Eğer sevmek istersen bir kadını " duruşunu seveceksin en önce , hayata kafa tutuşunu seveceksin ,, gülüşlerini seveceksin mesela!! Farklı oluşunu ! Kim demiş kadının az konuşanı az yiyeni az gezeni ma ...

Eğer sevmek istersen bir kadını " duruşunu seveceksin en önce , hayata kafa tutuşunu seveceksin ,, gülüşlerini seveceksin mesela!! Farklı oluşunu ! Kim demiş kadının az konuşanı az yiyeni az gezeni makuldür diye ? Kadın her zaman yöneticidir ve herşeyden önce bir annedir , her kadın yada anne adayı aynı senin annen gibi o gözle bakacaksın saygı duyarak . Gerçekten senin olmayan bir kadına dokunmayacaksın kırmıyacaksın incitmeyeceksin " onurunu düşünceksin bir kadının kalbini ve duygularını bir seks objesi olarak bakmayacaksın bir kadına ,, önce bir insan olarak kişiliğini tanıyacaksın evvela.. Senide büyütenin bir kadının olduğunu unutmayacaksın hiç bir zaman . Bir kadına baktığında eğer ilk olarak onun herşeyle mücadele ettiğini ve insanlık için önemini ve özverisini göre biliyorsan eğer işte o Zaman bir kadının sahibi olmayı hakkedeceksin ...
*****************************************************************************************
Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.
Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın.
"Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta.
Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu.
Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için?
Hayatı ıskalama lüksün yok senin.
Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.
Her zamanki gibi yaşayacaksın sen.
"Acılara tutunarak" yaşamayı Öğreneli çok oldu.
Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil.
Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki..
Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.
Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu?
Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.
Yine içeceksin rakını balığın yanında.
Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası...
Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asolan yürektir.
Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma;
yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte.
Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu.
Elbet bitecek güneşe hasret günler.
Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini..............................



Hata senin değil ki, sen nereden bileceksin ki insanların sana ne niyetle geldiğini, ve ne şekilde gideceğini. Unutma ki; bazı karakterler gösterdiğin ilgi ve sevgi karşısında eriyip gider, ve gönlünden aşk çekildikçe, gözün gerçeklere açıldıkça, işte o zaman anlarsın neye bulaştığını, ve neyle uğraştığını. Ve işte bu yüzdendir insanlar hep aynı duayı okur her el açışlarında;
“Allah’ım beni özü ve sözü bir, doğru insanlarla karşılaştır.”......................

Artık öğrendim ki; kimi sevdiğin önemliymiş. Uzun yolu göze alamayana kelebek olunmazmış. Nefesi yetmeyenle dipte hazine aranmazmış. Aşkın ibadetini bilmeyene bayram bağışlanmazmış.....
Hayatım boyunca,kendi çıkarlarım menfaatlerim uğruna,insan satmadım..Hiç bir zaman benci olmadım..Bana taş atana ben el verdim..Kırdılar üzdüler,canımı yaktılar ama,yinede onlara gülümsedim,hep affettim..İçtiğim bir bardak suyun,yediğim bir lokma ekmeğin,aldığım bir gram sevginin,hakkını sonuna kadar verdim asla nankör olmadım olanada tahammül etmedim..Ne kimseye başımı eğdim nede haksızlık ettim..Sadece çok fazla değer verdim,kendimden çok ödün verdim,kendimi değersiz kıldım..Hatır gönül bildim kimseye saygısızlık etmedim bana inanan güvenen herkesi asla yarı yolda bırakmadım sarsmadım..İnsanların hep yalanlarını gördüm sustum,salağa yattım görmezden geldim,korktuğum için mi? asla,sadece yüzlerine vurup rencide etmek istemedim..Hayatım boyunca,hiç mi? hata yapmadım,tabiki yaptım belki herinsan kadar,hatalar insanlara mahsustur insan beşer şaşar hataya düşebilir.ama,hiç bir zaman yüzümü kızartacak başımı yere eğecek hata yapmadım asla...Herkesi kendim yüreğim gibi bildim hep inandım kandım,iyi olabileceklerini düşündüm ama,yanıldım..Şimdi tüm bunları yaptığım için kaybettim mi? hayır aksine kazandım insanlığımı...Ben hiç insan kaybetmedim,kaybeden beni kaybetti,bir çoğu farkına varıp döndü,yada bir çoğu sonradan farkına varacak...ama asla bir ben olmayacağım..Bir daha asla kimsenin canımı yakmasına izin vermeyeceğim,beni kırmak için bile bulamayacaklar.........................................................................................................
Aşk yürekli olanla yaşanmalı...

A.Y................


İnsanın kendisiyle baş başa kalıp yaptıklarını sorguladığı zamanlar vardır hani…Hayatını, yaşadıklarını, yaşamak istediklerini sorguladığı…Hayatının gidişatına bir dur dediği, kendi iç sesini dinlediği …Ne yapmak istediğini düşünür o ANlarda insan. Nereye gitmek istediğini, hayatının bundan sonrasına nasıl şekil vermek istediğini, kimleri hayatından çıkarıp kimlerle yoluna devam etmek istediğini, yaşadığı yerin önemini, başka yerlere duyduğu özlemi, nerede yaşarsa kendi dünyasının orada güzelleşeceğini ve daha neler neler…Kendini keşfetmenin tadına varacağı, belki yıllardır içinde sakladığı hayallerini gerçeğe dönüştüreceği, belki de yepyeni hayaller kuracağı bir hayat. Belki yalnız, belki değil.Düşünür ve bilir ki bir karar aşamasındadır. Kendisi için neyin iyi ve doğru olduğunu tam olarak kestiremese de mutlaka bir karar vermelidir, bunu hisseder en çok da. Pekiyi sonuna hazır mıdır? İşte bunu bilemez, mutluluk varsa ne ala, ama ya üzüntü ve keder olacaksa verdiği kararda? O zamanlara da hazır mıdır? Kendini yeterince güçlü hissedemez böyle çelişkiler düğümüne dolandığında. Ama bir karar vermelidir bunu bilir, sonu hüsran olsa da…

Terazinin bir kefesine yaşanmışlıklarını koyar ve anılarıyla süsler onları. Diğer kefesine ise gelecekle ilgili düşlerini; umutlarını konfeti gibi üstlerine dökerken… Sonra geçer karşıya. Sanki kendi kimliğinden çıkmış gibi bakar kendisine, dışardan bir yabancı edasıyla. Bakar ve ‘işte der benim vereceğim karar bu.’

