Mete Kırveli Şiirleri

3

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Mete Kırveli

2017 yılı içerisinde defalarca ertelendiği resmi kaynaklar tarafından dile getirilen Afrin müdahalesi, gerekli diplomatik ve askeri hazırlıklar neticesinde oluşan uygun zeminle birlikte 2018 yılının ilk ayında fiilen başladı ve bu hareketa "Zeytin Dalı" adı verildi.

Bu hamle, Türkiye'nin Suriye'ye yönelik ilk askeri hamlesi değil. Daha öncesinde "Fırat Kalkanı" adı verilen harekâtın Türkiye açısından kazanımları ve buradan sağlanan deneyim, elbette ki Afrin müdahalesine de olumlu yansıyacaktır. Fakat Zeytin Dalı Harekatı'nın Fırat Kalkanı'ndan belli başlı farklılıkları olduğu gerçeği görmezden gelinemez. Her ne kadar Türkiye'nin sınırlarını terör örgütlerine karşı savunma iç güdüsü ve sızmaları önlemek gibi sınır güvenliğini sağlamaya yönelik meşru amaçlar her iki harekâtın da ortak noktası olsa da, mücadele edilen örgütlerin farklı oluşu ve coğrafi ve yer şekilleri gibi özelliklerin ve şartların öncekine göre daha çetin oluşu; Zeytin Dalı Harekatı'nın Fırat Kalkanı Harekatı'ndan daha farklı ve daha zor bir harekât olduğunu göstermektedir.

Bu harekattaki amaçlar da yine -Fırat Kalkanı'nda olduğu gibi- Türkiye'nin bir taşla birden fazla kuş vurmasını sağlayacak kadar kazançlı ve çok yönlü amaçlardır. Öncelikle Türkiye'de yaşayan milyonlarca Suriyelinin ülkelerine dönebilecekleri bir alanı kontrol altına almak, TSK ve ÖSO unsurlarının başlıca amaçları arasında. Fakat bunun gibi birçok neden ve ulaşılması hedeflenen amaç var. ABD öncülüğünde Türkiye'nin Ortadoğu ile bağlantısını kesecek paravan bir devletin kurulmasına mani olmak isteyen Türkiye, örgütün Akdeniz'e açılan kapısı konumundaki Afrin'i haklı olarak garanti altına almak istemektedir. Örgütün İdlib'de yaşanabilecek olası bir karmaşadan faydalanarak Akdeniz'e ulaşma amacı düşünüldüğünde, Türkiye'nin bu müdahaledeki haklılık gerçeği daha net bir şekilde görülecektir. Daha önce Fırat Kalkanı'yla birlikte Kobani-Afrin hattını birleştirme hayali suya düşen PYD-PKK, Zeytin Dalı Harekatı'yla birlikte ise Akdeniz'e açılma hayalini suya düşürmüş oldu. Türkiye'nin tüm bu askeri hamleleri, örgütü destekleyen ABD'nin bölgesel çıkarlarıyla taban tabana zıtlık gösteriyor. Belki de tam bu zıtlık sayesinde İran ve Rusya'nın bu harekâta karşı yumuşadığı düşünülebilir. Her ne kadar İran ve Rusya'nın bu harekâta doğrudan destek vermesi beklenemese de, en azından harekâta karşı çıkmayarak Türkiye karşıtı bir pozisyon almamaları da Türkiye açısından bir uygun zemin olarak görülebilir.

Devamını Oku
Mete Kırveli

Kısaca, M. Kemal Atatürk kimdir? 1881 Selanik doğumlu Türk asker, devlet adamı, bilgin, düşünür, dava adamı, Türkiye Cumhuriyeti kurucusu... Onun bu çok yönlülüğü, daha kendisini yüzeysel bir şekilde tanımlarken dahi kendisini gösteriyor.

O sadece Türk milletinin değil, aynı zamanda emperyalizmin kıskacındaki tüm mazlum milletlerin de ilham ve umut kaynağıdır. Kendi milletinin çıkarlarını gözeterek bağımsız bir ulus-devlet ve vatan bırakacak kadar ulusal, anti-emperyalist duruşuyla tüm milletlerin kurtuluşuna örnek teşkil etmesi yönüyle de evrensel bir liderdir. "Ne mutlu Türküm diyene!" diyebilecek kadar milliyetçi; hiçbir etnik kimlik, mezhep, siyasi görüş ayırmaksızın herkesi kucaklayabilecek kadar da insancıl ve kapsayıcıdır.

Peki, onun bu temel özellikleri dışında bu kadar kalıcı ve unutulmaz olmasını sağlayan noktalar neler? Tabii ki her ulusun ve devletin kurucu liderleri olur, dönemine çok ses getirmiş devlet adamları olur; fakat bunların pek çoğu ölümünden 80 sene sonra dahi saygı ve yoğun bir özlemle anılmazlar. Peki, Atatürk'ü ölümünden 80 sene sonra dahi bu kadar unutulmaz kılan şey ne?

Devamını Oku
Mete Kırveli

GİRİŞ:


İran; tarihi, kültürü, siyasal ve toplumsal yapısı, zengin doğal kaynakları, mevcut ekonomik ve dış politikasının dünya siyasetine olan etkisi gibi birçok istisnai yönüyle, çeşitli disiplinlerden sosyal bilimcinin dikkatini çekmektedir. Tarihi boyunca toplumsal yönden hareketli süreçler geçiren İran; özellikle de 20.yüzyılda son derece çalkantılı süreçler atlatmıştır. 1906 Anayasa Devrimi, 1950'lerin başında petrolün millileştirilmesi, 1960'ların başında reform istekleri ve en sonunda da 1979 Devrimi bu çalkantılı süreç ve olayların başlıcalarıdır. Fakat İran'ı incelenmeye muhtaç kılan gelişmeler yalnızca bunlarla sınırlı değildir. Dünyanın büyük güçlerine meydan okuyan tavrı ve iç siyasetinde görülen muhalif hareketler de bugün İran'ın detaylı şekilde incelenmesini gerektirmektedir.

Bu çalışmada tarihi, toplumsal, hukuki ve ekonomik iç dinamiklerine mercek tutularak incelenmeye gayret edilen İran; özellikle de 20.yüzyılda yaşadığı toplumsal hareketleri, bu toplumsal hareketlerin neden olduğu önemli olayları, bu olayların yaşanmasına neden olan veya bu olayların neticesinde ön plana çıkan karar alıcıları ve bu karar alıcıların etkisine bağlı olarak şekillenen dış politikası ortaya konulmak amacıyla incelenmiştir. Ayrıca, dış politikasında önemli bir yer tutan Türkiye ile olan ilişkileri de bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Çalışmada İran; tarihi ve toplumsal dinamikleri, hukuki ve ekonomik dinamikleri ve Türkiye ile olan ilişkileri olmak üzere, 3 başlık altında özetlenerek incelenmeye çalışılmıştır.

Devamını Oku