Modern Eğreti Gelinler Şiiri - Funda Gül ...

Funda Gülseven
132

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Modern Eğreti Gelinler

Flaş flaş flaş... G- String olayının getirisi g-gündemimizden sonra hızını alamayanlar şimdi de kapalı kadınların özel hayatlarının daha da derinine iniyorlar! Evlenmek, evlenememek, bekareti mezara taşımak anabaşlıklı bir tartışma akımıyla kapalı kişilerin iç dünyasına giriliyor! Ve hayatları tüm çıplaklığıyla, detaylarıyla gözler önüne seriliyor!

Aslında bir yerde iyi ve olumlu; bir yerde ise kötü ve olumsuz bir gündem bu... İyi ve olumlu? Çünkü tüm hümanist soft-ideal feministik duygu ve düşüncelere hitap eden, herkesin kendini anlatabilmesi, ifade edebilmesi ve özgüvenli bir şekilde kendini yansıtabilmesi için büyük bir gelişme. Bilinmeyeni, hep saklananı, tabular- yasaklar altında gizleneni dışa vurmak aslında kadın ve insan haklarının, düşünce ve ifade özgürlüğünün olması gereken bir getirisi. Ancak! ! ! Aynı zamanda kötü ve de olumsuz. Neden mi? Çünkü bu paylaşımlar, bu itiraflar, bu ifadeler, ve bunların getirisi bu tartışmalar düzeyli ve yapıcı olacağı yerde yine düzeysiz ve yıkıcı bir şekilde yapılıyor! Düşünce ve ifade özgürlüğü derken, kadın ve insan haklarını savunurken yine sadece tek bir kesimin duygu, düşünce, inanç ve yaşayışları üzerinde durulup, yine o kesim ya uç noktada pohpohlanarak savunuluyor, ya da uç noktada yıpratılarak eleştiriliyor! Kutuplaşmalar ve gruplaşmalar artıyor! Hümanist ve demokratik yapıcı bir tartışmadan çıkıp, insan ve kadın haklarını ihlale giriyor! Yine insanlık ve kadınlık kullanılıyor!

Aslında bu konu çok tartışma ve çok açıklama götürür. Yani türbanlı kadınların evliliğe, erkeklere ve başı açık kadınlara bakış açısı. Onların deyimiyle ‘erkekleri açık kadınlara kaptırmak’ ve ‘evde kalıp bekareti mezara götürmek’. Ama ben yine farklı bir açıdan, farklı bir boyuttan, farklı bir kesimden bakıp yazacağım bugün, madalyonun diğer yüzünü yansıtmaya çalışacağım.

Evet anladığınız üzere türbanlı kadınlarının erkeklerle yaşadıkları, beklentileri, çektikleri zorlukları değil de başı açık kadınların yaşadıklarını anlatacağım.

Neden mi? Çünkü bilindiği üzere bu tarz ayrımlar iki kesim tarafından da yapılıyor.... Yani her nasıl başı bağlı kadınlar sorunlar yaşıyorsa, başı açıklar da yaşıyor... Sırf kapalı değiller diye çoğu yerden dışlanıyorlar muhafazakar kesim tarafından... Sırf kısa kollu yada askılı giyiyorlar diye cinsel obje gözüyle bakılıp potansiyel bir basit, kötü kadın damgası yiyorlar... Hele bir de sosyal hayatın içerisindelerse, yani özgürce sinemalara, cafelere ve hatta barlara gidiyorlarsa; hele bir de sigara ve içki kullanıyorlarsa o zaman tümden damgalanıp ellerin kiri, bedenlerin teri gözüyle bakılıyor onlara...

Son dönemlerin popüler deyişiyle evlenilecek değil eğlenilecek kızlar gözüyle bakılıyor kapalı olmayan kadınlara... Muhafazakar erkekler için bir nevi evlilik öncesi prova niteliği taşıyor kapalı olmayan kadınlarla ilişkiler... ‘Gezerim tozarım, hayatı ve kendimi tanırım, hatta fırsatını bulursam cinselliğimi keşfeder yaşarım doyasıya, sonra da gidip muhafazakar, hatta kapalı biriyle evlenirim’ mentalitesinde oluyorlar muhafazakar erkekler... Hatta en aydın, en hümanist, en demokratik geçinenleri bile... Bu kapalı olmayan kadınların duygu, düşünce ve bazen cinsellikleriyle oynamak, onları kullanmak değil midir?

