Hatırlatda Haziranın Sonlarında Çocukluğumu Yaklalım
Sen beni öpersen belki de ben Fransız olurum
Şehre inerim bir sinema yağmura çalar
Otomobil icad olunur, Zarifoğlu ölür
Dünyadaki t ...

Hatırlatda Haziranın Sonlarında Çocukluğumu Yaklalım
Sen beni öpersen belki de ben Fransız olurum
Şehre inerim bir sinema yağmura çalar
Otomobil icad olunur, Zarifoğlu ölür
Dünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür.

-Senegalliler dahil değil

Sen beni öpersen belki de bulvarlar iltihablanır
Çağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini siyaset bilimi
O vakit bir sufiyi darplarla gebertebilirsin
Hayat bir yanıyla güzeldir canım, sen de güzelsin

-Yoksa seni rahatsız mı ettim?

Sen beni öpersen belki de aşkımız pratik karşılık bulur
Ne ikna edici bir intihar girişimidir şimdi göz göze gelmek
Elbette ata binmek gibidir seni sevmek sevgilim
Elbette gayet rasyoneldir attan atlamak

-Freud diye bir şey yoktur.

Sen beni öpersen belki de ben gangsterleşirim
Belki de şair olurum seni de aldırırım yanıma
Bilesin; göğsümde hangi yöne açmış tek gülsün
Yani ya bu eller öpülür, ya sen öldürülürsün.
-Haydi iç de çay koyayım. (Ah Muhsin ÜNLÜ)

Değerse Dudakların
Değerse dudaklarına dudaklarım
bir çocuk kayar yosunlu bir kayanın üstünden
kocaman bir hortum çıkar
ne var ne yoksa toplar bahçelerimden...

değdiğinde dudakların
bir şelale yolundan çıkar!
dev bir kaya arasından gürül gürül
...bulut, tepe demeden akar...akar...
alnıma rengi mavi bir su damlar
tüm vahalar orada buluşur
...gök bulanır, bir mum kendiliğinden yanar...

dokundukça dudakların,
kış güneşinde serçeler
en tatlı kırıntıları toplar patikalardan,
bir ördek başını göle daldırır
...ardından...
...göl hülyaya dalar,dişlerim ıslanır

bir karınca taze bir darı tanesini kaldırır
yağmurun ağır damlasının altından...

sen öpünce beni
bir kanal açılır içdenizlerden okyanusa!
balıklar camdan bir kanat takar
karabataklar aklanır dalga içinde
köpük sıçrar bulutlara
fırtına patlar, yeryüzünde bir yerlerde bir tohum çatlar...

dudağın bana değince
bir şahin pençesindeki güvercini bırakır!
mutlu bir çocuk öğlen uykusuna yatar,
...üç elma kış uykusundan uyanır..
kabileler göçe başlar dünyanın bir ucunda
ölüm uykusunda koalalar kirpiklerini kımıldatır...

benim dudaklarım sana dokununca,
kırlangıçlar kanatlarını sislere saklar
bedenim uzar, için minelenir -ki onca-
kavga susamlanır hayat boyunca
bir tek saniyeye huzur sığınır....

sen ve ben öpüşünce...
tüm insanlar gülüşlerini göğe çevirir
Alem aşk içinde devinir, öldüm sanırım...
dokunursa dudağına dudaklarım,
18 yaşımda ömrümün donar kalırım....

