Mehmet Şerif Ekici Şiirleri

149

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Mehmet Şerif Ekici

-Dördüncü Mırıltı-

Geldiklerinde üç sevda vahası vardı,
İçinde üç kuyu, üç yağmur sağanağı ve bir kadın,...
Ellerim ki uzadıkça ayrılığı tuttu,
Ellerim ki sıktıkça ufalanan özlem idi...

Devamını Oku
Mehmet Şerif Ekici

-Dokuzuncu Mırıltı –

Baksana bir kent seni sorup durmakta
Sahiplenmiş bir ayrılıkla başı dik ağlamakta
Baksana böğründe elleri var sevdaların
Sustukça büyüyor sustukça yürüyor adamlar.

Devamını Oku
Mehmet Şerif Ekici

- Beşinci Mırıltı -

Yazıdan öte mi var?
Saçların divân yazar...

Güneş idin benimle kızıl kızıl ısıtan,

Devamını Oku
Mehmet Şerif Ekici

1- Birinci Mırıltı

Güneşten hüzmeler; hüznü haddeden geçirir: derin hülya
Dişi bazaltlar söyler nazlanmaları: o gençte güneşlenmeler
Hacer esvedler, susmuş lavlar, tanısa ne olur: lâ mekan
Aynı kaldırımda felsefelenir, bir arsada aşklanır,

Devamını Oku
Mehmet Şerif Ekici

II- İkinci Mırıltı

Yemin etmiştim surlarının üstüne,
Hurûf-i hecâ üstüne,
Cifirin rakamlarını asmıştım çocukluğuma,
Ebcetin sırları boynumda yafta,

Devamını Oku
Mehmet Şerif Ekici

Uzun uzun ağardı sakallarım,
Yükseklere bilendi ismini ezber ezber okuyan
Çitlembik dallarım


Uzun uzun beklemişti, gayrı bulanmış gözlerim

Devamını Oku
Mehmet Şerif Ekici

Bir kente çıkan bütün yollar lavanta kokuyorsa o kenti kutsamalı, sevgi ile yumalı.
On yedi yaşımın delişmen kanı damarlarımda çağlarken ayak basmıştım Burdur'a. Önce tertemiz bir koku vurmuştu yüzüme. Ne kokusuydu bu? Bilmiyorum, bilemedim. Sadece tertemiz bir koku. Çok sonra anladım ki bu kent, gelenlerini önce bu kokuyla seranser yıkar paklar da öyle salar şehre. Bu yıkama seremonisi ilk geldiğiniz günün akşamına kadar devam eder. Güneş, gölü ışıtıp batınca bu kutsal tören biter ve artık bu kent delikanlılığınızın başkenti olmuştur.
Bu efsunlu kokunun ne olduğunu kentte yaşadığım yıllarda çözerdim çözmesine de Söğüt Dağı'ndan göle yansıyan mavi cennet olmasaydı. Mütevazi gelirlerini tüm ihtiyaçlarına yettiren mütevekkil insanlarını tanımaya başlamasaydım. Sipsinin kalbe işleyen sesi beni yıllarca avare edip hergele gibi sokak sokak gezdirmeseydi.
Bir kentin iklimini hava şartları oluşturmaz. İnsanıdır, mahallesidir, çarşısıdır, sokağı, pazarıdır kentleri ısıtan. Ki ben Burdur'un havasına kiraz cemresi derim. İlk kiraz kalbe düşer Burdur'da. Mevsim mevsim kiraz cemreleri sırayla ılıtır yürekleri.
Meydanından Oluklaraltı'na saptığınızda başka bir iklim yaşardınız mesela. Buradan çay kenarına kadar uzanan yolda sağlı sollu meyhaneler olurdu. İzbe fakat nevi şahsına münhasır meyhanelerden çıkanlar; hak aramayı bilen, insan merkezli düşünen, medeni ve kendi halinde müdavimlerdi.
Köprübaşı'na sapmadan yolu kesip karşı mahalleye daldınız mı buyurun size başka bir irem iklimi. Yani baştan aşağı bedeninize düşen huzur: Tahtacılar Mahallesi. Evlerinin önünde oturan genç kızların kösnül gülüşmeleri. Bahçe duvarlarını sarmış begonviller. Yaz akşamüstlerinde sokakları sulayıp serinleten genç kızlar ve onlara eşlik eden akşamsefaları sizi bir masalın içine sürüklerdi.

Devamını Oku
Mehmet Şerif Ekici

Belli ki helal süt emmişsin
Emek emek yürüyorsun yanımda
Büyüdüğün sokak ve evin
Ayva kokusu duruyor soluğunda

Kimsin?

Devamını Oku