Başı açık kadınlar, ve hele ki muhafazarlığın dışına biraz da olsa çıkmışlarsa, biraz sosyalleşip biraz özgürleşmişlerse, hemen hemen hepsi aynı damgayı yiyorlar, çoğu aynı kaderi paylaşıyorlar, günümüzün modern ‘Eğreti gelinleri’ oluyorlar...

Tamam belki bazı kadınlar toplumsal baskılardan dolayı patlamış ve kendilerini ruhen, kalben, bedenen kirletip tüketmiş olabilirler... Kimisi bu tarz ilişkileri yani modern eğreti gelinliği maddi- manevi çıkar için gönüllü seçmiş, kasıtlı yapıyor olabilirler... Ama bunu tüm başı açık kadınlara mal etmek? Kişisel farklılıklara bakmadan herkese aynı etiketi giydirmek? Başı açık çoğu kadına potansiyel eğreti gelin gözüyle bakıp, öyle yaklaşmak, ilişkileri öyle yaşamak? Ahlaklı olduğunu söyleyen kimi muhafazakar erkeklerin ahlaksızlığı olmaz mı bu? İnsanlığa ve kadınlığa haksızlık, saygısızlık olmaz mı?

Kapalı kadınlar ve açık kadınlar arasındaki diğer bir farklılık ise beklentiler, erkeklerden ve hayattan beklentileri. Kapalı kadınların çoğu bilir, yada belki sadece umut eder ki erkekler dönüp dolaşıp sonunda onlara gelecektir. Başı açık kadınlarla eğreti zamanlar yaşayıp, dünya nimetlerninden(!) faydalanıp hidayete ermek(!) için yine doğru yola, yine onlara gelecektir. Özellikle muhafazakar erkeklere gönül vermiş, onlarla bir ilişkiye adım atmış, yada bir ilişki yaşayan başı açık kadınlar ise kimi zaman geçici olduklarını, modern bir eğreti gelin olduklarını bile bile, bazen gönüllü ve kasıtlı; bazense bunu bilseler bile belki bir umut değişir, bir umut sevgi tüm farklılıkları giderir düşüncesiyle bu aşkları, bu ilişkileri yaşarlar...

En acısı ve en kötüsü ise bilmemek, modern bir eğreti gelin olarak algılandıklarını, onlara ve onlarla olan ilişkilere bu gözlerle bakıldığını bilmeden o ilişkileri yaşamak... Kimi muhafazakar erkek en baştan bu duygu, düşünce ve yaşayış tarzını ‘en azından’ dürüstçe ortaya koyarken, kimisi ise son ana kadar rengini belli etmez... Ta ki ‘Haydi güzelim, bu iş burada biter, sen hiç boşuna evlilik hayallerine kapılma, sen benim evleneceğim kişi olamazsın’ deyip gidene kadar... Hatta binbir ısrar ve aşkla göz boyama, belki de evlilik vaadiyle cinselliği kadına ilk yaşatan erkek olsalar bile, sonrasında ‘evlenmeden önce bana bekaretini verdiğine göre demek ki sen ahlaklı biri değilsin, benimle yaptığına göre ya ilerde başkasıyla da yaparsan? ’ gibi saçma ve çarpık düşünceler ve söylemlerle zamanında baş tacı yaptıkları kadınları yarı yolda, arkalarında bırakıp giderler... Hatta bazıları daha da ileriye gidip, kadınların ilk erkekleri olduklarını bildikleri halde, maksat hayatlarından çıkarmak olsun diye ‘Sen zaten bozuktun! ’ diyerek bozuk para gibi harcarlar kadınları...

