Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Bir Fikir Ad ...

Ali Koç Elegeçmez
665

ŞİİR


5

TAKİPÇİ

Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Bir Fikir Adamı :hasan Tahsin Banguoğlu ve..

Yazımın başlığı:
Prof.Dr.sayın Tahsin Banguoğlu’nun ,çocuklarına miras
olarak bıraktığı eğitim,kültür , siyaset ve Türk Dili üzeri-
ne yazdığı bilimsel yazıları, gazetelerde çıkan makale-
leri, kendisi’yle ilgili haber ve yorumlar, Boğaziçi Dergi-
leri ile Türk Edebiyatı Dergileri’nde yayımlamış olduğu
anıları,TBMM tutanakları , Cumhuriyet Senatosu’nda,
Aydınlar 0cağı’nda, Kubbealtı Cemiyeti’nde ve Türk
Edebiyat Vakfı’nda yaptığı konuşmaları arasından, kı-
zı sayın ÜLKER BANGUOĞLU BİLGİN tarafından seçilip
çıkartılarak kaleme alınmış 371 sayfalık kitabın adıdır.
*
Asıl adı Hasan Tahsin Banguoğlu olan bu ölümsüz in-
san; II.Meşrutiyet’in ilanından dört sene önce” (1904
yılında) Drama Vilayeti’ne bağlı RADİBOŞ KÖYÜ’nde
Ahmet Cevdet Efendi’den olmuş, Rükiye Hanım’dan
doğmuş, sekiz yaşında Balkan Harbi’nin facialarına ta-
nık olmuş,ailece İstanbul’a göç ettikten sonra iyi bir
eğitim görmüş, Almanya’da Türkoloji tahsili yapmış,
İstiklal Savaşı’nı,0smanlı’dan Cumhuriyete geçişi , Ata-
türk’ün yaptığı tüm devrimleri günü gününe yaşamış,
Türkiye’nin çok partili döneme ve demokrasiye doğ-
ru attığı adımlarda bizzat rol oynamış, 1940 yılında ,
bilimsel metotlarla ortaya koyduğu, Türkiye Cumhuri-
yeti Devleti’nin ilk dilbilgisi kitabı olan “Ana Hatlarıyla
Türk Grameri” adlı kitabı yazmış, daha sonra “Türkçe’-
nin Grameri “, “Dil Bahisleri”, ”Devlet Dili Türkçe Üze-
rine”, ”Türk Grameri Ses Bilgisi”,”Çocuk Katliamı”,
“Kendimize Geleceğiz “ gibi kitapları yayımlamış, Hasan
Ali Yücel’in öğrencisi olmuş, çeşitli üniversite ve okul-
larda öğretmenlik yapmış, Gazi Terbiye Enstitüsü’nde-
ki öğretmenliği sırasında, dersini dinleyen Atatürk’ten
övgüler almış; milli şef İsmet İnönü’nün akşam sofra-
larında bulunmuş, 1942 yılında, Ankara Radyosu’nda
“Edebiyat Saatleri” adlı programlar sunmuş ,Türk Dil
Kurumu’nun ve Halk Evleri’nin Başkanlığı’nı ikişer kez
üstlenmiş, 21.Köy Enstitüsü olan ,Van/Erciş Köy Ensti-
tüsü’nü açmış, Bingöl Milletvekilliği , Milli Eğitim Ba-
kanı ve yedi yıl Edirne Senatörlüğü yapmış, Atatürkçü
çizgiden saptığı düşüncesiyle CHP’den ayrılarak yeni ku-
rulan Yeni Türkiye Partisi’ne, girmiş çalışkan ve üretken
bir insan.
Ömrünü Türkçeye adamış bir bilim adamı, düşünür,
yazar, siyasetçi olarak Atatürk Cumhuriyeti’nin geliş-
mesine ve yücelmesine katkı sağlamaya çalışmış ide-
alist bir aydın…
Azmine , çalışkanlığına, üretkenliğine ve özgüvenine
hayran olduğum bu değerli dil bilimci ve siyaset ada-
mının benim için özel bir önemi daha var ki ,0 da,
1971 yılında Keşan’da “yılın annesi “ seçilen Rükiye
Annemin;“Küçük bir çocuktum..Hatırladığım,;sülalem
varlıklı görünüyordu..İki katlı evimiz, çok sayıda koyun-
larımız , develerimiz ,katırlarımız , nehir kenarında
(Karasu Çayı) değirmenimiz , küpler dolusu tereyağı-
mız , kazan dolusu kavurmamız, sallanan yayıklarımız,
ağaçlara asılı salıncaklarımız, bol meyveli meyve ağaç-
larımız vardı..Evin kadınları ,eve gelen konuklara ve
işçilere, yiyecek ikramını ,mutfak duvarından dışarı açı-