26.07.2004
Tarabya
02.30)

Andrea and(Ayşenur YAZICI)

Sen Benim Günahımsın

Cümle âlem öğrense bu yasak aşkımızı
Yer'seler de vazgeçmem, sen benim günahımsın…
Karun hazinesini çıkartarak önüme
Serseler de vazgeçmem, sen benim günahımsın…

Ecelim olur başka bir göz bakarsa sana
Ab-ı hayat suyumsun, içerim kana kana
Seni elimden alıp bütün âlemi bana
Verseler de vazgeçmem, sen benim günahımsın…

Bir senin derdin ile yüreğim düşer ah'a
Kulağımı tıkarım eyvah'a, yuh'a, tuh'a
Ellerimden mıhlayıp İsa gibi çarmıha
Gerseler de vazgeçmem, sen benim günahımsın…

Sende buldum sevdayı, can oldun canda cana
Gözlerimi oysalar gitmem başka bir yana
İsterse kutuplara, isterlerse fizan'a
Sürseler de vazgeçmem, sen benim günahımsın…

Sensin yüzümün akı, sensin gözümün feri
Ekmeğimsin, suyumsun, sensin alnımın teri
İdamı imzalayıp, kara kaplı defteri
Dürseler de vazgeçmem, sen benim günahımsın…

Tüm güzeller bir olsa, koşsa benim yönüme
Alayını değişmem, seninle tek günüme
Çelikten zırh giyseler, set olsalar önüme
Dursalar da vazgeçmem, sen benim günahımsın…

Ben sevgiyi öğrendim güzelin en hasından
Korkum ölümden değil, kahrolmandan, yasından
Çekseler silahları, alnımın ortasından
Vursalar da vazgeçmem, sen benim günahımsın…

Ömür boyu dinmese, çağlasa gözde sel'im
Sana atar yüreğim, sana dokunur elim
Keskin ustura ile bedeni dilim dilim
Yarsalar da vazgeçmem, sen benim günahımsın…

Atılsam Cehenneme, ateşler değse tene
Azap çekecek benim, vebal benim; Kime ne?
Beyazlardan utanıp siyah bezden kefene
Sarsalar da vazgeçmem, sen benim günahımsın…

Kadir Güven
Korkuyorum Sana Yarım Kalmaktan
/Rüzgârlar okşardı saçımı
Dokunsa bir el korkardım
Kulağımı dayayıp rüzgârın sesine
Nefesim karışırdı nefesime…/

Zaten korkağın biriydim ben
Sevilmekten korkardım
Sarılmaktan
Alışığım saklı sevmelere
Uzaktan uzaktan…

İşte yine nüksetti bu günlerde
Korkuyorum sana yarım kalmaktan

Şimdi sen,
Kirpiklerini kırpıştırma bana bakarken
Gülmesin gözlerinin kahvesi
Dudakların titremesin
Sesin
Kaçmasın geriye
Ellerin telaşlanmasın

Anlatma bana saçlarının isyanını
Kabarmasın okşanmaya her teli
Korkağın biriyim ben
Sevilmeyi hak ettiği şüpheli…

Seni her düşündüğümde
Sendeki ben geliyor önüme
Ne zaman aramaya kalksam
Bendeki sen arıyor beni
Mesafe denen şey
Seninle bana göre değil
Uzatsam elimi
Hayaline değeceğim

/Bir adı olur mu bunun /

Ama ben;
Korkuyorum seni kıskanmaktan
Tamamını
Bana ait sanmaktan

Sana desem ki:
“Ne çok istemişim seni
Ne çok beklemişim…”
Biliyorum
Kuşkulu bir dille
“Kehanet mi bu” diyeceksin
Ya da;
“Güdülemeye çabalıyor/sun beni…”
Ve ben de;
“Seni bana vermek değil miydi gelişin”
Demeyeceğim
Diyemeyeceğim

Kaşlarının bastırdığı bakışlarındaki
Arzuyu düşüneceğim
O büyüyü
Ve korkacağım
Belki de hep susacağım…

Sen mi?
Sen de korkuyorsun –eminim-
Seni, sen olmaktan çıkarmamdan
Her istediğimde seni
Bir sigara çıkarıp yakar gibi
Hep orda
Elimin altında…

İşte böyle sevgili
Korkuyorsun bana ait olmaktan
Korkuyorum sana yarım kalmaktan…

23.04.2012
Mustafa Bay
YOL
İçimden karşılaşsak birgün bir yerde,
Belki sokak ortasında,
Belki bir akşam yorgunluğunda,
Veya bir cemre düşümümde...