Aydın geçinen kimi muhafazakar erkekler ise kendilerinden önce yaşanmış duygusal ve cinsel beraberlikleri ilk başta görmezden gelirler, önemsemezler, ‘önemli olan benimle olduğun zamanlar, benden öncesi beni ilgilendirmez’ derler. Bu tarz erkekler genelde ya aydıncılık, moderncilik oynayan, çevresini ve hatta belki kendi kendilerini bile buna inandıran, ama gerçekte öyle olmayan kişilerdir. En ufak bir sorunda, küçük bir tartışmada, biraz soğumada hemen kadınların yüzüne vururlar geçmişini. Yine aynı nakarat tekrarlanır en kaba tabirlerle, ‘Sen zaten bozuktun! ’. Özellikle aşk yada heves bittikten sonra kadınların aleyhine kullanılacak bir delildir kadınların geçmiş yaşanmışlıkları!

Diyelim ki aşk ve sevgi galip geldi, muhafazakar erkekler tüm ailesel, çevresel faktörlere ve inançlarına rağmen o kadınlarla evlenmeye karar verdiler. O zaman bitiyor mu tüm sorunlar? Hayır... Bu kez de ‘eğer beni seviyorsan, bana ve aileme saygın varsa kapanırsın, başını kapatırsın, evine kapanırsın’ söylemleri ve ısrarları başlar. Sanki bu sevgi ve olması gereken saygı tek taraflıymış gibi kadından beklenir taviz ve fedakarlıklar. ‘Beni seviyorsan, benimle evlenmek istiyorsan beni olduğum gibi kabullenirsin ve bana, yaşamıma uyum sağlarsın’ der en bencil hümanist(!) tavırlarla. Sevginin, saygının ve olduğu gibi kabullenmenin iki taraflı olması gerektiğini gözardı ederler. Yaşamları uyumlu kılmanın tek yolunun iki bireyin farklılıklarının BİZ kavramında eritilip yeni bir şekle bürünmesi gerektiğini yadsırlar. Güven ve huzurun gerekli saygı ve anlayış çerçevesinde yoğrulup varolacağını görmezden gelirler. Çünkü çoğunun işine gelmez, erkek egemen muhafazakar anlayışları ve yaşayışları buna engel olur. Ve kendilerine uyum sağlamayan, kendi değerlerine sahip çıkmaya çalışan kadınları hayatlarından çıkartırlar.

Biliyorum şu an özellikle muhafazakar erkekler ve diğer tüm erkekler, hatta kadınlar bu yazdıklarımı abartı bulacaklar. Hayır öyle değil, en azından tamamen öyle değil, tüm muhafazakar erkekler böyle değil diye haykıracaklar. Tabi ki hepsi böyle değil, ama böyle olanların sayısı da maalesef yadsınamayacak kadar çok. Hayatın her alanında, her zamanında, her ortamında karşımıza çıkabilecek şeyler ve kişiler bunlar. Ve de sadece tek bir kesime özgü değil. Her kesimde beş parmağın beşi bir değil anlayışına uygun farklılıklar var. Bu saydıklarım o farklı parmakların bir kısmı. Bir de bu açıdan bakınız istedim... Gönüllü- gönülsüz modern eğreti gelinler açısından bakınız...

Funda Gülseven
Kayıt Tarihi : 25.8.2007 11:56:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Yakup İcik
    Yakup İcik

    sevgili Funda günümüzde gündemden düsmeyen konulardan birini böyle ele(kaleme)almaniz cok güzel..isik oldu

  • İrfan Karapınar
    İrfan Karapınar

    Hayata ve insanlara olan bakış açısı önemli bence.Yani neyi nasıl görmek isterseniz o,gözünüzde öyle şekilleniyor.Bazı kalıplara kendimizi uyduruyor muyuz,bu kalıpların ölçüsü nedir,bizi ne kadar kapsıyor?..

    Dört tarafı farklı bir binayı tek tarafından inceleyip,bu doğru dersek,evet doğrudur.Ama diğer yönlerini anlatamadığımızdan eksiktir...Görüşlerinize katılan da katılmayan da vardır doğal olarak...

    Ben düşüncelerinizin özelliğini,sabırla bu yazıyı yazmanızı,toplumsal bir konuyu ele almanızı ve içten duygularınızı tebrik ve takdir ediyorum...Saygılarımla...

