Kültür Sanat Edebiyat Şiir

akrebin yolculuğu sizce ne demek, akrebin yolculuğu size neyi çağrıştırıyor?

akrebin yolculuğu terimi Burak tarafından 06.10.2003 tarihinde eklendi

  • Fizanlı Necip Fîyakalı
    Fizanlı Necip Fîyakalı 19.01.2009 - 19:26

    efendim akrebe dair söylenecek pek çok şey var idir bedevilerin heybesinde.akrep en asil ve en kıskanç yaratıklardan biridir.soğuk ve mavi kanlı olup en güzalıcı renkler bu sülaleye mahsustur ve elbetteki ataları bukalemundan ahir...kum tanecikleri arasında hayli süratli hareket etmesine rağmen nedendir bilinmez ağırkanlı olmaklıkla-ki muhtemelen soğuk kanlı olmasından sebep-suçlanmışidir.bir suçlamada aşırı kıskanç ve aşırı cimaya meyyal olduğu yönündedir.kıskançlığı hususunda hemfikir olmaklığıma mukabil kimden sebep cimaya meyyaldir bilememekteyim.erkeği dişisi için diğer erkeği katletmektedir kıskançlığını açıklar lakin meyyaleyi nerden yorarız bilememekteyim...
    cahilen...

  • Fizanlı Necip Fîyakalı
    Fizanlı Necip Fîyakalı 17.01.2009 - 19:19

    Garibu gureba yelkovânın,gendinin bir gudümlük seyrü seferine mukâbil altmış tur ilen gendini harâbettiği vaziyetin namıdır ki akrebe ne desek azidir…
    Heves ilen…

  • Saliha Yadigar
    Saliha Yadigar 28.08.2006 - 23:13

    Mehmet Aslantuğ'un oyunculukta doruğa ulaştığı film. Yaşam bazen çok da somut değildir, sanat da...

  • Gül Solmaz
    Gül Solmaz 17.06.2006 - 15:34

    onikiden onikiye
    dön dön dur dön dön dur....

  • Cem Nizamoglu
    Cem Nizamoglu 29.10.2003 - 17:48

    AKREBİN YOLCULUĞU

    Yönetmen: Ömer Kavur
    Yapımcı: Ömer Kavur 'Alfa Film'
    Senaryo: Macit Koper, Ömer Kavur
    Görüntü Yönetmeni: Erdal Kahraman
    Yapım Yılı: 1997
    Format: 35mm
    Oyuncular: Mehmet Aslantuğ, Şahika Tekand, Tuncel Kurtiz, Nüvit Özdoğru, Tomris Özalp

    Filmin Konusu: Bir saat ustası olan Keram, tanımadığı bir adamdan aldığı bir anahtar ve adresle Gölkoy adlı bir kasabaya gider. Kasabanın kulesindeki saati onarırken gizemlği bir kadınla tanışır...

  • Cem Nizamoglu
    Cem Nizamoglu 29.10.2003 - 17:48

    Akrep nehrin kenarında durmuş karşı kıyıya bakmaktadır. Geçmek istemekte ama suyu geçmek için yaratılmamıştır, korkar. Dostu olan kurbağaya seslenir:
    - Kurbağa kardeş, seninle dostuz biz, dostluğumuz hatırına beni karşı kıyıya geçirir misin?

    Kurbağa kendinden emin bir şekilde:
    - Yapamam akrep kardeş, evet seninle biz dostuz ama uzak durmalıyım senden. Sen bir akrepsin ve zalim bir iğnen var, çekinirim senden.

    Akrep, kurbağanın endişesini anlar, ama vazgeçmemiştir.
    - Bak kurbağa kardeş; şimdi sen beni sırtına alıp karşıya geçirirken seni sokabilir miyim hiç? Bunu ancak bir aptal yapar. Ben yüzme bilmem ki, seni sokarsam ben de boğulur ölürüm.

    Mantıklı gelmiştir kurbağaya. Hem eski dosttular, neden soksun ki? Kabul eder. Akrep yaklaşır ve kurbağanın sırtına biner. Suyu geçmeye başlamışlardır yavaş yavaş.

    Derken, tam da suyun ortasında, kurbağa sırtında bir yanma hisseder. Akrep sokmuştur. Acı içerisinde başını çevirir:
    - Neden? Neden yaptın bunu, bak şimdi sen de boğulup öleceksin...

    Akrep üzgün ve pişman bir şekilde şöyle der:
    - Elimde değil. İşte benim doğam bu...