış kemiklerimiz sızlarken

ben on bir meridyeni sevmekten men
dilimde kurşun bukağı, ölüm
buhurlar içinde bir Digor sabahı

bir eksiklik omzunda
kaçakçı yetimleri gibi Dersim
ve Seyit sakallarıyla Rızo
şu giden hangimizin Besê’si?
hangimiz sivil bir aşkın kıyısında değiliz?
hangimizin bağımsız gök yüzü?
gecikmiş kırlangıçlar gibi deliyim
boşuna uslandırmayın beni!

Berivan serini bir Cizre ikindisinde
Mem û Zin hasretine banacak
Reşkotan bulguru olaydı keşke!

mutlak bir yarın ayırdım kendime
dağlarımdan damıtarak
ve yaralıyım Bagok kadar
a a h, diyorum; şu karanlık!
şu bahtım renginde utanç atmosferi:
hiçbir gelecek paklamaz seni!

ellerim bir kaşığın yörüngesinde
geç doğmuş çocuk acemiliğinde
ve tasasında dul kalmış taze gelinin

zeytuniye kesmiş kederlerde
on bir meridyen gibi hareler
her meridyeninde ölüm
her haresinde yangın
(kasten süsü verilmiş)
sürülen halkım geçiyor içinden
iyi bakarsan en önde kavaklar
ve tüten yangınların isi
dağlanmış kemerler gibi
bir çift siyah ibrişim

gecikmiş yağmurlardan geliyorum
epey ağladım sayılır
epey buhurdan ve yataklık

gönlüm köklerimi saldığım
cismim yapraklarımı açtığım yerdedir
ben
dağları taşıyorum sırtımda
ondan böyle pek!

on bir meridyende sürgün, keder ve ibrişim
on bir meridyende dinmeyen serhıldana
bütün sesimi vermişim!

1994-95

Selim Temo
Kayıt Tarihi : 13.4.2001 17:35:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • İhsan Seylan
    İhsan Seylan

    gönlüm köklerimi saldığım
    cismim yapraklarımı açtığım yerdedir
    ben
    dağları taşıyorum sırtımda
    ondan böyle pek!

  • Nevin Subaşı
    Nevin Subaşı

    gecikmiş yağmurlardan geliyorum
    epey ağladım sayılır
    epey buhurdan ve yataklık

    gönlüm köklerimi saldığım
    cismim yapraklarımı açtığım yerdedir
    ben
    dağları taşıyorum sırtımda
    ondan böyle pek!

    şiir'ciğim, şark treninin isli puslu katarına gecikmiş yolcuları dahil ederek duyumsadıklarını paylaşma çabanı ve buna ilişkin atmosferi yaratmış olduğunu biliyorsun. ama bilmediğin yada önemsemediğin bir şey var ki bunu dile getirmeye gecikmiş olmak istemiyorum.
    kimselerin görmediği gördüğünde de pek ilgisini çekmeyen ama sana ve bana göre iç sızıları ile dolu bu yolculuk izleği, tek tek anlatılmış ve bölümlere ayrılmış bir (yurt/bölge/ dert vs ) anlatım yolu kadar tesirli aktarım yapma şansına ne yazık ki sahip olamıyor.

    bu tarz anlatım, (okura ) duygu paylaşımını aynı resimleri ve benzer duyumsamaları ceplerinde gezdiren bir yolcuya netlikle hissettirmesi açısından olumlu ve olmakla beraber, bu coğrafyaya (yolculuğa vs) çok uzak ve zaten son seferine yetişmeye çalışırken koşup tıkanmış, telaşlı bir yolcu için aynı etkiyi yaratabilmeyi;

    *bir kadını anneme benzetirim
    sabaha karşı üstümü örter.
    sabaha karşı Gevaş olaydı keşke*

    bu dizeler kadar içine almayı sağlayamıyor.
    zira;

    *belki de Batman
    garına yetişecekmiş telaşıyla sisli
    bir kontranın elinde yeni kırılmış bir dal
    ve baygın petrol kokusu her akşam
    bıttım kavuran çarşılar
    ve faili meçhuller, evladiyelik!*

    dizelerinde var olan çarpıcı etkiyi ise

    *ve zencefil derim en fazla Diyarbekir
    ve melamin şeker kaseleri
    çocuklar ilik oynar surlarında...*

    gibi bir dizeye bağlamak, bir önceki bölümde
    yer alan ifadeyi izleyememiş olması nedeni ile şiirin etki gücünü azalttığını düşünüyorum.
    (bu yüzden araya başka resimler veya hatırlamalar girseydi etkiyi artırır mıydı bilemiyorum.)

    sana dair cebimde kalan son resim:
    tütün tabakasını özenle açıp, sarılmış olanları sayan ve tekrar büyük bir özenle kapatan hiç tanımadığım ve hiç tanıyamayacak olduğum 'o ' yolcunun, eski istasyonlardan birinde inerek arkasına dahi bakmadan gitmiş olması kadar sessiz ve hüzünlüdür ...

