Siyah bir lale yaşarmış,düşler ülkesinde...
Değilmiş farklı olmak elinde...
Rengi yapısından ileri gelirmiş sadece...
İstermiş o da olabilmeyi sıradan,kırmızı bir lale...
Siyah olmak z ...

Siyah bir lale yaşarmış,düşler ülkesinde...
Değilmiş farklı olmak elinde...
Rengi yapısından ileri gelirmiş sadece...
İstermiş o da olabilmeyi sıradan,kırmızı bir lale...
Siyah olmak zormuş çünkü bunca kırmızı icinde...
Ama yaşamalıymış,gelmiş dünyaya bir kere...
'Ne olurdu bende kırmızı olsaydım?'dermiş hep kendine..
Utanır,boynunu bükermiş üzgünce...
Çaresiz boyun eğermis kaderine...
Büyük bir korkuyla yaşarmış hepte..
Bunca kırmızı arasında birgün dikkat çekecekmiş elbette...
Koparılmaktan,solmaktan korkarmış büyülü topraklardan uzakta bir yerde...


Saklanırken o böyle,korku ve endişeyle...
Başını kaldırmış aniden duydugu bir sese...
Ve gelmiş küçük bir çocukla gözgöze...
Gülümsemiş çocuk ve koşmuş çocuk annesine..
Annesiyle geri dönmüş aynı gülümseme yüzünde...
'Anne baksana siyah bir lale!'
'Ne olursun o gelsin bizimle..
Hem bakarım ben ona,ne olur anne..'

Annesi toprağından sökmüş siyah laleyi yavaşca...
Canı yanmış,korkmuş başlamış bizim siyah lale ağlamaya...
Ama duyuramamış sesini ne anneye ne de çocuğa...
Dönmüş son bir umutla bakmış toprağa...
Toprak 'Ağlama ve korkma,çaren yok gidiyorsan biraz olsun cesaretini topla...
'Ne fırtınalar atlattın sen unutma'demiş olgun bir tavırla...
Gözlerinde yaşlar ayrılmış ordan siyah lale,çocugun kucagında...

Baslamış küçük bir pencere pervazında yaşamaya...
Bakıyormuş ve görüyormuş kırmızı lale tarlasınıda arada...
Ama izlemekle yetinebiliyormuş canı çok yansa da...
Dağlar kadar yalnızmış bu yabancı dünyada...

Çocuk çok iyi bakıyormuş ona aslında...
Eksik etmiyormuş hiç güneşinide,suyunuda...
İlgisi azalmaya başlamış zamanla...
Ve birgün taşınmışlar,çocuk bu ya...
Unutmuş siyah laleyi pencerede bir başına...

Günler geçmiş,lalenin gözleri hep kapıda..
Tek arkadaşını kaybetmiş ne de olsa..
'Kaldın işte bir başına,
Yakınırken uzakta olduğun için toprağına tarlana...
Bak oldun işte sahip olduğun tek arkadaştan da..'
Demiş siyah lale düşünürken ne yapıcağını bir başına...


Derken bir yusufcuk böceği konmuş pencerenin kenarına...
'Neden siyahsın sen ve yalnızsın bunca?
Kırmızı olmaz mı laleler benim bildiğim kadarıyla?'
Demiş siyah laleye şaşkınca..
Lale ise mutluymuş konuşcak birini bulduğu için günler sonra..
'Neden siyahım bilmem ama..
Güleryüzlü bir çocuk getirdi beni buraya
Unutup gitti daha sonrada beni burda..'
Demiş sevinçli bir edayla..

Konuşmuşlar günler günleri kovalamış,aldırmamışlar geçen zamana..
Ama unutmuşlar siyah laleye bakacak kimse yokmuş yanlarında...
Ve güçten düşmeye başlamış siyah lale zamanla...
Dayanamazmış küçük bedeni bunca susuzluğa...
Artık değil konuşmak kıpırdıcak hali kalmamış...
Çünkü ne su vereni ne de bakanı varmış...
Yusufcuk çaresizce baslamış su aranmaya...
Uçmuş,bakmış,aramış,ama korkuyormuşta siyah laleyi bu halde bırakmaya...
Geri dönmüş siyah lale için su bulamayınca...
Siyah lale solmak üzereymiş yusufcugun yanında...
'Solucam belki ama bu siyah laleyi sakın unutma..
Teşekkürler bırakmadığın içinde beni burda tek başıma...
Yusufcuk ağlamaya başlamış bunları duyunca...
Düşmüş siyah lalenin toprağına...
Ağlamış bölesine zor bulduğunu kaybedince bir anda..
Mucize gerekliymiş bir tane hikaye bu ya..
Yusufcuğun gözyaşları karışmış siyah lalenin toprağına..
Ve açmış lale gözlerini biraz olsun su bulunca..
Sarılmış yusufcukda laleye büyük bir coşkuyla...

Kaptırınca kendilerini olayın heyecanına...
Unutmus lale, sürülen ilacı vücuduna...
Böcekler yaklaşamasın diye sürülmüş ona...
Bu kez yusufcugu kaplamış derin bi acı,laleye sarılınca..
Ve düşmüş yere ,karışmış zehir damarlarına...
Bu kez laleyi kaplamış büyük acı,dolmuş gözleri yaşlarla...
Durmadan ağlamış önünde duran ölü yusufcuğa...
Harcamış tüm enerjisini ve bitmiş yusufcuğun verdiği su da...
Solmuş ve düşmüş siyah lalenin bedeni ,yusufcuğun üstüne yavaşca...

Rüzgar görmüş hallerini,ve taşımış hikayelerini...
Derin bir yas kaplamış tarladaki tüm laleri...
Severlermiş aslında bu utangaç siyah laleyi...
Anlattıkça rüzgar düşmüş başları ve eğilmiş bedenleri...
Ne zaman rüzgar görseler,hatırlarlarmış yusufcukla siyah laleyi...
Ondan bir yas kaplarmış tüm laleri..düşermiş başları ve eğilirmiş bedenleri...



Tamamını Oku

  • Site arkadaşımız Bayan Pınar Vardar

    < DOĞUM GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN >

    - Ayrıca sizi bu saygın gruplarımızda görmek dileklerimizle esen kalın...

    * Çağdaş Şairler - Evrensel Sanatçılar - Gizler Dünyası *
    * Özgür Şair-Yazarlar - Antoloji Sitesi Üyeleri *

  • 2016 yılı size ve sevdiklerinize mutluluklar getirsin can :)

  • YENİ YIL MESAJI…

    Ne garip bir ilişkidir insanın zaman denen “adı var kendi yokla” ilişkisi…
    Tek tek kişiler olarak biz zamana hep borçlu, zaman bizden hep alacaklı!

    Sözde onun içine doğduk, şerh düşüldü herhangi bir kesitine, kişisel tarihimiz “D. Tarihi” diye başladı…
    O andan itibaren “vad ...