Eylül Ertesi

Eylül ertesi… Kasım arefesi…
Baharla karışık hüzün denemesi…

Eylül hüznüne daha alışamamışken, Ardı sıra gelen “Ekim” rüzgârlarıda
Pek bir can alıcı esiyor; ...


Eylül Ertesi

Eylül ertesi… Kasım arefesi…
Baharla karışık hüzün denemesi…

Eylül hüznüne daha alışamamışken, Ardı sıra gelen “Ekim” rüzgârlarıda
Pek bir can alıcı esiyor; esrikleştiriyor insanı… Üşütüyor…

Bir farklılık çöküyor üzerimize,
Abıhayat suyuna susamışlığın verdiği bir rehavet.
Kekremsi tatlar bulaşıyor her y/anımıza…

Ah bu suspus gönüllü mevsimler yok mu!.. hüzne meftun!...
Tebessümleri bile bir b/aşka. Bir b/aşka t/adı… ayrılıkların…

Eylül ertesi… Kasım arefesi…
Baharla karışık hüzün denemesi…

Bir yanda yeni başlangıçlara yelken açmanın arefesi,
Diğer yanda hasret türkülerinin yakıldığı “an”lar…

Kıyıya vurmuş umutlar… hüzünlerin dayanılmaz serinliği…
Sükutun en katıksız, en derin hali…

Ben diyeyim “Eylül”, sen de “Ekim”…
Aynı makamın ezgileri… Aynı terennüm…




Değilim…
Sende

Ama
Bazen
Yine de
Öyle geliyorsun ki

Sanki
Hep
Bendesin…

Kendi yapraklarını
Koparan
Ağaç gibisin
Göz alıcı…
Ama habersiz…

Suya bakmayan
Kendinden mahrum…

Oysa…
Hep söyleyebilirdim
Anlatabilirdim dünyaya
Sende
Duyduklarımı

Ama…

Değilim…
Sende

Yine de
Bazen
Öyle geliyorsun ki…


Tamamını Oku