Beni hatırlarmı?
Kimdim ben?
Kaç satırlık bir yazgıydım?

Hatırlanmamak,
Ölüm dü...

Sonra
Yollar düştü aklıma
Çizgi çizgi
Kıvrım kıvrım
Eski bir film müziğinde gece yolculuğu...

Ben bir ulak,
Zühre yıldızına yolum
İki doğu,iki batı arası...

Üç kıta
Yedi deniz
Demir kapıdan
Kızılelmadan
Ve nuh tufanından beri
Ribatlarda
Hanlarda
Kervansaraylarda seni aradım.
Bulamadım...

Üstte mavi gök
Allta yağız yer
Gün doğumundan
Gün batımına
Kalbimde rabıtan
Seni aradım...

Sonra sen geldin
İlkbaharım
Gözyaşım
Sevincim...

Sen geldin
Beklenilmeyen bir tatil gibi
Yatılı ilköğretim bölge okulunda

Git(me) şimdi uzaklara...

Korkuyorum
Aklına girmekten
Düzenini bozmaktan..
Başın yastıktayken düşüncen,
Yürürken dalgınlıgın,
Konuşurken sarhoşlugun olmaktan...

Git(me) şimdi uzaklara...


Ahmet Nazım TUĞ

D'li Geçmiş Zamanlar
/Çok uzaklardan bir türkü geçiyordu, Bir şarkı kemanımın tellerini eskitiyordu/
l.
Miadı dolmuş zamanlara
hükmediyordu mekan,
prömiyer gösterisinde unutulmuş
bir şemsiyeydi sanki beni kederlerden saklayan
izlerken 'İngiliz hasta'yı.
buğulu, çatlak aynalarda adındı,
gönlümden hiç eksikleşmeyen.
güneşin boynuna kırmızı kaşkol bağlardık,
dünya haberdar olsun diye taraftarlığımızdan,
saçlarımı tarayarak açardım her telefonu,
karşıma senin çıkma ihtimalin vardı.
serbest vezindeydi kahkahalarımız,
ve heybemizde sevgi kırıntıları,
Selimiye'de güvercinlere atılmayı bekleyen.

/Zifir saçlarını savur içimde, Küller havalansın yürek tutuşsun,
Bölsün soluğumu paslı bir bıçak, Hayalim içimde düşün yorulsun/

ll.
Krizantem çiçeği katmerliğindeki
acılara neşter vuran bir anın kesitleri
nefes ritminde uygun adımlara
ve tirajı yüksek hüzünlere eşlik edip
yakası açılmadık bir kasavete göz kırpıyordu.
sahibinden az kullanılmış sevda
çift şerit paralel yolda ilerliyordu ki
bu yüzden yollarımız hiç kesişmiyordu.
hafta sonuna sere serpe uzanmış,
transparan elbiseli yarı çıplak bir pazar,
ertesine gebe kalıyor, sömestre aşeriyordu.
ruh anaforunda, dalda titreyen yaprak
yere düşmeye deviniyordu ki
İngilizce karşılığı motion'du.

/Zaman geçer kabuk bağlar, Sızı diner yara sağalır,
Sesin gelir gecelerin içinden, Ah hayalin yıllarımın içinde,
Hasret gelir kapılara dayanır, Kar yağıyor sokaklarda üşürsün/

III.
Bu şehrin omuzlarından
ay doğuyordu her gece,
uzak yollarda tozlu bir türküydün
ve gittikçe' Lavinia' oluyordun gözümde
ama ben 'Asaf' değildim...

Bir gazete kağıdına saklayarak içtiğim,
günah kadar gizli saklı,
bir yara kadar ulu ortaydın sol yanımda...

Gittikçe zincirleme sevda tamlamasına
dönüyordu içimdeki tarifsiz aşk sancısı
hasret diye bir duygu vardı,
her gece küllüklerden taşıyordu
ve bir tutam hüzün senin referansınla
hayatıma dahil oluyordu...

