Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • Mustafa Bay17.04.2018 - 09:22

    Meditasyon

    Baharla
    Geriye sarıyor zaman

    Allanıp pullanarak…

    Ben de
    En kıvrak halimi alıyorum
    En cevval
    En akışkan

    Rüzgâr da yorulmayı unutuyor
    Bana öykünür gibi

    Papatyalar yerinde sayıyor
    Sallanarak…

    Huzur
    Geri geliyor
    Kilidini kırıyor cemre cemre gün
    Kapısı ardına dayanıyor gönlümün

    Günlerden sanki her gün pazar
    Saatler hep dokuzu çalıyor

    Ve ben sana uyanıyorum
    Artık

    Azar azar…

    17.03.2018

    Mustafa Bay




    Bu şiiri açtığım anda dikkatimi çeken ilk şey şiirin fiziki yapısı oldu. Okumaya başlamadan önce düşündüğüm ilk şey de şairin tüm cümlelerini ucu açık bir cümle olarak bitirmek istediğinin onun tarzı olduğu kanısına vardım.


    Peki, bu kanıtlanabilir bir gerçeklik mi?


    İşte burada karşıma yine şiirin ve şairin esnekliği, dil hâkimiyeti ve son olarak da üstüne etiketlenmiş tarzı çıktı.


    Sadece şiirin kısalığı değil, çoğunlukla bir, iki ve üç kelime ile tamamlanan satırlarla, bu kadar kısa bir şiirde ne anlatılabilirdi?


    İşte benim için ilgi çekici ve ilginç olan da buydu.


    Şimdiye kadar okuduğum yorumlarda şairden bahsedilirken hep şununla karşılaştım. İyi bir şairin yazdığı şiirin uzunluğu veya kısalı önemli değil.


    Peki, iyi bir şair olmanın kıstası ne?


    Kişiye göre değişiklik gösterir gibi görünse de, sonuç olarak şair, şiirini okuyucusuna yaşatabiliyorsa, tek etiketi ‘iyi şair’ oluyor.


    Benim bu şiirde kendi adıma bulduğum iki şey oldu.

    • Huzur ve o huzurun getirdiği motivasyon.


    Ne kadar denemiş olsam da, içinde geçen tüm zaman kavramlarına rağmen, ben kendi adıma bu şiirde bir zaman kavramı bulduğumu söyleyemem.


    Gönlün kapısını ardına kadar dayayan şeyin huzur olduğunu söyleyen, o huzuru da azar azar aşka uyanışa bağlayan şairimizin, bu ölçülebilir değerlere yüklediği sonsuzluğa ve ince zekâsına hayran kaldığımı söylemeliyim.


    Şiirin bütününe hakimiyet kuran o yorulmak bilmez rüzgâr ve onun etkisinden kurtulamayan papatyalar ve şiir içindeki senaryo mükemmel.


    Aşk dolu bir şair, zaman içinde zamanlar yaratarak, insanın içini coşturan örneklerle çok güzel anlatmış, beklemenin o huzur veren telaşını.


    Sonuç olarak Meditasyon, bir an dalınmış bir hayal gibi görünse de gerçekten güzel ve motivasyona sebep bir şiir.



    Saygılarımla.

  • Mustafa Bay17.04.2018 - 09:14

    Merhaba Mustafa Bay


    Hatırlarsınız, ilk gelişimde sizin de destek vermenizden mutlu olduğum anı defteri önerisinde bulunmuştum. İki nedenle başka bir öneri ile geldim.


    • Birincisi olayımızın yeni ve farklı bir boyut kazanması isteğim.
    • İkinci ise, sizinle benim aramda birebir yaşanacak ilk anımıza bir isim koymak ve konumuzun da ‘şiir’ olmasını istemem.


    Şiirin benim için zorlayıcı ve kendimi eğitmem gereken bir konu olduğunun bilinmesini ve buna çalışırken de çok zorlandığımı söylemek zorundayım.


