Neden Her Aşkın İçinden Ayrılık Geçer

Fatma Avcı 2
226

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

Neden Her Aşkın İçinden Ayrılık Geçer

Sabahçı mekânlarda dönüp dönüp sana susuyorum. Sana dair hatıralarda ne varsa yakıp yıkıp attım. Unutmaya çalışıyorum yaşanmışlıkları, seni ve senden kalanları bir çırpıda silmek istiyorum, unutulmaya dair ne varsa. Ölüm unutmaksa eğer yaşama son vermek gibi, aşka da ölümle son vermek istiyorum.

Anıları içime nefes gibi çekip, seni hatırlatan ne varsa unutmak için çekilesi dertlere katlanıyorum. Yeni yaşamımda sensizliğe dönmek istiyorum ölüm denen sonsuzluğun yeni başlangıçlara neler getireceğini bilmeden.

Neden her aşkın içinden ayrılık geçer ve bu ayrılıklar giderken bir şeylerde götürür insandan. Unutmak unutulmadığının göstergesi dense de yinede yaşarsın yüreğinin en ücralarında. Yalnızlığın nefesinde ısınırsın bazen de kavurucu ateşler yakar bedenini

Kapalı kapılar ardında ki yalnızlığa sor beni, yerlerde sürünen gururumu açılan yürek yaralarının kanlarıyla nasıl yıkandığını anlatsınlar. Yanındayken özlediğim, kokuna hasret yaşamlara mahkûm olmayı ben istemedim. Sıcaklığını taşıdığım bedenimde sensizliği sarındıkça sensizliğin nefesinde üşüdüm.

Karanlığın gölgesi uzanırken önümde kaldırım taşlarının üzerindeki ayak izlerinin nefesleri ile ısındım. Sevgiler yaşanırken harap olan ömürlerde ağlamak benim kaderim oldu. Acı alışkanlığa dönüştü, acı kabuklaştıkça gölgesiz ıssız kaldım. Uykusuz gecelerin yalnızlığında, kalabalık sokakların kan taşları üzerinde diz çöküp batan güneşin altında seninle yaşamış olmanın huzurunu yüreğimde yaşadım.

İçimde büyüttüğüm sessizlik uçurumlaştıkça köklerim çölleri sarıyor, gövdem kabuklarını döküp dallarım sana ulaşmaya çalışıyor. Nefesimi tutup kelimelerin dilimden uçmasını engelleyerek susup sessizliğin sesini dinliyorum, beni anlayacak bir sözü duyabilmek için. Kalbimin yeniden çarpmasını sağlayacak bir tek sözcük, harflerin insan nefesinden dökülmesi beni sana getirecek olan tek bir söze ihtiyacım var.

Yağmur muydu beni ıslatan yoksa ben miydim yağmura karışan? Sonbaharın hüznünde güneş dünyadan ışıklarını çekip alırken ay loş ve yumuşak ışıklarını üzerime seriyor. Ben ise unutulmuş ölü yüreklerin zindanında kaybolmuş insan bedenlerini arıyorum.

Yüreğime düşen cemre ısıtmıştı, geceye açan laleler mis gibi kokularını bırakmıştı aşka aç mekânlara. Yalnızlığımı içi boş kelimelerle doldurdum feracesine sarınmış dervişin dinginliğinde. Kalem yürek kelamını yazmaz oldu, sözcükler dudaklarımdan bir süs gibi dökülmekte. Gönlüm gölgelerin peşinden giderken yüreğim uslanmadan yoluna devam ediyor.

Ağlayışların ağlamasına dayanmayan sağır duvarlarda yankılanıyor sesim. Yaşlarım gözümden mi yoksa gönlümden mi akıyordu? Aslında her ikisi birbirine karışmış kim ne için ağlıyor belli olmuyordu. Gözyaşımla sulandırdığım kurumu mürekkep yapıp seni sana yazıyordum.

Aşk bizi terk etti elden hiçbir şey gelmiyor. Kırılan yüreğimin parçaları sıçradığı her yerde kandan izler bırakıyor. Kokun misafirliğini tamamladı ve yola koyuldu bile yaramaz yağmurların ıslaklığında yanağımın yoldaşlık ettiği bir vedaıyla ardından el bile sallayamadı yüreğim.

Sevgili gidince aşkta onunla birlikte gitmiyor.

30.09.2012

Fatma Avcı 2
Kayıt Tarihi : 17.10.2012 19:30:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Mustafa Yılmaz
    Mustafa Yılmaz

    Kal gitme gülüm bu kış geçmez demiştim, anlatamadım gitme kal bahar özlem olur demiştim anlatamadım...

    Şimdilerde ise taş kaldırımlara sığmıyoruz, içimiz hep ağlamaklı, coşkularımız kalmış çakıl taşlı deniz kenarlarında ay ışığı eşliğinde...

    Zamanda kaldı her şey, kırgınlıklar, üzüntüden titremeler, gecenin sesine hasretler, gün ışığına kırgınlıklar, sevginin unutulmaz olduğuna inanmalar, hayatı zorladıkça, inleme sesleri ile koşuşmalar, hepsi zamanın gölgesinde yok olup gitti, kendi benliğini unuturcasına vaz geçemediğin sevdiğinden kopmalar, sürüklenip gitti acı sarsıntıları ile kayboluşlara, ne kaldı geride sevgiye dahil, sadece nefret mi ki o da son nefeslerde…

    Ne zormuş sevginin tutsağı olmak, sadece zorluyor hâlâ bedeni ki yok olmamak için son direnişlerinde. Garip bir acıma hissi doğuyor ki ayrı bir acılanma getiriyor ardında…

    Vazgeçmek gerekiyor artık hayâl kurmaktan ve de geçmişi kurcalamaktan…
    Zaman her şeyi yuttuğu gibi, yürek vuruşlarını da yok etme çabasında şimdilerde.

    Mustafa yılmaz
    ant+10

    Cevap Yaz
  • Serdar Yılmaz
    Serdar Yılmaz

    Yağmur muydu beni ıslatan yoksa ben miydim yağmura karışan? Sonbaharın hüznünde güneş dünyadan ışıklarını çekip alırken ay loş ve yumuşak ışıklarını üzerime seriyor. Ben ise unutulmuş ölü yüreklerin zindanında kaybolmuş insan bedenlerini arıyorum.

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (2)

Fatma Avcı 2