Kolay mı bu kararı vermek? Değil elbette . Ne çok sancılar çekersiniz geceler boyu, ne çok gözyaşınız eşlik eder gecenin koyu karanlığında size; sayamazsınız bile. Ama vereceğiniz karardan da öte, o kararın arkasında durabilmek, ona sahip çıkabilmek daha önemlidir bir yerde. Bunu bilirsiniz ya, işte verilecek kararın ağırlığı o noktada başlar zaten.

Aslında o ağırlığı biraz olsun hafifletmenin yolları da var mutlaka. Bunlardan bir tanesi de kendimize güzel sorular sormayı alışkanlık haline getirmek. Çünkü güzel sorular güzel cevapları getirir. Aksine kendimizi kötü ve güçsüz hissettirecek sorularla ne hedeflerimize ne de hayallerimize kolay kolay ulaşamayız. Çünkü olumsuzluk içeren sorular ya bizi olduğumuz yerde oyalar ya da net olmamıza mani olur.

Artık hepimiz biliyoruz ki; düşüncelerimizin farkında olmak, aynı zamanda kendi iç sesimizin farkında olmak demek. Buradan hareketle sorduğumuz soruların farkında olmak, yapacağımız her ne ise ona bir adım önde başlamak demek. Pozitif enerjimizi kaybetmeden, gücümüzü koruyarak hareket etmek demek. Bizi daha ileriye taşıyacak basamakları korumak, hatta sağlamlaştırmak demek.

Yaşadığımız problemlerle mücadeleden zaferle çıkabilmek için arada sırada nefes alma ihtiyacı hisseder insan. Her yeni günse yepyeni kararlar verebilmek ve problemlerle daha sıkı mücadele edecek gücü toplamak için en güzel şanstır. Bu nedenle elimizde, sırtımızda, omzumuzda ne kadar yükümüz varsa her gece bırakıp kendimizi dinginliğe bırakmamız önemli. Böylece ertesi sabahı dinç, azimli, güçlü karşılar, hatta yeni fikirlerle sorunlarımızın birkaç tanesini çözebiliriz bile.

Hayatımızda değişiklik yapmak istediğimizde, yeniliklerin yaşantımızı ışıklandırmasına izin verdiğimizde, bunu unutmayalım diyorum ben. İnanın sadece sorduğumuz sorularla bile kendimizi iyi hissetmemiz mümkün. Önemli olan her yeni günü pozitif enerjimizle kucaklamak ve yaşanan olaylar karşısında bu enerjiyi kaybetmeden ANları ve güzellikleri yakalamak olsun…

Sevgiyle kalın.
AŞK MI ???

Belli ki çok beklemişiz birbirimizi Belli ki acıların süzgeçinden geçip öyle damlatmışız sevda damlalarını
birbirimizin üzerine Şimdi bundandır tedirginliğimiz Ama bilirsin, aşk sevmez tedirginliği
Ya tam açacaksın yüreğini, ya hiç yeltenmeyeceksin Grisi yoktur aşkın, ya siyahı, ya beyazı seçeceksin
Bambaşka diyarların... sakini, başka başka yolların yolcusuyken nedir bizi karşılaştıran şey?
Nedir bir anda hayatımızı değiştiren şey? Aşk elbette
Aşkı bulmak zordur yar Öyleyse kıymetini bileceğiz aşkın Bir kez buldun mu yapışacaksın yakasına
Ellerini bir saniye bile ayırmayacaksın aşkın üstünden Bir çiçek gibi sulayacaksın Büyüteceksin
Öyle uzaktan bakmayla yaşanmaz aşk Ruhunu adayacaksın Beni düşündüğünde bedenin titreyecek,
ellerin titreyecek, yutkunamayacaksın Ayrılık fikri deli edecek seni Yokluğum aklına geldiğinde
bir taş gelip yüreğine oturacak, ağırlığının altında ezileceksin Yerinden kalkamaz hale geleceksin
Düşünemeyecek, konuşamayacak hatta ağlayamayacaksın
"Seni Seviyorum" dediğinde bunu sadece dilinle değil, yüreğinle, gözlerinle de söyleyeceksin
Ben, beni sevdiğini senin söylemenle değil gözlerine baktığım zaman anlayacağım Ancak o zaman inanacağım
Birlikteyken unutacaksın dünyayı Sadece bana ait olacaksın, ben de sana Birbirimizden başka hiçbir şeyin
önemi olmayacak Sana dokunduğumda kanın hızlı hızlı akacak Yüreğin deli gibi çarpacak
Nefes nefese kalacaksın Ve sanma ki senden farklı olacağım ben de Bin kilometre ötede olsan "gel" dediğinde,
koşacağım sana, merak etme
Bir tek gün bile bırakmayacağım elini Yanımda olmasan aklımda olacaksın,
baktığım her yerde seni göreceğim Ben aşktan bunu anlıyorum işte Sıradan olamadım hiç
Birkaç sevgi sözcüğüyle geçiştirilecek aşklar bana göre değil Yaşayacaksam, doya doya yaşamalıyım aşkı
Her hücreme girmelisin Aşk kaçağı değil, aşk mahkumu olmalısın Şimdi bırakalım tedirginliği bir kenara
Kenetlensin ellerimiz ve aşk bizi alsın kollarına....





BİR FOTOĞRAFA
Karşımdasın işte...
Bana bakmasan da oradasın, görüyorum seni.
Ah benim sevdasında bencil,
yüreğinde sağlam sevdiğim.
Kalbime gömdüm sözlerimi,
ceset torbası oldu yüreğim.
Tıkandığım o an,
Elimi nereye koyacağımı şaşırdığım o an işte,
Aklımdan o kadar çok şey geçti ki takip edemedim.
Ellerim boşlukta, ben darda kaldım.
Ellerim buz gibi, ben harda kaldım.
Bir senfoni vardı kulağımda çalınan,
bitti artık hepsi...
Köşeme çekildim, hani hep kaldığım köşeme.
Bakış açım belli oldu yine.
Geride kalan, ardından bakar gidenlerin.
Bir meltem olacak rüzgarım dahi kalmadı benim.
Dağlara çarptım her esişimde.
Yollara küfrettim her gidişinde.
Demiştim sana hatırlarsan:
'Önemli olan 'zamana bırakmak' değil,
'zamanla bırakmamak'tır..'
Şimdi bana, geçen o zamanın
Unutulmaz sancısı kalır
Gittiğim eğer bensem,
söyle bana kimden gittim?
Sende yoktum zaten ben,
ben yine bende bittim...

