İbrahim Arslan

Bir: Kime yazmalı çok iyi biliyorsun. O seni duysun duymasın sen seslen ona. Bir gün boşa gitmeyecek bu yazdıkların. Birgün yazdıklarını sen okuyacaksın en son! Ve sen sileceksin... Başka kimse okumasın diye. Arılar bal yapacak! Karıncalar dünyayı versen dünyayı taşıyacak. Çiçekler açacak. Kaç kendini bilmez o güzelliklere bakmayacak, basacak! Kime yazmalı çok iyi biliyorsun, kim okuyacaksa gönül gözüyle, kalp gözüyle kim okuyacaksa kendime kendimden birşeyler bulacağım diye ona yazıyorsun. Ve o verecek hakkını... Ne güzel yazmış diyecek ya da bu satırları yazmamalıymış...

Ve kavuşacaksın çok istediğin için, çok kavuşmayı istiyorsan o yare. Ama sanma ki herşey eskisi gibi olacak. Giden günler var, kaçan fırsatlar, çekilen acılar var! Gözünü kapayıp o an unutacaksın her şeyi... Gece olacak kapayacaksın gözlerini. Ama sonra açacaksın ya ya da güneş doğacak güne açacaksın ya gözlerini, gözlerini gerçeğe açacaksın ya... Canlanacak nerde ne ölmüş varsa beyninin çöplüğünde!!!

İki: Yüreğin bir oyuncak mı. Küçükler de oynuyor, büyüklerde. Oyuncaksa elbet kırılacakta bir gün ve birgün birileri o oyuncaktan da artık sıkılacak. Hayır yüreğin en değerlin senin. Böyle oyuncakmış gibi oynamalarına izin verme, kırmalarına, değersiz bir şeymiş gibi onu kıymet bilmeyenlerin eline verme. Kıymetini bilenlerin eline ver. Ve illa vardır uzakta ya da çok uzakta sana ışıldayan. Senin için değil herkes için doğan güneş gibi güneşler vardır.Evet çok uzakta. Ama güneş gibi sana değen!!

Nasıl bir günün hakkını tam verebilirsin biliyor musun... O'na diklenerek değil, ona eğilerek... O'na kıyam ederk, rükuya eğilerek, secde ederek... Nasıl iç huzuru dış huzuru, her huzuru yakalarsın şifresini dedim sana... Sen ister şimdi beş vakit çal kapısını ister bir vakit. İster yüz iste, ister bin... Verecek sana ne istersen. Dünyayı istersen dünyayı, ahireti istersen ahireti... Dünya ne ki lan, dertler yumağı!!

Mutluluğu yakalamak için herkesin mücadelesi... Hadi yakala be adam. İlk O'na sevdalan ilk peygamberine... Sonraki aşklara sonra yan...

Üç: Üçten devam edeceğim... Yürek gözü açıklara, yüreğine seslenmemi isteyenlere!!
15.01.2018
***
ÜÇ: Dün durma gereği duydun , nokta koyma gereği... Bugün yürüme zamanı, nerde kalmışsan ordan devam etme zamanı.
Asla şu bu şu şekil bu şekil deme. Öyle dersen yapmam dediklerini yaparsın, tükürdüğünü bile yaparsın. Sen kimsin ki sana yazılanı okudum ben oynamıyorum diyeceksin... Ve zaten okuma şansın yok ki... Sen yaşarken yazılıyor bazı şeyler. Bazı şeyler yazılanlarda hep asla yapmam dediğin şeyler. Sen asla dediğin için yazılıyor. Sen kimsin ki asla diyorsun... Onu yemem bunu yemem deme hele. Lan o yemekler bakalım seni kendisini yemeye layık görüyor mu?
DÖRT: Her tarafta bir sen varsın. Git o kadar dağılmışsın ki git topla her birini. Git topla ve bir bütün ol. bugün bayramdı ya, kimlerin kapısını çaldın ya da kimlerin çalamadın...
BEŞ: Harbiden bazı şeyleri kısa geçmeli uzatmamalıyım. Saçın ağarmış lan, saçın ağarmış, sakalın ağarmış. Ağarmış her yanın simsiyahsın. Çevir lan şu kapalı sayfaları, tıkla lan şu tıklamadığın kapıları. Hep yere bakma yukarı da bak. Çevir lan kafanı yukarı, kuşları bi gör hele. Kaç kuş bugün senin için uçuyordu, kaçını görebildin ki... Çık lan dışarı evden. Duy lan doğanın sesini, gör lan... Ulan sana daha neler diyecektim de dedim ya kısa kısa kesiyorum...
ALTI: Uzun bir yol bu, önce ayakların sağlam olacak! Beynin, bileğin, kalbin sonra. Yürümeyeceğim demek yok çünkü...
06.06.2019


Kayıt Tarihi : 12.6.2019 10:06:00
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.