Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • AKIN Birdal08.09.2005 - 17:07

    Bütün kirletilmişliğine rağmen, temiz kalmış birilerini bulmak için aranan bir şahsiyettir kendilerini.
    Zaaflarına yenilmeden ve düşüncelerini sürdürmeye dair gösterdiği iradeden sapmayarak kalabilen kaç siyasetçi tanırsınız derlerse, adını başına koyarım o minik listenin...

  • batman01.10.2004 - 13:03

    Geçkin tarihi MED'lere kadar dayandırılsa da, kentin kaderi petrolün bulunuşuyla değişim gösterir.
    1961'de petrolün Batı Raman'da işletime açılmasından sonra, şehre -ki o zaman buraya şehir demek yanlış olur,kendileri bir köydü ve adı da İluh'tu...- yurdun dörtbir yanından işçi akımı başladı.
    O dönem içerisinde TPAO'da (Türkiye Petrollerinin Anonim Ortaklığı) çalışanlar, Batman'ın çok hızlı gelişim gösterdiğini ve kozmopolitik yapının 'kardeşçe yaşama'ya dair örnekler sergilediğini vurgular dururlar.
    Nihayetinde Sinop'tan, Sivas'tan,Konya'dan ve diğer kentlerden çalışmak için gelen işçilerin buluşma noktası Batman olmuştu.
    Bu yapı, şehre belli sınırlarla örülmüş siyasi-kültürel bir yapı sağlamaktan ziyade; kapsamlı, genelleştirilmiş ve kendini yenileyebilen bir yapı sağlamıştı.
    Lakin zaman, onların gidişine mani olamadı...
    ilerleyen yıllar, köylerin -nedense- boşaltılmasıyla göçü doğurdu.
    Bir köy havasından sıyrılma çabasındaki Batman'a, köyden gelenler bir türlü katalizör olamadı.
    Ve Batman, 'Mega Köy' sıfatını almaya hak kazandı.

    Köyden gelenler, şehre uyum sağlayamıyor, iş bulamayan babalar hükmünü ailesine geçirmeye çalışıyor, meçhul cinayetlerin failleri bulunamıyor, rafineri şehre zehir saçıyor (ki hala saçmakta…) ve en önemlisi genç bedenler, yaşama direnemeyip intihara girişiyordu...
    o zamanlar, bir okulda ortaokul öğrencisi olarak yurtta kalan ‘ben’ için Batman, bir arabın saçını andıracak kadar karmaşık haldeydi. O çatışmaların,feryatların arasında yetişen her çocuk gibi beni de derinden etkileyen yıllardı o zamanlar.
    Batman Çayı'na bakan köyümüzün, yeşile doygun tepesine çıkar, çayın akışını seyrederdim güneşli günlerde.
    ve o ölüm anlarını yad ederdim sessizce...
    İHD verilerine göre bine yakın faili meçhul yaşanmıştı kentte. ‘Enseden tek kurşun’ ile işlenen cinayetlerin ardı arkası kesilmiyordu.
    Sabah evden çıkanın, akşam ölüm haberi geliyordu.
    Bu haberler o denli artmıştı ki şehrin, geceleri gözyaşları döktüğünü ve göğe yükselen ağıtların göğsümü daralttığını hissedebiliyordum.
    Ne yürekler ne bedenler yok oldu bir bilseniz. Ne umutları vardı kimbilir hayata dair! Bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz ama...
    ‘Bütün bu acıların sonunda,şehir artık korkmuyor’ şeklinde bir cümle kurmak, gerçekten iddialı olur.
    Kentte, sıradan bir patlama sesinde bile insanlar ürküyor ve maziye istemdışı bir gezinti yapıyor.
    Batman’ı birkaç parafta anlatmak,varolan durumu simgelemeye yetmez.
    Her şehir,özünde bir hüzün barındırır. Lakin Batman’ın hüznü, diğer şehirlerin hüznüne hüzün katacak kadar mahzundur.
    Batman, bağrımdaki yaradır o günlerden beri.