Nâzım Hikmet......

Konu aşk ise; mesafeler kilometrelerle ölçülmez...
Aşkta mesafe; sadece yürekle ölçülür.
Yüreği büyük olan, sıcaklığını her yerden hisettirir...
Gerisinde ki bütün sözler, sadece bahanelerden ibarettir....
"Gerçekten seviyorsan eğer,
Mesafeler anlamını yitirir...
Ne bakabilirsin gözlerine ne de dokunabilirsin;
Ama hep hissedersin.....

Can Dündar
En yakınlarımızı kaybetmekten çok korkarken bir o kadar onları ihmal ediyoruz. En çok mutlu ve huzurlu olmayı dilerken sürekli onları elimizden alan seçimler yapıyor, hedeflerin peşinden koşuyoruz. Sürekli sevgiden, aşktan bahsediyor sevdiğimize sarılmakta cimri davranıyoruz. Bir gün ölümün geleceğini bilmemize rağmen şu anı harcıyoruz. Haydi şimdi sar, öp, kokla yanıbaşındaki sevdiğini... Şimdi yaz uzaktaki sevgiline en güzel mesajları... Yarın belki de yoktur.......

Bedenini değil, yüreğini çırılçıplak bırakıp sarılabilir misin ruhuma?....
Sen benim olsan ben senin olsam
bir gece vakti aklına gelsem
uykunu tutsam bırakmasam
seni kucaklasam kucaklasam
birbirimizin kalbini dinlesek
dünyanın kalbini dinlesek
büyük ateşler yaksalar
iki güvercin uçursalar
nerede olduğumuzu bilsek

Attila İLHAN

Çölde okyanusu yaşamaktır sevgi, ben seni ölene dek sevmeyeceğim, sevdikçe yaşayacağım...

Ayşe Yakut..............

Sevmeyi bilirmisin?.
Sarılmayı bilirmisin?.
Sahiplenmeyi,bilirmisin?.
Sahiplendiğinde sadık kalmayı?
Sen bilirmisin aşık olmayı?
Bölünebilirmisin ikilere, üçlere, gerekirse binlere?
Yapabilirmisin?
Gerçekten sevebilirmisin?
Sevmenin demesi olmaz.
Unutma;
Ya çok seversin , ya da hiç sevmezsin.....
Sevmeyeceksin

Sevmeyeceksin arkadaş
Yürekli olmayanı sevmeyeceksin
Aşkı gönül oyuncağı sananı
Sevmeyeceksin

Sen sevdikçe sevmekten korkup kaçanı
Sevmeyeceksin
Sevgini duygularını tatmin için kullananı
Sevmeyeceksin

Sevmek yürek işidir
Yüreğini cesurca açmayana
Gönül vermeyeceksin

Sevmek emek işidir
Aşkın değerini bilmeyene
Emek vermeyeceksin

Sen yüreğinde ki sevgiyi
Nadide bir çiçek gibi besleyerek
O çiçeği gönül gözüyle görebilen yüreğe
Saklayacaksın

Yoksa hiç sevmeyeceksin arkadaş
Sevmeyeceksin...

Ayşe Yakut.....
Hissettiklerim
Hisettiklerin
İki yüreğin tek yürekle
Yelken açması
Mutluluk denizine...

Ayşe Yakut..........
Günün birinde birisi, karşınıza geçip ‘Mesafeler aşkı öldürür’ derse buna şiddetle karşı çıkın. Çünkü aşk, dil, din, ırk ve kilometre tanımaz… Ayrı şehirlerde, hatta başka ülkelerde de olsanız bile, ‘ seviyorsanız’ bunun bir engel olmadığını anlarsınız. Bazen aynı anda telefonlara sarılırsınız, bazen de eş zamanlı mesajlar çekersiniz sevdiğinize. Bu özel anlara şaşırırsınız ama inanırsınız. Bunun tek açıklaması seviyorsunuzdur, seviyordur… Her zamankinden daha fazla hasret anlamı yüklenmiş şarkıları Dinlemeye başlarsınız, özlem dolu şiirler okumaya iter sevginiz sizi. Hiç umulmadık anlarda gözleriniz dolabilir, ağlamak istersiniz… Yaşamdaki her güzelliği uzaktaki sevgilinize adamaya b aşlarsınız. Artık yağan yağmur daha farklı hislere götürür sizi. Gördüğünüz gökkuşağının doğu ile batıyı renkleriyle bir birine bağlaması da uzaklardaki sevdanızı hatırlatır usul usul... Bazı zamanlar içinize bir ateş düşer… Sevdiğinizle özlem denizinde yüzerken, ona dokunmak, yüzüne doya doya bakmak istersiniz. İlk uçakla ya da ilk otobüsle karşısına çıkarsınız. Elinizdeki çiçekleri ona verdiğiniz an, onun gözündeki mutluluğu görüp aşkın en kutsal ödülünü alırsınız. Her görüşme yürekleri daha da büyütür ve kocaman harflerle ‘aşk’ı gönül defterinize yazarsınız. Ancak akrep ile yelkovanın yarışı devam eder ve saatlerin her zamankinden daha çabuk tükendiğine şahit olursunuz sevdiğinizin yanında. Dönüş yolculuğunda bir sonraki buluşmanın hayalleri sizi sararken yolların ve dağların sevginize şahit olmasından memnuniyet duyarsınız. İşte uzaklarda aşkı böyle benzer tekrarlarla yaşarsınız, ayrı şehirlerin inadına… Ve biri günün birinde karşınıza geçip size ‘Mesafeler aşkı öldürür’ derse buna şiddetle karşı çıkarsınız! Çünkü aşkın dil, din, ırk ve kilometre tanımadığını herkese en iyi siz anlatırsınız… ...
Yeni doğmuş bir bebeğin hayata hoş geldin öpücüğüdür sevgi.
Hayatı dolu dolu yaşamaktır sevgi.
Hayata Seni Seviyorum Demektir SEVGİ… Sunay BİRİNCİ

Sevgiyle yoğrulmamışsa yüreğin
Tekke de, manastırda eremezsin
Bir kez gerçekten sevdin mi dünyada
Cennetin, cehennemin üstündesin
Hayyam
Seviyorum seni,
Ekmeği tuza banıp yer gibi
Seviyorum seni,
‘’Yaşıyoruz çok şükür’’
Der gibi
Nazım Hikmet......