  • Ayla Selçukoğlu
    Ayla Selçukoğlu

    Funda Hanım paylaşımınız beni serzenişe sürükledi istemeden de olsa yazmak ve bende uyandırdığınız çalkantıları dile getirmek istedim.
    Bu iletide bahsi geçen ve neredeyse yaptıkları,içinde bulundukları hal ve koşullarca mübah görülen açık saçık bayanlardan(Güya özgürlük bahsine geleyim.Özgürlük kendini ve kendine ait olmayan emanet bedenini kullandırmak mı? Hani aydın geçinen kesimin AKIL diye direttiği en önemli dünyevi gerçek nerede kalıyor,irade denen kuvvete sahip çıkmak elinde değil mi açık saçık bayanın da neredeyse acınacak hallere düşürüyor kendini?) sanki lehlerine düşünürmüşsünüz gibi bi kanıya vardım.Sanki tek suçlu onları bu günlere getiren-hallere düşüren muhafazakar erkekler öyle mi :)))
    Tabi türbanlı bayanların bahsi de az acınası değil.Sanki erkekleri açık bayanlara kaptırma pahasına bekareti mezara taşıyan bi zavallı pozisyonunda göstermişsiniz.
    Funda hanım sağlıklı düşünerek ve geçmişiniz de dahil hiç bir etki altında kalmadan bu iletiyi yazdığınıza emin misiniz?
    Gün geçmiyor ki şehit haberleri ile sarsılmayalım,ne için bir avuç özgürlük adına.ÖZGÜRLÜK budur Funda hanım(Dilediğini yapıp yarınlarını karartmak değil) ....Dini,Bayrağı,Vatanı ve yüce Türk milleti için mücadele edenin nihayetinde vuslatı ve utkusu yani :))))
    Biliyorum ki MÜMİT (Öldüren) mevlam,MUKADDiM (Öne alan) ,MUAHHiR (Geriye birakan) mevlam,MÜNTAKIM (Suçlulari cezalandiran) mevlam,HÂFID
    (Alçaltan, zillete düsüren) mevlam, MUKSIT (Adaletle hükmeden) mevlam,DÂR (Zarar veren) mevlam,MÜZIL (Alçaltan, zillet veren) mevlam,HABÎR (Her seyin iç yüzünden haberdar olan) mevlam, HAKEM
    (Son hükmü veren) ve ADL (Mutlak adalet sahibi, asiriliga meyletmeyen) mevlam elbet son noktayı bırakacaktır :))))
    Sırf bu haberlerden kaçtığımdan,içim dışım buza kestiğinden doğru dürüst dinlemiyorum haberleri.Tv ile radyo ile tek bağım müzik.Hoş gerçi cânım TÜRKÇEMİZİN yanısıra öyle yayınlar var ki anlamak ve kanaat getirmek mümkün değil.Bir de anayasa değişikliğine gidilecek olursa(Anadilde eğitim yanında isteğe bağlı dilde eğitim) hepten kaybedeceğiz öz değerlerimizi.Aklıma getirmek dahi istemiyorum bir eğitmen olarak! ! ! ! ! ! !
    Son sözümü sonraya bıraktım hatta yuttum.Mevlama sığındım,gerisi için yüce allahım kafi :)))
    Bu arada şehidimiz de gerçek değerini bilenlerin yani biz mersinlilerin yüreğinde,duasında :))))
    Belki şehidlerimiz,Yüce Türk Milleti üzerine oynanan oyunlar,hain emmelerin pusuya düşüşü gibi derin konulara yönelik yazılarınızın altına da en yaldızlısından yorum bırakırız belki kimbilir!!!!!!
    Yüce Allaha emanetsiniz.................

  • Ahmet Daş
    Ahmet Daş

    hiç de abartılı değil..haklısınız..

  • Sami Çimen
    Sami Çimen

    Kadının kapalı ya da açık olması bazı davranışlarını çoğu zaman sınırlasa da sonuçta kadın son sözü söyleyendir.İşte İran örneği.Üniversite öğrencileri nikah yaparak birlikte paylaştıklarını okuyoruz aynı evi.Kim nasıl bakarsa baksın önemli olan o kadının nasıl baktığı.Güzel bir yazıydı kutlarım

TÜM YORUMLAR (7)