sürekli kendini övüyorsun diyenler, inanın az bile övüyorum. bi insan her konudan anlar mı diyenler, napıyım mk anlıyorum.. bi şeyden anlayınca, her şeyden anlıyorsun. o şey önemli... diğer kullarla h ...

sürekli kendini övüyorsun diyenler, inanın az bile övüyorum. bi insan her konudan anlar mı diyenler, napıyım mk anlıyorum.. bi şeyden anlayınca, her şeyden anlıyorsun. o şey önemli... diğer kullarla haksız rekabet oluşturdu diye rabbime mi isyan edeyim,

napıyım he söyleyin napıyım..? :)
___________________________________________________________________________________________
herkesi her seferinde uyarıyorum, "bak ben bencil, duygusuz, yabancılaşan biriyim... insanların hayatına girip alt üst ederim" diyorum..."yok ya sen özünde iyi birisin. kalbin temiz" diyorlar... ısrar ediyorum, yine vazgeçmiyorlar, sonra da, "tam pislikmişsin."
ee dedim ama ben sana ya...:)

___________________________________________________________________________________________
Yangından kurtarılmayı bekliyorum burada.
Umarım gelirsin.
Dilerim, geç olmadan gelirsin.

Çünkü hiçbir işe yaramıyor burada hiçbir şey.
Dinmeyen sızının anavatanındayım.
Sabahları aynaya küs,
Gecelerin odalarına dargınım.
Hissederim,
Burası artık yalnızlığın beşiğidir.
Bu beşiği ancak ya sen sevgilim ya da bir deprem sallayabilir.
Uzun sözcüklerin vedalı sessizliğini çiğnedim.
Yoktun.
Yokluğun, varlığımı açık bırakan kundak oldu sevgilim.
Üşüdüm.
Üşürüm.
Umarım gelirsin.

Hiçbir işe yaramıyor diye burada hiçbir şey,
Derin yaraları sarma törenlerimi hep iptal ederim.
Yangından kurtarılmayı bekliyorum burada.
Gözleri de yalanları kadar büyük buradaki kadınların.
İnandım.
İnanırım.
O yüzleri boyalı kadınlar güzelliklerini kırarlar buradaki aynalarda.
Ki yağmur yasak o’nlara.
Akar durmaz yüzlerinde boyalar.
O’nlar diğerini güldüren, ötekini süründüren,
İçlerinde bin parça aşk saklı palyaçolar.

Sonuçlar hiçbir işe yaramıyor diye burada,
Her şey dönüşebiliyor olağan bir yaraya.
Burada bir Âdem çıplaktır.
Buhurdan sonra bir Yusuf gömleksizdir.
Bir buhran bu çırpınış.
Burada bir yusufçuk kanatsızdır.

Yalnızdım.
Yalnızım.
Umarım gelirsin.

Aç ve acıklı bir öykü oldu artık dilde, aşk.
Havva’nın ayıbını örtecek asma yapraklarını süpürdü sonbaharda kente yerleşen rüzgârlar.

Yer değiştiren siluetlerde yine o aynı zemheri...
İşte yine zehir sevgilim bizim önümüze koyulan.
Aşk denk geldikçe yüreğimize,
Zararlıyız birbirimiz için geleceğin gelmezliğine.
Birkaç cin,
Birkaç ayet,
Birkaç cinayettir.
Afet sonrası davetim olur ölüm.
Yok, oldun olası asık yüzüm.
Oldum olası ölümüm olası.
Öldüm.
Ölürüm.

Ölüm, o alamadığım nefesleri bırakır ardımdan kalan leş yiyicilere.
Ki hep ölecek roller üstlenmiş sen yaşlarında bir adamım hâlâ ama az ama eksikçe.

Umarım gelirsin.
Dilerim geç olmadan gelirsin sevgilim.

Ölülerden çok ziyaret ediyorum.
Gördüğün, geçtiğin, düşündüğün tüm mezarlıkların tek müdavimiyim.
Yangından kurtarılmayı bekliyorum burada.
Ölü gibi içim, uykuların en deliksiziyim.
Uyudum.
Uyurum.
Umarım gelirsin.

Sesinden kaça kaça kendimi unuturum; ama yine hep sesini kovalayan o susmaları bulurum dudaklarını tebliğ ederken mevsimlere.
Yüzümü delersin öğle vakti.
Gece yağar göğe.
Yere değil göğe,
Yığıldım.
Yığılırım.
Umarım gelirsin.

Bir şeylerin uğruna her şeyini veren,
Gök kaybetmiş bir hilalim.
Kutup yıldızı uzaklığındadır alnı öpülesi helalim.

Yazları yaz,
Kışları kıştır.
Gebe gündüz,
Eğriler doğurur hep doğrusuz.
Hep bir harfin yokluğunu taşıyor çantasında.
İsimler doğurup soylar türetiyor aklının ziyanında soyununca.

Kırıldım.
Kırılırım.
Umarım gelirsin.
Dilerim geç olmadan gelirsin.

Karanlıktı eskidiğimizde.
Birbirimizden geçecek kadar acıttık geçmişi ve geçtik.
Aşk burada sokaktan gelmiş bir çocuk gibi kokuyor sevgilim.
Hiçbir işe yaramıyoruz burada.
Varlığımız her şey kadar güç; ama başkalarının elde edeceği kadar umumi.
Su kadar renksiz ve sahi.
Mektup kadar pulsuzuz.

Şiirdeki kafileyiz o ayrı düştüğümüz yazdan beri.
O ani gelen kafiye, hecedeki sesi cümlesinin gözüne kaçırdı.
Gözümüzden kaçırdık bir şey bile her işe yarıyorken orada.
Hâlâ canımı acıtmak için yokluğunu kullanıyorsan,
Sarp ve güçlüsündür bilirim.
Ama umarım gelirsin...

En can alıcı suskunluğunla dudağımdaki adına bile tesir edersin.
Oyalanırken mevsimin gücü yazın sıcağıyla,
Burada gece olur yine kent.
Dilerim geç olmadan gelirsin.

Biliyorum.
Biliyorsun.
Çok geç kaldık bazı sözlere.
İmla hatalı yazışmalarımızın imhası olmuyordu geç kalınca hayata.

Kül dolu cehennem kavanozları kırıldı,
‘‘Aşk bitti!’’ dediğinde...
Yangın yangın güldü kül, pusa bulandı.
Dağıldım yeryüzüne.

Pusa karışıp
Yandım.
Bittim.
Kül oldum da

Yangından kurtarılmayı bekliyorum burada sevgilim.
Kurtarılmayı bekliyorum burada sevgilim.
Bekliyorum burada sevgilim.

Sevgilim!
Biliyorum.
Biliyorsun.

Ayna kırıldı.
Yüzün değişmedi o güzelliğinin yüzünden.
Yokluğunla yaşamaktan hiç kimseyle ölemedim.
Sensizlikte ölmekten hiç kimseyle yaşayamadım.
Yandım ve bittim.

Ayrılığının cinayetindendir,
Bu suskunluğa kesik dilimle yazılan adreslerim.
Umarım gelirsin.
Dilerim geç olmadan gelirsin.

Tamamını Oku

  • Geldim... lâkin
    Yok, oldum olası asık yüzün
    Gittim...öylece

  • sanal bana niye telefon nonu vermiyorsun

  • selam