Sevgi

Kendi kanımızdan kan katmadığımız, sevgiyle donatmadığımız, uğrunda özverileri, ortak acıları üstlenmediğimiz, savaşımlara katlanmadığımız hiçbir ilişkinin, hiçbir dostluğun, hiçbir duygunun bize sadakat göstermediğini ve güvenilir nitelik taşımadığını her birimiz kendi günlük hayatımızda öteden beri yaşar, biliriz. Birine gönlünü kaptırmanın ne kadar kolay, gerçekten sevmenin ise ne kadar zor olduğunu bilmeyen ve yaşamayan yoktur. Bütün gerçek değerler gibi sevgi de satın alınamaz. Satın alınabilen hazlar vardır, satın alınabilen sevgiyse hayır.

Hermann Hesse...

Suçtur kadın olmak....çünkü herkesin sahip olmak istediği bir bedenin vardır. Korumak zorunda olduğun bir namusun ve sevmeye yasaklı törelerin.
Adam gibi adam derler de, kadın gibi kadın demezler mesela.. Taş gibi derler. Soğuk olmak zorundadır, hissetmemesi gerekir, iyi gözükmelidir ama öyle çok iddialı da olmaması gerekir. Erkeğin yanında yerini bilmelidir.
Kadın olmak suçtur bu hayatta. Seversin deli derler, sevmezsin kötü derler. Elde ederler basit olursun, elde edemediklerinde konuşmalara meze olursun. Susarsın bir şey bilmiyor derler, susmazsın dili uzun derler
Erkek olmak doğuştan bir güçtür, kadın olmak eksikliktir, güçsüzlüktür. Eksik etektir kadın Aklı ermez, gözü açılmamalı, sırtından sopa karnından sıpa eksik olmamalıdır. Kadın, şeytana açılan kapıdır çünkü. O kapıyı, kadına açtırtmamalı.
Oysa erkektir kadını eksik hale getiren, namusunu alıp etek altına iten, inançlarını yok eden. Erkektir bir melekten şeytan yaratmasını bilen.
Kadın olmak eteğini uzun tutmaktır, başkalarının günahlarının bedelini kendisinin ödemesidir. Kadın yüzeyseldir görünürde ve karmaşıktır erkekten istediği şeylerde Oysa kadın derindir ve derine dalmasını bilen vurgun yeme ihtimalini de göze alabilmelidir. Cesurdur kadın, erkek gibi tartıp biçmez. Seviyorsa bodoslama atlar, sevdiği için tüm engelleri aşar. Oysa erkek korkaktır. Ne kadının ilgisini kaybetmek ister ne de ona bir gelecek vaat eder Yedekte tutar. Daha iyisini bulamazsa, elinin altındaki ile idare eder.
Kadın karmaşık gibi gözükür ama istediği üç şey; sevgi, sadakat, dürüstlüktür...




Fesleğen;
Dokunulmadıkça kokusunu hissettirmeyen bir bitki türüdür.
Aynı fesleğen gibi, dokunulmadıkça varlığındaki cevherleri göstermeyen, sevgi dolu insanlar vardır.
Onlara dokunulduğu zaman ellerini uzatır,
Size bolca sevgi ve şefkat bağışlarlar.
Aslında herkes gibidirler,
Herkes gibi giyinirler,
Herkes gibi yaşarlar,
Herkes gibi çalışırlar,
Herkes gibi konuşurlar,
Ama onlara dokunulduğunda,
Bir midye gibi açılırlar
Ve o zaman içlerindeki inci ortaya çıkar.
Onlar mutlak Sevgiye, aşk'a ulaşmış kişilerdir.
Kendilerini ve diğer insanları ruh varlıkları ile bilir, tanırlar.
Böyle bir insanla karşılaştığında bil ki sırlar bahçesinin eşiğindesin.
Artık içeri girip girmemek senin tercihindedir...

Bir gün gelecek sevdiğim insan göçüp gidecek bu dünyadan. Koklamaya doyamadığımız bedenlerimiz önce yaşlılığa teslim olacak sonra toprağa. Belki hiç ummadığımız anda yitip gideceğiz. Her şey bir gün bitecek. Sarılarak uyuduğum köpeklerim de gidecek. Sevdiklerim de ben de gideceğiz. Mutlu günlerin üzerine gün gelecek kara bulutlar çökecek belki hastalıktan, belki başka bir felaketten. İşte bu yüzdendir bugün yanımdayken sevdiklerim, bugün yaşamımda şükrettiğim ne varsa tadını doya doya çıkartmaya çalışmam. Her anını hiç bitmeyecekmiş gibi yaşamak, sudan sebeplerle günü kirletmeden aslolana sahip çıkmak. Yarın belki de yoktur. Şu an yaşamında iyi ki var dediklerinin hakkını ver, her anını hissederek içine çek. Üç günlük dünya kirletilmeye yer olmayacak kadar kısa... Başkaları ne der diye düşünüp kendimden vazgeçmeyecek kadar kısa... Kalp kırmaya, yargılamaya, incitmeye değmeyecek kadar kısa......

Bugünün insani aşkta da köşe dönmeci. Emek harcamadan yaşamak istediği gibi, emek harcamadan aşk yaşamak istiyor. Sevmeden sevilmek, vermeden almak istiyor. Hiç değilse bir koyup üç almak istiyor. Bir koyup üç alamadı mı ilişki bitiyor. İlişkiler çıkar, menfaat üzerine kurulu. Elektriklenmeler kısa devre. Bir günlük elektriklenmeler, bir gecelik sevişmeler aşk sanılıyor.

Can Dündar...........
Kimisi için aşk bir elmadan bir ısırık almak gibi heves...
Kimisi için bir yara bandı... Kimisi için tutunacak bir dal... Kimisi için esaret...
Hiçbirisi aşkı anlatmaya yetmiyor.
Senin için dünyayı yıkacağını söyleyen insan, ilk virajda geri dönüyor.
Aşk, sensin. Aşk, her şey. Aşk, bir oyun değil. Aşk, sadece bir renk değil.
Kuralsız, hesapsız, düşünmeden...
Herkes filmlerdeki aşıklara hayran, şarkılardaki aşklara susamış ama gel gör ki bunu
yaşayacak cesareti yok.
Yüreğini cesaretle ortaya koymadan, maskelerini indirmeden yaşanabilecek bir aşk yok.........

