O Gece Evleri Yanıyordu Şiiri - Sabır Çelik

Sabır Çelik
161

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

O Gece Evleri Yanıyordu

Bir saat ileri alınmıştı. Pazardı.
Mart’tı; soğuktu.
Alevlerin telaşından üstlerine bir şey alamamışlardı
Üşüyorlardı.
Aile ağlıyor; çocuklar susmuyordu
Leyla elleriyle saçlarını geri topluyordu
Kardeşi aynı durumdaydı
Ablası mı? Onu hiç sorma...
Ev alevler içinde aile perişan bir vaziyette
Yangın cayip bir şeydi.
Sanki benzin dökülmüştü
Alevler hırslıydı. Millet bağırıyordu
Yürekler susmuyordu.
Zemin ikiye bölünüyordu
Sanki cehennemin kapıları açılmış
Ve lavlar bu evde volkaniklerin,
En müthiş sahnesini oynatıyordu.
O gece evleri yanıyordu.

Ah! Leyla… Leyla...
Bütün her şeyi ile o yangında öldü
Yitirdi umutlarını bir bir
Ve buna buna içim parçalanıyordu.
Aile bağırıyor;
önce bulutlar, sonra sema yırtılıyordu
Yıldızlar bir bir düşüyordu;
Leyla’nın gözlerinde toplanıyordu
Birden rüzgar susuyor;
Yağmur öylece hareketsiz duruyordu
Aile ağlıyordu, ay bile bu hallerine üzülüyordu.
Feryatlar yakılıyordu; sema yırtılıyordu
Sonra yağmur yağıyordu
Akşam ezanı okunuyordu
Bütün Şemdinli alevlerle savaşıyordu
Saat nerdeyse akşamın sekizi oluyordu
Evrene siyah bir perde iniyordu.
Leyla; Leyla yine ağlıyordu
Yağmurlar gözyaşlarına eşlik ediyordu
Belli etmiyordu ama;
Hayat tam anlamıyla hüsran oluyordu
İyisiyle kötüsüyle alevler dindiriliyordu
Aile perişan; çocuklar susmuyordu
Amcası susuyor; dalıyordu
Gafil gafil semaya bakıyordu
Ben onlara bakıyorum; onlar… onlar ağlıyordu
Leyla’nın saçlarını yağmurlar ıslatıyordu
O gece evleri yanıyordu.

Ah Leyla! Leyla yine telaş içinde
Körpecik yüreğinde, yüce duyguları olan işte
O masum gözler, o ay tanrıçası yüz
Başımı eğdim; içimden kendi kendime şöyle dedim:
“senin sana rağmen bir yüzün var Leyla
Herkesin ilk aşkına benzeyen(C.E.) …”
Sonra sustum başımı kaldırdım ve derinden
“bu yangın” diyorum “bu yangın”
Leyla’nın yüreğini sem eder
Yarınlarını alıyor ondan; meçul eder
Ah bu hali! Onun bu hali
Kafamda soru (?) işaretleri
Yüreğimde ünlemler (!) uyandırıyor
Düşen… düşen bütün yıldızlar,
Gözlerinde toplanıyordu
Sonra bir kasırga kopuyordu
Bütün mahalleyi susturuyordu
Leyla’nın aklına bir şeyler takılıyordu
Elleriyle saçlarını geri topluyordu,
Düşündüklerini düşünmek sonra;
Ona neden bu kadar acı veriyordu
Bilmiyorum. Ama...
Bildiğim bir şey vardı:
Oda Leyla’nın yüreğine,
Yani göğsünün tam üstüne,
Bir mermi sanki mekan etmiş orayı kendine,
Acıtır kalbini… hiç durmadan kanatır
Sonra, onda bir kalp ağrısı uyandırır
Yorgun yüreği ile geceye hapsolur
Göz kapaklarını, ağır ağır kaldırır
İçine düşer, bir anda kaybulur
O gece evleri yanıyordu.

