• kırgınım, saçılmış
    bir nar gibiyim

    sessiz akan bir ırmağım
    geceden
    git dersen giderim
    kal dersen kalırım

    git
    dersen
    kuşlar da dönmez, güz kuşları
    yanıma kiraz hevenkleri alırım

    ve seninle yaşadığım
    o iyi günleri,
    kötü
    günleri bırakırım.

    aynı gökyüzü aynı keder
    değişen bir şey yok ki
    gidip
    yağmurlara durayım.

    söylenmemiş sahipsiz
    bir şarkıyım

    belki
    sararmış
    eski resimlerde kalırım

    belki esmer bir çocuğun dilinde.

    bütün derinlikler sığ
    sözcüklerin hepsi iğreti

    değişen bir şey yok hiç
    ölüm hariç.

    aynı gökyüzü aynı keder.

    B A

  • Aaaa kimleri görüyorum ben burda eomer padişahım :))) emir buyrunuz efenim

  • heyt bee rumuza bak :)

  • Neden çiçek açtın badem ağacım!
    Tez canlısın. Güneşin yüzünü azıcık gördün mü dayanamıyorsun, açıveriyorsun.
    Neden çiçek açtın badem ağacım!
    Gönülsüz, pazarlıksız ağacım. Kimseye aldırmadan, kışa soğuğa bakmadan... hemen açıverdin. Bu ne büyük sevgidir böyle. Kış daha çekip gitmeden beyaz türkülerini söylemeye başladın. İçinde ne varsa çıkarıverdin.
    Kederle bir işin olmaz senin. Varsa yoksa neşe. Kocamış kışı unuttuk seni görünce. Yeni âşıkların birbirine bakıştıkları gibi biz de seninle bakışmaya başladık.
    Beklemediğin bir günde kar yağdı. Don vurdu o güzel çiçeklerini. Bilirim ki üzülmezsin. Kocamış kış uykusundan bizi uyandırdın ya, beyaz türkünü bize duyurdun ya, artık kurusan da ne gam. Çekip gidersin. Gönlün rahattır çünkü. Baharı müjdelersin ve veda edersin. Geride kalan gam da keder de bize kalır. Bizi böyle acılar içinde bırakıp gidersin.
    Neden çiçek açtın badem ağacım!
    Ne diyebilirim sana. Aman çiçek açma mı diyeyim? Öyleyse kim müjdeleyecek baharı. Kim içimize umut dolduracak. Bitip tükenmez yaz günlerini kim hatırlatacak. Sen açmasaydın yeşermezdi içimizin uçsuz bucaksız mavilikleri. Sen gelmeseydin, kim bilir, daha ne kadar umutsuz geceler çoğaltacaktık.
    Sevgi çiçeğim, kelimelerin yaprak yaprak savrulup özlemlerimizi giderdi. Bin bir diliyle konuştun sevginin. Rüzgâr kelimelerini yurdun her köşesine dağıttı. Şimdi her gönülde senin sevgin var. Her evin penceresinde bakan gözler seni görüyor.
    Sevgi çiçeğim, çektiğin bir acı, anlattığın bir konu var. Kim dinler, kim anlar demeden konuşuyorsun. Senin gelip geçici olduğunu söylerler. Oysa sen rahmet hazinesinin müjdecisisin. Yeşil yapraklarınla, beyaz gülüşlerinle bunu anlatırsın.
    Heyecanlı bir öğrenci kesilirsin hayat karşısında. Dersini şakırsın âleme. Dersin adı bahardır. Konusu ise sevgidir. Her bir yaprağın hâl diliyle şöyle der: “Adım bahardır. Sevgi diye çağırırım. Sevda sedaları salıp âleme, ihtiyarları gençleştiririm. Hepinize taze bir can, taze bir nefes ve yeni bir umut olurum.”
    Önce toprağın altındakileri çağırıp uyandırırsın. Her bir çiçeğinle bir ölmüşün gözü olursun. Onlara baharı böyle muştularsın. Yerin altındakilerin en keskin dili olursun. Kış boyu biriktirdikleri sözlerini seninle söylerler yeryüzü sakinlerine.
    Bir gün dünya nimetinden kısmetim bitince senin dalların altında yummak isterim gözlerimi. Her bahar seninle bakmak isterim kainata. Seninle görmek isterim umut dolu, hayat dolu insanları.
    Ben, senin gölgende ebedi istirahatımı yaparken, kuşlar dallarında cıvıldasın. Çocuklar çiçeklerini görüp koşarak yanımıza gelsin. Kediler de, baharın bekçileri, gelsin yanı başımıza.
    Neden çiçek açtın badem ağacım!
    Karakış bitmedi. Ayaz bitmedi. Sert rüzgârların ardı kesilmedi. Zemheri çıkmadı. Bu ay kış unuttun mu?
    Neden çiçek açtın badem ağacım!