Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Esra Seçkin
Esra Seçkin

Çalma bizi, bizden bizi, gitme o ellere doğru. Bizi öyle harab, öyle altüst ediyorsun, etme. Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan. Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun, etme..mevlana

  • Bana Bir Şarkı Söyle11.12.2017 - 22:56

  • yetkili şair11.12.2017 - 19:54

    Adını anmak güzeldi,
    dost ağızlarda sana dair cümlelerin
    ıslatılması...
    Adını anmak...
    Yüksek sesle, kimsesiz gecelerin düşsel
    avuntularına sırt çevirip senden söz açmak...
    Biraz gülünç, biraz sitemkar...
    güzeldi...
    Adının Türkçedeki yankısı özeldi...

    Seninle yoğurt yemek, kendi Kanlıcanlı,
    Sülalesi Kandilli yoğurtçunun mekanında...
    Denize amors durup, yüzüne
    cepheden bakmak güneşli bir mavilikte....
    güzeldi..

    İpe sapa konuşlanmaz bahanelerle elini tutmak,
    yüzünde
    Yüzyıllık bir hasreti gidermek güzeldi...

    Güzeldi'li geçmiş zamanları düşünüyorum
    şimdi...
    Cümlelerimiz öznesiz...Umursayan yok,
    Kanlıca'daki yoğurdu...

    ve eşikteki öpücük, tarih bilinci olmayan bir
    aşkın mührüdür artık...

    Yılmaz Erdoğan

  • Sonra dedim ki11.12.2017 - 19:52


    hey bir zaman bakıp bakıp
    seyrine doyamadığım!
    şimdi gurbette bırakıp
    sesini duyamadığım!

    evde kapanıp kaldın mı?
    seyrana çıkıp güldün mü?
    başkalarının oldun mu?
    “benimsin!” diyemediğim!

    akıtıp gözüm yaşını
    hatırlarım gülüşünü;
    kıvırcık saçlı başını
    göğsüme koyamadiğım!

    dik yamaçların selisin,
    sen benden daha delisin,
    şimdi kimlerin kulusun?
    başını eğemediğim!

    nasıl vurgunum bilirdin,
    niçin benden yüz çevirdin?
    kimlerin koynuna girdin?
    öpmeğe kıyamadığım!
    Sabahattin Ali

  • yetkili şair10.12.2017 - 18:25

    Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
    Kanatların çırpındığı kadar hafif..
    Kalbinin attığı kadar canlısın,
    Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
    Sevdiklerin kadar iyisin,
    Nefret ettiklerin kadar kötü..
    Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
    Karşındakinin gördüğüdür rengin..
    Yaşadıklarını kâr sayma:
    Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,
    Sevdiğin kadardır ömrün..
    Gülebildiğin kadar mutlusun.
    Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
    Sakın bitti sanma her şeyi,
    Sevdiğin kadar sevileceksin.
    Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
    Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın.
    Bir gün yalan söyleyeceksen eğer;
    Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
    Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret,
    Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın.
    Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın,
    Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
    Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
    Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
    Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
    İşte budur hayat!
    İşte budur yaşamak,
    Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
    Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
    Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
    Çiçek sulandığı kadar güzeldir,
    Kuşlar ötebildiği kadar sevimli,
    Bebek ağladığı kadar bebektir.
    Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin,
    bunu da öğren,
    Sevdiğin kadar sevilirsin...

    Can Yücel

  • yetkili şair10.12.2017 - 18:22

    Ustaları unutmayalım. ..

    Sarı saçlarına deli gönlümü
    Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban!
    Ayrılıktan zor belleme ölümü
    Görmeyince sezilmiyor Mihriban!

    Yâr deyince kalem elden düşüyor
    Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor
    Lâmbamda titreyen alev üşüyor
    Aşk kağıda yazılmıyor Mihriban!

    Önce naz sonra söz ve sonra hile
    Sevilen seveni düşürür dile
    Seneler asırlar değişse bile
    Eski töre bozulmuyor Mihriban!

    Tabiplerde ilaç yoktur yarama
    Aşk değince ötesini arama
    Her nesnenin bir bitimi var ama
    Aşka hudut çizilmiyor Mihriban!

    Boşa bağlanmamış bülbül gülüne
    Kar koysan köz olur aşkın külüne
    Şaştım kara bahtın tahammülüne
    Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban!

    Tarife sığmıyor aşkın anlamı
    Ancak çeken bilir bu derdi, gamı
    Bir kördüğüm baştan sona tamamı
    Çözemedim çözülmüyor Mihriban!

