Makber Şiiri - Abdülhak Hamit Tarhan

Abdülhak Hamit Tarhan
17

ŞİİR


67

TAKİPÇİ

Makber

Eyvâh! .. Ne yer, ne yâr kaldı,
Gönlüm dolu âh ü zâr kaldı.
Şimdi buradaydı gitti elden,
Gitti ebede gelip ezelden.

Ben gittim o hâksâr kaldı,
Bir kûşede târumâr kaldı.
Bâkî o, enîs–i dilden eyvâh!
Beyrût’ta bir mezâr kaldı.

……
Çık Fâtıma, lâhdden kıyâm et,
Yâdımdaki hâlime devâm et!
Ketmetme bu râzı, söyle bir söz,
Ben isterim âh öyle bir söz! ..

Güller gibi meyl-i ibtisâm et,
Dağ-ı dile çâre bul, merâm et! ..
Bir tatlı bakışla, bir gülüşle
Eyyâm-ı hayâtımı tamâm et! ..
……

Yâ Rab, öleyim mi neyleyim ben? ..
Ayrı yaşayım mı sevdiğimden? ..
Verdin bana böyle bir mûsibet,
Ettin beni düşmen-i muhabbet.

Ya bir kulu sevmiyor musun sen? ..
Ya böyle bir ölüm değil mi erken? ..
Hiç bulmamak üzre gâib ettim,
Mecnun gibi ben onu severken.

……
Her yer karanlık pür-nûr o mevkî? ..
Mağrib mi yoksa makber mi yâ Râb!
Yâ hâbgâh-ı dilber mi yâ Râb,
Rüyâ değil bu ayniyle vakî.

Kabrin çiçekten bir türbe olmuş,
Dönmüş o türbe bir haclegâhe,
Bir haclegâhe dönmüşse türben
Aç koynunu aç maşukânım ben.
……

Sen öldün, ölüm güzel demektir,
Ölsem yaraşır gamınla her gün.

Abdülhak Hamit Tarhan
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Yılmaz Örmeci
    Yılmaz Örmeci

    Yaşadığı dönemde Türk Edebiyatı'nın en büyük şairi sayılan, Şair-i Âzam ünvanı verilen Abdülhak Hamit TARHAN (1852-1937) bu şiiri ölümünden sonra yazdığı ilk eşi olan Fatma Pirizade'den sonra Nelly Clower, Cemile hanım ve Lüsiyen hanımla üç evlilik daha yapmıştır.
    Şiirin son iki dörtlüğü besteci Mehmet Baha PARS tarafından Rast makamında ve Gazel formunda bestelenmiştir.
    Makber şiiri aslında çok daha uzun. Eserin tamamı 2352 mısradır. Her bent 8 mısra olarak düzenlenmiştir.
    Kafiye örgüsü "aabbaacb" şeklindedir.
    Bu şiirin kalıbı "Mef’ûlü mefâ’îlün feûlün" şeklindedir.
    Abdülhak Hamit'in Türk Şiirinde ilk kafiyesiz şiiri yazdığını da ekleyelim.

    ABDÜLHAK HAMİT’İN ŞİİR TANIMI:
    İnsan, bazı kerre, hatırına gelen bir hayali tanıyamaz, o kadar güzeldir.
    Zihninde uçan bir fikre yetişemez, o kadar yüksektir.
    Kalbinde doğan bir hissi bulamaz, o kadar derindir.
    Bu acz ile bir feryad koparır, yahud pek karanlık bir şey söyler, yahud hiçbir şey söyleyemez de kalemini ayağının altına alıp ezer. Bunlar şiirdir..
    ...
    Şiirin öyküsüne gelince (Öykü alıntıdır):

    Abdülhak Hamit, nişanlısıyla evlilik hazırlıkları yaptığı sırada, bir haber geldi kulağına, Fatma hanım; ”O evleniyormuş, ben artık karalar giyeceğim” diye haber yollamıştı ona. Haber sarstı Hamid’i... Kendisini bu kadar çok seven bir kadının varlığı da içini gıcıklıyordu doğrusu.

    Fatma Hanım ona haber yolladığı dönemde, çok acı çekiyordu. Uzaktan uzağa sevdiği Hamit nişanlıydı, buna katlanabiliyordu ama onun evlenmesi, tamamen ellerinden kayıp gitmesi fikrine alışabileceğini zannetmiyordu. Bundan böyle Fatma hanım için hayat bitmişti. Hayatı boyunca evlenmeyecek, eline hiçbir erkeğin eli değmeyecekti. Öyle büyük bir aşkla seviyordu ki Hamid’i...