lan bir pencereden , uzattıkları ,içi yemek dolu tepsi ile
yaparlardı.
Ağabeylerim Ali Rıza ve Sali Efendiler ile Radiboş
Köyü imamı babam MOLLA HASAN , annem Hatice
Hanım, kız kardeşlerim Emine ve Havva ile birlikte
mutlu mutlu yaşıyorduk….Ama bu yıllarda ortalık çok
karışıkmış..Sülâlede tedirginlik vardı.”Her yerde komi-
tacılar var” sözlerini duyardık...ve bir gün, mübadele
denen olayla ,bütün bu mal varlığımızı bırakarak , âde-
ta “yalın ayak-başı kabak” döküldük yollara..” diye an-
lattığı anılarının, sayın Hasan Tahsin Banguoğlu’nun anı-
la rı ile örtüşmüş olması ve Mondros Ateş Kes Antlaş-
ması’nın imzalandığı 1918 yılında Drama’nın RADİBOŞ
KÖYÜ’nde doğup , 5-6 yaşlarında mübadele ile Altıntaş
Köyü’ne gelen ANNEM RÜKİYE SOYSAL’ın ve yukarda
adlarını saydığım diğer aile bireylerinin, sayın Tahsin
Banguoğlu ile aynı köyde doğmuş olmalarıdır..
İsimlerini andığım bu merhumlar , mübadele ile yerleş-
tirildikleri ALTINTAŞ KÖYÜ ve Keşan İlçesi’nde, o günün
koşullarında; evlerin kandil ve gaz lambalarıyla aydınlatıl-
dığı; yerlere hasır serildiği, çatıların sazla örtülüğü ,duvar
içindeki ocaklarla ısınıldığı , dört-beş kişinin aynı odada
yattığı; ulaşımın, öküz arabalarıyla,manda arabalarıyla,
katırlarla gerçekleştirildiği ;toprağın karasabanlarla sü-
rüldüğü ,tahılın safran sarısı başaklardan çakmak taşlı
dövenlerle ayrıldığı yıllarda, çoluk -çocuğunun ekmeğini
çıkarabilmek ve yerleştirildikleri yerlerde soyunu de-
vam ettirebilmek endişesi ile birbirlerine ulaşamamış ,
bu nedenle birbirlerine yabancılaşmak zorunda kalmış,
aynı çınar ağacının, farklı dallarının meyveleriydiler…
Benim tanıdığım-bildiğim bu çınar ağacının dallarında,
suyunu ve gübresini Atatürk Cumhuriyeti’ne borçlu ol-
duğumuz her branştan öğretmen, doktor, mühendis,
doçent, öğretim görevlisi, ekonomist ve avukat türün-
den meyveler yetişmiştir..
Sayın Tahsin Banguoğlu’nun bu kitapta belirttiği, 1924
mübadelesinden iki yıl sonra (1926 yılında) geldiği Ke-
şan’ın Altıntaş Köyü ziyaretinde, Rükiye annem sekiz
yaşında , annemin akrabaları olan Kazım Banguoğlu
ve oğlu sayın Hilmi Banguoğlu yaşça daha büyüktürler.
*Nitekim sayın Tahsin Banguoğlu ,1961 yılındaki Edir-
ne senatörlüğü adaylığı günlerinde Keşan’a geldikçe,
Çukur Çeşme’nin tam karşısında ,Eski Mektep Sokak’-
ta bulunan, kesme taştan yapılma görkemli rum evin-
de oturan , merhum Kavalalı Hilmi Konu’nun Evi’nin
hemen karşısındaki taştan yapılma iki katlı rum evin-
de misafir olurmuş
Sayın Tahsin Banguoğlu’nun bu yıllarda Keşan’da ,
bir grup arkadaşıyla birlikte çektirdiği bir topluluk
fotoğrafı, günümüzde,Kazım Efendi’nin torunu ve Hil-
mi Banguoğlu’nun oğlu olan sayın K.Turay Banguoğ-
lu’nun kuyumcu dükkanında baş köşeyi şereflendir-
mektedir….
Yine bu kitabın 18.sayfasında; 1912 yılında , Hacı Sa-
li Ağa’nın, vefat etmiş olan ağabeyi Ali Ağa’nın çocuk-
ları Hasan ve Kadire için, Radiboş’u Köyü’nü kastede-
rek ,“Hasan evde kalsın, baba ocağını sürdürsün, ben
Kadire’yi yanıma alır büyütürüm” dediği Hasan,sanı-
rım, I.Dünya Savaşı öncesinde,Türkiye’nin Mustafa Ke-
mal Paşa önderliğinde Kurtuluş Savaşı verdiği günler-
de, mübadeleden iki yıl önce, yani 1922 yılında,Radi-
boş Köyü’ndeki evinde , annem Rükiye dahil olmak ü-
