Nilgün Öztürk Şiirleri

107

ŞİİR


10

TAKİPÇİ

Nilgün Öztürk

Hey! Yolcu..
Dur! .. Dinle, sözüm sana..
Ser'de şairlik var,
Sitemim hayat'a......
Zincirlere vurduk yüreğimizi..
Sahtelerde boğulmadık,

Devamını Oku
Nilgün Öztürk

Beyaz bir bulut al gökyüzünden
Sayfa niyetine....
Kalemin yüreğin olsun,
Coşsun dizeler ellerinde,
Yer ile yek-sân olsun bildiklerin
Hece, kafiye düşünme....

Devamını Oku
Nilgün Öztürk

Kadın arkadaşları ile buluşacaktı; daha doğrusu birinin evinde toplanıp; pasta yiyerek; çay içerek çene çalacaklardı.Arada bayanlar bir arada toplanıp görüşmesek; dedikodu yapmasak çatlarız herhalde diye düşündü bir an ve bu düşüncesine kendi kendine gülümsedi...
Hepsi buluştuklarında bir uğultu gibiydi.Kimse kimseyi dinlemiyor; ikili konuşmalar; olmadı biri anlatıyor diğeri lafın tam ortasında başka bir şey söylüyor ve lafın sonunu bir türlü getiremiyor (çünkü diğer bayanlarca o kadar çeşitli yorumlar yapılıyor ki) v.s......
Acaba gerçekten evde kendimle başbaşa kaldığım zamanlarda mı, tek başıma dolaştığım zamanlarda mı,yoksa bunlara bir şey anlatmaya çalışırken mi bunalırım diye düşündü ciddi ciddi..Sonra kendi kendine güldü...Görüşmek veya görüşmemek işte bütün mesele...Bazen birine bir şey anlatırken o da küçük misaller veriyordu ama birisi ''aa o öyle olurmu? ''..Diğeri ''evet evet gerçekten şaşırtıcı'' ya da bir diğeri ''ben katılmıyorum buna''gibi şeyler söyleyip ortaya anlatmak istediği ile yakından uzaktan bile ilgisi olmayan bir konu çıkıyordu ki kendisi bile ağzı bir karış açık kalıyordu..Ben gerçekten çokmu anlaşılmaz konuşuyorum,yoksa onlardamı bir problem var diye düşündü.Evet zaman zaman konuyu biraz uzattığı oluyordu ama o kadarda değil..Biraz dinlemeyi de öğrensinler canım......
Bir gün erkeklerin eşlerine hitap etme şeklini tartışıyorlardı.Bir örnek verdi.Bir lokantda yemekte oldukları esnada, yan masada oturan bir çiftin konuşmalrına kulak misafiri olmuştu istemeden.Adam eşine, belki kendisi için normal geleni kadıncağıza ise anormal gelen bir şekilde hitap etmiş ve bu duruma çok içerlemişti kadın...Ve ufak çaplı bir tartışma yaşanmıştı aralarında..Belki bir aile faciası bile çıkabilirdi..Allahtan tam o anda garson gelmiş ve tartışmaları tatlıya bağlanmıştı....Amacı bazen sözlerden ziyade davranış biçimlerinin önemli olduğu; eşinin sevgisinden emin olan bir kadının bu tür şeylere aldırış etmemesi gerektiği,bazende eşlerin bazılarının gerçekten yontulması gerektiğini anlatmakti ki.......Bayanlardan bir'i '' aa öyle olurmu''..diğeri ''o nasıl hitap şekli'' öteki ''Benim kocam böyle konuşsa; hemen kızarım''..........Ve susmak zorunda kaldı....Kendini birden çok yorgun ve bitkin hissetti...Başı dönüyor; midesine kramplar giriyordu..Çocukları bahane edip erken kalktı.Biraz yürür vitrinlere bakarım diye geçirdi içinden.Dışarı çıktığında derin bir nefes aldı.Ben ne yapıyorum dedi kendi kendine, hayattan beklentim ne? .. Yalnızlıktan nefret eden kendisiydi.Bir yerlere gitmek, evde olduğu zamanlarda arkadaşları ile kahve içmek en sevdiği adetlerindendi...Kalbi sıkıştı bir an...Yürümeye başladı....Yeniden vitrinlere daldı..Köşedeki büfeden çikolata aldı..Kendimi ödüllendirmeliyim diye düşünürken, gözüne çok şık bir bluz takıldı..Hemen dükkana girdi ve satıcıyla sıkı bir pazarlığa girişti.Çünkü mağazaların fiyatları gerçekten inanılmazdı.....Satıcı önce ''imkansız hanımefendi'' dedi.''Dediğiniz fiyata biz alıyoruz''.....Zavallı adam o'nu hiç tanımıyordu; bilmiyorduki o kafasına koyduğu bir şeyi yapar......Tezgahtar sonunda pes etti ve kadın beğendiği kıyafeti satış fiyatının üzerinden % 20 indirimle ve 2 taksitte aldı....Siyah pantolunumla çok yakışacak diye düşünüyordu kadın....Tezgahtar ise patronuna ne diyeceğini.....