    Hamit, ondan hiç beklenmeyen bir şey yaptı ve kendisini büyük bir aşkla seven bu kadını buldu. Onun gözlerindeki sevgiyi, ona bakışını, sevgisini tahlil etti bir görüşte. Fatma hanım, onun hayatının kadını olabilirdi ve onu geç de olsa bulduğunu anlamıştı. Nişanlısının gözyaşlarına aldırmadan Fatma hanım’ın kollarına koştu. Onu öyle çok seviyordu ki...

    Hamit’in kendisine geleceğini bir an bile düşünmemişti Fatma hanım. Nişanlı ve evlenmek üzere olan bir adamın, nişanlısını bırakıp kendi kollarına koşmuş olmasına inanamadı ama bu fırsatı da kaçırmadı. Nasıl olduğunu bilemeden karı koca oldular. Artık Fatma hanım’ın hayatı, Abdülhak Hamit’in hayatıyla birdi... Dünyanın en güzel çifti olmuşlardı. Karısının güzelliği, zarifliği, dostluğu ve arkadaşlığı onu mest ediyordu. İkisi de, hayatlarının en mutlu günlerini yaşıyorlardı. Yurtdışı görevlerinden birinde, Fatma hanım’ın rahatsızlığıyla sıkıntılar yaşamaya başladılar. Fatma hanım, gönlünün Sultanı verem olmuştu ve hastalığının en ağır seyrettiği dönemlerde bile, birbirlerinin ellerini hiç bırakmadılar...

    Ve beklenen oldu, Fatma hanım Beyrut’ta hayata gözlerini yumdu. Onun hayatını kaybetmesi Hamit’in kendini kaybetmesi gibiydi. Gönlünün Sultanını kara topraklara vermeye kıyamadı, inanamadı olanlara ve kırk gün bir yeraltı odasında durdu. Çıkmadı dışarı. Karısının hissettiklerini hissetmek istiyor, ölümü bile onunla paylaşmak istiyordu belki de. Karısına adadığı Makber’in son mısralarını yazıyordu bir yandan da...

  • Sondraktaki Şaşkınyolcu
    Sondraktaki Şaşkınyolcu

    Sen öldün, ölüm güzel demektir,

  • Şaban Mortaş
    Şaban Mortaş

    Ölen eşine yazıyor . Ama bir yıl sonra yeniden evlendi

  • Fatih Berk Uyar
    Fatih Berk Uyar

    Tam bir tanzimat dönemi eseri!

  • Abdulkâdir Çakıl
    Abdulkâdir Çakıl

    Ağlamaklı eden bir şiir... Hüzünlerin insanı hissettiği bir şiir...

  • Doğa Fendi
    Doğa Fendi

    Çok güzel bir eser.. Makber..

  • Arap Naci Kasapoğlu
    Arap Naci Kasapoğlu

    Allah Kuran çarpsın ben kırdaydım Osman bey..kuzu çevirdik..yeni geldim..yalanım varsa ekmeğe kör bakiim..(

  • Osman Tuğlu
    Osman Tuğlu

    Günün Şiiri Sakinleri Nerde?
    Galiba Makber'de.



    Eyvah! Ne Naci, ne hacı kaldı,

    Anto'da bir derin acı kaldı.

    Sabah buradaydı hepsi on-line,

    Ebede mi gittiler, off, of layn?



    Ne Hasan Buldu, ne Nadir kaldı,

    Ne bir kelam, ne bir satır kaldı.

    Ulvi Ziya'dan desen, geri, ah,

    Bu sayfada bir yatır kaldı.



    Nerde, ya Rab, o kalabalıklar?

    Yanmıyor Yanıltan Işıklar.

    Yanına mı aldın o güruhu,

    Kızdın kabzettin mi onca ruhu?



    Derler ki, giyin artık karayı,

    Unut artık sen o macerayı.

    Düş mü Rabbim yoksa ki hakikat

    Aldın mı yanına 545 Kanra'yı?



    Sür'atle nasıl değişti halimiz?

    Dün bunu almazdı hayalimiz.

    Çık mezardan Muzaffer, kıyam et

    Samuray hareketlere devam et!



    Saklama bu sırrı, söyle bir söz,

    Ben isterim, ah, öyle bir söz.

    Kimi hayalet olmuş, kimi gölge;

    Neredeler, söyle Onur Bilge.



    Affınıza sığınarak,
    Osman Tuğlu.

    :)

  • Osman Tuğlu
    Osman Tuğlu

    Saklama bu sırrı, söyle bir söz,

    Ben isterim, ah, öyle bir söz.

    Kimi hayalet olmuş, kimi gölge;

    Neredeler, söyle Onur Bilge.

  • Osman Tuğlu
    Osman Tuğlu

    Sür'atle nasıl değişti halimiz?

    Dün bunu almazdı hayalimiz.

    Çık mezardan Muzaffer, kıyam et

    Samuray hareketlere devam et!

TÜM YORUMLAR (63)