Veysel Toprak



Non fui, fui, non sum, non curo *


artık hiçbir yer güvenli değil
geç kaldım kendime!
yüz çeviriyorum
yokluğunda yaratılan her şeye!


güneşin sıcaklığı ki Sen
bilmezler şimdi
yüreğimdir bedenimde buzlanan
yine de ne haldeyim biliyorum
biraz dudak dişlemesi
biraz da yokluğunla kutsanmış kül!


bir annenin fotoğrafına sarılmak
giydiği son elbiseyi koklamak
duvara yaslanıp
sonu gelmeyen gözyaşlarıyla konuşmak
gündüzden geceye bakıp
puslu ninniler mırıldanmak...

annesiz zamanlarda
hiçbir şey bir başka şeyin yerini almaz
yine de şimdi
yaptığı konserveler kadar telaşlıyım
yeniden hatırlanmaya

yokluğun varlığımla salınırken gecede
en sevdiğim ninniyi küstürdüm tek başıma
gel tut elimi, tuz tadı bir başka
en çok dokunurken acizdir insan
gözyaşına!


Sana kurbandır çocuk gülüşlerim
bu nasıl özenle sevmedir Allah'ım
damarımın içine
hüngür hüngür ağlayınca kanım!


anlamsızdır çünkü her şey
hiçbir sevgi doldurmaz içinizdeki ıssızlığı
fayda etmez gözlerinizdeki usul şefkate
ölüm düşmandır çocuk kalmanıza
beşiğinize sığmazken siz!

ve büyümeniz asılı kalmıştır
bitkisel bir uçurtmayla...

anne,
tuz tadında yansır hayalin
son gülüşünü dikişledim yanaklarıma!


O çekip gittiğinden beri
yani akıp giden zamana
teslim olduğundan beri
kendi çocuk tulumlarımızda
sessiz sedasız boğulacağız
cami avlusuna bırakılmış gibi...

yeni bir emziğe
yeni bir ninniye
bir ağlama haline
yürümeye başlarken yere düşme felaketine
öksüzlüğe kendinizi hazırlar gibi
yani çocuk yüreğinizi
dayanmak ve katlanmak için
bileylerken bir o kadar
yeniden canlanır
yitirmeyi öğrenemeyen çocuk cüsseniz!


anlaşılamayan bir dilin ritmik sesinde
duyuramadım sesimi
kırılan saatin bütün kumları yapıştı dilime
ve affet anne
soramadım ölümün kirli ellerine
saçlarının örgüsü açılacak mı diye!

yalnızca anne tebessümünün
bütün bir çocukluğu kaplayan anlamı
yok eder hayatınıza verdiğiniz tüm anlamı
ve onun gülücüğü dışında her şey
yaşam kadar önemsiz kalır şimdi!


Sen gittiğinden beri
kokusuna vurulduğum yok!
gökyüzüne bakmıyorum artık
rahmetini kesti
sıyırdım çocuk tanrılarımı yeryüzünden
ateşte yaktım öğrettiğin masal kahramanları
boynuma doladığın atkı da çok üşüyor
kıymık gibi batmışken ölüm yanaklarıma...


Hikayesi:


Non fui, fui, non sum, non curo
( yoktum, varım, olmayacağım, umrumda değil)

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • güneşin sıcaklığı ki Sen
    bilmezler şimdi
    yüreğimdir bedenimde buzlanan
    yine de ne haldeyim biliyorum
    biraz dudak dişlemesi
    biraz da yokluğunla kutsanmış kül!

    Hüzün sarmış şiiri, tebrikler değerli kalem .
    Selam ve saygılar

    Veysel Toprak

    Teşekkür ederim değerli yorumunuz için.
    Sevgi ve saygılarımı sunuyorum

  • Mükemmel bir şiir ve çok hüzünlü,kaleminize gönlünüze sağlık Veysel bey,selam ve saygılar

    Veysel Toprak

    Teşekkür ederim değerli üstadım.
    Sevgi ve saygılarımı sunuyorum

  • Şiirleriniz her okuduğumda beni bir yerlere götürüyor en çok da anneme ışıklar içinde yatsın anneniz saygı ve selamlar

    Veysel Toprak

    Teşekkür ederim Gülçin hanım, eksik olmayın.
    Sevgi ve saygılarımı sunuyorum

  • Yine yüreğimize , anneliğimize dokunan,gözlerimizi yaşartan içten bir şiir okudum kutlarım yüreğinize kaleminize sağlık selam ve sevgilerimle

    Veysel Toprak

    Teşekkür ederim Gülçin hanım, değerli yüreğinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum

  • Sen gittin gideli
    Gülün katmeri değil anne
    Belki yüreğin katmeridir hüzün
    Bütün acılar yurt bana... (a.l.n)

    tebrikler ..

    Veysel Toprak

    Teşekkür ederim değerli eşlik için Elif hanım.
    Sevgi ve saygılarımı sunuyorum