Aşk nedir?
Baştan çoğu şeyi kabullenmek, herşeyi göze almaktır.
Aşk dediğimiz zaman hemen aklımıza mutluluk gelir, ama tam tersidir. Hiç bir zaman mutlu bir aşk olmamıştır. ILK zamanlar sanki mutluymuş gibi hisseder insan kendini fakat zaman geçtikçe aslın da daha da hüzünlendigini anlar insan.
Hayatımıza birisi girer hiç beklenmedik bir anda, ansızın. Hazırlıksız yakalanırız aşk'a. Evimize gelen davetsiz bir misafir gibi. Panik oluruz acaba ne ikram etsek diye. Ansızın kalbimize giren biri için de böyledir. Acaba sevgimi nasıl ikram edebilirim, bir misafir misali, sevgimize doyduktan sonra geldiği gibi yine çekip gider mi, soruları hep kafamıza yerleşir.
SONU olmayan hiç birşey yoktur. Zamanla herşey tükenerek yok olur.
Bir sürahi düşünelim, içini bir anda suyla doldurmaya kalkışırsak taşar ve etraf ıslanır. Bir insana karşıda sevgimizi bir anda hepsini vermeye çalışırsan zamanla sevgimiz o'na fazla gelir ve taşar. Sonrası hüzün ve göz yaşı ıslaklığı. Çok sevilen bir insan hiç bir zaman seven kişiyi mutlu edememistir. Çünkü bütün çabaları sevgi adına yalnızca biz gösterirsek, karşıda ki insana hiçbirşey bırakmayız.O'na sadece bizi üzmek düşer.
Insan niçin tam anlamıyla mutlu olamaz,çünkü bütün mutluluğumuzu karşımızdaki insana vermeye çalışırız ve bize birşey kalmaz.
Denge olayını iyi ayarlamak lazım. Kendimize gösterdiğimiz değer kadar,karşımızda ki insana değer vermeliyiz.Neymiş, ilk aşkım,çocukluk aşkım, ondan başkasıyla olmaz. Bal gibi de olur,zor olur ama zamanla olur.Yeter ki dünyamızın merkezi haline getirmeyelim O kişiyi.Bir insanda gördüğümüz olumsuz bir durumu başkasına da mâl etmemeliyiz.
Bizim yaptığımız en büyük hatalardan birisidir,O merkezli bir hayat. Bırak gitsin,ne hali varsa görsün diyemiyoruz.BUNU demeyi başarabilirsek eğer halimizin ne kadar değiştiğini ne kadar mutlu olduğumuzu anlayacagiz.
Çıkmaza girdiğimiz, hüzünlü olduğumuz anlarda gece karanlık odada hemen bir mum yakalım ve görelim.mum eriyip bitene kadar etrafına ışık verir. Ve mutlaka tükenir..............

Bir erkek vazgeçmek istiyorsa tek bir neden yeterlidir ama biz kadınlar
sevgimiz için mücadele ederiz,çünkü biz kadınlar elimizdekiyle
yetinmesini ve mutlu olmasını biliriz. Eğer sizin için mücadele edecek,sizi bir
kadının hak ettiği değerle süsleyecek, sizi hayatına dahil
edebilecek ve gözlerinizin içine bakıp SENİ SEVİYORUM diyebilecek bir erkeğiniz varsa dünyanın en şanslı kadınısınızdır demektir.
Frida Kahlo..........

Cenneti ve cehennemi illâ ki gelecekte arama. İkisi de şu an burada mevcut. Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi başarsak, cennetteyiz aslında. Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak; nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz........
Ben gidiyorum dediğinde 'gitme' diyen değil, 'ben de geliyorum, yalnız gidemezsin' diyebilmektir ''AŞK''......

Aşk, fiziksel - ruhsal ve düşünsel birlikteliktir.........
Sadakat ve güven sevginin temel taşları...
Taşlardan biri yıkılırsa diğerinin değeri kalmaz...

A.Y...

Ne hesabını veremeyeceğim bir günüm oldu ne de vicdanımı lekeleyen bir geçmişim...
Ne hissettiysem onu söyledim onu yaşadım.
Yaşadığım bir tek andan bile pişmanlık duymadım.
Karşıma bazen gerçek yüzler bazen sahteler çıktı...
yine de ben sadece hislerimle yaşadım.
Ve asla sevmediğim birine ''SENİ SEVİYORUM'' demedim... CAN YÜCEL.....

Duyguları doyuran değil, yürekleri birleştiren olmalı AŞK...Gerçek aşk sabır ve sadakat ister.
Erken sevgi sözcüklerinden korkacaksın, onun acelesi başka...

Her yürek sevebilseydi eğer, ayrılık olmazdı.
Her seven yürekli olsaydı zaten ''aşk '' bu kadar basit olmazdı! ...

Can Yücel.......
Aşk dediğin
ne kadının güzelliğinde
gizli, ne erkeğin
görüşünde...

Aşk dediğin kalplerde
gizli, dış görünüş
sevmeyenlere göre...

Can Yücel........

Aşk ne tuhaf şey... Dokunamıyorsun, koklayamıyorsun, öpemiyorsun,
çimlere yatamıyorsun özgürce, el ele tutuşup yürüyemiyorsun. Ama seviyorsun.
Aşıksın. Her şeyde onu buluyorsun. Şarkılarda, fotoğraflarda, şiirlerde, sokaktaki bir kitapçıda,
her şeyde onu buluyorsun. Ama o yok!
Aşk var....

Sunay Akın.

“Aşk devrimcidir.
Otorite, düzen, nizam tanımaz.
Coşkuyla çarpan iki kalbin yarattığı etkiye hiçbir direnç dayanmaz.
Sınırlar, harp içindir; aşk sınırdan anlamaz.
Yaş, sosyal statü, renk, ırk, cins, dil, mezhep, milliyet farkı, tutkuya mâni olamaz.
İki yürek buluştu mu onları dizginleyen çitler, bariyerler, örf ve âdetler, gelenek ve görenekler, ilkeler, nizamnameler, akrabalar ebeveynler tutuşur.
Seven iki yürek, ayrılmaya zorlandıkça birleşir.
Aşk, yalnızca içeriden yıkılabilen bir kaledir. Sadece âşıkların birbirini yemesiyle yok olur.”