Yudumlarken kahve gözlerinden
kırk yıllık bir hatır bırakıyordu sevda,
sadece bakıp çıkacaktım oysa ben,
kirpiklerinden...

Kahırlar vergiden düşülmesine rağmen
malzemesinden çalınmıştı herhalde hayallerin
ki onun için ben, hep altında kalıyordum.
ve koordinatları belirsiz,
sevda dip/lomasisinde ölen bir adam tanıdım,
yaşayan bir kadına şiirler yazıyordu...

ve şiir artık d'li geçmiş zamanlara
iltica talebinde bulunuyordu...

/Şimdi Tanrıdan bir dilek dilemek
ve dinlemek Yavuz Bingöl'den/

- Mümkünse sesini açar mısınız?

Latif Akagündüz
MATEMATİĞİN ACİZLİĞİ

x'in yerine
koyuyorum kendimi,
y bilinmeyeni yetim kalıyor
diğer yanımda.
kendimle sayı/ları çarp/a çarp/a,
üçgen vücudun kare/kök/ünden
adam çıkart/amıyorum.
****************************************
Otuz beş yıllık bu hayattan kaç kat elbise dik/ilir acı/lara,
hangi havuz alır bunca küme/lenmiş hüznü,
bilmem kaç tane keder musluğunun akmasıyla.
ve kaç tane bulut/tan jant/ına gözyaşı bulaşmış otobüs götürür,
bir kentten başka kente efektif olarak huzuru.
dikdörtgen bir ayakkabı kutusunun
hangi daire/de ve içinde kaç paralık dövizle
bulunma olasılık/ı %'de kaçtır mesela.

Yaşamın keşmekeşinden topla/yıp sevinçleri,
böl/ünce acılara kalan tam olarak sensin aslında.
*****************************************
Hayatta bütün yanlışlarımın
doğru/luk pay/larını götürürsün bir gülüşünle,
feleğin çember/inden geçip
ortak payda/ da buluşma ihtimaline karşı
aradaki yaş farkı kapatılmıyor daksille.
sinüs boşluğuna asılı kalmış,
oran/tı/sız zekanın yanında,
pöti/kare/li vicdan, asal/etten sayı/lır.

piramit/lere hüzün yağma olasılık/ıysa sıfır.
*******************************************
Çap/sız, etkisiz eleman niteliğinden kurtulmaya çalışan sunum,
fonksiyon/el promter önerme/lerine dudak bü/küp
eksen kayması yaşamak istemiyordu masada.

///ve medyan/ın da dediğine göre; teğet geçiyor tatlı krizi, bizi biraz///
*******************************************
Beynin tüm kıvrımlarında,
hız problem/i yaşamadan giderken aritmetik/in,
kusura kalma ama;
hangi açı/dan bakarsan bak,
bu acizliğidir 'usta' matematik/in...

Latif Akagündüz
MEKTUP
Sen yine yaz bana
bir satırda olsa
bir cümlede kalsa
yaz yine aynı mektuptan
yıllar önce olduğu gibi
yine her sayfasına
saçlarından bir tel koy
sonra kokunu sür
her satırına
okudukça daha bir
aşık olayım sana
ha unutmadan
ıslak dudaklarınla
zarfı kapatmayı da
unutma..

Hadi al götür yine beni
geçmiş o güzel yıllara
yine Kızılay da
yürüyelim el ele
yağmur yağsın
sonra sen yine
sımsıkı sarıl bana
sonra akşam olunca
alelacele öpüşlerinden
bir buse bırakırsın
yine dudaklarımda
merak etme yetişiriz
otobüsün son
kalkış saatine

Hem anlat bana
sahi nasıl bir şey
sevmek sevilmek
senden sonra
ben hiç tatmadım
o duyguyu
sahi gerçekten
mutlu musun
evlenmişsin
bir kızın olmuş
anlat işte
nasıl geçti
seneler sende
ne kadarı kaldı
bu ayrılığın bende
ne kadarı unutuldu ikimizde

Geçenlerde gördüm
hala aynıydın fotoğraflarında
aynı duruyordu gülüşlerin
yine o aynı dumanlı bakışların
belli ki mutluydun
yada acılarından saklayabildiğin
kadar gülebilmiştin o resimde
ama sanmıyorum
zaten mutsuz olsan
inan hissederdim
bende bunu..