Yukarıdaki hikaye kaçınıza tanıdık geldi.İnsanlardan kaçmak, kendimizle başbaşa kalmak; küçücük bir şey satın alarak kendimizi ödüllendirmek.Ve o kaçtığımız insanlara bir kaç gün sonra yeniden kavuşmak için can atma duygusu....Hak verdiğinizi duyar gibiyim..Peki bu kısır döngü nereye kadar sürecek.Yapmak istediğiniz şey ne ise neden onu sürekli erteliyorsunuz? Tersini düşünün bir de, yapmak istemediğiniz şeyler neler onları yapmayın, en azından mecbur olmadıklarınızı...

Devamını Oku
Nilgün Öztürk

Yoksa sende gecelerin sessizliğini mi seviyorsun? ..Hani an gelir, çıt çıkmaz, sessizlikten korkmaya başlar ve kulak kabartırsın..Sessizliği dinlersin adeta.Usulca kalkarsın kendi gölgenden korkarak..Aya bakarsın..Balkona çıkıp geceyi derin derin içine çekersin..O anlarda yazacağın şiir veya yazın şekillenmeye başlar kafanda yavaş yavaş...Aya bakarsın...Kimbilir belki orada olmayı istersin bir an.Beyninin içinden hızla akmaya başlar kelimeler, işte o an hemen yazmaya başlarsın unutmadan..Belki sevdiğin gelir aklına, onu düşünürsün,acaba şu anda ne yapıyor diye..Oda uyanık mı acaba? ..Bakıyormudur ki aya? .Yazarsın. Yazarsın..Kelimeler uçmaya başlamıştır artık parmaklarının arasında..Son cümleyi tamamladığında huzur sarar tüm benliğini.Görevini tamamlamış bir komutan edasıyla, kalkarsın yerinden..Aya bakarsın yeniden...Saatin çok geç olduğunu farkedersin..Yatmalı artık diye düşünürken, birden ay gelir aklına...Son bir kez çıkar balkona bakarsın..İçini bir huzur kaplar aniden..O muhteşem mucize seni büyüler...Elini uzatıp tutmak istersin bir an, uzaklığını düşünmeden..Yeniden bir huzur dalgası sarar benliğini, kimsenin bilmediğini, düşünmediğini, sen düşündüğün için...Kimbilir belki birileride aynı şeyi düşünüyordur, aynı zamanlarda....Nedir bu alıp veremediğin ayla?

Devamını Oku
Nilgün Öztürk

Gün çoktan doğdu buralarda
Yapraksız bir takvim ufukta
Öncesiz,sonrasız boyutta
Mutluluk var hep o ruhlarda
Gün çoktan doğdu buralarda
Ya sizin oralarda.........

Devamını Oku
Nilgün Öztürk

Kalem yazar; dil söyler
Koyun bakar melul melul
Çağlar o; sular seller
Çoban kaval çalar durur.

Bre gafil! derdin ne?

Devamını Oku
Nilgün Öztürk

Ey! bu toprak uğruna,toprağa düşen nefer
Eli ekmek tutmadan,önce vatan diyenler.
Hayatta bir avuç toprağı olmayan sizler
Bedeli kanlarınız,siz cennet'e varisler.
Yavuklusundan önce,al bayrağı öpenler
Düğün'e gider gibi,ölümlere gidenler,

Devamını Oku
Nilgün Öztürk

Ay bugün o muhteşem güzelliğini sergiliyor.Sanki affettirmek ister gibi kendini bana.Bulutlar arkasına gizlendiği gecenin intikamını alırmışçasına.Ne şiirler yazılmış uğruna...Ne aşıklar sevda türküleri söylemişler; yakamozların ışığında....Aslında güneş'e borçlu hayatını ay, o olmasa,kalakalır bir başına karanlıklarda.Ama rastlamadım ben hiç,güneş de serenad yapana...Gecenin gizemi olsa gerek bu; hep sevdiğim sakin ve sessiz gecenin...Ay'da biliyor ya bunu,o yüzden kasılıyor böyle, ışığıyla yakamozlarda ahenk yaratırcasına...Her gece alışkanlık oldu balkona çıkıp; bakmak ay'a..Düşünmek; acaba varmıdır ki oradan da bakan bana? ...Ah! ay'da olmak vardı şimdi.Bakmak dünyaya..Nasıl görünür acaba ay'dan dünya..Belki de muhteşemdir; biz farkedemiyoruz..Güzel görünür gözümüze; çirkinlkleri görmeyiz en azından; taa uzaktan bakınca...Kimbilebilir? ...Ay bugün ışığını esirgemedi benden..Usul usul süzüldü penceremden...

Devamını Oku