Can Dündar
Bakışlarım dondu sanki, yüreğim donunca. Nasıl da manasız
bakıyorum etrafa. Görmesin istiyorum hiç kimse gözlerimi,
görmesin hiç kimse hüzün tanelerimi...
Susuyorum artık derin derin. Nasıl da konuşmak istiyorum oysa.
Saatlerce susmadan konuşmak istiyorum. Tüm biriktirdiklerimi
en başından başlayıp sonuna kadar anlatmak istiyorum.
Anlatmak yetmez biliyorum, anlaşılmak da istiyorum...
Bir el istiyorum başımda...
Saçlarıma dokunsun istiyorum, tüm bedenimden söküp alsın
yalnızlığımı tılsımıyla... Bir el istiyorum dokunsun saçlarıma
yumuşacık ve alsın tüm donuklukları usulca.
Bir göz istiyorum gözlerimde...
Anlamsız bakan gözlerimin içini görsün, hâlâ arkalarda kalmış
ışık huzmelerinin içine dalsın, çıkarsın tüm umutlarımı
eski sandığın içinden, açsın da ışığı ile umut olsun yollarıma,
yolum olsun yordamım olsun istiyorum...
Bir omuz istiyorum...
Başımı yaslayıp uzun uzun ağlayabileceğim. Yıllardır biriktirdiğim
hüzün tanelerini tek tek dökebileceğim bir omuz istiyorum.
Ona yaslanınca her şeyi unutmak istiyorum, sıcacık olmak...
İçimi huzur kaplasın istiyorum, hiç konuşmadan saatlerce
orada kalmak, hiç konuşmadan anlaşılabilmek istiyorum...
Biliyorum, ne de çok sey istiyorum...
Bunların sadece puslu bir hayal olduğunu da biliyorum.
Seni bende var edişimi, aslında sadece bende olduğunu,
aslında sadece bir hayal olduğunu çok iyi biliyorum.
Ama yine de seni çok özlüyorum,
yine de çok üşüyorum, ve yine de seni istiyorum...
Ben, hüzünlerime geri dönüyorum...

Alıntı

SEVGİ PAYLAŞMAKTIR

Sevgi paylaşmaktır
Yüreklerde yaşayan tüm duyguları
Hayatın içinde ne varsa herşeyi
Sen ben
Ben sen olmaktır bir yürekte
Bütünlenmektir
Emek ve özveriyle
Bir ömür sürecek
En yüce duygu olan sevgiyle

Ayşe Yakut


BÖYLE SEVEN SEVİLMEYE DEĞER

Sevgi yürek ister,sıcacık sevecen...
Sevgi cesaret ister,herşeye rağmen seven...
Sevgi özveri ister,özünden veren...
Sevgi emek ister,nakış gibi...
Sevgi sabır ister,ferhat'ın dağları delmesi gibi...
İşte böyle seven sevilmeye değer...
Ayşe Yakut
GERÇEK SEVGİ

Sevmek tam yürekten delicesine...
Sevmek tüm ömrünü verircesine...
Ayaklarını yerden kesercesine...
Ama gerçekten sevmek...
Bağımlı olmadan...bütünleşerek...

Ayşe Yakut
Hayat

Hayat bazen kırçiçekleri kadar sade
Bazen coşkun akan çağlayanlar gibisin.
Durgun bir deniz gibi sakin bazen
Bazen esen sert rüzgarlar kadar acımasızsın
Ama yinede hayat...VAZGEÇİLEMEZSİN...
Ayşe Yakut

KARDELEN

Dondurucu soğukların
Onu üşüteceğini bilerek
Ayaz gecelerin
Acımasızlığına direnerek
Kar suyundan alır cansuyunu
Umutla özlemle
Başkaldırır sevgiyle kardelen
Tıpkı yüreğim gibi
Ayşe Yakut


NEDEN

Neden sürmez sevgiler,bir ömür boyu
Tutkulu,coşkulu ve heyecan dolu
Neden biter mutluluklar birden
Tam yakaladım derken
Oysa yaşamın kaynağı değil mi bunlar
Sevgi,aşk,mutluluk
Yürekten,göülden,içten verilse
Tadına doyulmaz o zaman hayatın
Ayşe Yakut

SEVGİ EMEK İSTER

Coşkun çağlayanlar gibidir sevgi
Akar gider gönüllere
Ama kurak yüreklerde
beslenip yeşeremezse
Kurur biter,çöle döner

Yeşertmesini bilen yüreklerde
Emekle coşar,taşar,
Rengarenk çiçeklenir
Yediveren gülleri gibi
Açar sevgi
Ayşe Yakut


SEVGİ

Yürekleri ısıtan sevgidir
Sımsıcak duygularla
Gün ışığı gibi ruhları aydınlatan
Gönülden verilen paylaşımlarla
Coşkuyla akar yüreklere
Hayatı anlamlı kılan
Duygu dünyasını güzelleştiren
En yüce duygudur sevgi
Kalplerde yaşayan....

Ayşe Yakut

Yalnızlar
Yalnızlıklarını
Yalnızca
Yalnız oldukları zaman severler
Yürek sesini dinlemek için........

Ayşe Yakut

Yaşamın içinde güzel insanların güzel şeyler
etrafında buluşması,yaşamın diyalektiği gereğidir.
Aynılar aynı yere,ayrılar ayrı yere düşecektir.
Yaşamda sevgisizlik,bir ayak bağıdır.
Yaratmaya ve biriktirmeye çalıştığımız değerleri içten içe eritir.
İnsanlık değerlerine olan inanç,bizleri ortak noktalarda buluşturacaktır.
Bizlerin birlikteliği,yaşamın bütün alanlarında gönüllü birliktelik olmalıdır.
Kişisel hataları,aynı değerleri paylaşan bütüne zarar vereceği unutulmamalıdır

Kendini sorgulayan,attığı her adımın hesabını ilk önce kendine veren kişiler,
kendisi ile barışık kişilerdir.
Kendini aldatan biri,başkasını daha kolay aldatır.
Toplumsal ilişkilerimiz içerisinde monolog yürüterek,attığımız her adımın,
yaptığımız her işin hesabını ilk önce kendimize vermeliyiz.
Başkasının bize müdahalesine fırsat vermeden otokontrole başvurmalıyız.