Hayat bir zaman diliminde saniyeleri aşarken
Leyla’nın gözlerinden süzülen yaşlar
O tuzlu tadıyla yanaklarından, dudaklarına
Dudaklarından; kalbine akıyordu.
Hıçkırıklarıyla ayaklarının altındaki topraklar yırtılıyordu,
Akan nehir birden duruyordu,
O hıçkırıklarla o nehir;
Mahallenin zirvesine kadar yükseliyordu sanki,
Bütün Şemdinli bu dehşetin etkisine kapılıyor,
Gafil gafil zirvesine dalıyorlardı
Ay dayanamıyordu;
Bulutlarla yüzünü örtüyordu
Ancak bulutlar… bulutlar da
Buna şahit olmak istemiyordu
Bir hırsız gibi uzaklaşıp, kaçıyordu.
Dumanlar mahalleyi terk ediyordu
Amcası susuyordu;
Ailenin gözyaşları azda olsa kapanıyordu.
Feryatlar bir çığ gibi yağmaladığı her yanı
Sakinleştiriyordu.
O gece evleri yanıyordu.

Ama…
Leyla; hep aynı Leyla hiç değişmedi
Çünkü o gece Leyla’nın yüreğine bir kur düştü
Çünkü o gece Leyla’nın da yüreğini alevler rehin aldı
Kimse bilmiyordu Leyla’nın bu halini
Kimsecikler sahiplenemiyordu
O, körpecik yüreğini
Umutlarını kimse kurtaramıyordu.
Gözyaşlarını kimse silemiyor
Titreyen bedenine kimse sokulamıyordu
Ellerini, üşüyen ellerini; kimse tutamıyordu
Bir yalnızlık çökertmişti Leyla’nın yüreğini
Bir ağrı saplanmıştı göğsünün tam üstüne
İşte o gece hayal değil;
Gerçekten bir mermi saplanmıştı
Yüreğinin tam içine
O gece evleri yanıyordu.

Leyla haykırıyor, sema yırtılıyordu
Birden yıldızlar düşüyordu
Yağmurlar mahalleyi geziyordu
Leyla titreyen elleriyle saçlarını topluyor
Sonra yıldızlar yüzüne dokunuyordu
Ezan sesleri kulaklarda
Şemdinli alevlerin telaşında
Leyla minnacık elleriyle
O masum yüzüne dokunuyor
Yıldızlar o narin eli ısıtıyor
Sonra ben bu telaşın içinde
Aklıma bir anda takılan
Şu güzel sözleri tekrarlıyorum içimden:
“ağlarım, ağlatamam;
Hissederim, söyleyemem;
Dili yok kalbimin;
Ondan ne kadar bizarım(M.A.E.) …”
Susuyorum sonra tekrar o masum yüze dalıyorum
O sözler dilimin ucunda; yutkunuyorum
Birden kalbime akar, içim sızlar; titrerim.
Elimi cebime atar bir cigara çıkarırım
Kimsecikler görmese de bir köşeye çekilir
Gizli gizli ağlar; cigaramı yakarım
Kendi kendimi sorguya alır,
Sonra kendi kendime tanıklık ederim
Sorarım kendi kendime:
İlk defa Leyla’yı böyle yakından tanımak mı?
Yoksa evin içini kavuran bu alevler mi?
İçimi böylesine derinden hoplatan
Yoksa bir anlık tedirginlik mi?
Yoksa umutları tükenmiş, rüzgarla savrulan
sonra kendini bitmişliğin, tükenmişliğin
koynuna atan, Leylanın bu halimidir
beni en içten hüzünlendiren, dertlendiren
Ah! Bilmiyorum.
Bildiğim bir tek şey var; o da
O gece evleri yanıyordu.

28.03.10

Sabır Çelik
Kayıt Tarihi : 13.4.2011 11:34:00
Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


bir pazar günüydü. sabaha kadar baya kar yağmıştı. ama öğlene doğru karlar erimiş, bütün yollar ve sokaklar çamur içindeydi Şemdinli Beş Evler Mahallesinde Öztürk Ailesinin evleri alev almaya başladı. akşam üzeriydi. itfaiye çamurdan geçemiyordu en sonunda merkezden mahalleye varmıştık öztürk ailesi perişan bir vaziyetteydi.marttı soğuktu. aslında herşeyleri yanmıştı. çok acıklı bir sahneydi o kar. o yağmur, o çamur, o yangın nasıl böyle üstüste gelebilirdi. Öztürk Ailesi'nin bu durumunu gördükten sonra bende böyle birşeyler karalamaya başladım

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!