Necati'ye Yürü Koçum Demiş Birisi

Adnan Yeşiltaş
1844

ŞİİR


16

TAKİPÇİ

Necati'ye Yürü Koçum Demiş Birisi

“Yürü koçum!”demiş birisi…
Büyük bir ihtimalle
Bunu diyen siyasi…
Çünkü seçimler yaklaşınca
Necati hep Ankara’ya giderdi !..

Necati yürümüş de yürümüş.

Necati zaten hırslı biriydi.
Kasap önündeki kedi misali…
Yanımızdan geçen güzel arabalara
Mütemadiyen küfür ederdi.

“Kapitalizm”derdi,
“Emperyalizm”derdi,
“Faşizm”derdi…
Yaşamıyla hiç örtüşmedi.

Yeşil bir parka giyerdi.
Hep birilerine özenirdi.
“Halkların kardeşliği” derdi.

Bütün akrabaları ile kavga ederdi.
Geçimsizin biriydi.
Okumadığı gazeteyi
Akşama kadar kolunda gezdirirdi.

Bir sabah işe gidiyordum
Benim evin kirası ödenmemiş,
Zeynep’in yuva aidatını verememişim.
İstanbul'a değil,
Dünyaya geldiğime pişman olmuşum.

Yerdeki parke taşlarını saya saya
İşe gidiyordum;
Şair Nedim caddesini yırttı bir korna sesi…
Dönüp baktım;
Necati'nin ta kendisi.

Necati bana bağırıyor…
“Şair sağına soluna baksana ?
Meclise gidiyorum meclise.”diyor.

Kendimi tutamadım gülmekten.
Arkası kalkık bir araba,
Hava kapalı ama…
Necati’de parlak mor bir gömlek,
Simsiyah bir gözlük.

“Hayırlı olsun.” demeye kalmadı, bastı gitti.
Alışkınım bu hallerine,
İstanbul alıştırdı seve seve.

Ofisin önünde
Ali beni beklerken,
Uzaktan görmüş Necati'nin fiyakasını…
Ali “Bu var ya bu…”dedi.

“Oturduğu apartmanı kafaya almış
Müşterek kömürlüğü öğrencilere kiraya vermiş.”
Meğer köprünün altından çok sular geçmiş.

Ardan bir hafta geçti, geçmedi.
Bir akşamüstü çıkageldi.

Necati:
“Gidelim seninle...
Türkü dinleyelim yine”
Bunu yapardı aklına esince,
Eski hali aklına gelince.

“Şu güneş gözlüğünü çıkar.”desem de
Çıkarmıyor arkadaş…
Bindik arkası kalkık arabasına.
Döşünün kıllarıyla,
Oynaya oynaya gittik Beyoğlu’na.

Girdik türkü bardan içeri,
Aman Allah'ım…
Necati’ye bir sevgi seli.

Işıklı meyveler,
Neler neler...

“Görüyorsun değil mi?”dedi Necati.
“Şu gözlükleri çıkar Necati
Öldüreceksin beni.”
Yalvar yakar çıkarmıştı gözlüğü.

Rahatlamıştım çünkü etraftan utanıyorum.

“Başın öne eğilmesin.” ile başladı istekleri,
Bütün devrim türküleri peş peşe...
Hepsi Necati beye.

“Dünya değişiyor şair
Globalleş globalleş…
Bak nasıl eğleniyor herkes.”

“Herkes eğleniyor, evet.”dedim.
Herkese karışmadığım için
Necati’den ince bir sitem yedim.

Meclis üyesi olana kadarmış…
Kömürlükleri öğrencilere
Kiraya verene kadarmış.

Ali'nin anlattıklarını düşündüm,
Düşündükçe kendi içime gömüldüm.
...
“Ali Kardeşim apartman nasıl müsaade etti?''.
“Necati apartmanı içten dıştan
Badana boya etti”dedi Ali.

Aslında Necati'nin görevi
Müşterek alanları,kömürlükleri,
Yasal olmayan barınakları
Bulup önerge vermek,
Şikayet etmekti.

Üstelikte “Hakça düzen” diye bağırıyorduk.
Halkların kardeşliğine inanıyorduk,
Necati daha çok inanıyordu, pardon.

Necatiyi sabaha kadar anlatırım
Fakat yoruyor,olan bana oluyor.

Arada erik dalı çalıyordu,
Ankara havalarına Necati bayılıyordu.

Necati kendi devrimini yapmıştı
Gecekondulardan geçiniyor,
Etiler'de viski içiyor.

Necati şimdilerde tam bir düzen adamı…
Her dönem,
Her kesime yaranıyor.

Ona sorarsan...
Devrim ateşiyle yanıyor.

Yenilerde tarım marım mırıldanıyor,
“Organik,morganik” diyor,
Korkarım köylere gözünü dikiyor.

Son zamanlarda
Sık sık köyüne gidip geliyor.
Aklımdan bir ara geçirmiştim:
Gidip bunun köylülerini uyandırmalı.

Sonra düşündüm, kovulmadığım
Bir Necati'nin köyü kaldı.

Adnan Yeşiltaş
Kayıt Tarihi : 9.6.2021 10:10:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!