Boşver işte
hadi Tunalıyı anlat bana
Kuğulu park ta
simit attığımız
kuğuların sevincinden
tut getir bana
ben şarkı söylerdim
sen ağlardın omzumda
hatırla..

Sonra bir haziran
getir bana
saat yine sabahın
altısı olsun
terminale yetişelim
yine alelacale
ben seni uğurlarken
senin içinde okulu
bitirmenin mutluluğu
benim içinde senden ayrı
kalacak olmanın
hüznü olsun..

Sonra sen yine
son bir kez daha
el salla bana
ama bu sefer aramıza
ayrılığı koyma
sakın bu sefer
gidip de dönmemezlik
yapma
işte yıllar önce yaptığın
gibi sakın yine
söz verip de
sözünde durmamazlık
yapma..

Hadi son bir mektup
daha yaz bana
yıllar sonrada olsa
hadi yaz işte
bir satırda olsa
bir cümlede kalsa
adresim aynı
yalnızlığım aynı
özlemlerin aynı
sensizlik aynı..

Hadi son bir mektup
daha yaz bana
hem öyle uzun uzun
yazmasan da olur
sen kısaca özledim yaz
ben uzun uzun
okurum nasıl olsa..

Ozan Ağrı
BÖYLE SEVDİM İŞTE...

Ben seni kocaman bir yürekle sevdim. Gözlerim değil, yüreğimdi seni gören.
Sen damarlarımdaki kana karışıp, geldin oturdun yüreğime. Bir başka yerde
olamazdın zaten. Sen, benim en değerli yerimde, yüreğimde olmalıydın,
orada kalmalıydın. Çok aşka ev sahipliği yapan bu yürek, ilk kez bu kadar
kolay kabullendi seni. Herhangi bir konuk değildin artık. Bu yüzden ne
ağırlama faslı vardı, ne de uğurlama. O yüreğin gerçek sahibiydin.

Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya... Ben dört mevsim baharı yaşadım
seninle. Çiçek çiçek açtın yüreğimde. Gökkuşağı zayıf kaldı, senin
renklerin karşısında. Taze bir yaprak gibi yeşildin. Açelya idin
pembeliğinle. Üzerine çiğ taneleri düşmüş sarı güldün. Kırmızıydın bir
ateş gibi. Ve maviydin... En çok bu renkle anmayı sevdim seni. Denize
tutkundum, denizi sensiz, seni de denizsiz düşünemedim.

Seni severken dünyayı da sevdim ben, insanları da... Kendime bile dar
gelirken, içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiydim artık. En kızgın,
en tahammülsüz olduğum anlarda bile, seni düşünmek yetti bana. İçimdeki
sevinç yüzüme yansıdı, güldüm. Beni öylesine güldüren senin sevgindi ve
ben kaygısız, içten gülüşün ne demek olduğunu, nasıl güzel bir şey
olduğunu anladım seninle...

Her şeye rağmen sevdim seni. Güçlüydüm ve aşamayacağım hiçbir zorluk
yoktu. Koca bir kente, koca bir ülkeye kafa tutabilirdim. Sen elimden
tuttuğunda, patlamaya hazır bir volkan gibi hissederdim kendimi. Menzil
sendin ve ben o menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok edebilirdim.
Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritirdim, kül ederdim. Sana
ulaştığımdaysa sakin bir göle dönüşürdüm. Ve o göle bir tek sen
girebilirdin.

