Ömrümü Kayda Geçirdi Bir Sokak

Cezmi Ersöz
122

ŞİİR


113

TAKİPÇİ

Ömrümü Kayda Geçirdi Bir Sokak

Eski bir yalnızlıktan ödünç alınmış günlerle
Yaşadım gençliğimi ölü bir kadının saçlarını
Okşayarak ...
Yaşadım babamın ruhuma ithaf ettiği
Bütün pişmanlıkları ,
Bozgun bir kalp ve siyah bayraklı şiirlerle
Dolaştım bütün sahipsiz duyarlıkları...

Ömrümü kayda geçirdi bir sokak
Sokak ki vaiz ve ticaret
Islak tül kokusu ve kömür.

Sokak ki hep kışa doğru yürür

Cezmi Ersöz
Kayıt Tarihi : 2.4.2001 00:18:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Doğa Fendi
    Doğa Fendi

    Tipi hiç şaire benzemese de muhteşem satırları var ..

  • Mine Gültepe
    Mine Gültepe

    Eski bir yalnızlıktan ödünç alınmış günlerle
    Yaşadım gençliğimi ölü bir kadının saçlarını
    Okşayarak...
    Yaşadım babamın ruhuma ithaf ettiği
    Bütün pişmanlıkları,
    Bozgun bir kalp ve siyah bayraklı şiirlerle
    Dolaştım bütün sahipsiz duyarlıkları...

    ___Giriş dizeleri her ne kadar içsel paylaşım görselliğini taşıyorsa da aslen egemen olan, kişisel yalnızlığın ağırlığıdır. Eski yalnızlık ögesi, şairin içinde bulunduğu sürecin çok önceden başladığını haberdar ediyor. Öyle ki gençlikten kalma enerji şimdi neredeyse hüzünle örtülmüş gibidir. İkinci dizeyle, okuyucusuna yaşamak olgusunun sadece nefes almakla değil aynı zamanda ölümde de hissedilebileceğinin altını çizmiştir.

    Dördüncü dizeye geldiğimizde usta kalem, bizleri çocukluğuna indirir. Gördüğümüz ilk şey en az yalnızlık duygusu kadar ağır ve yıkıcı özellik taşıyan 'pişmanlık'tır. Baba-evlat ikilisinin sorgulanmasına esas olan bu dize, dolayısıyla şiiri bireysellikten kurtaran ve o'nun toplumla buluşmasına neden olan önemli bir değer taşımaktadır.

    Tüm bu olumsuzluklara karşın; yani dağılmış çocuk kalbine ve elindeki siyah bayrağa rağmen, usta kalem yürümeye devam etmiştir. Üstelik dolaştığı sokaklar bazen kişisel yaralarına benzer bazen de çok daha derin 'sahipsizlik' örnekleriyle doludur. Ve tabi ki yürümesini tetikleyen en önemli duygu da o'ndaki şiir tutkusudur.


    Ömrümü kayda geçirdi bir sokak
    Sokak ki vaiz ve ticaret
    Islak tül kokusu ve kömür.

    ___Gelişme kısmına geçmeden önce şairin üsluptaki duruşuna biraz değinmek istiyorum (ki kullandığı yalın dil, bu yönde önemli oranda bir etkiye sahiptir) , bu üslup bana göre iki detayı içeriyor. Baktığımız zaman; kelimelerin dizilim biçimi, sırası veya şiirin sesine verdikleri destek derken adeta kalemin 'sanat, sanat içindir'i önemsediğini düşünüyoruz.

    Diğer taraftan ise şiirdeki akıcılığı özellikle yaşamsal unsurlara ve realiteye yakın işlemiş olması, o'nu 'sanat, toplum içindir'e taşıyor. Bu yüzdendir ki Cezmi Ersöz'ün üslupta başardığı en önemli konu, bu iki düşünceyi aynı pota içerisine almış olmasıdır.

    Şiire dönersek; kalemin sıkça konuk olduğu mekan yine sokaktır. Bir yandan sokaktan geçen insanları izler diğer taraftan da kişisel yaşamının uzantılarını onlarla özdeşleştirir. Elbette bu durum somutta kısa zaman dilimlerinde gerçekleşmez çünkü bir şair için 'kısa zaman' duygusu hep uzun vakitler anlamına denk düşmektedir. Kaldı ki realitede sokağın görüntüsü de bir süreklilik arzetmektedir.

    Ve bu süreklilik genellikle vaaz verenler ve yaşamın maddesel ögeleriyle soluklanmaktadır. Ama şairimiz yine de 'kömür' kokusunu duyumsar çünkü yüreğinde (belki sevdiği kadın ve belki de yitirdiği annesi) hala o ölü kadın yaşamaktadır.


    Sokak ki hep kışa doğru yürür

    ___Finale tercihlediği bu dize görünürde ne kadar basit duruyor değil mi dostlar? Oysa kalem az önce içselliğin dışavurumunda, bizleri dışarda olup bitenle ilgili haberdar etmişti.

    O halde ne gerek vardır böyle bir finale... Başka bir dize düşemez miydi görselimize ya da duyularımıza?

    Şahsen, usta kalemin buna dair çok da derin düşündüğünü sanmıyorum. Çünkü şiir sanatı, büyük ölçüde işçilik gerektiren bir uğraşı alanı olsa da bazen şiir, kaleme ihtiyaç duymadan finali kendi göğüsler. Sonuçta 'şiir' de bir yaşam işçisidir; o'nun da ağlayan gözleri ve direnişe açılan avuçları vardır. Hatta bunu bir adım daha ileriye taşıyarak 'şiir'in hissedebilir soyut bir varlık olduğunu dahi söyleyebiliriz ki bu final bana göre şiirin, kendini doğuran kalemi hissetmesinden kaynaklanmıştır.

    Çünkü, usta kalem şiire oldukça samimi bir tavır alarak o'nu dost hanesine yazmıştır ve şiir de şairimizin içinde başlayan 'uzun kış mevsimi'ni duyumsayarak o'nu ve okuyucusunu ödüllenmiştir.

    Şiirin tutkulu sesine derin sevgi ve saygımla,

TÜM YORUMLAR (2)