    Abdurrahim Karakoç

  • Sonra dedim ki09.12.2017 - 09:54

    Ben seni kırmak için yaratılmadım. Uzun zamandır seni planlıyorum haksızca; cezalandırılacak kadar mı yabancı, tanınmaz ve suç yüklüydüm? ! Belki; seni çok yıprattığımın, bıraktığımın elbette farkına vardım, ama herşey mi benim aleyhte varoluşumla açıklanabilir? ! Beni, başta sana olmak üzere kimliklere karşı saldırganlaştıran koşulları tek başıma ben mi oluşturdum? Seni kaybettim. Bunu biliyorum. Seni kaybettiğimi sen çekip gitmeden önce de biliyordum. Ortadaydı. Bedel ve kefalet ortadaydı.. senin hakkında bir satır yazmamaya çalışmamın nedenini hiç düşündün mü? ! Sana ait olanları içten içe koruma uğraşı mıydı sanki bu: kuşkusuz. Hala da saygıyla ağlıyorum. Büyük bir tesadüfe yenildim, büyük bir eksen kaymasıyla, sihirbazın şapkasında sıkışıp kalan tavşan gibi,

    Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm.
    K.İ

  • yetkili şair09.12.2017 - 09:39

    Ve bir kadın, "Bize acıdan bahset" dedi.
    Ve o cevap verdi: "Acınız, anlayışınızı saklayan kabuğun kırılışıdır. Nasıl bir meyvenin çekirdeği,
    kalbi güneş'i görebilsin diye
    kabuğunu kırmak zorundaysa,
    siz de acıyı bilmelisiniz. Ve eğer kalbinizi,
    yaşamınızın günlük mucizelerini
    hayranlıkla izlemek üzere açarsanız,
    acınızın, neşenizden hiç de
    daha az harikulade olmadığını göreceksiniz; Ve kırlarınızın üstünden
    mevsimlerin geçişini kabul ettiğiniz gibi,
    aynı doğallıkla, kalbinizin mevsimlerini de
    onaylayacaksınız. Ve kederinizin kışını da,
    pencerenizden huzur içinde seyredeceksiniz. Acılarınızın çoğu sizin tarafınızdan seçilmiştir. Acınız, aslında içinizdeki doktorun,
    hasta yanınızı iyileştirmek için
    sunduğu "acı" ilaçtır. Doktorunuza güvenin
    ve verdiği ilacı sessizce ve sakince için; Çünkü size sert ve haşin de gelse,
    onun elleri,
    "Görülmeyen"in şefkatli elleri
    tarafından yönlendirilir. Ve size ilacı sunduğu kadeh
    dudaklarınızı yaksa da,
    O'nun kutsal gözyaşlarıyla ıslanmış
    kilden yapılmıştır."
    Halil Cibran

  • yetkili şair08.12.2017 - 20:56

    Ben
    senden önce ölmek isterim.
    Gidenin arkasından gelen
    gideni bulacak mı zannediyorsun?
    Ben zannetmiyorum bunu.
    İyisi mi, beni yaktırırsın,
    odanda ocağın üstüne korsun
    içinde bir kavanozun.
    Kavanoz camdan olsun,
    şeffaf, beyaz camdan olsun
    ki içinde beni görebilesin...
    Fedakârlığımı anlıyorsun:
    vazgeçtim toprak olmaktan,
    vazgeçtim çiçek olmaktan
    senin yanında kalabilmek için.
    Ve toz oluyorum
    yaşıyorum yanında senin.
    Sonra, sen de ölünce
    kavanozuma gelirsin.
    Ve orda beraber yaşarız
    külümün içinde külün,
    ta ki bir savruk gelin
    yahut vefasız bir torun
    bizi ordan atana kadar...
    Ama biz
    o zamana kadar
    o kadar
    karışacağız
    ki birbirimize,
    atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
    yan yana düşecek.
    Toprağa beraber dalacağız.
    Ve bir gün yabani bir çiçek
    bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
    sapında muhakkak
    iki çiçek açacak:
    biri sen
    biri de ben.
    Ben
    daha ölümü düşünmüyorum.
    Ben daha bir çocuk doğuracağım.
    Hayat taşıyor içimden.
    Kaynıyor kanım.
    Yaşayacağım, ama çok, pek çok,
    ama sen de beraber.
    Ama ölüm de korkutmuyor beni.
    Yalnız pek sevimsiz buluyorum
    bizim cenaze şeklini.
    Ben ölünceye kadar da
    bu düzelir herhalde.
    Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bu günlerde?
    İçimden bir şey:
    belki diyor..
    Nazım Hikmet Ran

  • Sonra dedim ki08.12.2017 - 00:23

    Allah katındaki durumunu öğrenmek istersen,Allah’ın seni hangi işlerde kullandığına dikkat et .
    Atâullah İskenderi



  • Bana Bir Şarkı Söyle07.12.2017 - 23:40


    Beni izleyen gizli baykuşa gelsin.