Kültür Sanat Edebiyat Şiir

türkiye türkçesi sizce ne demek, türkiye türkçesi size neyi çağrıştırıyor?

türkiye türkçesi terimi Cem Nizamoglu tarafından 01.07.2003 tarihinde eklendi

  • Atakan Kartaltepe
    Atakan Kartaltepe20.07.2006 - 21:35

    1- TDK geçen gün TV de bildirdi ki 600.000 kelimelik bir sözlük hazırlanmakta...
    2- Türkçenin güzelliği bir kelime ile bir kaç anlam verebilmekte...şiir gibi...
    3- Ecevit gibi öztürkçe konuşacağım diye 300-500 kelime ile konuşanlar...o başka..
    4- Türkiye türkçesi...biiir...İstanbul (aaaah ah!) türkçesi ikiii...

  • Jenn
    Jenn26.03.2006 - 15:39

    Türk dil ailesinden en çok konuşanı bulunan lehçedir..diğer lehçeler ise anlaşılabilmesi bakımından sırayla şunlardır: Azerice (% 90) , Turkmence (% 70) , Özbekçe (% 60) , Uygurca (% 50) , Tatarca (% 30) , Kırgızca (% 20) , Kazakça (%15) ' dır. İşin ilginç tarafı Uygurca taa Çin'de konuşulmasına rağmen Kazakça ve Kırgızca'dan daha iyi anlaşılabilir. bu benim şahsi deneyim ve gözlemlerim sonucu vardığım bir sonuç..
    Ancak şunu unutmamak lazım; bize en uzak olan Kazakça ve Kırgızca bile en çok 1 ay içinde rahatlıkla öğrenilebilir ve konuşulabilir..
    Öncelikle yapılması gereken bir alfabe birliğinin gerçekleştirilmesidir. Alfabe birliği olduktan sonra bu lehçeler zamanla birbirlerine daha yakın olacaklardır..

  • Sezgin Yeşiltaş
    Sezgin Yeşiltaş20.06.2005 - 08:56

    Azerbaycan, Türkmenistan, Kazakistan(emin değilim) Türkçeleri ile gittikçe anlam kazanan yeni bir terim.

    Eskiden İstanbul Türkçesi vardı.

  • Nilhan Cihan
    Nilhan Cihan05.09.2004 - 19:31

    bir ülkenin kültürünü dili dini ırkı gelenekleri görenekleri şekillendirir. hangisi mutasyona uğratılmadı günümüzde söylermisiniz. insanlarımız çağdaşlaşma adına başımıza geçirilen çuvalda debeleniyor. önce kültürümüzü sonra dinimizi dilimizi dejenere etmeye çalışıyorlar.. evet evet çalışıyorlar hem de durmadan topyekün tüm kaynaklarıyla..

  • Cem Nizamoglu
    Cem Nizamoglu01.07.2003 - 21:30

    Ana Türkçe’nin güney batı (Oğuz) öbeğinde özellikle Anadolu’da 8. Yüzyılda ortaya çıkan Türkiye Türkçesi, bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi dilidir. Eski Anadolu dilleriyle köken bakımından hiç bir ilgisi, bağı yoktur.

    Türkiye Türkleri, Kurtuluş Savaş’ından sonra, ulusal kimliklerini geliştirme sürecinde iki önemli kültür devrimi gerçekleştirdiler: harf devrimi (1928) , dil devrimi (1932) . Özünde siyasal tercih olan bu devrimler, hem Türkiye Türkçesi’nin önüne yeni gelişme boyutları açmış, hem de Batı uygarlığı çevresine girerken karşılaşıbilecek dilsel sorunlar için gerekli düzenleme ve önlemleri göndeme getirmiştir.

    Türkiye Türkçesi’nde çeşitli yöresel ağızların varlığına rağmen,20. Yüzyıl başlarında İstanbul ağzı üzerine temellendirilen standart konuşma ve yazı dili, toplumsal iletişime büyük kolaylık getirmiştir. Bunda, eğitim-öğretim kurumlarıyla kitle iletişim araçlarında bu standart dilin kullanılmasının ve bir de Latin kökenli yeni Türk alfabesinin fonetik(sesbilgisel) ve kolay öğrenebilir olmasının payı büyüktür. Yöresel ağızlar, standart dilin egemenliği, iç göçler, kentleşme olgusu vb. yüzünden etkisini yitirmeye başlamıştır.

    Türkiye Türkçesi, yakın zamanda bağımsızlıklarını kazanan Orta Asya Türk cumhuriyetlerine de, özellikle Batı dünyasına açılmada örneklik edebilecek deney birirkimine sahiptir.

    Bugün, Türk dil ve lehçeleri arasında bilim ve kültür dili olarak en gelişmişi kabul edilen Türkiye Türkçesi’nin karşı karşıya olduğu sorunların başında, yabancı dillerden, özellikle Amerikan İngilizcesi’nden borç alınan kelimeler gelmektedir. Yabacı dille eğitim ve öğretim yapan orta ve yüksek dereceli okulların artması, bu sorunu daha da karmaşıklaştırmaktadır…*

    *Referans: Yusuf Çotuksöken