Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • tımarhane duvarı25.01.2020 - 15:02

    Delirmenin eşiğindeyim. İnsanlar konuşmamamdan şikayet ediyorlar. Oysa ben 7/24 kendimle konuşuyorum. Beynimin içerisindeki uğultulardan düşünemez oldum artık. Yaşayan bir ölüden pek farkım kalmadı ve işin ilginç tarafı bu ölüyü artık aynaya baktığım zaman kendim de görebiliyorum. Hiç istemediğim kadar uyumak istiyorum. Hiç uyanmamak istiyorum. Uyumalıyım bu kabusun bitmesi için. Ben kabustan kaçtıkça o beni bırakmıyor. İyice sessizliğime gömülüyorum. Güzel bir rüyam vardı gördüğüm; onu artık hiç göremiyorum. Çırpındıkça batıyorum; battıkça nefessiz nefessiz yaşamaya zorlanıyorum. İhtiyacım var; güzel rüyamı görmeye. Biliyorum; bir tek o beni bana döndürebilir. Ben kendim, yapamıyorum...

  • tımarhane duvarı22.01.2020 - 19:20

    Kızma bana. Kızma; çünkü herşeyin bir sebebi var. Senin karşıma çıkman gibi. O andan sonra seni aklımdan hiç çıkaramamam gibi. Herşeyin bir sebebi var işte. Ama sen kızma olur mu. Küsme de. Unutma da beni. Çünkü ben ne yaptıysam sana gelmek için yaptım. Böyle olması gerekiyordu. Bir fotoğrafımıza bak mesela, yüzün gülsün, için ısınsın. Sonra tam o sıcaklığında tut beni. Sımsıkı tut, bırakma. Ben sana geliyorum; özlediğim sıcaklığıma, bir daha özlememek üzere...

  • tımarhane duvarı16.01.2020 - 22:41

    Neyi anladım biliyor musun? Senin beni anlaman için bana aşık olman gerekir. İşte tam olarak sende bu eksik. Ve dalgalar kıyıya çarptığında dağılan aşk taneleri değilse eğer, sadece ıslanıyorsan çırpınmak da boşuna; ne kadar çabalarsan çabala, batarsın. Benimkisi, daha doğrusu senin bende uyandırdığın da tam olarak bu. Denizine tutkunum fakat aşksızlığında sadece battığımla ve ciğerlerime dolan suyla kalıyorum. Ben suda nefes almayı bilmiyorum. Aşkınla boğmanı isterdim beni oysaki; ne yazık ki sende çok eksik, bende de gereğinden fazla olanla.

  • tımarhane duvarı27.11.2019 - 20:42

    Bu ömrü seninle geçirmek istiyorum. Ama çözemediğim birşey var sende. Sanki, sanki bir an gelecek ve beni sensiz bir yanlızlığın içinde bırakıp gidecekmişsin gibi bir havan var. Hislerimin kuvvetli olduğunu düşünmüyorum; fakat devamlı bunu hissetmek... Her seferinde kendimi telkin ediyorum; kandırıyorum kendimi asla bırakmayacağın düşüncesiyle. Daha 24 saate ulaşmadı oynadığım mutluluk oyunu. Ne zaman gözlerine baksam hep bir parça gidişini görüyorum. Ve bazen yanındayken dahi üstü örtülü uçurumlar kazıyorsun. Ben hep o pamuk ipliğine bağlı, bir gün gideceğin düşüncesiyle sana gelemiyorum. Sorun; sana gelip seni kaybetmekten korkuyorum. O yüzden hep bir parça duvarım var benim, senin ardını hiç göremediğin... Ve o yüzden ben hep 1 ileri 1 geri, yerimde sayıp duruyorum... Oysa, oysa bir sefer desen yetecek; ikinciyi sormayacağım bile, teyit etmeyeceğim: "Ne olursa olsun seni ömrümün sonuna kadar bırakmayacağım." Ah bir desen...