Sevdim ve hayrandım da... Her halin çekti beni. Duruşunu, uyumanı,
gülmeni, kızmanı, şaşkınlığını, saflığını, kurnazlığını, çocukluğunu,
olgunluğunu sevdim. Sesini de sevdim suskunluğunu da.
Küçük oyunlarını, kaprislerini, sitemlerini, korkularını sevdim. Seni ve o
doyumsuz sevdanı, uçarı sevdanı anlatacak kelime bulamadım çoğu zaman.
Sığmadın cümlelere ve hiçbir cümle seni
yeterince tarif edecek kadar derin olmadı.

Seni severken yorulmadım. Çünkü sen yaşam kaynağıydın. Her gün yenilendim.
Seninle çoğaldım, büyüdüm. Eksik kalan neyim varsa tamamladın.
Ölmeyecektim çünkü sen ölmezliğin ta kendisiydin.

Sevdim işte ötesi yok...
___________@@@_____@@___@@@@@_____
__________@@@@______@@_@____@@_____
_________@@@@_______@@______@_@_____
_________@@@@_______@_______@_____
_________@@@@@_____@_______@_____
__________@@@@@____@______@_____
___________@@@@@@@______@_____
__@@@_________@@@@@_@_____
@@@@@@@________@@_____
_@@@@@@@_______@_____
__@@@@@@_______@@_____
___@@_____@_____@_____
____@______@____@_____@_@@_____
_______@@@@_@__@@_@_@@@@@_____
_____@@@@@@_@_@@__@@@@@@@_____
____@@@@@@@__@@______@@@@@_____
____@@@@@_____@_________@@@_____
____@@_________@__________@_____
_____@_________@_____
_______________@_____
____________@_@_____
_____________@@_@_____
______________@@_____
______________@_____ Ne Çıkar
Tut ki gecenin
Alacakaranlığında düşlemişim seni.
Tut ki, rüyalarımı bölmüşsün ne çıkar?
Ne çıkar gündüzlerin selamsız aşkına,
Geceleri kefen biçsen.
Bir anlık hırsla,
Her şeyi yıkıp geçsen, ne çıkar...

Tut ki bundan böyle unutmuşum seni.
Tut ki artık çalan parçalarda ismin geçmesin.
Tut ki yazılan şiirler, seni anmasın,
Varsın eller de unuttu desin.
Ben seviyorum ya seni,
Sen sevmesen, ne çıkar...
YÜREĞİNİZDEKİ SEVGİ GÜLLERİ HİÇ SOLMASIN...(sayfamda ki şiirler alıntıdır...kim yazdı bilmiyorum ama çok ama çok anlamlı dizeler olmuş.çok beğendiğim için tanıtım sayfamda paylaştım....) Can Dündar- Bir Dost

Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın..
'Nerden çıktın bu vakitte? ' dememeli, bir gece yarısı telaşla yataktan fırlandığında;
'Gözünün dilini' bilmeli, dinlemeli sormadan, söylemden anlamalı....
Arka bahçede varlığını sezdirmeden, mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi köklenmeli hayatında; sen, her daim onun orada durduğunu hissetmelisin..İhtiyaç duyduğunda gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli, kovuklarına saklanabilmesin...
Kucaklamalı seni güvenli kolları...
...Dalları bitkin başına omuz,yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı...
En mahrem sırlarını verebilmeli, en derin yaralarını açıp gösterebilmelisin; gölgesinde serinlemelisin sorgusuz sualsiz...
Onca dalkavuk arasında bir tek o sözünü eğip bükmeden söylemeli, yanlış anlaşılmayacağını bilmeli...
Alkışlandığında değil sadece asıl yuhlandığında yanında durup koluna girebilmeli...
Övmeli alem içinde, baş başayken sövmeli ve sen öyle güvenmelisin ki ona övdüğünde de sövdüğünde de bunu iyilikten olduğunu bilmelisin 'hak ettim' diyebilmelisin..
Teklifsiz kefili olmalı hatalarının; günahlarının yegane şahidi...
Seni senden iyi bilen, sana senden çok güvenen bir sırdaş...
Gözbebekleri bulutlandığında yaklaşan fırtınayı sez

ebilmelisin.. Ve sen ağladığında, onun gözünden gelmeli yaş.....                            