zere , annemin kardeşleri Ali Rıza , Salih , Emine ve
Havva’nın gözleri önünde, “altınların yerini göster” tehdi--
tiyle dövülerek öldürülen ve yaşasaydı “Banguoğlu"
soyadını alacak olan, medrese bitirmiş, Radiboş Kö-
yü imamı dedem “Molla Hasan” dan başkası değildi…
*
Bu olay sonunda yetim kalan ve iki yıl sonra yapılan
mübadele ile Altıntaş Köyüne yerleştirilen annemi ,
ağabeyi Ali Rıza , Emine teyzemi de diğer ağabeyi Sali
Efendi yanına alarak, büyütmüş ve evermişlerdir..
..Bu iki kız kardeş yani Rükiye Annemle ablası Emine
Keşan’a yerleşmişler ; anneleri Hatice ise, bir buçuk
yaşındaki kızı Havva ile birlikte köyde kalmışlardır..
..Kitapta yazılanlardan çıkardığım sonuca göre ; 1971
yılında Keşan’da yılın annesi seçilen annem RÜKİYE
SOYSAL’ın, yaşayan altı evladından bir olan ben, bir
başka Rükiye annenin oğlu olan ve annemle aynı köy-
de doğmuş bulunan sayın Hasan Tahsin Banguoğlu
ile aynı KÖKten geliyordum..
Kendisi dört yaşında iken, kendi evlerinde , gözlerinin
önünde , babası -Radiboş Köyü imamı Molla Hasan’ın
Yunan Komitaları tarafından katledilişini görmenin
travmasıyla yaşayan Rükiye annemin , otuz altı yaşı-
Ma kadar bana anlattığı bu anılarla büyüyen ben ,
bu kitabı okuyunca, balta girmemiş bir ormanda yitirdi-
ği hem cinslerinin kokusunu alan acılı bir ceylanın he-
yecanını yaşadım…..,Ve şu sonuca vardım:
” Evet, belki, sayın Tahsin Banguoğlu ile aynı çınar ağa-
cının farklı bir dalındandım ama, aynı çınar ağacından
olduğum kesindi..
Araştırdım; merhum Tahsin Banguoğlu ailesi, 1934 yılın-
daki soyadı kanunu ile “Banguoğlu soyadını alırlarken,
Keşan’daki Banguoğlu sülalesinin büyüklerinden ,Çukur
Çeşme Sokak’ta ,“Patronun Evi”nin arkasında oturan
Kazım Efendi ile çocukları Hilmi ve Kadir ile Radiboş Kö-
yü’nde katledlen Radiboş Köyü imamı Molla Hasan’ın
yukarda saydığım çocukları; Ali Rıza, Sâli, Emine ,Rükiye
ve Havva ise SOYSAL soyadını almışlardı….Ancak kısa
süre sonra, Kazım Efendi’nin çocukları ve o günün tanın-
mış terzilerinden Kadir ve Hilmi Banguoğulları,“Soysal”
olan soyadlarını ,mahkeme kararı ile “Banguoğlu”na çe-
virtmişler, böylece “Banguoğlu” ve ”Soysal” aileleri,
farklı iki kola ayrılarak, aynı çınar ağacının farklı dalları
olduklarını unutmadan , farklı soyadlarıyla hayata tu-
tunma çabalarını bu güne kadar sürdürmüşlerdir..
Kısaca, beni , Balkan Savaşı ve mübadele günlerine
götürerek , köklerime ulaşmamı sağlayan Tahsin Bangu-
oğlu’nun kızı ,sayın Ülker Banguoğlu Bilgin Hanımefen-
di ‘ye sonsuz teşekkürlerimi sunarken, kendisinin kale-
me alıp okuyucuya sunduğu Atatürk Cumhuriyeti’nin
yaklaşık ilk yarım yüzyılı içinde gerçekleşen siyasi ve
kültürel gelişmeleri hakkında bizlere ışık tutan hazine
değerinde bilgiler veren, belgesel nitelikli bu kitabı, şe-
hir kütüphanelerinden alıp okumanızı canı-gönülden
öneririm…..En derin saygılarımla..
**
Edinme Adresi şöyle:tel:0212 628 96 00
Çınar Basım/100.Yıl Mh.Matbaacılar Cd.
Ata han No :34/5 Bağcılar-İst.
Yararlandığım Kaynaklar: Bu kitap
2-Google:www.biyografya.com/biyografi/2479

Ali Koç Elegeçmez
Kayıt Tarihi : 24.5.2019 10:47:00
Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Anne tarafından, köklerime ulaşma yolu'nda bir adım

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!