Bak ömür kervanı, geçti önümden
Tebessüm edipte, el mi, sallarsın
Dört kitap önünde yeminim olsun
Sorguya sensiz, girmem dünyada.

Farz'et ki kör garip, çıktım yoluna
Kuru bir ...

Bak ömür kervanı, geçti önümden
Tebessüm edipte, el mi, sallarsın
Dört kitap önünde yeminim olsun
Sorguya sensiz, girmem dünyada.

Farz'et ki kör garip, çıktım yoluna
Kuru bir soğan dı, kırdım sofrana
Kara ocakta, kaynayan çorbaya
Pul biber tuz, katmam dünyada.

Fincanı çevirirsin, kahve falına
Düş görmek, istesin aynada
Yelkenler iner, suda ki yalana
Kara kedi,,bulunmaz dünyada.

Aldattın kendini, sıtmaz güneşin
Mavi boncuktu, içindeki hevesin
Üşüsün bedenin, kanın donsada
Sobana odun, olmam dünyada.

Çirkindi yüzün, düştün çukura
Kafanda dolaşan, üç beş koyuna
Gem vurup, çayır çimen dolanacak
Koyun çobanı, olmam dünyada.

Kaderin sillesi, düşerse başına
Dost yabancı, düşmanın ahıyla
Cennet gönlüme, haram denirse
Mezarına taş, dikmem dünyada.




Tamamını Oku

  • muhsin yazıcıoğlu

    Peygamber Gülüne

    Geçersem bir gün sevda sokağından
    Kapatma perdeni gülümse bana.
    Gidiyorsam mahşer-i huzura.
    Kar fırtına bahane peygamber gülüne.

    Koşarsam arkamdan hüzünle bakarsın.
    Yüce divan hep aklında kalsın.
    Dost dediğin gününde kıymet anlasın.
    Ağlamak bahane peygamber gülüne.

    Uzaklardasın şimdi makber elinde.
    Sonsuzluk adın dolanmış diline.
    Vatan ağlıyorsa böyle, koç yiğide.
    Ölmek bahane peygamber gülüne.

    Ellerin koynunda üşüdün şimdi.
    Keş dağı figan sermiş se, kefeni.
    Musalla taşı istiyorsa bedeni.
    Üşümek bahane peygamber gülüne..

    Sen Sonsuzluğun Adısın.Büyük Reis.

    Nihat Kuruyer