Hayatta nefes almak kadar önemlidir yazmak..
Ölmeden önce kalıcı bir isim olmak adına okumaya değer yazı ve şiirler bırakmaktır amacım.
Bir şiiri yazmak yıllar alır. Birikmiş duyguların birleş ...

Hayatta nefes almak kadar önemlidir yazmak..
Ölmeden önce kalıcı bir isim olmak adına okumaya değer yazı ve şiirler bırakmaktır amacım.
Bir şiiri yazmak yıllar alır. Birikmiş duyguların birleştirilmiş olgunlukların resimleridir şiir. İnsanın bilinçaltı albümünü dolduran derin duygulardır.
Hayat hepimize başlangıçta bir isim verir. O isme değer katan yaşadıklarımız ve yaşattıklarımızdır.
Yazmaya değer her konu işte o yaşantıdan çıkar yol alır.
Çocukluğumdan bu yana yaşadıklarım ve beni etkileyen her konuyu edebiyat ile aktaracağıma inanıyorum.
Kollektif bir metindir yeryüzü. O metnin bir parçasıdır her yazı.
Kendimi yargılamadan hiçbir kimseyi yargılamadım.
Yazdıklarımda gerçekliğe dayanmayan ve kendi öz duygu ve düşüncelerim dışında esinlendiğim, örnek aldığım edebiyat dünyasının önemli kalemlerinden alıntılar dışında tek bir satır bulunmaz.
İnsanların şaşırmadığı, hatta kendilerini bulduğu insana ait sıradanlığı anlatmaya gayret ettim.
İyi bir okuyucu olmayanların yazıları da kısırdır. En iyi iletişimin kuralı dinlemekse, yazmanın kuralı da hayatı ve yazılanları çok iyi okumaktan geçer.
Daha önceki yıllarda yazdıklarımı tekrar yazmak en büyük zevkimdir. Çünkü eksiklerimi ancak böyle tamamladığıma inanıyorum.
Yazı da kalite konu seçimi ve hangi kelimelerin bir araya gelmesine bağlıdır. Tarz kalitede bundan sonra gelir ve okuyucuyu daha çok ilgilendirir.
Şiir bazen tek bir kelimedir. O kelimeden yol alır döner dolaşır o kelimede düğümlenir.
Düz yazı gibi şiir, şiir gibi düz yazı ekolünü savunuyorum.
Popüler olmak ve çok okunmak gibi bir derdim yoktur.
Varsa bir değeri o değere zamanı gelince ulaşır. Bunu benim görüp görmememin o kadar bir önemi yoktur.
Ne korkuyla yazarım kim ne der diye bir derdim yoktur, ne de ısmarlama yazarım.
Duygular kalem oynatmadan çıkmıyor dilden..
Yazarak hayatımı kazanmayı hiç düşünmedim. Çünkü o çok zordur. Menfaat karşılığı yazmak gerçeklerden uzaklaştırarak çok satmaya ve popüler olmaya meyilli yazılar üretmeye sebep olur ki bu bana terstir.
Derdim insanı olması gerektiği gibi etkileyebilmektir.
Yazmak ve yaşamak arasında bir seçim yap deseler yazmak yaşamaktır derim.
Yazmak aynı zamanda düşünmenin aracıdır. Düşünmeden yazamazsınız.
Yazarlık bir meslek değildir, uğraştır.
Yazmak bir tutkudur.
İnsanın olgunlaştıkça daha iyi yazı yazacağına inanıyorum.
Yazmak hayatı tersinden okuyabilmektir, hayatı iyi okuyamayanlar yazamazlar.
Yazmak bir sanattır.
Yazmak insanın içindeki hissi uyandırarak yankı yapmasını sağlamaktır.
Sadece yazarak ve konuşarak fikirlerimizin tutsak kalmasında da yana değilim. Fikirlerin eyleme dökülerek yaşayacağına ve özgürleşeceğine inanıyorum.
Bunu en iyi yapabileceğim dil anadilim Türkçe'nin olduğuna inanıyorum.
Türkçe aynı zamanda dünyanın en iyi duygu dilidir. Hiçbir dil bir hissi Türkçe kadar güzel anlatamaz.
Yabancı dilin tüm topluma öğretilmesi bir dil soykırımıdır. Her insan kendi dilini öğrenmelidir ve konuşmalıdır. Yabancı dili herkese öğretmeyi dayatmak yerine ihtiyaç kadar ilgili mesleklerde çalışan insanlara öğretilmesi gerekir.
Yazı ve şiirlerimde insanın bulunduğu toplum koşulları içinde şekillenen ruh hallerini, bunun sonraki yaşamlara nasıl yansıdığını, ilişkiler arasındaki uyum ve uyumsuzluğu algılama farklılıkları konu eden ölümü, hayatı, doğayı, insan psikolojisini bu pencereden anlatmaya çabalayan amatör bir edebiyat ve yazı işçisiyim.
Şiir edebiyatın felsefesidir.
Ayrıca yazılarımda ve şiirlerimde milli ekonomi, tarih, zaman, geçmiş, gelecek, an, duygular, aşk ve benzeri gibi konulara yer vermekteyim.
Mesleğim gereği toplumsal gelişim ve iletişim ile özel ilgim olduğundan amatör olarak tiyatro ile ilgilenmekteyim. Bu çalışmalarımı iş hayatında motivasyon amaçlı kullandım.
İnsan ile ilgili en önemli gördüğüm sorun insanların yüzlerinde ki maskelerdir. Yazı ve şiirlerimin bir konusu da maskelerdir. Başta kendim olmak üzere maskelerin düşürülmesi gerektiğine inanıyorum. Maske, insanın kendinden çok ülkesine ve yaşadığı çağa ait olduğu için de insanlar maske yüzünden birbirinden ayrılırlar. Maskesini kaldırabilen insanlarda kendimizi bulabileceğimize inanıyorum.
Kendini bilenler kendilerinden söz edebilirler.
Beş bine yakın kitap okudum. Altını çizerek, her kitabın özetini ve bana kalanları yazarak.
Aynı zaman da günlük, makale, biyografi ve şiir yazıyorum.
Kendime ait sayısızca sözüm var.
Yerel dergi ve gazetelerde yazı ve şiirlerim yayınlanmaktadır. Sosyal günlüklerde yazı ve şiirlerini paylaşmaya devam etmekteyim.

