Necati Aykan Usta ( Merhum Şair-yazar)

Durdu Şahin
929

ŞİİR


5

TAKİPÇİ

Necati Aykan Usta ( Merhum Şair-yazar)

Merhum Necati Aykan ustayı, şiirlerini tanımadan önce tanımıştım. Abimin Çorum İmam Hatip Lisesinden arkadaşıydı. Aynı fikir ve inancın sahibiydiler. Aynı dergileri okuyor, aynı büroda özellikle öğrencilerle kültürel sohbetlerde bulunuyorlardı. Beni abim tanıştırmıştı rahmetliyle. “ Endüstri meslek lisesini kazandı, bundan sonra Çorum’da okuyacak” demişti. Sakin, engin, dingin, gönlü zengin bir insan kimliği ile bana okulun, öğrenmenin önemini anlatmıştı, merhum. Etkili ve güzel konuşuyordu. Zaman zaman şiirlerle kuvvetlendirdiği sohbetlerini sanırım birkaç defa daha dinledim. Bilahare Türkiye çapında okuyucularına ulaştırılan Bayrak gazetesine yazar olarak çağrılmış, o da bu davete tereddüt eylemeden “evet” demişti.

İstanbul’da Bayrak gazetesinde çalışmaya başladıktan sonra kendisiyle görüşüp o güzel, tatlı, faydalı, şiirli sohbetlerini dinleyemedim fakat Pınar dergisi ve Bayrak gazetesinde okuyucularına ulaşan yazı ve şiirlerini hep zevkle, beğenerek, etkilenerek okudum.

Birçok şiirini ezberlediğim, üstadım bilip saygı duyduğum merhum şiir ustası; 1955 Çorum doğumludur. Çorum İmam-Hatip Lisesinden sonra İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisini de okudu. Bir süre Birleşik Dağıtım Şirketinin yöneticiliğinde bulundu. Şiir ve yazılarının çoğunluğunu Pınar dergisinde okuyucularına ulaştırdı. Yüzyılların Şarkısı isimli şiir kitabı, okuyucuya ulaşan ilk ve son şiir kitabıdır. Ocak 1977 yılında Otağ Yayınevi tarafından okuyucularına ulaşan şiir kitabında daha çok hece ile yazılmış şiirleri vardı. Tam da millî şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un ideal öğretmenler için dediği gibi “imanlı, kararlı, vicdanlı, liyakatli” bir insandı. “Es Rahmet Rüzgârı” isimli albümde bazı şiirleri de bestelenen yerli, millî, mert, yiğit, dürüst, bir şairdi.

Şiirlerinde birlik, dostluk, köy, köylü, çağın özellikleri, umut, imanın kuvveti, vuslat, mâziye özlem, yabancılaşmanın tehlikeleri, dua, anaların fedakârlığı, hüzün, zulüm ve zâlimlerin kötülükleri, memleket ve yurt sevgisi gibi, millî, insanî, dinî konuları mısra, bent ve dörtlüklerle zevkle okunacak bir biçimde sunmuştu okuyucularına. Şiirlerinin konuları kadar o konuların anlaşılmasını kolaylaştıran “Allah, iman, vatan, millet, hasret, çile, fatih, fetih, ferman, tarih, türkü, dâvâ, dost, yurt, huzur, yürek, şafak, gurbet, ufuk, bulut, dağ, fırtına, hece, gece, sonsuzluk ve hürriyet” gibi insanı sahiden etkileyen kelimeleri de özenle seçilmiş,“ ümit ufukları, mahzun gönüller, devrin efsanesi, demirden yumruk, zafer inancı, efsunkâr bahçe, hür ülke ufku, hüzün dağları, şen dalgalar, tantanasız törenler, insan seli, yabancı iklimlerin dumanları, kuş sesleri, ılık hasret şarkıları, tatlı bir renk sağanağı, mavi şafaklar” gibi kelime guruplarıyla zenginleştirilmişti.

Şairimiz; ebedî güzelliklere hayran, zulme ve zalimlere tepkisini göstermekten sakınmayan, birlik ve beraberliği her daim önemseyen, geleneklerden beslenen, köy hayatının çileli taraflarını, köylünün dert ve problemlerini en güzel bir şekilde dillendiren, mâziyi saygıyla anmakla birlikte âtide de güzel günlere kavuşacağımıza olan umudunu eskitmeyen usta bir şairdi.

Yazar Abdullah Yıldız ustanın merhumla ilgili hislerini paylaştığı yazısında da gayet isabetlice dillendirdiği gibi “ Ak umutların şairiydi… Bembeyaz karlar kadar ak, temiz ve berrak umutların şairi. İnancın, ümidin, heyecanın, sevginin şairiydi o”. “ Bahar gibi yemyeşil, dipdiri umutları vardı.” İslamî duyarlılığını, yerli ve millî tavırlarını her daim korumasını bildi. İnançlı, ihlâslı ve fedakârdı. Hakk’a hasret yüreklerin mutlaka kazanacağına, çileli Doğunun çilelerden kurtulacağına, şanlı günlerimizdeki gibi mutluluğa ulaşacağımıza, zulüm mimarlarının mutlaka yenileceğine, imanla donanmış, temizlenmiş bir hayatın mutlaka yeniden yaşanacağına, şüphesiz inanmış, “Dallardaki hasret marşını dinle”, “Neşelensin göklerimiz sizinle”, ”Bizim gönlümüzde var güzelliğin türküsü”, “Sen kendi âleminde bul güzelliğin altın mihverini”, “Kurun geçmişimizle yıkılan köprümüzü”, “ Şafaklar seninle ışıyacak bil” “Allah’ım adanmış bir yürekle huzurundayım”, “Gök ehlinden sırdaşlar, arkadaşlar eyledim” “Kuşlar yuvada gerek”, “ Bir destan mührü yaşıyor hafızalarda”, Sıcak bir iklim kurulsun inancımızdan” demişti şiirin diliyle. Özgün, özgür ve cesur bir sesti.

Hayati öneme sahip çeşitli konularda insanı doyuran, gerçekleri duyuran, etkileyici, bilgilendirici, faydalı, birbirinden değerli deneme ve tanıtma yazıları da yazan, seçkin üslubuyla okuyuculara “işte bu” dedirten şair, yazar ve fikir adamı Necati Aykan usta: 21 Şubat 2003 yılında Rahmeti Rahmana kavuştu. Pınar dergisinden yazar arkadaşları ve sevenlerinin dualarıyla 22 Şubat 2003 tarihinde ebedi istirahatgahına uğurlandı.

Yazar arkadaşı Kadir Durgun’un “Espriyi severdi. Bir güneş gibiydi o; bulunduğu ortamı hem ısıtır hem ıştırdı.
Yazdığı şiirler gibiydi davranışları...
Anadolu’nun bağrından yetişmiş, dava adamıydı, heyecan adamıydı, gönül adamıydı, o bir kalem erbabıydı.” tespitleriyle sözlerimizi noktalıyor, şiirlerinde “Yüzyılların Şarkısı”nı söyleyen merhuma Allah’tan rahmet diliyorum.

Allah, bu yüzü de yüreği, fikirleri de temiz ustayı cennetinde Peygamber (s.a.v) Efendimize komşu
eylesin.

Âmin.

Durdu Şahin
Kayıt Tarihi : 15.10.2021 15:16:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Durdu Şahin