Mezopotamyalı'nın Aşkı Şiiri - Bilal Bark

Bilal Bark
31

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Mezopotamyalı'nın Aşkı

Koptum çorak topraktan,
Hasat mevsimi terleri kurumadan şakaktan,
Sam yelinin kavurduğu bedenim,
Yılların ezikliğini yansıtır tenim.
Yüzümde derin hatlar,
Gözlerimde hasret, şimşek gibi.
Saltanattan bıkmış kral,
Tokluğunu umursamaz tay gibi,
Şahlanıp duran gönlüm.
Dirilişin götergesi güneş le,
Öbek, öbek bulutlardan kayarak,
Koştu sana, tükenmeyen özlemle.

Benki, Mezopotamya çocuğu,
Kefenini taşıyan cebinde.
ölümü kardeş sayıp,hayatı bimek bir taşıt gibi.
kavgalarla doyurmayı karnımı,
Öfkeyle dindirmeyi kahrımı, adet edinip kendime,
Yıldızlar söndürüp avuçlarımda,
Ceylanlar avlardım, kara dağlarda.
İnsanı insan bilmek ben gibi,
Yaradılışa aldırış etmeyip, gelecek tasası hiç yokmuş gibi.
Sorumsuzca bir düzen,
Deli dolu bir hayat.
Silerek tüm bunları, geldim sana seller gibi coşarak.

Benki bu yokuşu iniş diye geçerdim.
Geceyi ayırt etmek sabahtan,
Düşünceyi köreltmektir derdim.
Dertlenmek yoktu kitabımda,
Güneş doğmazdı benim şafağımda.
Aşk denilen duygunun varlığından habersiz,
Kırmaktı tek hevesim, bu dalları sebepsiz.
Amaçsız bir gayret,
Hep sonuçsuz nedamet,
Beni saran bu gaflet, uykusundan uyanıp,
Geldim sana, geçmişe hat çekerek.

Geldim sana, yeni açmış gül gibi,
Ümitlerle dolup taşan gün gibi.
Buket yapıp, içimdeki sevgiyi,
Geldim sana, arıtılmış su gibi.

Gerçeklerden sıyrılıp, rüyalara dalarak,
Bu karanlık dünyayı, maviye boyayarak.
Mezopotamya çölüne dönüp son kez bakarak,
Geldim sana sevgilim, varlığımı sunarak.

Bilal Bark
Kayıt Tarihi : 15.1.2001 16:00:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Bilal Bark