Önder Karaçay'ın Hayatı

Ardahan İli Çıldır İlçesi Aşık Şenlik Beldesinde (Suhara* eski adı) köyünde 1971 yılında dünyaya geldim.
İlk ve orta öğrenimini Çıldır'da yapmış, Liseyi amcasının yanında Kars Ticaret Lisesinde bitirmiştir.
Üniversiteyi Ankara Üniversitesi Çankırı Meslek Yüksek Okulu İktisadi ve İdari Bilimler Muhasebe - İşletme bölümü bitirerek 1991 yılında tamamladım.
1991 yılında ailesiyle birlikte iş sebebiyle Ardahan'dan İstanbul'a göç ettim.
1993-1995 yılları arasında askerliğini Konya'da istihbarat yazıcı olarak başarıyla kırmızı tezkere alarak tamamladım.
1991 - 1996 yılına kadar (1993-1995 yılları askerlik arası) bir akaryakıt firmasında muhasebe ve idari işlerde çalışmış, 16 Eylül 1996 yılından 12 Eylül 2012 tarihine kadar çalıştığı, skandal bir şekilde işten çıkarılana kadar Akbank da çalışmış en son Şube Müdürü olarak bankacılık sektöründen ayrıldım.
Mesleği bankacılık olsa bile edebiyata çok düşkünüm.
Skandal bir şekilde işten çıkarılması Aydınlık Gazetesinde 21 Ekim 2012 tarihinde “Akbank Performansta Sınıfta Kaldı” haber oldu. Bu habere internetten ulaşılabilir. www.aydinlikgazete.com adresinden ulaşılabilir. Bankanın bu skandalını Aydınlık Gazetesi haricinde hiçbir basın haber yapamadı, bankadan reklam alamama kaygısı taşıyarak ne kadar basın olduklarını veya sermaye basını olduklarını gösterdiler.
İşe iade davası açıldı. Geçici olarak İstanbul Adalet Sarayı binasının yeni açılması dönemine denk geldiği için Hâkim bulunamadığından davası 1 yıl sonra başlayabildi. İşe iade davasını % 100 haklı olarak Yargıtay onayı ile kazandı. Bu haksızlığı, sebepsiz yere işten çıkarıldığı ve bankanın ayrımcılığı yüce Türk adaleti tarafından tescillendi.
İşsiz olduğu halde adına bu bankanın yazılı talimatı olmadan kredi onaylaması yeni bir skandaldı ve ‘Bankalarda Kredi Oyunu’ haberi Sabah Gazetesinde 27 Ağustos 2014 tarihinde haber oluyordu. Aynı Gazetenin ekonomi yazarı Şeref Oğuz bu habere atıfta bulunarak aynı gün “Müşteriyi Kandırmak” adlı yazı yazarak büyük bir skandalı ortaya çıkarmasına, kanunlara rağmen ilgili kurum Bankalar Birliği bu konuda bankaları koruyordu. Bu habere ve yazıya www.sabah.com.tr adresinden ulaşılabilir.
Bu zaman diliminde kendini aklamak için ve yeniden iş bulabilmek adına sanal medyada video ile ülkemizde ilk defa Sanal Mahkeme kurarak kendini akladı. Konuştuklarımın tamamı belgeliydi. Milyonlarca insana ulaştı. Dünyada Kanada'dan Çin'e kadar insanlara ulaştı yaşadığı haksızlığı, ayrımcılığı anlattı. Daha sonra reklamın iyisi ve kötüsü olmayacağı için bankanın üzerinden reklam yapmaması için bu videoları sildi. Banka bu videolardaki belgeli gerçeklerin karşısında sadece sustu. Çünkü yapabileceği özür dileyerek geri adım atmak ve bankaya bu zararı verenlere hesabını soracağına yanlışta ısrar etme kararı aldı.