  • tımarhane duvarı16.11.2019 - 11:01

    Cesaret dolu cümlelerin dökülürken kıvrımlarının her bir durak noktasını ezberlediğim dudaklarından egoist bir hayranlık beslememek mümkün değil açıkçası(!) O kadar canım yanıyor ve bunu o kadar belli etmiyorum ki uyur taklidi yapan düşünceli geceler karşılıyor sabah güneşini. Seni binlerce kez, binlerce kez terk etmek isterdim aslında; canını cayır cayır yakmak isterdim. Geceme bir bıçak gibi saplanıp kalan cümlenden geriye oluk oluk kan akıyor, bir türlü ölemiyorum. O gün geldiğinde sen sadece kendini kandırmış olacaksın, benli avuntularla. Ve bir daha asla böyle sevilmeyeceksin. Tanrının sevgi pınarları sana küsecek. Kendini inandırdığın sahte hayatında bensizliğin lanetiyle her geçen gün daha çok öleceksin. Senin hikayenin sonu benden başkasında eğreti duruyor...

  • tımarhane duvarı23.10.2019 - 10:02

    Duyguların tasnifi olmaz... Mutlu iken herşey ne kadar güllük gülistanlık. Gerçeklerle mutsuz olduğunda yüzleşiyor insan. Ve Sen benden bir adım uzaklaşınca emek emek kurduğum tüm dünyam başıma yıkılıyorsa; duyguların kesinlikle tasnifi olmaz... Bir tek şey hissediyor insan aslında. Ve ne hissediyorsan O'sun. Ben ne mi hissediyorum? Bu tamamen Sen ile alakalı bir durum... Sesinin tonundaki ufacık bir titreşim benim tüm duygularıma şekil verir. Her durumda severim Seni yine de; ya mutlu olurum ya da mutsuz... Sadece merak ediyorum. Ne zaman ısınacaksın? Ya da nasıl ısıtacağım Seni? Ya da kim ısıtabilecek ruhunu? Ateş olup üzerine yağmak isterdim ruhunu aleve verdiğim rüyalarında gezinirken... Her bitiş bir başlangıç mı? Yoksa bittikçe bir insanın içinde kayıp mı oluyorsun bilmediğin sonsuzluklarda? Ama ben Senin sonsuzluğun dışında boğulmayı bilmiyorum ki; bunu öğretmedin Sen bana... Sende de yüzmeyi bilmiyorum sanırım. Ama olsun; Sende boğulmak korkutmuyor beni... Senden kaybolmaktan başka...

  • tımarhane duvarı06.08.2019 - 22:38

    Zannetmeyin ki sadece Tanrı'nın varlığını açıklayamıyorsunuz. Aklınızın yetmediği ve asla da yetmeyeceği bir şey daha var. Aşk'ı açıklayabilecek olan var mı?

  • tımarhane duvarı06.08.2019 - 22:28

    Kendime baktığım zaman aslında benim değil, insanların anormal olduklarını gözlemlediğim günden beri normal rolü yapıyorum; hayatın akışında taşlanmamak için. Peki şimdi ben mi anormalim yoksa onlar mı normal?

  • tımarhane duvarı06.08.2019 - 20:49

    Bir insanı unutabilirsin, hatta sana yaptıklarını da; ama onun sana hissettirdiklerini asla unutamazsın...

  • tımarhane duvarı05.08.2019 - 11:55

    Şu hayatta hiçbir şeyin insanı mutlu etmediği düşüncesi.. Ne kadar acele verilmiş bir karar. Ne kadar fevri varılmış bir yargı. Jules Verne dünyanın merkezine seyahat ediyordu. Sen neden kendi içine seyahat edemiyorsun¿ Tüm mutluluk orada, içinde; dünyanın merkezinden de daha yakın hem de.. Düşün; öyle bir düşün ki zihnin ufukların ardına yelken açsın, görünmeyenle bilinmeyeni keşfet zihninde.. Hisset; öyle bir hisset ki mesafeler hüngür hüngür ağlasın, varlığına aç olduğuna sımsıkı sarıl kalbinde.. Duy; öyle bir duy ki O'nun sesini ayıkla tüm uğultunun içinde, kap locanı sağır olana kadar ruhunun solistini dinle.. Bak; öyle bir bak ki ruhunun aç olduğunu gör, etrafındaki tüm güzellikler solsun O'nun gerçeğinde.. Nefes al; öyle bir nefes al ki havadaki tüm kokular yoğunlaşıp damla damla süzülürken ayaklarının altından O'nun kokusu buharlaşsın teninden, ciğerlerine can diye dolsun.. O, mutluluğun, orada, içinde; ve Ben, ve Sen, ve Bizim gibi olanlar aslında o kadar mutluyuz ki içimizde, içimizdekiyle; kabuğumuzdan çıkamıyoruz...