    (...)

    Şimdilerdeyse ağlayan bu şehir, gülecek birşeyler yapma çabasında.
    Tarihin en kadim yerleşim birimlerinden olan Hasankeyf’in sırtına bindirdiği turizm haftaları, festivaller, sinema günleriyle ayakta durmaya çalışıyor.

    Batman'da festival zamanı şimdi...
    Helenistik döneme ait beş bin mağara ve zengin tarihi eserleriyle ünlü Hasankeyf’in sularıyla fidanlar sulanmaya çalışılıyor.
    Belki diner mazinin sızısı diye…
    Acılar paylaşıldıkça azalır, ya da öyle zannedilir ya... şimdi bu acılı şehir müzikle,sanatla, edebiyatla paylaşım sağlamaya çalışıyor.
    Bütün acıların paydasında yine sanat,yine edebiyat,yine müzik yok mu zaten? ...
    Umarım Batman, bu paydadan nasibini alır ve muradına erer.
    Batman'e Batman'e leb le gule... parçanın gerisi, devamını umut edenlere kalsın...
    sevgi ve saygıyla...
    felato.........

  • eller20.09.2004 - 21:50

    Ellerini,
    her ne kadar ellerin eli terletse de
    ve ben
    her ne kadar içimin gizine
    hüküm erdiremesem de
    ruhum,
    esaretine gireceği günün hevesine
    sevdalı kalmaya yeminlidir.

  • baba söz19.08.2004 - 00:43

    'başkasının izinde yürüyen, iz bırakamaz'

    (sahibi beni mazur görsün, hatırlayamadım.)

  • ariel sharon19.08.2004 - 00:39

    Sözde, doğal kirlilikleri giderme telaşı taşıyan bir temizlik markasıyla aynı ada sahip olmak, en az bu temizlik markasının tekelleşmesi ve yarattığı tarifsiz kirlilik kadar çelişki dolu...

  • ağlamak19.08.2004 - 00:33

    Çoktandır, sulanmıyordu gözlerim... ama geçen gün, evde yalnız otuturken, izlediğim televizyondaki bir ses, beni anlamsız hıçkırıklara boğdu.
    Tren kazasında, devrilen vagonun yanında yayın yapan tv kanalının muhabiri, vagonun içinden telefon sesleri geldiğini, ama kimsenin bu telefonlara cevap veremediğini söylüyordu.
    Düşündüm de, trendeki yakınından haber almak için arayan kişi, ne umutla çevirmiştir o numarayı. Açacak ve yaşadığına delalet sayılan dünyanın o en güzel sesine kulakları şahit olacak sanıyordu.
    Ama olmadı, telefon inadına inadına çalıyor, lakin açan olmuyordu... cevap verecek ruh, bedenden nedense ayrılmşıtı.
    Gel de tutun beni. Yok işte, tutamadım kirpiklerimden süzülen yaşları. Aktı ve yüreğimi apansız bir sel aldı...

  • yanlızlık19.08.2004 - 00:23

    Ne kadar kaçmaya çalışsam da; usanmadan ve utanmadan karşıma çıkar bu söz... aha yine karşıma geçmiş, onun için birşeyle yazacağımı bildiği için pi pis sırıtıyor.
    Ama kendimi bu kelimeye teslim etmeyeceğim diye sayısız yeminler ettim. Yine de bağrımda yaradır.
    Ne desem bilmem ki...
    Tekil hallerin ıstırabı, çoğul olur...

  • üzüm19.08.2004 - 00:17

    Şu an sol yanımda duran ve irice bir kasede, iri taneleriyle ağzımda paçalanan meyvenin adı...

  • tutunamayanlar19.08.2004 - 00:16

    Ah be Selim, beni bu kadar hüzünlendirmek zorunda mıydın? ? ?

  • türkan şoray19.08.2004 - 00:14

    incitilebilirliğiyle insanı esaretine alan şahsiyet...