    Bu sebeple çok sayıda şairin şiir sayfalarını ziyaret ettim. Yapılan yorumların tamamını okumaya çalıştım. Yetinmedim antoloji formatında hizmet veren birkaç sitede de aynı şeyi yaptım. Elde edebildiğim ilk izlenim ise:


    Şiirin kesinlikle çok boyutlu ve esnek bir konu olduğu ki;

    1. İlk olarak karşıma çıkanın şiirin kimin olduğu önemi oldu.
    2. Pek çok şiirde, şiiri ziyaret edenlerin çoğunluğunun birbirini takip ettiği oldu. Gösterilen bu ortak eylemde de gözüme ilk çarpan ise gruplar içerisinde bulunmanın gereğinin baskın bir aksiyom (tanımlanabilmesi için var olması şart olan olgu.) olarak karşıma çıktı.
    3. Alınan yorum, antolojim ve beğeni değerlerinin öne çıkartılması çabasının önemi yanında kimi zaman kalitenin göz ardı edilebilmesi gerçeği benim önüme yine gruplarda var olmanın farkında olmadan gruplaşma eylemini gerektirdiği bir sonuca varmama sebep oldu.
    4. Sonuç olarak, bu tür sanal ortamlarda var olabilmenin aidiyet mantığına doğru bir eğim ve istek gösteriyor olması bu gerekliliğin haklılığını ortaya koyuyor.
    5. Başka ve önemli bir veri de, tüm bu eylemler kimi zaman eksiye doğru yönelmiş bir eylemmiş gibi görünse de, çok önemli bir motivasyon (isteklendirme) aracı olduğunun da yadsınamaz bir gerçek olması.


    Burada şunun da önemle altını çizerek belirtmek isterim ki, bir üst kısımda maddeler halinde vermiş olduğum veriler gözlemlerim sonucunda elde ettiğim ve tamamen tarafıma ait olup, hiç kimseyi bağlayıcı, öteleyici ve genel bir kural olarak algılanmaması gerekir.


    Asıl konumuma dönmem gerekirse, şiir seçimi konusunda çok zorlandığımı, klasik sözlerle ifade etmek yerine beni zorlayan kıstaslarımdan bahsetmek istiyorum. Çünkü şu an yapmaya çalıştığım şeyin boyumu aştığının farkındayım. Bu sebeple yapmaya çalışacağım şeyde seçtiğim şiirin ve şairin hakkını tam olarak iade edebilecek bir eylem içerisinde olmam gerekiyor ki, hak yerini ve sahibini bulsun.


    • İlk olarak yukarıda sunduğum veriler doğrultusunda hala su yüzünde olmayı sürdüren şiire uzak oluşum ve yorum yapma eylemi nedir, nasıl yapılır ya da yapılmalıdır konusu ve kıstaslarının neler olduğuna hala tam olarak sahip olamamam.
    • Bu korkumun altında yatan alt ve en önemli başlık ise, es kaza ‘şiire ve şaire’ zarar verebilme ihtimalimden doğan korkum.


    Bu sebeple en çok da şu an burada olmamın asıl muhatabı olan Mustafa Bay üzerinde çalıştım.


    Şiirlerinin; beğeni, antolojim ve yorum adedi, sayısal olarak çıtayı zorlayan bir şair olduğunu gösterdi. Kendisi tarafından yapılmış görebildiğim tüm yorumlarından edindiğim ilk ve izlenim Mustafa Bay’ın uzun cümlelerin adamı olmadığı oldu. Ayrıca bunu yaparken kelimelerini süsleme çabası olmaması da ona yakışan bir tavır ve tarz olarak karşıma çıktı. Buda bende şiirdeki estetik ve esneklik güzelliği olarak kodlandı.


    Bunca anlatı sonrası beni en çok zorlayan şey ise;

    • Hangi şiiri?


    Beni bu kadar düşündüren de, benim buraya geliş ve bu terimin açılma sebebi olan ‘Meditasyon’ şiiri ve o şiirin yoruma kapalı olması.


    Arkadaş listesinde olmadığım halde elime geçen ‘Meditasyon’ şiirinin sunum mesajına rağmen, bana atıfla abi/kardeş ilişkimizi kabul edişine sığınarak, kendimi o şiirinde sınamak ve o şiiri ile karşısına çıkmak istiyorum.