Aynı zamanda Mobbing Derneği internet sitesinde yaşadığı ayrımcılığın detayları Akbank da nasıl mobbinge maruz kaldım adıyla” yayınlandı. Bu yazıya www.mobbing.org.tr adresinden ulaşabilir.
2012 tarihinden bu yana Bankacılık ve Finans konularında Bilirkişi olarak serbest çalıştı. Burada da adam kayırma dolayısıyla kendisine iş verilmediği için üç yıl sonra aynı yetkisi kendi isteği ile almadı.
Mesleği gereği satış ve pazarlama konularında özel ilgisi ve aldığı sayısızca eğitimle bankada birçok eleman yetiştirdim.
Yeni kitap çalışmaları da devam etmektedir.
Mobbing Bank Skandalbank'ın Skandalları kitabıyla bir işsiz olarak dünya da bir ilk olarak işsizliğe çare bulamayan iktidara kitapla MUHTIRA verdi. Bu anlamlı uyarı ne iktidardan ne de muhalefetten ilgi görmedi.
Çıldırlı Halk ve hak** ozanı Aşık Şenlik ile aynı köylü olup Antoloji sitesinde Şenliğin hayatını ve şiirleri olmadığı için şiirlerini derleyerek bu önemli değerin evrensel bir değere ulaşması ve tanıtılması için çalışmalarına devam etmektedir.
İki çocuğum var.
*Suhara: Orta Asya'da göçle gelen ataları yerleştikleri yerin ova ve içinde su bulunan bir yer olmasını istemişler. Buna uygun buldukları yere önce su nerede anlamına gelen Suhara demişler. Daha sonra çeşme su merkezinde olduğu için günümüz Türkçesi ile Yakınsu adını alan kasaba 2014 yılında göç ve nüfus azalması dolayısıyla belediye olma özelliğini kaybetmiştir. Yeni ismi Aşık Şenlik Beldesi olmuştur.
**Çıldırlı Aşık Şenliğin hakkın badesi içtiği bilinir.

Eserleri

Mobbıng Bank Skandalbank'ın Skandalları adlı bir deneme şiir türünde kitabı yayınlanmıştır.
Antoloji.com bloglar ve sosyal ağlarda şiirlerini söz ve yazılarını yayınlamaktadır.

Tamamını Oku

  • Türk'ün bağımsızlık ateşinin yakıldığı, direncin, iradenin ve yeniden dirilişin bayramı olan 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik Ve Spor Bayramınızı en içten dileklerimle kutlar, değerli şahsınızı sevgiyle, saygıyla selamlarım..

  • Türkiye Cumhuriyeti'nin temeli olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve çocuk Bayramını gururla, geleceğimize duyduğum güvenle kutluyor, değerli şahsınızı saygıyla selamlıyorum...

    Nice yüzyıllara....

    Mustafa Bay

  • Gruplar arkadaşımız Sn. Önder Karaçay

    < DOĞUM GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN >

  • Babaların gölgesi bile köprüdür.

    Söylenecek başka söz bırakmamış şiir

    Kutluyorum değerli dostum saygılar sunuyorum

  • Sen diyebildin mi her yer sen der.. kutluyorum

  • Bir tek çocukluğmuz ve bayramlar mı?
    Unutturuldu

    Toprağı unuttuk

    Sadeliği, hakkı

    Geçici olmayı unuttuk

    Neler beslemedik ki o şişirilmiş ben egosu ile

    Yarışa soktuk insanları

    İnsanlıktan çıkma yarışına

    Benliğini ve bencilliğini ve en iyi besleyen kazanacaktı sözde kaybedenler i ...