Yaratacağımız senfonik uyum belki zor olacak,zaman alacak ama,
nota nota öreceğiz ve insanlık senfonisini mutlaka gerçekleştireceğiz.
Bu mücadeleyi verenler şimdiden kendilerini güzel bestelere hazırlayabilirler;
çünkü müzik eşliğinde yürümeyi mutlaka başaracağız...
Alıntı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiçbir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.

ATAOL BEHRAMOĞLU


YERYÜZÜ AŞKIN YÜZÜ OLUNCAYA DEK

Aşksız ve paramparçaydı yaşam
bir inancın yüceliğinde buldum seni
bir kavganın güzelliğinde sevdim.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
Aşk demişti yaşamın bütün ustaları
aşk ile sevmek bir güzelliği
ve dövüşebilmek o güzellik uğruna.
işte yüzünde badem çiçekleri
saçlarında gülen toprak ve ilkbahar.
sen misin seni sevdiğim o kavga,
sen o kavganın güzelliği misin yoksa...
Bir inancın yüceliğinde buldum seni
bir kavganın güzelliğinde sevdim.
bin kez budadılar körpe dallarımızı
bin kez kırdılar.
yine çiçekteyiz işte yine meyvedeyiz
bin kez korkuya boğdular zamanı
bin kez ölümlediler
yine doğumdayız işte, yine sevinçteyiz.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
Geçtiğimiz o ilk nehirlerden beri
suyun ayakları olmuştur ayaklarımız
ellerimiz, taşın ve toprağın elleri.
yağmura susamış sabahlarda çoğalırdık
törenlerle dikilirdik burçlarınıza.
türküler söylerdik hep aynı telden
aynı sesten, aynı yürekten
dağlara biz verirdik morluğunu,
henüz böyle yağmalanmamıştı gençliğimiz...
Ne gün batışı ölümlerin üzüncüne
ne tan atışı doğumların sevincine
ey bir elinde mezarcılar yaratan,
bir elinde ebeler koşturan doğa
bu seslenişimiz yalnızca sana
yaşamasına yaşıyoruz ya güzelliğini
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
Saraylar saltanatlar çöker
kan susar birgün
zulüm biter.
menekşelerde açılır üstümüzde
leylaklarda güler.
bugünlerden geriye,
bir yarına gidenler kalır
bir de yarınlar için direnenler...
Şiirler doğacak kıvamda yine
duygular yeniden yağacak kıvamda.
ve yürek,
imgelerin en ulaşılmaz doruğunda.
ey herşey bitti diyenler
korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler.
ne kırlarda direnen çiçekler
ne kentlerde devleşen öfkeler
henüz elveda demediler.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

Adnan YÜCEL

SEVGİYİ YAKALAMAKTA GEÇ Mİ KALDIK

Her sevginin başlangıcı, insan yaşamında güneşin doğduğu andır elbette.
Oysa, çaba harcamadan, birilerinin kendisini sevmesini bekleyenler
başarılı olamazlar hiçbir zaman... Ne sazı konuştururlar,
ne neyi üflerler, ne de şiire varır dilleri...

İnsanin bir ömür boyu peşinden koştuğu sevmek nedir peki?
Yüreğin bir başkası için çarpması mı?
Suyun yüzünde, yapraklarını ağır ağır açan bir nilüfer mi yoksa?
Göç mevsimi, yaralı eşini kanatlarıyla örterek
ölümü bekleyen yaban kazlarının vefası mı?
Ya da kayayı delen tomurcuğun direnci mi sevmek?
Kan ve gözyaşından oluşmuş bir dünyanın ortasında bile,
insanı insanla kucaklaştıran duygu mu?

Ya sevilmek?
Bir başkasının bakışlarından biricik olduğunu anlamak mı sevilmek?
Yürürken başı biraz daha dik, dudak kıvrımlarını uçarı,
adımları hafif kılan, sevilmek mi yoksa?
Sesin, sıcacık bir hoşgörüye bürünmesi, bütün canlılara yönelik
sevecenlik, artan coşku, sevilmekten mi hep?

Ya nedir sevmemek?
Küçük hesaplarla ölçüp biçmek midir karşıdakini?
Hoyrat bir rüzgârın, özenle dizilmiş saksıları devirmesi mi?
Dalganın saldırması mı, adı özlem olan bir kayığa?
Koparıp bir çiçeği yakaya takmak mı yoksa?
Kekliği kafese kapatmak mı, siyah örtüler altında ürkek doğasız bırakıp,
avlarda tuzak olarak kullanmak mı sevmemek?
Canlıyı soyuna nankör kılmak, sonra insanlık dersi vermek mi yoksa?
Bir yudum su uzatmaktan üşenmek mi sevmemek?
Gülümsemekten kaçınmak, okşamanın ince kıyılarına inmemek mi asla?

Sevilmemek nasıl bir duygu peki?
Yavru kedileri boğmak mı oyun diye?
Kalın topuklu çizmelerle ezmek mi başakları ya da çocukları?
Nedir hiç sevilmemek?
Bir çölün ortasında durmadan susamak mı?
Kapıları dinlemek mi binbir korkuyla? Para biriktirmek mi aç karnına?
Ökseler, pusatlar yapmak dalları ok gibi sivriltmek mi?
Yaz günleri ateşler yakmak mı kocaman bir şehrin ortasında?
Ölümü izlemek mi keyifle? Nedir sevilmemek?
Ne kadar yabancılaştırır insanı insana?
Havada uçuşan bir sözcük müdür sevgi?
Sezilir mi, tutulur mu, görülür mü? Nasıl bilinir varlığı?
Yalnızca yokluğunda mı anlaşılır tadı?

Önce kendini tanımakla başlar sevgi. Kendini onarmakla başlar...
İnsanın, insan olma bilincini, aklıyla, yüreğiyle duymasıyla başlar...
Doğanın ve yaşamın bir parçası olduğunu anlamasıyla...
Yaşam benim için var. Su benim temizliğim.
Ben suyu en uzak dallara taşımalıyım...
Sonra insan var... Doğanın en güzel ürünü...
Üç bin yılda ayağa kalkmayı öğrenen ve beni bugüne hazırlayan insan...
İlmek ilmek örülen kültürümün ilk halkası...
Bir insana duyulan sevgiyle başlayan yaşam...