    Saygılarımla.

  • Mustafa Bay10.04.2018 - 10:39

    Merhabalar Mustafa Bay

    Bu bölümü, bölümde yazılanları, olayın var oluş nedenini ve sonuçlarını en ince ayrıntısına kadar okuyup anlamaya çalıştım. Sebebini, girdi ve çıktılarını artıya, eksiye vurdum. Elde edebildiğim tek veri benmerkezcilik oldu. Çünkü mesajların altında bulunan 'in ve out' butonlarının kullanılışını çok çocukça ve basit bulduğumu ve bu tezimin kanıtı olduğunun bir göstergesi olduğunu söylemeliyim.

    Bu nedir teriminin oluşturulma sebebini anlayabilmek için ‘kişiler’ kategorisinde oluşturulan diğer nedir terimlerini araştırdım. Olay ve oluşma sebebi aslında çok basitti. Sanırım bu nedir’in neden ‘kişiler’ kategorinde açılmış olduğu ve gereği gözlerden kaçmış.

    Bu kadar açıklamamdan sonra ne demek istediğim şu an benim ekranımda ve karşımda olan cümle açıklıyor.

    ‘Mustafa Bay sizce ne demek, Mustafa Bay size neyi çağrıştırıyor?’

    Benim görebildiğim tek şey gereksiz yere yaratılmış bir kaos oldu.
    Üzülerek şunu düşündüm. Burası buraya yazmak isteyenlerim Mustafa Bay ile yaşadıklarını, anılarını paylaştıkları bir anı defteri olmalıydı.

    İsim zikredilerek yapılanların eleştiri değil de öngörü ve temenni ve olaya katılmak istenen bir espri olarak algılanmasını isterdim. Övgüye varız. Eleştiriye uzağız mantığıyla üstü örtülü şekilde tek bir kişi ötelenerek özür dilenmesi ve özrün sanal savaşlardaki sanal kahramanlara malzeme verilmesine sebep olması benim gözümde pek de şık durmamış.

    Sonuç olarak uzak durmaya çalıştığım bu tür sanal âlemlerin çok gereksiz bulduğum bu kaoslarını 14.000 km’den fazla bir uzaklıktan anlayabilmek benim için hiç mümkün değil.

    Ama her insanın olduğu gibi benim de zaaflarım ve bam tellerim var.

    Bunlara girmeden önce kendimi ve burada bulunma sebebimi etiketsiz olarak kısaca anlatmam gerekirse yukarıda gördüğünüz adı taşıyan, babasını hayal meyal hatırlayan, 24 yaşında ama daha 5 yaşında abi olması gerekirken baba olmuş biriyim.

    Bugün burada olma sebeplerimin en başında olan sebep Almula Erdem ve onun sayesinde tanıdığım ve hayatımızın en hassas döneminde hayatımıza giren Mustafa Bay.

    Şahsen ne tanışmadık, ne de yazıştık. Bizi birbirimize anlatan da Almula Erdem oldu.

    Dürüst olmam gerekirse, o dönemde ne kadar engelleyeme çalışsam da engelleyemediğim bir bağ oluştu Almula Erdem ve Mustafa Bay arasında.

    Almula Erdem o sancılı dönemde bana Mustafa Bay tarafından gönderilmiş çok özel bir mesaj getirdi. “Atakan’a söyle onun kaderini paylaşanlarda var.” O an önemsemediğim o mesajda bana anlatılmak istenen şeyi Almula Erdem’i dinledikçe fark ettim.

    Biz Mustafa Bay ile birbirimize çok benziyorduk. Hayata başlamak için 5 yaş çok erken bir yaş. Çocuk olmadan abi, büyümeden baba olmak çok zor.

    17 yıl sonra omzumdaki bu yükü alıp, Almula Erdem’den “artık babam gibi davranmayı bırakıp abim olmayı dener misin?” cümlesini duymamı sağladığınız için teşekkür ederim Mustafa Bay.

    Bana yeni bir abi kazandıracak o tanışma gününde görüşünceye kadar takibimdesiniz.

    Saygılarımla