                                          Aşk:Ya hiç ulaşamadığın.....yada geç kaldığın
Sevgi:Babamı aldın bari o kalsın bana dediğim (o) ANNEM
Bağlılık:Eş
Dost:Bir Attila İlhan şiiri gibi PİAyı umut edip hiç bulamamak.
Düşman:On cahil dost yerine birtane akıllısından olsun :))
Mütevazı:Savunmam.Alkışlanmayı hak ediyorsan,sende alkışlamalısın kendini
Arkadaş:Çoğu menfaat
Şiir: Yaşam biçimim.
Defter:Yaşadığım tüm duyguları paylaştığım saklı dünya.
Silgi:Kullanmam. Silinmeyi hak ediyorsa kaleme almam.
Nezaket:Tüh! ! okeyi yanlışlıkla bana attınız,durun size geri vereyim..)) (Böylesi aptallık! !)
Umut:Ulaşıldığında değişilmeye mahkum.....

                                  Ay gönül deniz aşkı yalıyar 5

994
AY GÖNÜL DENİZ AŞKI YALIYAR 5
İşim rast gitmez varlığını bilmezsem
Endamına endeksli

İşim rast gitmez gözlerinde yitmezsem okyanuslar dibi

İşim rast gitmez
Duymazsam sesini
Gözlerinden almış bir nehir gibi dengi asil rengini

Ay deniz gönül ömrüm uçsuz bucaksız
Vay

Vay ki ne vay
Vay ki deli kız

Senden mi vazgeçilir yoksa candan mı
Ey özgür ruh ve de asi

Bir serçe kanadında kırılgan kristal gözlerin bende hep tuzla buz

Ey dağların kızı bir peri masalı
Kimi bir martı kanadındasın ak pak denizime yakın
Kimi bir serçe minik mi minik
Kestane ve kızıl

Kimi de bir kartal karlı dağlarımda bir yalıyar

Ne el değsin sana ne de nazar
Lazımsın sen yazısın gönlüme
Bir nehir kıyısısın bin ömür ömrüme

Neden bu kadar uzaksın peki öyleyse

Senle başlar günüm
Günaydın iki gözüm güzel gözüm derim

Senle sürer saçların gibi deli ve aklımı başımdan alan

Senle bitmez ama bir türlü karanfil nefesin gibi

Ve akşamım başlar senli

Akşamım içine dolar

Güneşimi batırır dağlar ardından
Yağmurlarımı yağdırır bulutlarımdan

Ve geceme ay olur o gül yüzün yıldızlarımı çoğaltır
Vurur sabahlarıma kadar şafaksız

Güller açar derken yanakların gibi günüm
Gamzen her akşamım olur

Gecemse zaten nazenin nazik narin ellerin

İşim rast gitmez varlığını bilmezsem
Endamına endeksli

İşim rast gitmez gözlerinde yitmezsem bir okyanuslar dibi

İşim rast gitmez duymazsam sesini
Gözlerinden almış bir nehir gibi akan çağlayan rengini

Dilimde hep şarkılar sen

Hayallerim
Düşlerim
Şiirlerim hep senli

Ay gönül denizkızı ömrüm uçsuz bucaksız
Vay
Vay ki ne vay

Vay gâvurun kızı

Senden mi vazgeçilir yoksa candan mı
Ey özgür ruh ve de asi

Bir serçe kanadında kimi kırılgan kristal gözlerin tuzla buz

Ey dağların kızı kimi bir peri masalı

Kimi bir martı ak pak denizlerime yakın
Kimi bir serçe minik mi minik
Kestane ve de kızıl

Kimi de bir kartal yüce mi yüce karlı dağlarımda bir bahar

Ne el değsin sana ne de nazar
Bana lazımsın sen yazımsın sazımsın kışım avazımsın gönlüme