Peki nedir sevgi?
Birlikte bir gülüşü uzatmak, acıyı paylaşıp azaltmak belki de.
Aynı duaya el kaldırmak. Dokunmak biraz.
Kanın, damarlardan akışını hızlandırarak duymak insanın sıcaklığını...
Aynı anda görebilmek bir şimsek çakımını...
Ocağı birlikte üflemek ısınmak için...
İnsan olmanın o eksikliğini güzelliğini sezebilmek karşılıklı.
Tamamlayabilmek birbirini...

Bir türlü önleyemediğimiz o ses: 'benim onurlanacağım kadar önemli
ama benden bir adım geri...' diyorsa eğer, o sesi susturabilmek...

Koltuklara, halılara, kristallere, markalara gösterdiğin özenin
çok fazlasını gösterebilmek bir insana... Duygularını, düşüncelerini
anlamaya çalışmak. Özlemlerini aramak birlikte...

Benim ol ama benden bağımsız bireyliğini de koru.
Olduğun gibi kal ama çoğalsın, zenginleşsin içinin erdemi...
Seni ilk sevdiğim gün gibi sürdür kişiliğini ama durmadan gelişelim
birlikte...
Birlikteliktir sevgi... Kimsenin kimseyi kullanmadığı...
Kimsenin kimseye hükmetmediği...
Kimsenin kimseyi mülkiyetine geçirmediği...

Önce beni bekle duraklarda, sonra bekleyeni olmayan bütün yolcuları...
Önce benim için bir şarkı söyle, sonra bütün sağırlar duysun sesini...
Beni sev!
Öyle sev ki, bütün insanlığı kucaklasın sevgin...
Ebru BAŞAR


Bir aksam üstü dalgın,
Bir özlem konuk olursa sofrana,
Çağır adımı üçkez,
Rüzgara fısılda,
Sesini duyarım yalnızlığımda,
Yeterki çağır beni,
Yokluğum sararsa içini...

Nazım Hikmet Ran

HAYATI YAŞAYIN

Yaşamı sanat gibi yaşayın, öylesine geçip gitmeyin hayattan.
İncelikle yazılmış bir şiir gibi yaşayın
Güzel boyanmış bir resim gibi renklendirin hayatınızı
Kendi hayatınızın ressamı olun
Fırçanızı başkalarının ellerine bırakmayın, zaman zaman paylaşın yalnızca
Ne çizmek isterseniz onu çizin resminize
Aldırmayın başkalarının ne dediğine
Korkmayın yadırganmaktan, yargılanmaktan, eleştirilmekten
Bunlar hep olacak, her kafadan bir ses çıkacak, aldırmayın
Unutmayın, nasıl ki insanlarda yürek sayısı kadar farklı sevgi varsa, kafa sayısı kadar farklı düşünce de vardır.
Anlayışlı ve soğukkanlı olup yolunuza devam edin.
Hoş bir melodi gibi yaşayın hayatınızı
Kendi besteniz olsun, doğaçlama
Küçük bir çocuk gibi yaşayın hayatınızı
Bir de onun gözlerinden görün
En sevdiğiniz oyuncağınız olsun yaşam
İçinizi çeke çeke ağlayın biri elinizden çekip aldığı zaman
Masumca masallar olsun hayatınızda acımasız gerçeklerden önce
Masalların güzel dünyasına, harikalar ülkesine olsun gözünüzü ilk açışınız
Bari çocukken yüreğinizi karartmayalım...
Oyun oynamak olsun tek derdiniz
Hayatı yaşayın
Bir tabak salata gibi mesela
Yalnızca domates yemeyin
Dediğim gibi, 'ömür boyu mutluluk' diye bir şey ancak masallarda olur.
Gerçek dünyada yoktur böyle birşey, boşuna aramayın, bulamazsınız
Siz yalnızca sevin
Önyargısız, suçlamadan, korkmadan, içinizden geldiği gibi, tüm kalbinizle sevin
Siz yalnızca sevin işte
Birçok insanın sevemediği gibi sevin
Önyargısız, suçlamadan, korkmadan, içinizden geldiği gibi, tüm kalbinizle sevin
Siz yalnızca sevin işte...

Alıntı

Doğarken uzun gibi sanılan hayatın
Aslında ne kadar kısa olduğunu
Hiç düşünmeden yaşamıyormuyuz,

İşte ondandır tüm yanılgılarımız...

Aşkta,dostlukta,kardeşlikte
Hep bu yüzdendir birbirimizle dalaşmamız...

Hepimiz sevgiyi arıyoruzdur aslında
Ve buluruzda
Ama elimizde tutmak için hiçbirşey yapmıyoruzdur.

Oysa sevmek bir çok şeyi göze almaktır
Belki de herşeyi...
Alıntı

YÜREKTEN CAN'LARLA YÜREKLİCE PAYLAŞIMLAR...

ANTOLOJİDEKİ ŞİİR SAYFAM: http://www.antoloji.com/siir/sair/sair.asp? sair=15000

FACEBOOK ADRESİM

https://www.facebook.com/ayse.yakut.3?ref=tn_tnmn

TWİTTER HESABIM
https://twitter.com/yakut_ayse
YOUTUBE ŞİİR YORUMLARIM

http://www.youtube.com/user/ayankaful/videos? shelf_id=1&view=0&sort=dd

Tamamını Oku

  • Grup arkadaşımız Bayan Ayşe Yakut

    < DOĞUM GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN >

    * Antoloji Yetkili Şairleri *

  • Saygın Grup Arkadaşımız Bayan Ayşe Yakut

    ** DOĞUM GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN...**

    * Antoloji Sitesi Yetkili Şairler Grubu *

  • Aşkı meleklerden öğrendik, ama bazıları sahte olup,
    arkadaşını yolda bırakıyor, yazık.

  • yaşam

    HAYAT

    Hayat bazen kırçiçekleri kadar sade
    Bazen coşkun akan çağlayanlar gibisin.
    Durgun bir deniz gibi sakin bazen
    Bazen esen sert rüzgarlar kadar acımasızsın
    Ama yinede hayat...VAZGEÇİLEMEZSİN...

  • hayat

    HAYAT

    Hayat bazen kırçiçekleri kadar sade
    Bazen coşkun akan çağlayanlar gibisin.
    Durgun bir deniz gibi sakin bazen
    Bazen esen sert rüzgarlar kadar acımasızsın
    Ama yinede hayat...VAZGEÇİLMEZSİN...