Naat-ı Şerif MUKADDİME

Mehmet Gözükara
269

ŞİİR


15

TAKİPÇİ

Naat-ı Şerif MUKADDİME

MUKADDİME (*)

Yer çatlamış rahmetsiz, bulut gökte isteksiz
Madde manaya muhtaç tariflerse gerçeksiz
Cehalet boydan aşmış yiğit kalmış yüreksiz
Kızlar kuma gömülür, akıl almaz, burkulur
Yaptığından habersiz, kınanmaktan korkulur

Sürüler kurda teslim, çakallara beldeler
İnsani değerlere kat kat inmiş perdeler
Kız çocuklu ananın gözyaşı Arş’ı deler
Dayıya gidilirken kapı gıcırdamakta
Dudak dile darılmış, ağlamaklı damakta

İnsanlık, insafsızlık çekimine kapılmış
Ahlaktan uzak lakin iffet diye yapılmış
Helvadan put yapılıp ilah diye tapılmış
O döneme, o ân’a, burdan üzülmekteyim
Yüreğim titreyince lif lif büzülmekteyim

Acıkınca yiyecek, taptığını, seyret de
Atasının izinden gitmek için gayrette
Akıl mahcup, fikirden, vicdanlarsa hayrette
Onun için beklenir çok müjdeli o haber
Tüm alâmet belirdi gözleniyor Peygamber

Karanlık nura gebe, müjdelenen ufukta
Gözler seni arıyor her alınan solukta
Kaç sabide ismin var, umut doğan çocukta
Ana ile babalar her doğanla yutkunur
Umulur; belki diye, Muhammedî ad konur

Senin yaratılmanla yaratıldı her kesim
Sana minnet borçludur her aldığım nefesim
Kalbimde heyecansın şahit göğüs kafesim
Cihan ile birlikte ben peşine düşeyim
Benlik kalksın aradan gönülden görüşeyim

Lütuf, ihsan, kerem bu, bizden farklı bizdensin
Emirsin, rehbersin ki daim önde gidersin
Bu nasıl eminlik ki hasmın dahi güvensin
Varlık âlemi için kâmillikte son nokta
Onun ismi geçince gayretlenir dudakta

Peşin hüküm, hasetle, inkârı var gündüzün
Takdiri ilahidir onlara korku hüzün
Hidayet olmayana, mahzun olmasın yüzün
Sen tebliğ edicisin, duymaz bazı olur ki
Senin mahzun olmana kimler razı olur ki

Kol açmışsın ezelden ebede dek sararsın
Tüm gelen nebilerin müjdesinde sen varsın
Görmeden de seslensem seveni sen duyarsın
Sultanlara sultanlık öğreten sen Ahmet’sin (a.s)
Güneşin okşadığı âlemlere Rahmetsin

Senin dışında kalan zarardadır ne varsa
Sensizlik zelzeledir kulak duysun duyarsa
Her nebinin ahdi var nasıl sana uyarsa
İki cihan serveri iftihar tablosusun
Zamanın üstündesin, sonsuzluğun nurusun

Kimler ile tartılsa hep o ağır gelirdi
Ay ikiye bölünür Güneş de eğilirdi
Sen teşrif etmeden de ismin hep sevilirdi
Mesih’in “Ben gideyim o gelsin..” dediğisin
Tanıyıp bilenlerin en fazla sevdiğisin

Havsalamız almasa, aklımız dese, nedir
Sineler o Şem’aya Güneş’e pervanedir
Ona âşık olanlar nasıl da divanedir
Beşeriyet tanısa ona mecnun olurdu
Onun iklimi ile semtine savrulurdu

Geçen zamana inat, o zamanı eritir
Ondan esen her rüzgâr ateşi serinletir
Ona meftun gönüle fısıltılar dinletir
Aklın mekiklerinde ilmek olur düşünce
Altın devir nakşolmuş kalbe ışık düşünce

Gönüllerde sultansın gözde fersin, ziyâsın
Uyanık gözler ile görülecek rüyâsın
Sana yakışan ümmet uykulardan uyansın
Seni kasta gelenler sende hayat buldular
Bir meşale misali yanarak dağıldılar

Bildirmese rahmeti ne olsa korkulurdu
Kâinat kitabını o okuyup duyurdu
İnsanlık hayvanlaşır onsuz sefil olurdu
Hazreti Muhammed’sin, kutsî cazibesin sen
Mest olmaya yetecek göz ucuyla seversen

Minarede sedaya kollarımı sıvarım
Tüm küfrün tek beden, saldırdığı duvarım
Sana ümmet olmuşum çok fazla bahtiyarım
Ne biz anlayabildik ne de anlat denildi
Kimden ne alındı ki onca şeyler verildi

………………………………………………………………
(*) Bu şiir Kahramanmaraş Necip Fazıl Kültür ve Eğitim Vakfı tarafından 2004 yılında Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle açılan şiir yarışmasında birinci olmuştur.

Mehmet Gözükara
Kayıt Tarihi : 21.3.2014 14:18:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Salim Erben
    Salim Erben


    şiirinizi okumakdan haz duydum
    saf ve temiz yazılımlı
    abartısız okuruna güzel bir sunu
    çok hoş olmuş
    yüreğine sağlık kalemin hiç susmasın

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (1)

Mehmet Gözükara