  • Ayşe
    Ayşe

    şairi Selim Temo
    şiiri kusursuz

  • Hasan Bilgin
    Hasan Bilgin

    've fakat Silvan diyemem, ağlarım; çocukluğumun başkenti! '

  • Nilgün Köktürk
    Nilgün Köktürk

    bahsettiklerinizin ülkeyi bölmeyeceğini herkes biliyor baba 1962, anlamazdan gelmek güzel bir taktik,benim köyümde de yalınayak gezen ve okula gitmek için kilometrelik yol yürüyen çocuklar var,gençler para kazanmak için şehirlere gittiği için çok yaşlılar yapayalnız,ama ben de şu meridyenlerde acı var mı diyeyim,devlet mahsül parasını ödemiyor,trakyayı böleyim mi,burada bahsedilen anlaşılmayacak gibi değil,anlayışımla ilgili tanımadan ve önyargı ile yaptığınız yorumunuz harika bir örnek,senin hırsızın kötü benim hırsızım iyi mantığı,çok da sağduyulu değilsiniz anlaşılan

  • Nevin Subaşı
    Nevin Subaşı

    Şenlik dağıldı şiir'ciğim iliştirip saçlarıma bir avuç sodalı keder.

  • Hasan Tan
    Hasan Tan

    Sabahat Ütük Hanımefendi!
    Yani siz Küçük İskender ve Pelin Batu'ya hatta Yılmaz Erdoğan ve Nazende Kaya'ya Türkiye düşmanı mı diyorsunuz:?
    Pelin Batuya' haa..:)

  • Askeri Budak
    Askeri Budak

    Bayan Hipnosa; kürtlükten, doğudan, isyandan, Batman'dan, Diyarbakırdan, Seyid Rıza'dan bahsetmek ülkeleri bölmez, Sizin bu yorumunuz bile sizin dışınızdakileri ne kadar öteki veya hain olarak gördüğünüzün bir göstergesidir. Yaşanmış şeyleri anlatmak, memleket özlemi çekmek, bunları mısralara dökmek neden kötü olsun! İnsanları hiç anlamayacaksınız belli, ama hiç değilse kendinizi onların yerine koyarak düşünün biraz.

  • Tuhan Turhan
    Tuhan Turhan

    nasıl güzel şiir sizler ne güzel insanlarsınız hiç kimselerin memleketleri şiirleleri fikirleri ogüzel isimleri hiçbir zaman niklerde kalmasın ki birbirimize samimi net olalımki herkes herkesin hakkını onurunu her konuda vermeliki kardeş olabilelim baynen bir evin içerisindeki iki kardeş gibi.

  • Hasan Tan
    Hasan Tan

    Evet Selim Temo!
    Batman'lı hemşehrim. Geçen yaz Susanoğlu sahillerinde tanışma fırsatı bulduğum, gerçek bir sanatçı, edebiyatçı, araştırmacı yazar. En önemlisi de yaptığı çeviriler ile Kürd ve Türk edebiyatlarına katkısı yadsınamaz bir dilmaç..

    Onun şiiri söz konusu olunca ciddi bir tahlilin gerektiğine inanıyorum. Çünkü özgün dili, özgün imgeleri ve anlatış tazeliği ile şiire getirdiği yeni, yorum takdire şayandır..

    Doğu illerinden herhangi birinde doğduktan sonra, Türkçe'yi 8-10 yaşlarında öğrenmeye başlayıp, zamanı geldiğinde Türk Dilinde master yapan ve bu dile hizmetler sunan bu adamı, şimdi vatanhainliği ile suçlamanın en azından Türk diline ihanet olduğunu söyleyebilirim..

    Daha geniş bir zamanda bu şiire yeniden dönmenin sevinci ile şimdilik bu kadar..

    Ancak şunu da söylemeden edemeyeceğim: Selim Ergül (Temo) 19 yaşından bu yana okudğum ve aradan 16 yıl geçtikten sonra bir kitap stantında şiirlerini ezberden okuduğumu gördüğü zaman tanışma fırsatı bulduğum gerçek bir şair.. Bir dost.

TÜM YORUMLAR (27)