Bir nehir kıyısısın ki ömürsün ömrüme

Neden bu uzaklık öyleyse

İşim rast gitmez seni gördüğüm günden beri ne var ki sensizlikte

Ruh ikizim

Delikanlı bir deli kız

Bir dişi kartal

Bir kara kartala eş yüreğin hep zirvelerde bembeyaz

Aşkınsa yalıyar.
embed src = 'http://www.antoloji.com/siir/media/53/www_antoloji_com_885953_494.MP3' autostart = true loop = true hidden = true width='1' height='1'

Özay Sağlam                                                                                                                                   Okumaktan keyif aldığım bir ÖZAY SAĞLAM şiiri ol
Kime Ne

Boş ver aşkı sevdayı, bırak diyorlar bana
Seni gönül ilacı sanıyorsam kime ne
Umuda giden yollar ırak diyorlar bana
Dermansız yara gibi kanıyorsam kime ne

İçimde kurulusun seninle uyanırım
Ne zaman ansam seni hasrete boyanırım
Bu aşkın ateşine ancak ben dayanırım
Bir yangın yeri gibi yanıyorsam kime ne

Gözyaşıma acıma dört duvar sırdaş oldu
Şanssızlık kapı kapı gezip de beni buldu
Karşılıksız bu aşkın artık miadı doldu
Kusurunu hoş görüp sınıyorsam kime ne

Sanma ki tutkularım çocuksu bir masaldı
Sitemkâr bakışların ruhumu esir aldı
Şu kısacık ömürden söyle kaç günüm kaldı
Bir kez daha sevmeyi deniyorsam kime ne

Sana candan verecek ne bal kaldı ne petek
Hatıralar zihnimde açacak çiçek çiçek
Vefasızlık bir akşam bu kalbi tekletecek
Dilimde dua gibi anıyorsam kime ne

Fikret Kuşçuoğlu

duğu için sayfamda paylaştım alıntıdır...                                        

Tamamını Oku

  • Ey Mustafa’m…
    Ey Can...
    Ey Canım Sevgilim...
    Ey En Sevgilim...

    Bugün takvimler der ki;
    Gül’ün sevdası geliyor!
    Gül kokusunu sevdiren geliyor!
    Gel, ey sevdası güzel!
    Gel!
    Aşkıma aşk ol da gel!
    Gel Efendim!
    Gel!

    Sen ki, güllerin efendisi Ahmed’sin!
    Sen ki, sevgililer sevgilisi ...

  • HARİKANIN DA ÖTESİNDE. MESELE GÜZEL ŞİİR YAZMAK DEĞİL, GÜZEL AŞK YAŞAYIP BUNU EN GÜZEL ANLATMAKTIR DEMİŞSİNİZ. YÜREĞİNİZE SAĞLIK

  • çok güzel bir şiir ben seni sevdim mi sevdim

  • Geç Ergen

    Mustafa Bay

    11.12.2017 - 08:44

    Anı yaşamalı insan yarına bırakmadan.
    An ları yaşayabilmeniz dileğiyle. sağlıklı bir yaşam diliyorum.Emeğinize,yüreğinize sağlık.
    Kaleminizin duyguları bulup çıkarması onlarla buluşması mükemmel çok seviyorum kaleminizi.Her daim yazabilmeniz temennisi ile.

  • Geç Ergen

    Mustafa Bay

    11.12.2017 - 08:44

    Anı yaşamalı insan yarına bırakmadan.
    An ları yaşayabilmeniz dileğiyle. sağlıklı bir yaşam diliyorum.Emeğinize,yüreğinize sağlık.
    Kaleminizin duyguları bulup çıkarması onlarla buluşması mükemmel çok seviyorum kaleminizi.Her daim yazabilmeniz temennisi ile.

  • Eder

    Hasan Korkut

    08.12.2017 - 13:04

    Her dörtlüğe bir görev verilmiş ustalıkla kalem dile gelmiş tebrikler yüreğinize.kaleminize.